16 Mayıs 2013 Perşembe

Muz Yer Misin?


Senelerce Galatasaray taraftarı olarak ortalıkta dolaşıp, bir gün aniden, artık Arsenal'i daha çok sevdiğimi açıklayınca, çevremdeki çoğu insandan "O nerden çıktı? Elin İngilizini niye destekliyorsun len? Galatasaray'a ne oldu?" tepkisi aldım. Galatasaray'a bir şey olduğu yoktu da, Türk futbolunun geldiği içler acısı durumu artık midem kaldırmaz olmuştu. Artık Türkiye Ligi'nde ne olduğu pek umurumda değil. Bu organizasyondan tek beklentim, Galatasaray'ın ilk 2'de bitirip Şampiyonlar Ligi'ne gitmesi. Ama Türk futbolunun yaşadıkları da o kadar traji-komik ki, insan ne kadar "ilgilenmiyorum" dese de, çileden çıkmadan duramıyor.

Şu son birkaç haftada olanlara bir baksanıza,

Galatasaray, 10 puan farkla şampiyon olmuş, ortada gerilim yaratacak bir atmosfer olmaması lazım, buna rağmen maç sonrası ölen var, maç içerisinde rezillik diz boyu, maç öncesi açıklamalar resmen kepazelik.

Aykut, "Saha dışında kapattırmazlar" açıklamasıyla verdi rezilliğin startını. Fatih Terim, her maç saha kenarındaki iki amigosuyla birlikte gelene geçene sövdü. Yıldırım, kendi mali kongresinde Galatasaray'dan başka hiçbir şey konuşmadı. Sonra maçta ırkçılık gırla gidip maçtan sonra da cinayet çıkınca hepsi birden "Camialara mal edilemez" türküsü okumaya başladılar.

Arkadaş bu kadar sorumsuzluk olur mu yahu?

Bir taraf, adam gibi rakibini tebrik edeceğine, hala "saha dışında kapattırmazlar" diyor. Ne demeye çalışıyorsun Aykut efendi? Eğer, "Bu sene saha dışında maç ayartamıyoruz, kadrolar maçtan önce elime ulaşmıyor, o yüzden farkı kapatamıyoruz" demeye çalışıyorsan onda haklısın. Ha yok, Galatasaray'ın saha dışında bir faaliyetini gördüysen, bunu çıkıp açıklayacaksın. Kendi basiretsizliğini, başkalarına iftira ederek kapatmaya çalışman, iki kulüp arasındaki nefreti körüklemekten başka hiçbir işe yaramıyor.

Galatasaray tarihinin en başarılı hocası ve laf geldiğinde kendini UEFA'nın elit teknik direktörler grubunda sayan Fatih Terim'e bakın. Bu kadar başarıyı kazandıktan sonra, olgunlaşıp durulacağına, her maç saha kenarında resmen magandalık yapıyor. Yanına almış iki tane şakşakçı, Fatih Terim osurursa, bu ikisi sıçıveriyorlar. Yakışıyor mu yahu? Galatasaray'a yakışıyor mu bu hareketler?

Galatasaray, şampiyonluğunu Sivasspor karşısında ilan etmiş, kendi sahasında iyi kötü kutlamasını yapmıştı. Haftaya da mutlaka bir kutlama planlamışlardır. Peki Fenerbahçe maçını kaybettikten sonra, saha içinde kutlama yapmaya çalışmak neyin nesidir yahu? Şampiyonluk kutlandı geçen hafta, maçı da kaybettiniz, artık sahada yapılan bu şaklabanlığın lüzumu nedir? Karşı takım taraftarını ve futbolcusunu tahrik etmekten başka amaca hizmet edebilir mi bu hareket? Sen bunu yaparsan, tribündeki cahil adam da senin futbolcuna muz gösterir.

Maç içinde yaşananlara zaten hiç girmiyorum. Volkan, Emre, Sabri, Melo gibi adamlar sahaya tetikçilik için çıkmışlar.

Ben Sabri olsam, Galatasaray'da bana maçta yaptığım hareketlerden dolayı ceza vermeye kalksa, ben yönetime "Siz önce sezonun yarısını tribünden izleyen hocanızı kontrol altına alın" derim. Bu adamlar öyle görüyor kenardan yahu. Kenarda gelene geçene bağırıp çağıran Terim, rakibe asılsız ithamlar yönelten Kocaman varken, cemaat tabii ki sıçacak.

Türk futbolunda ırkçılık, bana göre şu ana kadar hep "münferit" idi. Saracoğlu'nda bu işin artık alelade yapıldığına şahit olduk. 1 değil 2 değil, sanki bilet alana yanında yarım kilo muz, iki paket de Eti Negro hediye etmişler. Aslında bu adamlar gerçekten ırkçı filan değiller. Ama iki takım arasındaki nefret öyle bir körüklenmiş ki, tribündeki akılsız taraftar nefretini ifade etmek için yeni yöntemler aramaya başlar hale gelmiş. Adam, kendi takımımı nasıl desteklerim diye düşünmüyor. Rakip oyuncuyu nasıl tahrik ederim diye kafa yoruyor. Zannediyor ki, Drogba ve Eboue, muz görünce üzüntüden düşüp bayılacak.

Fenerbahçe yönetiminin, bu olaylardan sonraki açıklamasına rezillik diyeceğim ama Aziz Yıldırım'ın başında olduğu bir grup adamdan bahsediyoruz. Bu açıklamanın duyarlı olmasını beklemek için son 12 yıldır mağarada yaşıyor olmamız gerekiyor. Çarşaf çarşaf fotoğraflar varken, Fenerbahçe yönetimi hala kıvırmaya çalışıyor. Çıkıp, "Biz bu adamlara gereken cezayı vereceğiz" diyip, bu kımıl zararlılarını statlarından temizlemiyorlar ve bir nevi gelecekte yaşanacak benzeri olayların tetikçiliğini yapıyorlar.

Bu kadar derine ekilmiş nefret tohumları, bu kadar körüklenmiş bir yangının sonucu ne: 1 ölü.

Şaşıran var mı? Kimin kime saldırdığının, bıçağı çekenin formasının renginin bir önemi var mı? 

Hiçbir önemi olmayan bir formalite maçından bile bir ölü çıkarmayı başardılar. Burak Yıldırım'ın kanı, her iki camiayı ve türk futbolunu yönetenlerin üzerine bulaşmıştır. Nasıl Reyhanlı'da ölenlerin sorumlusu savaş boruları öttüre öttüre, ülkeyi göz göre göre kana bulayan hükümetse, Türk futbolundaki nefretin, ırkçılığın ve fanatizmin sorumlusu da, bir türlü centilmence rekabet etmeyi öğrenemeyen Türk fubolcusu; oyuncusuna, teknik heyetine ve taraftarına haddini bildirmeyen Türk futbol yöneticisi ve şike, ırkçılık ve şiddet gibi olaylara adil cezalar vermeyi başaramayan Türk Futbol Federasyonu'dur. 

Yapımda emeği geçenlerin tamamının eline sağlık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder