7 Mart 2014 Cuma

Ne Olacak Bu United'ın Hali?


Bu sezon, Premier Lig'i izleyen 19 takım taraftarına ekstra zevk veren bir şey var ki, o da 20 yıldır ligi domine eden Manchester United'ın zor günler geçiriyor olması. Fergie sonrası dönemde kulübün zorlanacağını tahmin etmek tabii ki zor değildi. Ama zannedersem kimse geçen sene ligi 11 puan farkla şampiyon bitiren takımın, bu dönemde ligin 4.'süne 12 puan uzakta olmasını beklemiyordu. Peki ne oldu da United bir anda kendisini orta sıralarda buldu. Hazır milli takım arası varken durumu değerlendirmeye çalışalım.

United'ın düşüşünün sebeplerinin en başında tabii ki, yanlış olduğu artık ortaya çıkan teknik direktör seçimi var. Alex Ferguson, United kariyerine boyunca çok fazla yanlış adım atmadı ancak takımın başında verdiği en son karar olan halef seçiminin doğru olup olmadığı konusunda birçok soru işareti var.

Ferguson'un emekli olacağı dedikodusu son 5 senedir her sezon sonu ortaya çıkardı. Hatta sonradan ortaya çıktı ki, 2011-12 sezonunu City değil United şampiyon bitirseydi, Fergie orada bırakacaktı. Ama şampiyonluk ezeli rakibe gidince, zirvede bırakmak isteyen Fergie, emekliliği 1 sene daha ertelemişti. Son 3-4 senedir, bu emeklilik konusu ne zaman açılsa, tahtın en büyük adayı olarak Jose Mourinho gösteriliyordu. United'ın başına kendinden sonra geçecek ismi Ferguson'un belirleyeceğinin farkında olan Jose, İngiltere'den ayrıldıktan sonra onunla arasını çok iyi tutmaya özen göstermişti. İkili, düzenli olarak görüştüler ve karşılıklı bol bol şarap içtiler. Hatta, o dönem İngiliz medyası, Mourinho'nun Real ile olan kontratında 'United isterse serbest kalır' maddesi olduğunu bile yazdı. Gel gör ki, emeklilik zamanı geldiğinde kazın ayağının farklı olduğu meydana çıktı.

Alex Ferguson, kankası Mourinho yerine, hemşosu David Moyes'i işaret etmişti ve bu atamaya, dünya futbol kamuoyu çok farklı reaksiyonlar verdi. Kimisi, Premier Lig'in en çok kupa kazanan takımının, kariyerinde hiçbir kupa kazanmamış bir hocayı görevin başına getirmesini skandal olarak niteledi ve Moyes'in uygun olmadığını savundu. Bir kısım, Alex Ferguson ve David Moyes'in kumaşlarının aynı olduğunu ve bunun kulübün devamlılığı açısından yararlı olduğu argümanıyla bu atamayı savundu. 'Aynı kumaş' benzetmesi neye göre yapıldı pek bilmiyorum çünkü iki teknik adamın United öncesi kariyerleri birbirinden çok farklıydı. Moyes, 10 senesini Everton'ı 5-8 arası pozisyonlarda tutarak geçirmiş ve bu dönemde herhangi bir kupa kazanamamış ve özellikle de büyük takımlar karşısında bir türlü başarılı sonuçlar alamamıştı. Buna karşılık, United'a gelmeden önce Ferguson, İskoçya'da Celtic-Rangers dominasyonuna son verip Aberdeen ile 3 şampiyonluk yaşamış, bununla kalmayıp Real'i yenerek Kupa Galipleri Kupası'nı ve Alman Şampiyonu Hamburg'u yenerek Super Kupa'yı kazanmıştı. Ferguson, daha kariyerinin ilk günlerinden itibaren "hırslı ve winner" bir hocayken, Moyes, daha çok "temkinli ve istikrarlı" bir profil çizmişti. 1986'daki United, o dönemin devi Liverpool'un gölgesinden kurtulmaya çalışırken, İskoç devlerini deviren hocanın takımın başına gelmesi gayet mantıklıydı. Ama, her sene kupa kazanmaya alışmış 2013 model United'ın başına, kupasız ve orta sıralardan bir hocanın atanması ne kadar akıllıcaydı bilmiyorum.

Tabii ki United'ın şu anki durumuna bakıp, Moyes tercihinin yanlış olduğunu söylemek kolay. Ancak yukarıda yazdığım şeyler, o zaman da ortadaydı ve bunlara rağmen Ferguson'un, Moyes'i tercih etmesi belki bir skandal değildi ama kesinlikle bir kumardı.

Ben bu blogda, Alex Ferguson'u göklere çıkaran birkaç tane yazı yazdım ve beni, bu konuda eleştirenler de oldu. Benim, Fergie'yi övmemin altında yatan en önemli neden, Ronaldo'nun ayrılmasından sonraki United kadrosundaki oyuncuların çok sıradan olduğunun düşünmemdi. Carrick, Fletcher, Smalling, Cleverley, Anderson, Nani, Young, Valencia, Evans, Welbeck... Bu adamların tamamını bana bedava versen, hiçbirisini Arsenal'in kapısından içeri sokmam mesela. Ama Fergie, her biri sıradan olan bu parçaları birleştirip ligi bir şekilde hep zirvede bitirmeyi başarıyordu. Ben de "Ya ben futbolcudan anlamıyorum ya da bu Ferguson çok büyük adam" diyip duruyordum. United'ın bugünkü durumuna bakınca, ikinci seçeneğin doğru olduğunu anlıyoruz. Zaten Moyes'in en büyük şanssızlığı da bu. Bu takımın başına, Ferguson'dan sonra kim gelirse gelsin, yukarıda saydığım oyunculardan verim alması çok zor olacaktı ve bu kabak Moyes'in başında çok fena patladı. Tabii United'ın berbat bir transfer dönemi geçirip, bir başka sıradan oyuncu olan Fellaini'ni kazığını yemekten başka hiçbir takviye yapamaması da her şeyin üstüne tüy dikti. Şu sıralar United taraftarı, "Önümüzdeki sene hoca kim olursa olsun, zirveye oynamak için 5-6 transfere ihtiyacımız var" görüşünde uzlaşmış durumda. Geçen sene ligi 11 puan farkla kazanan bir takımın, 8 ay sonra böylesine bir operasyona ihtiyacı olması gerçekten akıl alır gibi değil.

Man Utd, Fergie'nin sadece saha kenarındaki varlığını aramıyor. 26 sene bu ligde takım yönetmiş olan Ferguson'un, Premier Lig üzerinde bir ağırlığı vardı ve bunun ne kadar önemli olduğunu isabetli bir şekilde ölçmeniz çok zor. Şu an Premier Lig'de takım çalıştıran teknik adamların birçoğu Ferguson'u bir hoca olarak görüyordu ve zaten bir kısmı da onun yönetimi altında çalışmıştı. Bu kesim, Fergie'yi pek üzmemeye gayret gösteriridi. Hani yatardı demiyorum ama mesela Mark Hughes'ün, takımına Arsenal karşısında verdiği motivasyon ile Old Trafford'a çıkarken verdiği arasında fark vardı. Diğer teknik adamlar Ferguson'dan çekinmeseler bile, onun yönetimindeki Man Utd'tan hep çekindiler ve Old Trafford'a hep kafada kaybetmiş olarak gittiler. Birkaç sene önce Tony Pulis'in, Old Trafford'taki lig maçına 10 yedek oyuncuyla çıkıp, federasyon tarafından incelemeye alındığı maçı hatırlayın mesela. Sadece rakip hocalar değil, Fergie'nin hakemler üzerinde bir ağırlığı vardı ki, kimse onun tepesini attırmak istemiyordu. Misal, eski hakemlerden Mark Helsey, otobiyografisinde maç öncesi Ferguson ile mesajlaştığından bahsetti. Howard Webb, senelerce Old Trafford'a giden herkesi doğradı. Man Utd'ın geride olduğu maçlarda, daha fazla uzatma dakikası oynadığı istatistiksel olarak kanıtlanıp, "Fergie Time" diye litaratüre geçti. Fergie'nin ağırlığı federasyonun ve medyanın üzerinde de hissedildi. Ferguson tarafından yasaklanmak istemeyen muhabirler, Man Utd hakkında sansasyonel haberler yaparken iki kere düşündüler. Şikayet eden kulüplere, istemedikleri hakemi inatla verme huyuna sahip olan İngiliz Futbol Federasyonu, aynı cesareti Old Trafford'taki maçlarda pek gösteremedi.  Ama daha önce dediğim gibi, bunların hiçbirisi somut bir şekilde tespit edilebilecek etmenler değil. Bunların tümüne genel olarak "Fergie'nin ağırlığı" diyebiliriz ve Man Utd, bu sene bu ağırlığı kaybetmiş durumda. Zaten, o "çekinme" eşiğinin diğer kulüpler tarafından aşıldığı bu sezon alınan bazı sonuçlardan açıkça belli. Mesela;

United bu sene,
- 1978'den beri ilk defa evinde West Brom'a yenildi.
- 1972'den beri ilk defa evinde Newcastle'a yenildi.
- 1992'den beri ilk defa evinde Everton'a yenildi.
- Tarihinde ilk defa evinde Swansea'ye yenildi.
- 1984'den beri ilk defa Stoke City'e yenildi.
- 2001'den beri ilk defa 3 lig maçı üstüste kaybetti.
- Tarihinde ilk defa bir Yunan takımına yenildi.
- Son 30 yılda 2. defa FA Cup 3. turunda elendi.
- Premier Lig başladığından beri, United bir sezonda en çok 9 maç kaybetmiş ve şu an 8 maç kaybetmiş durumdalar.

Tüm bunların sadece Moyes'in beceriksizliği yüzünden olduğunu söylemek mümkün mü? Kadro aynı, diziliş aynı. Mesele sadece hoca değişikliği değil.

Tabii ki bugün gelinen noktada Moyes'in hiç suçu yok demiyorum. Glazerlar, takımın başına Moyes'i atarken, büyük ihtimal kendisinin Fergie'nin takımı ile devam etmekte bir sakınca görmeyeceğini düşündüler. Eğer Mourinho'yu getirselerdi, yazın büyük bir operasyon yapmak isteyeceğini ve bunun da Glazerların ellerini ceplerine atması anlamına geldiğini biliyorlardı. Moyes'in en büyük hatası da, Fergie'nin bir şekilde verim alabildiği kadro ile başarılı olabileceğini sanmasıydı. Bu kontrata imza atarken, belli bir transfer bütçesini şart koşup, gidip yazın bu parayı yatırıma dönüştürmeliydi. Gerçi o zaman da, 'şampiyon takımı bozdu' diye eleştirilebilirdi. Bu noktada, Moyes'in tecrübesizliği ortaya çıktı bence. Everton gibi ligin en az para harcayan takımlarından birinin transfer dönemi ile, milyar dolarlık Man Utd'ın beklentileri arasında inanılmaz fark var. United, üst yönetiminin ve hatta Ferguson'un, bu noktada Moyes'e yardım etmesi gerekiyordu. O yardm gelmedi ve Moyes, Fellaini transferinde yapılan hatalar yüzünden daha takımla maça çıkmadan birçok kişinin kafasında soru işareti oluşturdu.

Transfer kötü de geçse de, eldeki şampiyon kadro korunmuştu ve bir çokları ligi domine edemese de United'ın yine başa güreşeceğini düşünüyordu. İlk maçta, Swansea deplasmanında alınan farklı galibiyet de bu savı destekler gibiydi. Ancak Old Trafford'taki Chelsea maçında oynanan aşırı temkinli oyun ve Moyes'in beraberlikten memnun gözükmesi, "Burası Old Trafford, burada kazanmak için oynanır" eleştirilerini tetikledi. United, o maçtan sonra çıktığı 4 maçın 3'ünü kaybetti ve daha 6 maç olmasına rağmen İngiliz medyası kriz çanlarını çalmaya başladı. Tek tek bütün maçlara değinmeye gerek yok ama genel olarak bu sezonki United'ın, yaratıcılıktan ve motivasyondan yoksun olduğunu görüyoruz. Eski kafalı demek belki yanlış ama Moyes, taktiksel anlamda oldukça geleneksel bir hoca. Everton'daki istikrarı büyük ölçüde savunma ve mücadeleye dayanan futbola dayanıyordu ve en formda olduğu dönemde bile Everton pozisyon üretmekte hep zorlanan bir görüntü çizdi. Aynı şekilde United da, bu sezon yaratıcılık departmanında tamamen Rooney'in bireysel becerilerine bel bağlamış durumda. Biraz da, takımda bu sezon ekstra işler yapan oyuncu olan Januzaj'ın katkısı var işte. Ocakta bu soruna çözüm olarak Mata transfer edildi ancak henüz kendisinden bekleneni verebilmiş değil. Mata performans verip, ileri ucu biraz rahatlatsa da, United'ın asıl sorunları hala çözüm beklemekte. United'ın orta saha ve kanat oyuncuları, rakiplerinden 2 gömlek aşağıda ve bu haliyle orta sıralardaki her takım, United'a bu bölgede kafa tutabiliyor. Defansın yarısı yaşlı, diğer yarısı çok hata yapan oyunculardan oluşuyor. Daha önce dedim ya, bu kadronun şu anki verdiği performans beni hiç şaşırtmıyor. Bence asıl incelenmesi gereken, Ferguson'un aynı kadroyla ligi nasıl domine ettiğidir. Şike filan mı yaptı bu adam yahu?

Tüm bu problemler yetmiyormuş gibi, David Moyes, bu sezon çok önemli bir tercih yapmak zorunda bırakıldı: "Önümüzdeki 5 senenin United'ı Wayne Rooney'nin mi yoksa başka bir oyuncunun etrafında mı kurulacak?" Bu konudan daha önce uzun uzun bahsettik. United, Rooney'e büyük yatırım yaptı ve önümüzdeki sezondan itibaren takımın kaptanlığını da kendisine veriyor. Bunun isabetli bir karar olup olmadığını zaman gösterecek. Wayne Rooney, Fergie döneminde bile zırt pırt kriz çıkartan bir adamdı, şimdi karşısında daha zayıf bir hoca varken rahat durur mu bilmiyorum. Ben, mutsuz olduğu artık açıkça belli olan RvP ile Rooney arasında olası bir kim forvet oynayacak krizinin yakın olduğunu düşünüyorum. Böyle bir durum olursa, RvP, bu yaz takımdan ayrılma noktasına bile gelebilir. Bu konuda, şimdilik daha fazla spekülasyona girmek istemiyorum.

Peki şimdi Moyes'e ne olacak?

Ferguson da ilk şampiyonluğunu 5. senesinde almıştı diyenler var ama 1986'dan bu yana o köprünün altından çok sular aktı. Günümüzün endüstriyel futbolu için 5 sene çooooook uzun bir zaman. Üstüne üstlük, United 86'daki konumunda değil. Bu camia, dünya üzerinde başarıya en alışkın camialardan biri haline gelmiş durumda. Öyle ki, Alex Ferguson United'ın başına şu an geçmiş olsa, 2014 model sponsorlar, medya, taraftarlar ve yöneticiler arasında 5 sene şampiyon olmadan görevinin başında kalabilir miydi bilmiyorum. O yüzden, Moyes'e 5 sene kredi verilmesi imkansıza yakın. Eğer, United bu sezon ilk 4'te bitirseydi, belki kendisine bir sene daha şans verilebilirdi ancak takım ligin sonuna 11 maç kala 4.'nün 12 puan gerisinde ve bu da Şampiyonlar Ligi'ne gidemeyeceği anlamına geliyor. United, gelir yönünden dünyanın ilk 3'ünde olabilir ama kulübün borç yükü de bir o kadar ağır. Hatırlarsanız, Manu yönetimi, geçen sene yatırımcılara gönderilen yıl sonu sunumunda, kulübün finansal olarak sağlıklı kalması için başarılı olmaya devam etmesi gerektiğini belirtmişti. Hani yönetim Moyes'e bir yıl daha vermek istese bile, bu riski almaya United'ın finansal danışmanları izin verir mi, bilmiyorum. Benim şahsi fikrim, Moyes ile yolların sezon sonunda ayrılacağı yönünde. United, bunu mümkün olduğunca nazikçe yapmaya çalışacaktır ama sonucun değişeceğini zannetmiyorum. Biraz fazla daldan dala atlayan dağınık bir yazı oldu ama yazının odağındaki takım dağınık ben ne yapayım. 

3 yorum:

  1. Admin yazıyla alakası yok ama senden mesut özille ilgili bir değerlendirme isteyebilir miyim? Nasıl olur da 50 milyon euroluk adam 20 milyon euroluk adam gibi bile oynayamaz?

    YanıtlaSil
  2. mesut'un önünde girioud oynuyor, bence sorunuzun kısa yanıtı bu olabilir.

    YanıtlaSil
  3. Abi Manchester'ın Ronaldo'dan sonra başarılı olmasının bir nedeni de 2000'lerin başındaki lig ile 2000'lerin sonu ve 10'ların başındaki ligin aynı zorlukta olmaması. Chelsea 2012'de şampiyon olurken bile acınası bir durumdaydı ve Mourinho'dan sonra teknik direktör anlamında hiçbir istikrar gösteremedi. Arsenal'ın teknik direktörü istikrarlı olsa bile kadrosu o kadar istikrarlı değildi. Her yıl parlayan oyuncularından birini kaybetti. City toplama bir takım olarak Mancini'nin zamanında daha tam oturmamıştı. Liverpool uzun yıllar şampiyon olamamasına rağmen 2000'lerin başında hep şampiyonluk yarışındaydı ama Benitez'den sonra ancak bu sene ilk dördün içinde yer alabildiler. Eğer Manchester'ın karşısında 2004'teki Arsenal yada Mourinho'nun ilk dönemindeki Chelsea olsa hatta 2005'teki Liverpool olsa kesinlikle bu kadroyla şampiyon olamazdı. Geçen sene ise Manchester United çok güçlü olduğu için 11 puan farkla şampiyon olmadı, diğer takımlar çok istikrarsızdı. Ayrıca Chelsea'nin 9 kişi kaldığı bir Manchester maçı vardı ki bence ligin kopma noktası o maç oldu.

    Bir de Mesut sence de Premier League için fazla yumuşak değil mi?

    YanıtlaSil