17 Mart 2014 Pazartesi

Rüyaydı; Gerçek Oldu


Man Utd 0 - 3 Liverpool

Liverpool'un, Old Trafford'a herkesin favorisi olarak çıktığı son maçın üzerinden bir jenerasyon geçti. Bugün 30 küsür yaşında olan birisi, böyle bir olayı hatırladığını söylerse, yalan konuşur. Dün, Mirror'ın websitesinde maç tahmini ile ankette en çok oyu alan seçenek, Liverpool'un 2 veya daha fazla fark ile kazanacağı şıkkıydı. Liverpool'u geçtim, ben herhangi bir takımın Old Trafford'a böylesine bir 'farklı kazanma' beklentisiyle çıktığını hatırlamıyorum. Bu konuyla ilgili ilginç bir istatistik var. Liverpool, ligin ikinci yarısında oynanan bir United maçına, ligde rakibinin önündeyken çıkalı 25 yıl olmuş. Bu süre, aşağı yukarı İngiliz futbolunun domine gücünün el değiştirdiği döneme denk geliyor. Şu an İngiliz futbolunun domine gücü kimdir bilmiyorum ama artık Man Utd'ın bu bayrağı kaybettiği ortada. Dünkü maç, United'ın çok kısa sürede ne kadar gerilediğinin çok çarpıcı bir örneğiydi.

Brendan Rodgers, her hafta takımın dizilişi üzerinde ufak oynamalar yapıyor. Dünkü maç için de, Suarez - Sturridge ikilisinin arkasında elmas şeklinde dörtlü bir orta saha tercih etmişti. Elmas'ın en ileri ucunda, Coutinho yerine Sterling vardı ve takım savunmaya geçtiğinde soldaki Allen ve sağdaki Henderson, Gerrard ile birlikte üçlü bir hat oluşturdular. Rodgers, Sterling'in hareketli oyununu ve yaptığı koşuları United'ın iki ön liberosunu bozmak için kullanmak amacındaydı ve bunda da kısmen başarılı oldu. Liverpool, maç boyunca topla daha çok ve daha etkili oynayan taraftı ve United'ın bir türlü oyun kuramayışı, Rodgers için ufak bir problem yarattı. Man Utd'ın üzerine gelemeyişi yüzünden Liverpool, öldürücü kontralarını kullanamıyordu. Ancak, Rodgers, topu forvetlerine ulaştırdığı takdirde gol bulacağını biliyordu ve  bu yüzden, Liverpool, kompleks organizasyonlar yerine, basit çapraz koşular ile forvetlerini topla bulaştırmaya çalıştı. United'ın şuursuz savunması sağolsun, Suarez ve Sturridge topla her buluştuğunda ya golle ya da penaltıyla burun buruna geldiler. Liverpool, çok ahım şahım bir hücum organizasyonu yapmasa bile kendi hücum hattının, United savunma hattına olan kalite üstünlüğünü çok iyi kullandı.

Dünkü maçın Moyes açısından en korkunç yanı, bence skor değil, United'In Liverpool karşısındaki çaresizliğiydi. Carrick ve Fellaini'den oluşan göbek, Liverpool presi altında, sahayı dikine geçmek adına hiç bir şey üretemedi. Bu, Rooney ve RvP'nin sürekli orta sahaya yaklaşmasına neden oldu ve United, maçı Liverpool defansının arkasına tek bir koşu yapamadan bitirdi. Liverpool topa hükmettikçe, Man Utd geriye doğru gömüldü ve kabuğundan 90 dakika boyunca çıkamadı. Zaten, çıksaydı, Liverpool maçı tarihi farkla bitirecekti. Bir önceki yazıda, United kadrosunun çok kaliteli olmadığını söyledik ancak takımın bu kadar aciz olmasını sadece kadro yapısıyla açıklamak imkansız. Bana göre, David Moyes'in ne yapmak istediğine dair hiç bir fikri yok ve Fergie'nin koltuğu kendisine 10 numara büyük gelmiş durumda. Takımın içerisinde bulunduğu mental zayıflığın yazın yapılacak 3-4 transferle çözülebileceğini zannetmiyorum. Bana göre, United yaptığı hatadan dönüp yazın hoca değişikliğine gitmek zorunda.

Dün, maçı izlerken spikerin verdiği bir istatistiğe inanamadım ve hemen bir Google operasyonuna girdim. Adam doğru söylemiş, 2011 Aralık ayından beri, Old Trafford'ta United aleyhine penaltı çalınmamış. Man Utd'ın Old Trafford'ta ne kadar korunduğu meselesine hiç girmek istemiyorum. Zaten, Clattenburg, 2,5 senelik penaltıyı dünkü maçta çaldı. Mark Clattenburg benim en tiksindiğim hakemlerin en başında gelir. Zaten, dün kötü bir maç yönetmese de 2 kere eyyamın kralını yapmaktan kendini alıkoyamadı. Rafael, kasten elle oynadığı pozisyonda ikinci sarıdan atılmalıydı. Hatta, Gerrard'a yaptığı makaslı müdaheleye de kırmızı gösterecek çok hakem tanıyorum. Liverpool'un 3. penaltısında Sturridge kendini attı ve Clattenburg, Vidiç'i boş yere oyundan attı. Sonra, bu hatanın etkisinde kalarak, Sturridge'in Carrick tarafından biçildiği pozisyonda 4. penaltıyı çalamadı. Ha bir de, ilk yarıda Fellaini'nin Suarez'e 2 kere çelme taktığı pozisyon vardı. Neyse ki, United maça ortak olmaktan acizdi de, Clattenburg'un hatalarının sonuca hiç bir etkisi olmadı.

Bu maçtan sonra, Liverpool'un şampiyonluk yolundaki şansı hangi noktaya geldi, bunu sizin yorumunuza bırakıyorum. Şu an içinde bulundukları form ve City ve Chelsea'yi evlerinde ağırlayacak olmaları nedeniyle, onları şampiyonluğun en büyük adayı olarak görenlerin sayısı az değil. Bu noktadaki şanssızlıkları, City'nin de artık Şampiyonlar Ligi'nde olmayışı. Tamamen lige konsantre olmuş bir Man City, elindeki kaynakların farkıyla ipi önde göğüsleyebilir. Bu noktada, kimi favori görürseniz görün, şampiyonluğun düğümünün Nisan ayında Anfield'te çözülebileceği gerçeğini değiştiremiyorsunuz. Brendan Rodgers'ın elinde şu an tarihi bir fırsat var ve Liverpool kendi üstüne düşeni yaparsa, lig tarihinin en büyük sürprizlerinden birine imza atabilir. Eğer Arsenal şampiyon olmayacaksa, benim de gönlümden Rus ve Arap sermayesinin dopinglediği kulüpler geçmeyecek tabi ki. Yürü olm Rodgers, Wenger'in senelerdir deviremediği yel değirmenlerini sen devir.

1 yorum:

  1. Abi oteden beri gozlemliyorum, sende Liverpool'a karsi bir sempati var. Birak Arsenal'i gel Anfield'a :-)

    YanıtlaSil