3 Eylül 2013 Salı

Mesut Düşünceler


Okey. Hepimiz şoktan çıktıysak, Mesut hakkında biraz konuşalım istiyorum.

Öncelikle "Arsenal'in, Mesut'a ihtiyacı yok" diyenleri şöyle bir hortumun altına alayım çünkü sizi ıslatmadan döversem tatmin olamam. Bak şu rakamlara evladım:

Mesut 47
Messi 47
Ribery 38
Ronaldo 37
Martin 37
Di Maria 33
Alves 32
Silva 31
Muller 31
Valbuena 30

Bunlar, Mesut'un Real Madrid'e transferinden beri Avrupa'nın en büyük 5 ligindeki asist sayıları. Transfer edilen adam Gervinho, Chamakh, Park değil; Arteta, Podolski, Giroud değil ve hatta Cesc, Cazorla bile değil. Mesut Özil, Mourinho'nun deyimiyle "Avrupa'nın en iyi 10 numarası". Kariyerinin doruğunda, Alman Milli Takımı'nın ve Real Madrid'in ilk 11'inden transfer edilmiş bir oyuncu. Bu adamın transferine, "İhtiyacımız yok" demenin, Messi transferine "Ama orda Walcott vardı" demekten farkı yok. Mesut, Cazorla'dan 1 gömlek, Arsenal'in diğer oyuncularından 2 gömlek üstün bir adam. Takımın forvet hattına takviyeye ihtiyacı olduğunu biliyoruz ancak bunu bilahare tartışırız. Lütfen kimse, Mesut zevkinin üstüne limon sıkmasın.

Mesut'un, Wenger'in sisteminde oturacağı yer 4-2-3-1'in 3'ünün ortası ya da solu olacak. Wenger'in, Cazorla'yı solda oynatmaktan memnun olduğunu düşünürsek, Mesut'un büyük ihtimal ortaya yerleşeceğini söyleyebiliriz. Bu, Cazorla'nın şu anda sınırsız olan taktiksel özgürlüğünün biraz kısıtlanacağı anlamına geliyor da olabilir, nitekim, 2 oyuncunun serbest adam olarak oynaması ortaya kaotik bir hücum hattı çıkarabilir. Wenger, bu sezon iyiden iyiye belirgenleşen kontra atak futbolundan iyi sonuç almaya başladı. Arsenal'in kendi sahasında zayıf takımlara karşı oynadığı maçlar hariç bu felsefeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Bu da demek oluyor ki, aynı Tottenham karşısında olduğu gibi, Arsenal'in formasyonu hücumda 4-2-2-2 şeklini alacak. Birinci ikili Arteta-Wilshere (Ramsey), orta ikili Cazorla-Mesut ve uç ikili Giroud-Walcott. Arsenal'in hücumdaki A planı, kazandığı topları, bu 3 kademe arasında süratle taşımak olacak. Böyle bir formasyonda Arsenal'in göbeğe sıkışıp kalacağını düşünebiliriz ancak bu noktada imdada, takımın hücuma çıkmaya çok iştahlı 4 beki yetişiyor. Wenger'in bekleri ezelden beridir 90 metrede top oynuyordu, yeni sezonda da böyle oynamaya devam edecekler. Aslında, sistem muhabbeti pek de önemli değil. Mesut kalitesindeki bir oyuncu, her türlü sisteme uyar ve bu takıma her halükarda katkı sağlar. Mesut'un asıl etkisi başka yerde olacak.

Arsenal'in son 20 yılına baktığımızda, çok belirgin çizgilerle ayrılan 2 dönem görüyoruz. Birinci dönem, 95 yılında Bergkamp transferiyle başlayan ve Invincibles sonuçlanan 9 sene. İkinci dönem ise Emirates'e taşınmayla başlayan ve gençlik projesi ile geçen 8 sene. İlk dönemde gelen başarılara Wenger'in katkısını yabana atmak gibi olmasın ancak o dönemdeki başarı büyük ölçüde, David Dein'in transferde yaptığı doğru hamlelerle geldi. Bergkamp, Overmars, Petit, Vieira, Henry, Pires, Campbell bu dönemde yapılan transferlerden bazıları. Hatta, Cesc ve RvP transfleri de, yine bu döneme denk geliyor. Arsenal'in Emirates'e taşınıp ucuz etten yahni yapmaya çalışmaya başlamasıyla, kupa orucuna girişinin aynı zamana denk gelmesi tabii ki bir tesadüf değil. Son 8 senedeki politikaları burada çok eleştirdik ve tekrar bunları tartışmak istemiyorum. Meseleyi bağlayacağım nokta, Özil transferinin yeni bir dönemin başlangıcını haber veriyor olma ihtimali.

Arsenal, Mesut'a 42 milyon pound harcadı ve buna rağmen bankada yatan hala £150m parası var. Yani bu kulübün, hiç borç almadan, sadece nakit rezerviyle en az £100m daha harcayabileceği anlamına geliyor. Wenger dün, kendi transfer rekorunu üçe katladı ve Mesut'un maaşının primlerle beraber £10m' a kadar çıkabileceği söyleniyor. Yani, yıllardır kulübün önünü tıkayan "sosyalist" maaş politikasının da sonuna geldik sanırım. Bu transfer, Wenger'in, nihayet kulübün finansal potansiyelinin farkına vardığı ve bankada yatan paraları, müzedeki kupalarla değiştirmek için hareket geçtiği anlamına geliyor olabilir. Eğer bugün çok heyecanlıysak, bunun %50'si Mesut'un kalitesinden dolayıdır, diğer yarısı ise Arsenal'in artık bu kalitedeki oyunculara yönelmeye başlama ihtimalidir. Eğer Mesut, kulübü yıllardır içten içe kemiren transfer politikaların sonu anlamına geliyorsa, Arsenal taraftarı ne kadar bayram yapsa azdır. 

Mesut transferinin bir dönemin sonu anlamına olmasının bir başka sebebi daha var mesela. Son 4-5 yıldır, Arsenal resmen bir "feeder club" halini aldı ve kulüp neredeyse her transfer dönemini oyuncu kalitesinden bir şeyler kaybederek kapattı. Dün Arsenal, Real Madrid'in ilk 11'inden bir oyuncuyu kadrosuna katarken, Man Utd, Everton'ın son derece tek yönlü orta saha oyuncusu Fellaini'ye £28m bayılıyordu. United taraftar forumlarına bakarsanız, genel atmosferin "Arsenal Mesut'u alıyor, biz ne yapıyoruz yahu?" olduğunu görebilirsiniz. Hele ki Man Utd'ın, Ronaldo gittiğinden beri yaratıcı orta saha oyuncusu arıyor olduğunu düşünürseniz, olayın önemini biraz daha kavrayabilirsiniz. Arsenal'in elinde, Avrupa'daki her oyuncuyu heyecanlandıracak bir potansiyel varken, United, kimseyi Fergie sonrası her yerin gül bahçesi olmaya devam edeceğine inandıramıyor. Eğer bu bir dönüm noktasını işaret etmiyorsa, neyi işaret ediyor çok merak ediyorum. (Buradan RvP'ye el sallamak geliyor içimden nedense)

Dennis Bergkamp transferi, nasıl 17 yıl önce Arsenal'de yeni bir dönemi başlattıysa, bana göre Mesut transferinin aynı şeyi tekrar yapma potansiyeli var. 10 yıl sonra geriye baktığımızda, belki de 2 Eylül 2013'ün, Arsenal için bir dönüm noktası olduğunu söyleyeceğiz. Dünyanın en değerli 4. kulübü olan bu camia, bana göre artık atılım yapmaya hazır. Bu noktadan sonra Arsenal yönetimi ve Wenger dönüp arkaya bakmamalıdır. Bu camia için, tekrar ligin tepesini hedefleme vakti çoktan gelmiştir. Arsenal, artık bu hedefe uygun oyuncuların peşinden gitmeli, bu hedefe uygun politikaları hayata geçirmelidir. Öyle ki, Wenger'in son dakikada Demba Ba gibi ortalama bir forveti almayışını bile, kulübün Suarez gibi daha kaliteli adamları transfer etme arzusuna bağlamak istiyorum. Eğer Wenger, ocakta ya da önümüzdeki yaz, Özil kalitesinde bir golcüyü bu takıma katacaksa, ben bu seneyi Giroud ve Podolski ile oynamaya razıyım. Yeter ki bu kulüp artık dönüp arkasına bakmasın, ucuz etten yahni yapmaya, çoluk çocuktan kadro kurmaya çalışmasın. Gazidis'in bundan 3 ay önce söylediği gibi, Arsenal, Avrupa'nın zirvesine oynayacak potansiyele sahip ve artık hakettiği yere doğru kürek çekmesinin vakti geldi. Eğer Mesut, bu küreğe asılan ilk adam olacaksa, o zaman ne mutlu goonerım diyene. 

Neredeyse 4 yıl sonra, Arsenal hakkında, tamamı pozitif ve umut dağıtan bir yazı yazmayı başardım. Ne kadar mesudum bilemezsiniz. 

5 yorum:

  1. Bizdr cok ozlemistik pozitif biseyler okumayi. Kolay bi chelsea premierleague sampiyonlugunu engelleyebiliriz belki?

    YanıtlaSil
  2. EMRE

    Admin itiraf et diyorsun ya hani mutlu olmamızın sebebi mesut özil ve yeni bir dönemin başlangıcı diye; sp*rs a koymamızın tadı da var :D

    YanıtlaSil
  3. "Man Utd, Everton'ın son derece tek yönlü orta saha oyuncusu Fellaini " --- Yazın gayet güzel ancak bu üstteki ifade olmamış gibi sanki :) Fellaini tek yönlü ise Özil'de tekyönlü ( Sadece Hücum ) derim o zaman :) Fellaini gibi bir adam eğer Arsenal'e gelmiş olsaydı Özil, Cazorla ve Wilshere'i beraber oynatmanın önündeki defansif engelide kaldırmış olur ve aynı zamanda derinden oyun kurma ile bu adamları da rahatlatmış olurdu. Neyse Özil'e sevinmeye bakalım artık :)

    YanıtlaSil
  4. Sampiyonluktan bahsetmek icin biraz erken olabilir..

    Tek yonluden kastim hucum/defans anlaminda degildi. Bana gore, Fellaini sadece ceza sahasi icerisinde fiziksel avantajini kullandigi zaman yararli olabiliyor. Sadece pas oyunu oynayan bir takimda kendini gostermekte zorlanabilir..

    YanıtlaSil
  5. Şu ana kadar o görüntüyü verdi ancak dikkat edersiniz tekniği ve sezgileri yani mental olarak çok güçlü. Moyes gibi bir adamın elinde Leon Osman, Gibson gibi adamlar bile mücadeleci orta sahaya dönüşüyor; kaldı ki Fellaini çok genç yaşta Moyes tarafından yontulmaya başladı. Belki 20 yaşında Arsenal'e gelseydi ne bileyim Patrick Viera veya Yaya Toure gibi yaratıcı bir defansif orta saha olabilirdi. O yüzden diyorum yani Manu'da belki yaratıcılık anlamında daha çok sorumluluk almaya başlar çünkü o mevkide bunu yapabilecek pek adam yok.

    YanıtlaSil