14 Nisan 2014 Pazartesi

Mucizeye 4 Kala



Liverpool 3 - 2 Man City

Gerçekten o yıl, bu yıl mı acaba? Liverpool'un 24 yıllık bekleyişi sona mı eriyor? Hem de ilk 4 için bile favori başlamadıkları bir sezonda?

Son yıllarda Arsenal'in düştüğü haller futboldan aldığım zevki azaltmış yemin ediyorum. Ligin diğer takımlarını tarafsız bir gözle izlemek hoşuma gitse de, City ve Chelsea gibi sonradan görme dandik kulüplerin başarılı olduğu sezonlardan yeterince zevk aldığımı söyleyemem. Arsene Wenger sağ olsun, Arsenal taraftarı lig yarışına ortak olmak ne demek çoktan unuttu. Neyse ki Wenger'in 10 senedir beceremediği şey olan, zengin kulüplere kafa tutma işini Brendan Rodgers daha ikinci sezonunda başardı da, bu sene çok heyecanlı bir lig izliyoruz.

Dünkü maç, son 5-6 yıldır izlediğim en iyi lig maçıydı desem yeridir. İki takımın form durumu, oynadıkları hücum futbolu ve ligdeki pozisyonları, Anfield'da Hillsborough faciasının 25. yıl dönümünün getirdiği duygusallıkla katlanan atmosfer ve Liverpool'un 24 senelik hasrete son verdirme ihtimalinin getirdiği ekstra heyecan, ortaya bambaşka bir maç çıkardı. Öyle ki, bir Arsenal taraftarı olan ben bile heyecandan yerimde oturamaz haldeydim, Liverpool taraftarlarının ömürlerinden birkaç sene eksilmiştir sanırım.

Dün sahaya çıkan on birlerde çok büyük bir süpriz yoktu. Rodgers, orta sahada elmas dizilişli bir 4-4-2 ve Pellegrini de beklenen 4-2-3-1'i ile sahaya çıktı. Liverpool'da, hafif sakatlığı olan Agger yerine Sakho stoperde başladı. Bu sezon kritik maçlarda görev alan Joe Allen, bu sefer kulübedeydi. City cephesinde de, sakalıktan dönen Aguero, kendine ancak kulübede yer bulabildi.

Bu sene bütün büyük maçlarda Rodgers'ın rakibi şaşırtmak için ufak değişiklikler yaptığını gördük. Dün de Coutinho'nun göbeğe yakın başlaması ve Sterling'in forvet arkası pozisyonuna geçmesi, bu amaçla yapılan bir hamleydi. Rodgers, City defansının göbeğini gözüne kestirmişti ve buradaki ana hedefi sanırım ağır bir oyuncu olan Demichelis idi. Bu taktik işe yaradı ama City savunmasında çöken isim 3 golde de hatalı olan Kompany oldu.

Dün sahaya çıkan iki takıma baktığımızda, bol gol bulan ve hücum futbolu oynamayı seven iki takım görüyoruz ama Pellegrini ve Rodgers'ın oyun anlayışları aslında bayağı bir farklı. Liverpool, tempoyu maksimuma dayayıp rakibi fiziksel olarak çökertmeye dayalı bir futbol oynuyor. Takımdaki 10 oyuncu da, 90 dakika boyunca yüksek hatta pres yapıyorlar ve kapılan toplar süratle ilerideki vurucu time ulaştırılıyor. Özellikle kendi sahasında Liverpool'un temposuna dayanabilecek çok fazla takım yok ki, bunu Arsenal, Tottenham ve Everton maçlarında da açıkça görmüştük. Manchester City'e baktığımız zaman, topu kontrol edip sabırla kullanmayı seven bir takım görüyoruz. Pellegrini, topa sahip olup oyunu rakip sahaya yıktıktan sonra, ileri uçtaki kalitesini kullanarak sonuca gitmeye dayalı bir futbol oynatıyor. City, Liverpool gibi deliler gibi pres yapıp, tempoyu yükseltip rakibi yarım saatte çökertmeye çalışmak yerine, oyunu 90 dakikaya yayıp, sabırla sonuca gitmeye çalışıyor. Bu yüzdendir ki, sadece ilk yarılardaki sonuçlara baktığımızda lig lideri Liverpool iken, sadece ikinci yarılara baktığınızda lig liderinin City olduğunu görüyoruz.

Dünkü maçta bu iki oyun anlayışının sahaya çok bariz bir şekilde yansıdığını gördük. Liverpool, her zaman olduğu gibi maça çok süratli başladı ve ilk 20 dakika içerisinde üstüste pozisyonlar buldu. Rodgers, elmas orta saha ve kanat oyuncusu olmadan çıktığı maçta bütün hücumunu göbeğe odakladı ve bu noktada Sterling hamlesinin de meyvesini hemen yedi. Liverpool'un 2 forveti ve arkalarında oynayan Sterling-Coutinho-Henderson üçlüsünün adeta kaotik koşu ve bindirmeleri, City'i bu bölgede oldukça çaresiz bıraktı. Klasik DM'den daha çok 'box to box' oynamayı seven iki oyuncu olan Fernandinho ve Toure ile göbeği kapatmaya çalışan City, savunmasını oturtmakta çok zorlandı. Normal şartlarda, bu ikili defansif anlamda sağlam olabilir ancak geri dörtlünün Suarez-Sturridge ikilisi tarafından esir alındığı bir ortamda kendilerini, Liverpool'un orta dörtlüsü karşısında az adamla yakalanmış olarak buldular. Yaya Toure'nin geçirdiği sakatlık, City hücumu açısından bir dezavantaj olsa da, daha defansif bir oyuncu olan Martinez'in oyuna girmesi, Liverpool'un durdurulması için Pellegrini için bir şans oldu. Onun girişinden 1 dakika sonra kornerden yenilen gol, City açısından talihsiz olsa da, o noktadan sonra City'nin savunmadaki panik halinden çıkıp oyunu dengeye getirdiğini gördük. Rodgers'ın rakibi göbekten delme planı oyunu daralttı ve City beklerinin stoperlere yardıma rahatlıkla gelmesine neden oldu. Bu da, Suarez ve Sturridge'in çok etkisini bayağı bir azalttı. Ancak bu ikili skor üretemese de, yaptıkları koşularla Sterling ve Coutinho'ya boş alan yaratmada etkili oldular. İlk 45 dakikanın sonuna doğru, City'nin toparlandığının emareleri görülmeye başlandı. Silva daha fazla topla oynuyor ve oyun yavaş yavaş Liverpool'un sahasına taşınıyordu ancak City henüz pozisyon üretmeye başlayamamıştı. İçeri devrilerek oynamayı seven Nasri, kalabalık Liverpool göbeğinde kayboldu ve klasik bir kanat oyuncusu olan Navas da, Zabeleta'dan gelmeyen yardım ve Flanagan'ın disiplinli oyunu sayesinde istediği boşlukları bulamadı.

İkinci yarının başlamasıyla beraber, topa tamamen hakim olan bir City izlemeye başladık. Bunda, Rodgers'ın daha kapalı oynayıp kontra atakla gol aramak istemesinin de etkisi vardı. Liverpool'un, maksimum tempoda 90 dakika oynaması mümkün değildi ve kontra-atak futbolu denemek çok da mantıksız değildi. Ancak bu noktada beklenmeyen bir şey oldu ve Navas-Milner değişikliği, City'nin işlemeyen hücumunu bir anda işler hale getiriverdi. Milner, oyuna girer girmez, aynı Nasri gibi göbeğe ve Silva'ya yaklaşarak oynamaya başladı ve İspanyol oyuncunun maestroluğunda City hücumu bir anda şaha kalktı. Aynı, maçın başındaki City gibi, Liverpool'un da klasik bir DM'i yoktu ve Dzeko-Nasri-Milner-Silva arasındaki üçgen ve dörtgen organizasyonlar, bu bölgede Gerrard'ın çok zorlanmasına neden oldu. Bu noktada, ben Rodgers'ın Lucas'ı oyuna alarak buraya takviye yapmasını bekliyordum ancak daha o hamle gelmeden City'nin golleri geldi. Maçı 2-2'ye geldiğinde, bütün momentum City'nin eline geçmişti ve ilk yarıda fiziksel olarak her şeyini verip maçın sonunda yorulan Liverpool için iç acıcı bir tablo yoktu. Pellegrini'nin, bu noktada 3. gol için Aguero'yu oyuna sokması mantıklı gibi gözükse de, bana göre Dzeko'yu oyundan çıkarması çok büyük bir hataydı. Yukarıda bahsettiğim üçgen ve dörtgen organizasyonlarının en kritik ayağı, ceza sahası içerisindeki pivot Dzeko idi ve onun buradaki yokluğu Liverpool savunmasını bir anda rahatlattı. Üstelik, City'nin son dakikalardaki ortaları yollayacağı bir target man'i de kalmamıştı. Formda bir Aguero'nun kalitesi tartışılmaz ancak geriye yaslanmış bir rakibe karşı, defansın arkasına yaptığı koşularla etkili olan bir golcüden ne bekleniyordu anlamış değilim. Pellegrini, Aguero'yu illa oyuna almak istiyorsa, oyundan çıkan isim Nasri olmalıydı. Bu sayede Dzeko'nun pivot oyunundan o yararlanabilirdi. Bana göre, Pellegrini'nin bu hatası, baskı altında dağılacak gibi duran Liverpool'a bir can simidi gibi yetişti.

Liverpool'un attığı 3. golün organize bir hücumdan geldiğini söylemek zor. Ancak şampiyon olacaksanız, şansınızın da biraz yaver gitmesi gerekiyor sanırım. İngiliz basınının, son 2 senedir yaptığı akıl almaz hataları görmezden gelip yerlere göklere sığdıramadığı Kompany, dün yaptığı hatayla belki Liverpool'a şampiyonluğu hediye eden isim oldu. İlk golde, Sterling'in yaptığı koşuya müdahele edemeyen, ikinci golde Skrtel'e kafayı vurduran ve üçüncü golde de asisti yapan Kompany'e Liverpool taraftarı ne kadar teşekkür etse azdır.

Liverpool taraftarının şampiyonluk lafını etmeye korktuğunu biliyorum. Ancak dünkü maçtan sonra Liverpool, tartışmasız şampiyonluğun en büyük adayı haline geldi. Önümüzdeki hafta Norwich maçını kazanmaları halinde, kendi sahalarında Chelsea maçına bir final gibi çıkacaklar. Çünkü son 2 maçları düşme korkusu kalmayan Palace ve Newcastle karşısındaki, nispeten daha kolay karşılaşmalar. Son 4 haftadan çıkan sonuç ne olursa olsun, Brendan Rodgers'ı ve takımını ne kadar tebrik etsek azdır. Arsene Wenger, 10 senedir zengin kulüp dominasyonunu yıkmaya çalışıyor ama şampiyonluğun yakınına bile gelebilmiş değil. Wenger sonrası dönemden korkan Arsenal taraftarı, Liverpool ve Atletico Madrid örneklerine bakarak doğru oyuncu, taktik ve motivasyonla zengin kulüplere kafa tutulabilmenin münkün olduğunu görmeli. Bu sezon tutunacak son dalı olan FA Cup'ta, ikinci lig takımına karşı oynayan Arsenal'in ortaya koyduğu mücadeleye bir bakın, sonra da ligin en iyi kadrosuna karşı oynayan Liverpool'u izleyin. Sonra, Arsenal yönetiminin Wenger'in önüne kontratı çoktan koyduğunu hatırlayıp ağlayın. 

6 yorum:

  1. Hocam sizde ta öteden beri Liverpool'a karşı bir sempati var zaten :) Size bir sorum olacak. Brendan Rodgers'ın özellikle geri dörtlü ile çok fazla oynamasının sebebi nedir. Yani devamlı farklı bir stoper ikilisi ve sol bek tercihi görmekteyiz. Hala mı arayış içinde yoksa daha ziyade taktiksel mi?

    YanıtlaSil
  2. Evet, Arsenal'in olmadigi yerde Liverpool'a sempati duyarim.. Gerci, Chelsea, City gibi para babalarinin dopingini almis kuluplerin karsisina kim ciksa, benim destegimi alir..

    Bence ligin ilk yarisinda sistem olarak arayi$ icerisindeydi.. 3'lu defans dahil olmak uzere bir cok kombinasyon denedi.. Yeni yil ile birlikte 4'lu defansi oturttu ama elindeki en iyi stoper ikilisinin kim oldugu tam bilmiyordu ve bence hala da bilmiyor.. Bunda, stoperlerin surekli yaptiklari bireysel hatalarin da payi var.. Bu sene, Liverpool stoperlerinin her biri rakibe en az 2-3 gol hediye etmistir.. Su an icin, Skrtel'in yeri garantilendi ama onun partnerinde arayis devam ediyor.. Agger'in ayagi iyi top yapiyor ama Sakho da defansa ekstra fiziksellik kazandiriyor.. Rodgers'in bu bolgede cok fazla degisiklige gitmek istedigini sanmiyorum ama bence hala hic bir defans ikilisinden tam olarak memnun kalmadi.. Yazin buraya takviye gelmesi olasi..

    YanıtlaSil
  3. Bu sezonun şampiyonu Chelsea olmalı bence. Liverpool olacağına Man City ye bile razıyım. Sevmiyorum bu kekoları, Gerrard dışında 1 tane sempatik adam yok

    YanıtlaSil
  4. Yorumunuz için teşekkür ederim admin.

    YanıtlaSil
  5. Hocam kupa aldıkkkk

    YanıtlaSil