29 Ağustos 2013 Perşembe

Yetmez Ama Evet


Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören dışında herkesin beklediği oldu ve CAS, UEFA'nın Fenerbahçe'ye verdiği 2 yıl Avrupa kupalarından men cezasını onadı. UEFA disiplin komitesi, bugün olağanüstü toplanıp, cezanın nasıl uygulanacağını belirleyecek. Büyük ihtimalle Fenerbahçe bu sezon Avrupa Ligi'ne gidemeyecek, önümüzdeki sezon da katılma hakkı kazandığı takdirde, yine UEFA'nın turnuvalarında yer alamayacak. Tabii UEFA, son dakika sürpriziyle, cezayı önümüzdeki sezon başlatma kararı da alabilir ama bu ihtimali düşük buluyorum. Fenerbahçe'nin şike yaptığı, futbolu yöneten kurum olan UEFA ve dünyanın spor hukuku konusundaki en üst mercii olan CAS tarafından karara bağlandığına göre, artık şike var mıydı, yok muydu, sahaya yansımış mıydı, yoksa o gün güneş tutulması mı olmuştu tartışmalarını bir yana koyabiliriz.

UEFA ve CAS'ın kararları garip bir durumu ortaya çıkardı. Bildiğiniz üzere Fenerbahçe, Türkiye'de henüz idari bir ceza almadı. Olayda adı geçen kişilerin yargılaması yapıldı ve konu hala yargıtayda ve ancak mahkemelerin ya da yargıtayın Fenerbahçe'ye idari bir ceza vermesi hukuki olarak mümkün değil. Bunu yapacak kurum, çok sevgili Türkiye Futbol Federasyonu. TFF'nin bağlı olduğu UEFA, Türkiye Süper Ligi'nde yapılan şike için, Fenerbahçe'yi kendi turnuvalarından men ederek cezalandırdı ve kendi üzerine düşen idari sorumluluğu yerine getirdi. Peki TFF bu konuda ne yaptı? Fenerbahçe'nin Türkiye Ligi'nde yaptığı şike için, Türkiye Ligi'ndeki cezası ne oldu? UEFA'nın suçlu bulduğu Fenerbahçe'yi, ona bağlı bir kurum olan TFF gerçekten suçsuz bulabilir mi?

Bulamaz.

Bundan dolayıdır ki, TFF'nin bir önceki başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe'ye vereceği idari cezayı (puan silme) hazırlamış ve hatta biricik Fenerbahçe'si bundan çok fazla etkilenmesin diye, bir gece ansızın Türkiye Süper Ligi'nin sonuna playoff ekleyivermişti. Ancak Aziz Yıldırım, kulübü sürüklediği uçurumu yeterli bulmamış olsa gerek ki, o planı reddetti ve Aydınlar'ı yaka paça yönetimden indirip yerine kankası Demirören'i seçtirtti. O dönem aklı başında Fenerliler, Aydınlar'ın cezasına razıydı ancak Yıldırım, kulübü değil kendisini destekleyen ahaliyi de arkasına alarak kendi bildiğini okudu. Şimdi, o zaman bu işin çözülmediğine pişman olmayan tek bir Fenerbahçeli kaldığını zannetmiyorum. Hatta, keşke küme düşürselerdi, şimdiye geri gelmiştik diyen Fenerliler bile var.

UEFA'nın aldığı kararlar, Yıldırım Demirören ve TFF için, üç maymunu oynama süresinin dolduğu anlamına geliyor. TFF, işe 2010/11 şampiyonluk kupasını Trabzonspor'a verek başlamalı ve Fenerbahçe'ye, Türk futbol kamuoyunu tatmin edecek cezaları bir an önce vermeli. Eğer Demirören'in bu kararları alacak yüreği yoksa, bir an önce istifa etmeli ve federasyonun idari sorumlulukarını yürütebilecek yeni bir yönetim iş başına gelmeli. Çünkü UEFA'ya biraz daha "yansımamış amcası" türküsünü okurlarsa, adamların şamarı çok ağır olacak.

Ben Galatasaraylı olduğum için, belki Fenerbahçeliler bu yazılanları taraflı buluyorlardır. Ancak inanın ki, şu olayların içerisinde Galatasaray olsaydı, yukarıda yazdıklarım hiçbir şekilde değişmezdi. Galatasaray'ın ceza almasını tabii ki istemezdim ancak körü körüne Aziz Yıldırım gibi adamların peşinden kesinlikle gitmezdim. Bu örneği daha önce de verdim ama tekrar etmek istiyorum. Galatasaray camiası, kendini bilmez bir bürokratın kulübün onuruna dil uzatışına tepki göstermediği için Adnan Polat'ın kellesini aldı. Eğer söz konusu olay şike olsaydı, camianın tepkisi çok daha ağır olurdu. Fenerbahçe, Aziz Yıldırım illetinden kurtulmak için daha neyi bekliyor, anlamıyorum. Bir yöneticinin, kulübüne verebileceği her türlü zararı ve fazlasını Aziz Yıldırım'ın elinden gören koskoca camia, hala nasıl bu adama katlanıyor? Bundan 4 sene önce Galatasaray, ligin dibine, tepesine olduğundan daha yakındı ve yönetim değişikliği kulübü bir anda ayağa kaldırdı. Aynı şekilde Beşiktaş, Demirören'in kulübe açtığı yaraları ancak yönetim değişikliğinden sonra sarmaya başladı. 18-20 yaşındaki Fenerliler, belki Aziz Yıldırım öncesi bir Fenerbahçe'nin varlığını hatırlamıyorlar ve değişimden korkuyorlar. Peki bu kulübün bütün kongresi de mi balık hafızalı? Asan, kesen, kavga eden, taraftar azarlayan, federasyon düşüren, şike yapan, nefret söylemiyle kulüp yönetmeye çalışan bir başkandan daha iyisini bulamayacaklarını mı zannediyorlar? 

Ne diyeyim ki? Devam edin o zaman. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder