21 Mart 2014 Cuma

1000


Arsene Wenger, yarın Arsenal'in başındaki 1000. maçına çıkıyor.

30 Eylül 1996'da Wenger, Nagoya Grampus Eight'ten Arsenal'e geldiğinde, kendisinin 17,5 yıl sonra hala görevde olacağını tahmin etmeyi bırakın, Wenger'in kim olduğunu bilen bile azdı. Arsene, Monaco'yla başarılı 3 yıl geçirmiş ve bu performansıyla Bayern'in hoca adayları arasına girmişti ama o dönemde ünü henüz Fransa dışına pek çıkmamıştı. George Graham sonrası Arsenal'in bir nevi geçiş hocası olan Bruce Rioch kovulduğunda, basın Johan Cruyff'u favori gösteriyordu. Ancak Arsenal tarihinin en vizyonlu yöneticisi David Dein, hiç kimsenini tanımadığı Arsene Wenger'i takımın başına getirip herkesi şaşırtıyordu. Wenger'in imzayı atmasının ertesi günü çıkan Evening Standard'ın manşeti Arsenal taraftarının tepkisini güzel özetlemişti: "Arsene Who?"

Arsene Wenger'in tarihçesini yazarmış gibi başladım ama son 17,5 yılın özetini yapmak gibi bir niyetim yok. Bugünlerde, bu blogu okuduğunuzda, Wenger'e yönelen eleştirilerden başka hiçbir şey göremez oldunuz. Biz 5 sene önce bu blogu açarken, amacımız bunun tam tersini yapmaktı aslında. O zaman, futbol blogu enflasyonu vardı ve klavyeyi kapan her ergen, Şen Kardeşler Kıraathanesi'nden blog yazıyordu. Biz de bu dezenformasyona karşılık, bu işin doğrusunu anlatmak istediğimiz için bu blogu açtık. Zaten ilk dönemki yazılarımıza bakarsanız, Wenger'e yönelen tek bir eleştiri bulamazsınız.

Wenger hakkındaki görüşüm tabii ki bir anda değişmedi. Nasıl yavaştan kafayı yediğimi blogu uzun süredir takip edenler biliyor. Bugün geldiğimiz noktada, kendisinin kovulmasını istiyormuş gibi gözüksem de, aslında Wenger'in yılların emeğinin karşılığını başarı olarak almasını çok isterim. Keşke Arsenal son 9 maçından 27 puan alıp şampiyon olsa da, Wenger ile bu işin olmayacağını düşünen ben dahil herkes şok olsa. Bu olur mu, yoksa Arsenal şampiyonluk hayalini yarın Stamford Bridge'e gömer mi, bunu hep beraber göreceğiz.

Arsene Wenger'in geride kalan 999 maçına baktığımıza manidar bir dönüm noktası görüyoruz. Arsenal'in, finalde Man Utd'ı yendiği 2005 FA Cup finali, Wenger'in 497. maçıydı. Yani, 17 yılın tam ortası.

Wenger'in ilk 500 maçı, tek kelimeyle devrim niteliğindedir. Fazlasıyla gelenekçi ve eski moda yöntemlerle yönetilen bir İngiliz kulübünü devralan Wenger, Arsenal'e adeta çağ atlatmıştır. Antreman yöntemleri, kondisyon programları, oyuncu diyetleri, disiplin uygulamaları eskimiş, futbolcuların soyunma odasında sigara içtiği ve maçtan bir gün önce publarda takıldığı bir camiadan, Premier Lig'in en modern yöntemlerini ve taktiklerini kullanan bir camiaya geçişte Wenger en önemli aktördür. Saha içinde ve dışında yapılan devrimin, takımın başarılı olmasında katkısı büyük olsa da, aynı dönemde kulübün patronu olan David Dein ve onun transferdeki iş bitiriciliğini de unutmamak gerekir. Çünkü Wenger'in görev süresinin ikinci yarısındaki sıkıntıları anlamak için, Dein'i önemini daha iyi anlamak gerekir.

Bu konuda daha fazla detay isteyenler şu yazıya tekrar bir göz atabilirler. 

Wenger döneminin 2. yarısının stadyum inşaatı ve onun getirdiği finansal sıkıntılar ile başladığını inkar edemeyiz. 2006'da Arsenal, yeni stada taşındığında, yönetimin mali açından fazlasıyla tedirgin olduğunu biliyoruz. Zaten, o dönemde yapılmayan transferlerden ve gençlere yönelmesinden dolayı Wenger'i eleştiren Arsenal taraftarı pek bulamazsınız. Biz de 2009'da, bu blogu açtığımızda da, Wenger'i ateşli bir şekilde savunuyorduk. (Hatta sözlükteki Wenger başlığında benim o dönem yazdığım entryler bile pek ateşli).

İkinci 500 maçlık dönemin kaderini belirleyen olay, bana göre, David Dein'in, Stan Kroenke'ye hisselerini satarak 2007'de kulüpten ayrılması oldu. Futboldan hiç anlamayan ve para kazanmak için bu işe girmiş olan yankiler, Wenger'in ekonomik modeline bayıldılar. Bu yüzdendir ki, Arsenal yönetimine 2007'den beri futboldan anlayan hiçbir yönetici sokulmadı. Futbol şubesinin tüm yönetimi Wenger'e verildi ve Emirates sonrası hızla büyüyen kulübün sorumluluğunu tek başına üstlenmesine göz yumuldu. Maalesef, Wenger de yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmek için fazlasıyla dik kafalıydı ve son 3-4 senede yaptığı hatalarla, ilk 10 senede yaptığı bütün devrimsel icraatleri bize unutturmak için elinden geleni yaptı.

Şahsen, benim için Wenger kayışının koptuğu dönem, Arsenal'in Cesc, Nasri ve Clichy'i kaybedip Gervinho-Park-Andre Santos transferleriyle sezona girip sonra Man Utd'tan 8 yediği dönemdir. Wenger, geçen sene £4m zam vermemek için dünyanın en formda forvetini elinden kaçırdı ve RvP gibip Ferguson'a bir şampiyonluk daha hediye etti. Eğer bu takımın başında Dein olsaydı, acaba Wenger'in böyle bir hata yapmasına izin verir miydi? Tek tek saymak istemiyorum ama Wenger son 3 senede o kadar çok hata yaptı ki, benim kendisine olan güvenim tamamen ortadan kaybolmuş durumda. Arsenal, bu sezonun yarısını ligin tepesinde götürdü ama ben bir an bile olsa şampiyonluk ihtimalini aklıma getiremedim.

2009'da Wenger'i savunurken kulübün mali durumunun iyi olmadığı argümanını kullanıyorduk. Ama son 3 senedeki Wenger'i savunmak için aynı özrü öne sürmemiz mümkün olmaz. Kulübün geliri £250m seviyesine ulaştı ki, stadyum borcu ödemesi olan yıllık £34m'luk meblanın mali olarak Arsenal'e yük olduğunu söylemek komik olur. Zaten kulübün, şu an faizde yatan £120m parası var. Yani Wenger, 1 kuruş borç almadan 3 tane Mesut düzeyinde adam alabilir. Buna ek olarak, kulüp şu an dünyanın en pahalı kombine biletlerini satmakta ve Emirates ilk açıldığında yapılan muhafazakar reklam anlaşmaları yerini daha agresif ve karlı anlaşmalara bırakıyor. Yani Wenger'i artık mali tablolarla savunmak imkansız hale gelmiş durumda. Kendisinin elinde, Premier Lig'in en çok maaş ödeyen 4. takımı var ve Wenger de o takımı her sene 4. yapıp duruyor. Ortada başarı mı var, başarısızlık mı, yorumu siz yapın.

Wenger'in kontratı bu sezon bitiyor ve sezonun sonuna sadece 11 maç kaldı. Arsenal, 2 kupa ve 9 lig maçının tamamını kazanırsa, sezonu duble yaparak bitirebilir. Wenger'in, ligi kazanamayacağını biliyoruz da, kupayı almak için önünde sadece Wigan, Hull ve Sheffield United kaldı. Arsenal, FA Cup'ı alırsa, bu Wenger için bir son mu demek olur, yoksa yeni bir kontratın başlangıcı mı, bunu tahmin etmek zor. Arsenal yönetimi, kendisinin önüne 3 senelik kontratı koydu ve Gazidis, Wenger'in imzalayacağından gayet emin olduğunu belirten açıklamalar yaptı. Ancak imzanın hala gelmemiş olması, bir çoklarının aklına "Acaba Wenger bırakacak mı?" sorularını getiriyor. Eğer Arsenal bu sezonu kupasız kapatırsa Wenger'in imzalamayacağını iddia edenler de var. Bana göre, Wenger imzayı Arsenal sezon başında iyi giderken atmalıydı. Ligin tepesindeki takımın hocasına yeni kontrat vermesine kimse itiraz edemezdi. Ama şimdi, kupada ikinci bir Birmingham faciası filan yaşanır ve lig de 4. bitirilirse, atmosfer tekrar değişecek, çatlak sesler gür çıkmaya başlayacak. Başarısız bir sezonun ardından atılacak imza da, herkesin ağzında ekşi bir tat bırakacak. 

Sezon sonu ne olacağını hep beraber göreceğiz ama önümüzde çok kritik bir Chelsea maçı var. Umuyorum, öğrencileri hocalarına 1000. maçı için güzel bir sürpriz hazırlarlar. Çünkü ben ne dersem diyeyim, Wenger bunu hakediyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder