22 Mayıs 2013 Çarşamba

Kaptan Mağara Adamı Gidiyor Anacığım!!

Bundan 1 ay kadar önce Stoke City, düşme hattına yaklaştığında az biraz heyecan yapmıştım. Nitekim,  Tony Pulis'in yönetimindeki Stoke City'nin düşmesini çok istiyordum ve ligde oynadığı son 18 maçtan sadece 2 galibiyet çıkarabilen azmanlar ordusu, form grafiği olarak ligin dibindeki takımlardan biriydi. Maalesef, o dileğim gerçekleşmedi ve son 5 maçta aldıkları 2 galibiyet ile Stoke kümede kalmayı başardı.

Stoke City'den belki kurtulamadık ama takımın başındaki Pulis'ten nihayet kurtulduk. Kulübün patronu Peter Coates ile arası çoktan limoni olan Pulis'in ayrılışı, sürpriz gibi gözükse de, camiayı biraz yakından takip edenlerin beklediği bir karardı. Bu ayrılığın ilk adımı, geçen Aralık ayında, Coates'in Mark Cartwright'ı, sportif direktör atamasıyla atıldı. Coates'in, özellikle transferler konusunda Pulis'e pek güveni kalmamıştı ve sportif direktör ataması bunun somut bir kanıtıydı.

Tony Pulis'in oynattığı cirit, güreş ve jujitsu karşımı futbol felsefesi hepimizin malumu. Stoke City, Premier Lig'e çıktığı 2008'den beri, düzenli olarak, ligin en az pas yapan, en çok uzun top deneyen, en az şut çeken takımı. İlk birkaç sezonda, kısıtlı bütçe ile ligde kalmaya çalışan Stoke City'e birçok kişi sempati ile yaklaştı ve oynadıkları rezil futbolu "eldeki imkanlarla bu kadar" diye savundu. Ancak, yıllar geçip, takımın oyun anlayışı arpa boyu yol alamayınca, başta Stoke City taraftarı olmak üzere birçok kişinin de sabrı yavaş yavaş taştı. Üstelik, "kısıtlı bütçe" özrünün de hiçbir geçerliliği kalmamıştı çünkü son 5 yılın rakamlarına bakıldığı takdirde, Stoke City, £80m net transfer harcamasıyla Man City ve Chelsea'nin ardından 3. sıradaydı. Tony Pulis, kendisine verilen bütçeyi iyi kullanıp takımın futbolunu yavaş yavaş modernleştirmek yerine, Crouch, Jerome, Jones, Palacios, N'Zonzi gibi azmanları kulübe toplamaya devam etti. Özellikle, Coates gönülsüz olmasına rağmen, £10m'a bitirilen Crouch transferinin, başkan ile hoca arasını çok açtığı söyleniyor.

Pulis'in elini zayıflatan bir başka konu da, bundan 5 sene önce "Premier Lig'de düşük bütçeli takım ancak böyle hayatta kalır" diye savunduğu felsefesinin son 2-3 senede Swansea, Norwich, West Brom, Wigan gibi takımlar tarafından yerle bir edilmesiydi. Rodgers, Lambert, Laudrup ve Martinez gibi hocalar, iyi futbol oynayarak da bu ligde bir şeyler yapılabileceğini herkese gösterdiler ve bunun sonucunda, takımına bir kamyon dolusu para harcayan Coates ve aldığı kombineyle her hafta doldur boşalt izlemek zorunda kalan Stoke City taraftarının da sabrı süratle taştı. Tony Pulis, bu takımı Premier Lig'e çıkaran hoca olabilir ancak ayrılışının ardından gözyaşı dökecek çok fazla Stoke taraftarı olduğunu sanmıyorum. 

Kaptan Mağara Adamı'ndan kurtulduğuna göre, artık Stoke City, insan ırkından bir menajer arayışına girebilir. Boşalan pozisyon için adı geçen ilginç isimlerden birisi Rafa Benitez. Stoke'a yakın oturan Benitez'in, böyle bir maceraya kalkışacak kadar umutsuz olup olmadığından emin değilim. Diğer adı geçen adaylar Gus Poyet ve Roberto Di Matteo daha olası isimler gibi duruyorlar. Umarım, bu camiaya futbolu tekrar hatırlayacak birisi gelir de, Premier Lig yeniden 20 "futbol" takımıyla oynanmaya başlar. 

1 yorum:

  1. yılın en güzel haberlerinden biri :) lakin stoke un bu antipati den kurtulması için yıllarca bayer münih/dortmund gibi top oynaması lazım

    YanıtlaSil