2 Eylül 2013 Pazartesi

Bir Yüz Milyon Daha Harcayın; Tekrar Görüşelim


İnsan kulübe ve yönetime ne kadar kızgın olursa olsun, derbi maçın başlama düdüğü çaldığı zaman hepsini unutuveriyor. Zaten son yıllarda Wenger ne zaman baskı altına girer olsun, imdadına hep bir Kuzey Londra derbisi yetişiyor. Her ne kadar Arsenal'in, Tottenham üzerinde eskisi kadar dominasyonu olmasa da, iki takım arasında oynanan futbol açısından hala bariz fark var. Oynanan futbol açısından diyorum çünkü £103m harcayıp 7 önemli transfer yapan Tottenham kadro derinliği açısından Arsenal'in önüne geçmiş durumda. Hatta dün Arsenal'in yedek kulübesi o kadar zayıftı ki, Wenger, oyuna sokacak bekten başka bir şeyi olmadığı için maçı 6 defans oyuncusuyla bitirdi. Bugün İngiltere'de transferin son günü ve kendisinin bu konuda bir şey yapıp yapmayacağını hep beraber göreceğiz. Transferde çok aktif olan AVB'nin ise derdi, tüm bu oyunculardan ortaya "takım" çıkarmak olacak. Aynı transfer döneminde çok fazla oyuncu getirmenin ters teptiğini geçmişte çok kez gördük, umarım AVB bu işin altından kalkmayı başarır (yalan).

Dün akşam zevkli bir 90 dakika izledik ama maçın çok büyük bir taktiksel savaşa sahne olduğunu söyleyemem. Wenger, beklenen on biriyle sahadaydı ve sadece hasta olan Sagna yerine Jenkinson değişikliğini yapmıştı. AVB ise geçen hafta Swansea karşısındaki on biri aynen korumayı tercih etti.

Arsenal açısından maçın ilk göze çarpan yanı, Wenger'in artık iyiden iyiye kontra atak futbolunu "A Planı" yapma yoluna girmiş olması. Eskinin, topla %70 oynayan Arsenal'i yavaştan tarihe karışıyor artık. Zaten dün, 20. dakikada ekrana yansıyan istatistikler Arsenal için sadece %45 topla oynama oranı gösterince, kendi kendime "Wenger yine kontraya yatacak galiba" diye düşünüyordum ki, Arsenal mükemmel bir kontra golü buluverdi. Wenger'in şu anki hücum planı, Cazorla'nın sol tarafta oyuna başlayıp daha sonra maç içerisinde serbest adam olarak oynayarak, rakip savunma içerisinde boşluk araması ile başlıyor. Arsenal, topu Cazorla'ya ulaştırdıktan sonra da, İspanyol oyuncu Walcott-Giroud kombinasyonunu en etkili şekilde kullanmanın yollarını arıyor. Walcott, her ne kadar kanat oyuncusu gibi gözükse de, Arsenal'in pozisyon alışına bakarsanız, çoğu zaman takımın en ileride pozisyon almış oyuncusunun Theo olduğunu görürsünüz. Yani 4-3-3 gibi gözüken Arsenal formasyonu, Cazorla'nın orta sahaya devrilişi ve Walcott'un Giroud'ya yaklaşmasıyle, hücumda hep bir 4-4-2 şeklini alıyor. Dün, Arsenal'in attığı gol, bu hücüm planının sahaya neredeyse kusursuz bir şekilde yansımasıydı. Arsenal, topu kaptıktan sonra rakibin savunmaya oturmasına izin vermeden oyunu Cazorla ile kurdu ve Ramsey-Rosicky çabuk paslaşmasıyla Walcott'u buluverdi. Maç boyunca benzer senaryo neredeyse 10 kez daha tekrarlandı ancak nedense Sp*rs bu plana bir türlü önlem alamadı. AVB, göbekteki Dembele, Paulinho, Capuoe fiziksel üçlüsünün, Arsenal'in orta üçlüsünü durduracağını hesaplamıştı belki ancak Cazorla'nın Arsenal orta sahasına verdiği destek ile Sp*rs'ü sürekli olarak az adamla yakalamasını maç boyunca izlemek ile yetindi. Eğer, Lloris çok iyi bir maç çıkarmasa, sonuç yine bozguna doğru gidebilirdi.

Arsenal'in plana uygun giden hücumuna karşılık, sahada hiçbir planı olmayan bir Tottenham gördük. Sp*rs, son 2 senede hücumda 3 adama yüklüydü: Modric, Bale ve Lennon. Geçen sene Modric ayrıldığında, Sp*rs onun yerini Dembele ile doldurdu. Dembele iyi bir takım oyuncusu olsa da, Modric'in takıma kattığı yaratıcılığa yaklaşmaktan uzaktı. Modriç'in yokluğunda Bale vites büyülttü ve ekstra oynadı ve takımın hücumunu tek başına sırtladı. Ancak bunun sonucunda Tottenham, takım olarak oyun kurmayı tamamen unuttu. Ben size geçen sezon Bale'in tek başına kazandığı en az 10 tane Sp*rs maçı sayabilirim. Zaten geçen sene takım halinde oynamayı unutmuş bir takımın en iyi oyuncusunu elinden alırsanız, ortaya dünkü gibi bir şey çıkıyor işte. Sezonun ilk 2 maçını, penaltı golleriyle 1'er 0 geçen Tottenham, dün topla daha fazla oynayan taraf olmasına rağmen neredeyse hiç bir şey üretemedi. Öyle ki, Townsend'in sağdan içeri devrilip sol ayağıyla attığı şutlardan başka adam akıllı Sp*rs hücumu hatırlamıyorum. Tottenham'ın maçta gole en yaklaştığı pozisyon olan Defoe'nin volesi de zaten bir duran toptan geldi. AVB ve Levy bu yaratıcı futbolcu eksikliğinin farkındaydı mutlaka ki, Sp*rs'ün son 2 transferi Eriksen ve Lamela bu sorunu çözmeye yönelikti. Bana göre, Tottenham'ın sezonunun kaderini, bu 2 oyuncunun performansları belirleyecek. AVB, Modric ve Bale sonrası tamamen çöken Tottenham hücumunu ayağa kaldırabilirse, takımını ilk 4 için ciddi bir aday haline getirebilir. Aksi takdirde, aynı hedefe varmak için bir üçüncü şans bulacağını zannetmiyorum.

Maçla ilgili değinmek istediğim birkaç nokta daha var. Arsenal kazandığı son 4 maçta iyi savunma yaptı ancak her maçta Szczesny, çok kritik birkaç kurtarışa imza attı. Kendisinin sezona iyi bir başlangıç yapmış olması, 3. kalecisi olmayan Arsenal açısından önemli.

Dün Wilshere kendini iyi hissetmediği için kenarı alınınca, Flamini'yi izleme fırsatını bulduk ve benim ilk izlenimim gayet olumluydu. Son 2 sezonda 1500 maç oynayan Arteta'ya nefes aldırması açısından olumlu bir transfer olduğunu söyleyebilirim.

Koscielny ve Mertesacker her maç daha iyiye gidiyor ve Wenger, bu sezon kontraya dayalı futbol oynamak istiyorsa, defansın performansı ekstra önem taşıyacak. Bu noktada, sakatlıktan geriye hangi Vermaelen'in döneceği de çok önemli. Umuyorum bu sezon, geçen seneki değil de 3 sene önceki Vermaelen'i izleriz.

Cazorla insan mısın?

Daha önce söyledim ama Arsenal'in yedek kulübesinin korkutucu derecede sığ olduğunu tekrar belirtmeliyim. Transfer yorumunu yarına bırakıyorum ama umuyorum Wenger bir çılgınlık yapıp sezona bu kadroyla girerse, çok uzun bir kış bizleri bekliyor.

2 yorum:

  1. Buradan atıp tutmak kolay biliyorum ama bir mucize olur ve Mesut/Mata, Di Maria, Fellaini, Casillas/Cesar dörtlüsü gelirse bugün, cidden şampiyonluktan bahsedebiliriz diyorum ben.

    YanıtlaSil
  2. EMRE

    Admin Fenere hakkında negatif yazmandan nefret ediyorum ama Arsenal hakkındaki yazıların yok mu... Hele ki attığın o başlık yaptığın yorumlar... Seviyorum seni :D

    YanıtlaSil