19 Eylül 2013 Perşembe

Bize Her Yer Emirates


Arsenal, dün akşamki 3 puanla beraber, 14 Mart 2013'te Allianz Arena'da aldığı galibiyetten beri çıktığı 10. deplasman maçından da galibiyetle ayrılarak yeni bir kulüp rekoru kırmış oldu. Yine aynı tarihten beri takımın aldığı yenilgi sayısı da yalnızca 1. Deplasmanlardaki başarının altında, muhtemelen Arsenal'in son 1 senede değişen oyun yapısı yatıyor. Bu sene de, neredeyse her maçtan sonra bahsettiğimiz kontra atak futbolu, Arsenal'in şu anki kadro yapısına oldukça uygun. Takım, savunmadaki problemlerini henüz tamamen çözebilmiş değil ancak bu konuda aşama kaydettiği aşikar. Etkili kontra atak hücumuna, savunmanın sağlamlaşması eklenince ortaya, istediği sonuçları alabilen bir takım çıkardı.

Dün, Arsenal'in çok iyi oynamadan sabırlı kontra atak futboluyla kazandığı maçların klasik bir örneğiydi. Aslına bakarsanız, takımın ne savunmada, ne de hücumda çok iyi bir maç çıkardığını söyleyemeyiz. Defansta zaman zaman korkulu dakikalar yaşayan Arsenal, birkaç pozisyonda Szczesny'nin ellerine güvenmek zorunda kaldı. Normalde bireysel hata konusunda oldukça güvenilir olan Mertesacker'in yaptığı bir hata, Marsilya'ya az daha bir gol hediye ediyordu. Neyse ki, tedirgin defansın dün akşamki istisnası olan ve 90 dakikayı da "maçın adamı" olarak tamamlayan Gibbs, o pozisyonda kademeye ışık hızıyla girmeyi başardı.

Arsenal'in, hücum ederken Walcott'un Giroud'dan da ileride pozisyon almasıyla ve Mesut'un içeri devrilmesiyle 4-2-2-2 şekline büründüğünden daha önce bahsettim. Dün ilk yarıda Wenger'in hücumdaki A Planı, Mesut ve Wilshere ikilisiyle rakip sol bek Morel'e zor anlar yaşatan Walcott'u bulmaktı. Ancak Marsilya'nın pozisyon disiplinin bozmayan 2 defansif orta saha oyuncusuyla göbeği çok iyi kapatması Arsenal'in bu planının işlemesini engelledi. Buna ek olarak, 2 stoper ve 2 DM'den oluşan dörtlü savunma bloğunun ortasında yalnız kalan Giroud, ilk 65 dakika boyunca oyuna neredeyse hiç dahil olamadı. Topun birbirine yakın kademeler arasında hızla taşınmasına olanak vererek, Arsenal'in göbekten yaptığı kontraları kolaylaştıran 4-2-2-2'nin zayıf noktası, oyuna genişlik kazandırmak için beklerin hücuma çıkmasına ihtiyaç duyuyor olması. Dün Arsenal, beklerini normalde olduğu kadar özgürce kullanamadı. Özellikle, Mesut'un orta sahaya doğru kaymasıyla, karşısında hem rakip sağ açığı hem de rakip sol beki bulan Gibbs, maç boyunca oldukça temkinliydi. İlginç olan, Arsenal'in ilk golünün, Gibbs'in hücuma çıktığı ender pozisyonlardan birisiyle gelmiş olmasıydı. Arsenal, golü bulduğu anda Marsilya'nın çift DM'i daha ileride pozisyon almaya başladı ve Ramsey, onlar ile stoperler arasında ortaya çıkan boşluğa yaptığı bir koşuyla ikinci golü bulmayı başardı.

Arsenal'in oyun planının iyiden iyiye oturması ve takımın çok iyi oynamadan bile sonuç almaya başlaması, gelecek açısından oldukça ümit verici. Bould'un gelişinden beri sürekli daha iyiye giden defans, bu sezon takımın en kritik bölgesi olacak. Çünkü, eğer Arsenal rakiplerini kontra ataktan vuracaksa, maçların uzun bölümlerinde defansının su sızdırmaması hayati önem taşıyor. Arsenal hakkında umutlu konuşmak istemiyorum çünkü takım, an itibariyle faciaya 1 sakatlık kadar yakında seyrediyor. Umuyorum, Arteta, Cazorla, Rosicky ve Ox gibi oyuncular geri dönene kadar önemli bir sakatlık yaşanmaz da, umutlu başlayan bu sezon erkenden tepetakla gelmez. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder