29 Mayıs 2013 Çarşamba

Sezona Bakış: Orta Saha


Arsenal orta sahası, aynı takımın geneli gibi, inişli çıkışlı bir sezon geçirdi. Orta sahada diziliş açısınan çok büyük bir değişiklik görmedik. Arsenal yine 4-2-3-1'e yakın bir formasyonla hücum etti ve savunmada, iki dörtlü hat oluşturup 4-4-1-1 şekline yaklaştı. Ligi, topla oynama yüzdesi sıralamsında birinci, pas başarı yüzdesinde ikinci bitiren Arsenal'de, en başarılı orta saha dizlişi ligin son dönemini oynayan Arteta-Ramsey-Rosicky ve onlara yakın oynayan Cazorla idi. Takımın düşen temposuna bağlı olarak, Arsenal'in yarattığı pozisyon sayısının da düştü, ancak, özellikle ligin ikinci yarısında orta sahanın savunma yönünü de daha iyi oynamaya başladığını gördük. Tek tek incelersek,

Mikel Arteta, yine takımın en kritik adamıydı ve ligi, uzak ara en çok pas yapan oyuncu olarak bitirdi. İstikrarı, liderlik vasıfları ve bireysel hata barındırmayan oyunuyla, Wenger'in vazgeçilmez elemanı durumunda. Sakat olmadığı maçların tamamına ilk onbir başlayan Arteta'nın şu an için takımda alternatifi yok. Bundan dolayı, ligin sonunda, aynı geçen sezon olduğu gibi yorgunluk kaynaklı form düşüklüğü yaşadı. Eğer Ramsey kendini bulmasaydı, daha da fazla zorlanabilirdi. Her ne kadar Wenger'in, klasik DM olmayan sistemi çalışıyormuş gibi gözükse de, Bayern, Man Utd, Chelsea gibi rakipler karşısında, Arteta'nın rakibe gerekli fiziksel üstünlüğü kurmakta zorlandığını gördük. Geldiğinden beri defansın önünde oynuyor olması, Arteta'nın Everton günlerinde sergilediği ofansif özelliklerinin tamamen yok olmasına neden oldu. Bu sezon, hücuma çıkarken yaptığı paslarda gözle görünür bir "muhafazakarlık" vardı ve bu risk almayan oyun kendisinin %92 isabetle pas yapmasına neden oldu. Bu durum, Arsenal'in, kronik hücuma çıkarken top kaybetme hastalığına çare olmuş olsa da, takım, özellikle kapanan rakipler karşısında biraz daha maceraperest bir Arteta'nın ihtiyacını hissetti.

Benim için sezonun en iyi oyuncusu Santi Cazorla idi. Kaliteli transfer yapmak için bankayı boşaltmaya gerek olmadığının canlı kanıtı olan İspanyol oyuncu, Premier Lig'deki ilk sezonunda taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Wilshere, Rosicky ve Diaby'nin sakatlıklarında orta sahanın ortasında başladığı sezona, ikinci yarıda sol açık olarak, "Nasri pozisyonunda" devam eden Cazorla, takımın bütün lig maçlarında forma giyen tek oyuncusuydu. Toplamda 49 maça çıkan Santi, asist krallığında ikinciliği Hazard ile paylaştı ve attırdığı 11 golün üstüne 12 gol de kendisi ekledi. Wenger'in, Pires, Reyes, Nasri gibi oyuncularla da denediği, tek kanatta oyun kurucu oynatma ısrarı sayesinde, sezonun ikinci yarısında Cazorla'yı sol açıkta izledik. Bu tercih, Walcott'un da forvete yaklaşmasıyla beraber, Arsenal'i zaman zaman 4-4-2 formasyonuna yaklaştırdı ve Podolski'li 4-2-3-1'den daha yaratıcı bir takım çıkardı ortaya. İspanyol'un en önemli özelliği, 90 dakika boyunca sorumluluk alıp bir şeyler üretmeye çalışmasıydı. Eğer Arsenal takım halinde kendisinin temposuna ayak uydurabilirse, Santi'den daha da fazla yararlanabilir. Mesela, bu sezon Cazorla'nın önünde RvP gibi bir forvet oynasaydı, nasıl bir sonuç ortaya çıkardı diye merak etmeden duramıyorum.

Sezonun bir diğer kritik adamı Aaron Ramsey oldu. Son 2 sezondur, Wenger tarafından sol açık, sağ açık, forvet arkası gibi garip yerlerde oynatılan ve bu yüzden de bir türlü istenileni veremeyen Ramsey, Wilshere ve Diaby'nin sakatlanmasından dolayı sahanın ortasına geçince birden kendini buldu. Onun orta sahaya getirdiği enerji ve mücadele hırsı, takımın son 10 maçtaki formuna katkıda bulunan önemli bir faktördü. Ramsey'in, ofansif penetrasyon, orta ve uzun menzilli paslar ve son vuruş konusunda hala gelişim kaydetmesi gerekiyor. Ancak, kendisinin geçen sene gözden ne kadar gözden düştüğünü hatırlarsak, bu sezonun onnu açısından olumlu geçtiğini söyleyebiliriz. Umuyorum, önümüzdeki sezon da kaldığı yerden devam eder.

Arsenal açısından sezonun bir başka hayal kırıklığı da Jack Wilshere'in sakatlıktan bir türlü dönemeyişiydi. Wenger, 2 sene önce, Wilshere'e aşırı yüklenerek onun sakatlanmasına neden olmuştu, bu sene de, 19 ay sonra sahalara dönen oyuncusuna birden aşırı sorumluluk vererek, Jack'in geri dönüşünü geciktirdi. Kendisinin yetenekleri hepimizi heyecanlandırıyor ancak Wenger'in Jack tamamen iyileşene kadar sabretmesi gerekiyor. Onun dışında, Wilshere, oynadığı kısa sürede, ne kadar yetenekli olduğunu bize hatırlattı ve Cazorla-Arteta ikilisiyle çok iyi anlaşacağının sinyallerini verdi. Onun geri dönmesi, tamamen Cazorla'nın üstüne yüklenmiş olan "yaratacılık" şubesinin paylaşılması açısından çok önemli.

Tomas Rosicky, "Sakatlık belasından kurtulsa, roket mühendisi bile olurdu" diyeceğiniz türden bir adam. Bu sene, aynı geçen sene olduğu gibi, sezonun 3'te 2'sini kaçırdı ancak oynadığı son 2 ayda önemli katkıda bulundu. Wilshere'in, sakatlığının devam etmesi, Wenger'i yine eski dost Rosicky'e güvenmek zorunda bıraktı ve Çek oyuncu da görevini başarıyla yaptı. Her ne kadar eski sürati ve çevikliği kalmamış olsa da, Rosicky mental olarak takımdaki en ofansif oyunculardan birisi. O yüzden, forvet arkasındaki pozisyonda Wenger'in her zaman favori oyuncularından birisi ve sakatlıklardan uzak durabilirse tecrübesiyle Arsenal'e hala verecek çok şeyi var. 

Arsenal açısından sezonun hayal kırıklıklarından birisi Francis Coquelin oldu. Genç Fransız, geçen sezon 
A takımı yavaştan zorlamaya başlamıştı ve bu sezon bir çok kişi kendisinden patlama bekliyordu. Ancak, beklenen bir türlü olmadı ve The Coq bu sezonu, geçen sezondan daha az sahada kalarak geçirdi. Wenger gibi bir hocanın altında gelişim gösteremeyen bir genç oyuncu için gelecek ne kadar parlaktır bilmiyorum ama Coq için Arsenal treni bu sezon kaçtı gibi. 

Abu Diaby için çok söyleyecek bir şeyim yok. Son sakatlıktan sonra kendisinin futbol hayatı bana göre sona ermiş durumda. Kendisini satmak mümkün olmadığından Arsenal, 2 sene daha ona maaş ödeyecek. 

Gelecek sezon için ne lazım?
Arteta'nın yükünü hafifletmek ve büyük maçlarda orta sahadaki direnci arttırmak için yırtıcı bir DM. Ha bir de elleri değmişken Cesc'i de geri alırlarsa tadından yenmez.

1 yorum:

  1. Cesc arsenalin ona en çok ihtiyacı olduğu zaman gemiyi terk etti. İstemez öyle bir kaptan, burada efsane olmak varken, sürüsün artık barca da

    YanıtlaSil