25 Ağustos 2013 Pazar

Pazar Notları



Fulham 1 - 3 Arsenal

Arsenal'in transferdeki hareketsizliği ve geçen hafta aldığı mağlubiyet, ligin daha 2. haftasındali sıradan bir Fulham deplasmanını, sanki ligin kaderini belirleyecek maçmışçasına önemli hale getirdi. Fulham sıradan bir lig maçına çıkarken, Arsenal için, dün galibiyetten başka hiçbir sonuç kabul edilemezdi ve iki takımın maça bakışları arasındaki bu fark futbollarına da yansıdı.

Wenger sahaya, Fenerbahçe maçından hafif bir sakatlıkla çıkan Wilshere'i yanına alıp, onun yerine Podolski'yi sahaya sürerek başladı. Podolski'nin sol açığa yerleştiği dizilişte Cazorla, forvet arkasında serbest adam olarak yer aldı. Fulham'ın dizilişinde dikkat çeken ve bana göre hatalı olan ise, defansif olarak son derece disiplinsiz bir oyuncu olan Taarabt'ın sol açığa, yani Walcott'un kanadına yerleştirilmiş olmasıydı. Daha sahaya sürülen takımlara bakarak bile Fulham'ın o bölgede sıkıntı yaşayacağını söylemek mümkündü.

Fulham maçı Arsenal için Fenerbahçe maçına benzer bir şekilde gelişti. Rakip, maça çok tedirgin başlayınca, Arsenal kontrolü erkenden eline aldı ve orta sahayı istediği gibi kontrol ederek maça başladı. Fulham'ın planı,  DM ile sahasında alan daraltıp, Taarabt ve Duff ile hızlı çıkmak ya da topu Berbatov'a ulaştırıp onun pivot oyununu kullanmaktı. Martin Jol'un planlarını tamamen alt üst eden, Arsenal'in biraz şansla da olsa gelen erken golüydü. Golü bulan Arsenal, aynı Fenerbahçe maçında olduğu gibi rakibin üzerine gelmesini bekleyerek, ani kontralarla gol aradı ve bunda da çok başarılı oldu. Eğer dün Walcott biraz şanslı olsa, maç 5-6'ya gidebilirdi. Arsenal'in kontra atak planını Gibbs'in kaçırdığı pozisyonun başlangıcını ve sonunu gösteren aşağıdaki iki kareden açıkça görebilirsiniz. İlk karede Fulham hücumdayken Arsenal, kendi ceza sahasını tam 11 oyuncusuyla birden doldurmuş durumda. Bu noktada Fulham'ın, orta saha civarında 2 stoperi ve onların önünde de DM'lerinden birisi Sidwell var. Arsenal'in bu noktada topu kazanıp kontraya kalkmasının sonucunda oluşan pozisyona yani 2. kareye bakarsanız, Fulham'ın 6'ya 5 yakalandığını görebilirsiniz. 7'e 11 savunmadan, 6'ya 5'lik hücuma bu geçiş, Arsenal'in dünkü (ve Fenerbahçe maçındaki) hücum anlayışını çok güzel özetliyor.

Arsenal'in kontraya dayalı futboluyla, iki deplasmandan 3'er gollü galibiyetlerle dönmüş olması gayet sevindirici. Ancak lig maçlarının %70'ini kapanan takımlara karşı oynayan Arsenal'in, kontra atak futbolunu hücumdaki "A Planı" yapması biraz zor. Aston Villa maçında çok açık bir şekilde gördük ki, Arsenal, disiplinli savunma yapan takımları açmakta zorlanıyor. Bunun en önemli sebebi de, takımın golcü departmanındaki yetersizliği. Arsenal, son 3-4 sezonda temposundan çok şey kaybetti ve bunu Wenger bilinçli olarak yaptı. Bu dönemde eskinin her maç 4 atıp 3 yiyen, bir o kalede bir bu kalede Arsenal'inden, daha düşük tempoyla oynayıp daha az pozisyon üreten ama daha iyi savunma yapan bir Arsenal'e doğru bir evrim izledik. Bu değişimin iyi ya da kötü olduğunu tartışmak istemiyorum ancak ortada şöyle bir problem olduğu bir gerçek. Arsenal, pozisyon sayısında düşüşe geçerken, golcü kalitesinde de düşüş yaşadı. RvP'nin son sezonunu hatırlayın mesela. O zaman da Arsenal çok fazla pozisyona girmiyordu ancak Van Persie, neredeyse her ayağına geleni gole dönüştürerek takımı çoğu maçta ipten alıyordu. Arsenal, Premier Lig'in en iyi golcüsünü kaybetti ve şu anda hücumu sadece boşluk bulduğunda gol üretebilen 3 adama emanet. Evet, Arsenal 2 maçta 6 gol attı ama sezon boyunca kendisine Fenerbahçe ve Fulham'ı kadar boşluk verecek çok fazla takımla oynamayacak. Ligin zayıf takımları kapanarak bu boşluğu ortadan kaldıracak, güçlü takımları ise daha iyi savunma disiplini ortaya koyarak. Wenger'in, takımının set hücumundaki problemlerini çözmesi için dünya çapında bir forveti bu takıma kazandırması şart ve bunu yapmak için sadece 9 günü var. Higuain, Suarez trenlerinin kaçtığını ve Benzema'nın menejerinin Arsenal kapısını kapattığını göz önüne alırsak, böyle bir transferin olasılığının iyiden iyiye düştüğünü söylebiliriz.

Forvet demişken, burada Podolski'ye de bir paragraf açmak istiyorum. Podolski, Arsenal'e geldiğinden beri çektiği şutların %20'sini gole çevirmiş bir arkadaşımız ve o şutlardan bloklananları düştüğümüzde şut/gol oranı %37'e kadar çıkıyor. İstatistiksel anlamda, bu takımın en iyi bitiricisi bana göre Poldi. Ancak buna rağmen, Wenger'in kafasındaki 11'de Alman oyuncuya yer yok ve geçen hafta Schalke'ye transfer olacağı dedikoduları İngiliz ve Alman medyasında bol bol yer aldı. Bana göre Podolski'den Arsenal'in yeterince verim alamaması, Wenger'in taktiksel anlamda ne kadar dar kafalı olduğunun bir kanıtı. Podolski, futbol hayatını 2. forvet oynayarak geçirmiş ve ceza sahası içerisinde olduğu zaman etkili olabilen bir oyuncu. Ancak Wenger'in sisteminde 2. forvet diye bir pozisyon son 10 senedir yok. Wenger'in 4-2-3-1'indeki 3'ün kompozisyonu yıllardır değişmedi. Ortada oyun kurucu (Bergkamp, Cesc, Wilshere, Rosicky) ve kanatlarda ya bir klasik hızlı açık (Ljunberg, Overmars, Walcott, Arshavin) ya da kanattan içeri devrilerek oyun kurabilen teknik bir oyuncu (Pires, Nasri, Cazorla). Wenger'in sisteminde ikinci bir forvete yer hiçbir zaman olmadı. Arsenal'e gelen Eduardo, Vela, Bentdner, Chamakh gibi oyuncular hep pozisyon dışı oynamak zorunda kaldılar ve tutunamadılar. Hatta Henry ve Adebayor'un varlığında RvP bile bu sorundan muzdaripti ki, kendisinin tek başına forvet oynamaya başladıktan sonra patlama yapması da tesadüf değil. Şimdi aynı şeyi Podolski yaşıyor. Wenger, Alman oyuncuyu sol açık olarak sahaya çıkarıyor ancak Podolski'den yukarıdaki iki kalıptan birine uymasını istiyor. Yani Podolski ya oyun kuracak ya da klasik bir kanat oyuncusu gibi adam eksiltecek. Üstüne bir de sol açığın, rakibin beklerini savunması gibi bir defansif görev de ekleyin bunun. Ceza sahası içerisinde etkili olan ve orada oynamaya alışmış bir oyuncuya, orta saha sorumlulukları yükleyip, performans beklemek ne kadar gerçekçidir? Poldi'nin sürekli olarak yedekte kalmasının sebebi de bu zaten. Wenger, kendi sisteminde Podolski'den verim almak için bazı değişiklere gitmek yerine, Podolski'yi komple değiştirip kanat oyuncusu yapmaya çalışıyor. Dün Alman oyuncunun attığı 2 gol de, klasik 2. forvet golüydü ancak bu pozisyonlar Arsenal'in normal set oyunundan gelmedi. Podolski, 2 kontra atak pozisyonunda, golcü önsezi ve bitiriciğini kullanarak golleri buldu. Wenger, eğer forvet transferi yapmayacaksa, Podolski'den verim almayı öğrenmek zorunda ve buna onun güçlü yanlarını kullanacak bir takım hücum setleri organize ederek başlayabilir. 

Fulham maçı sıradan bir lig maçı gibi gözükse de, daha önce dediğim gibi çok önemliydi ve Arsenal'in 3 puan alması sevindirici. Bu maçla ilgili tek endişem, çok kötü 2 rakibe karşı alınan galibiyetlerin, Wenger'i transfere ihtiyacı olmadığına ikna etmesi. Arsenal, daha ligin 2. haftasında kadro derinliği problemleri yaşıyor ve takımın şu anki kadrosuyla 4 kulvarda mücadele etmesi imkansız. İngiliz kışı bastırıp, Arsenal'in klasik sakatlıkları kapıya dayandığında, Wenger sahaya sürecek a takım oyuncusu bulmakta bile zorlanabilir. Umuyorum, Arsenal, transferin son 8 gününü iyi değerlendirir de, haftaya Pazartesi, burada Wenger'i istifaya davet eden bir yazı görmezsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder