6 Mart 2013 Çarşamba

Benim Adım Kırmızı


İçime doğmuş; maç öncesi sözlüğe "Aman Cüneyt Çakır bu maçı katletmese" diye yazdım. Nitekim ben, Çakır'ın, kötü bir hakem olmamasına rağmen, futbol bilgisinin eksikliği yüzünden kuralları iyi yorumlayamayan ve yönettiği tüm maçların sonucuna etki eden bir arkadaşımız olduğuna inanıyorum. Dün de bunun başka bir örneğini gördük. Nani'ye gösterdiği kırmızı kartı, dün akşamdan beri bütün Avrupa tartışıyor, hala kimse kesin bir sonuca varabilmiş değil; varamayacaklar da. Çünkü, pozisyonun sarıdan kırmızıya dönmesini sağlayacak şey "kasıt" ve televizyon görüntüleri Nani'nin hareketi kasıtlı yapıp yapmadığını maalesef gösteremiyor. Eğer Nani, o pozisyonda sarı kart görseydi, ne İspanyollar ne de İngilizlerin çok şikayeti olmazdı. Ama Çakır, orta yoldan gitmeyi tercih etmedi ve Nani'nin "kasıtlı" olduğuna hükmetti. Ben İngilizlerin çileden çıkmasını anlıyorum çünkü Premier Lig'de bu tip pozisyona kırmızı gösterecek hakem yok. Ancak Cüneyt Çakır da bütün kariyerini, bu tip kararlarda gösterdiği radikal kartlar üzerine kurdu. UEFA, onu bu yönde hep destekledi ve Çakır'ın radikal kararları hep "cesur" olarak yorumlandı. Bana göre, dünkü kart cesurdan daha çok ağırdı ve tarafsız bir futbol sever olarak maçın 11'e 11 devam etmesini tercih ederdim. Ama eminim ki, gözlemci Collina, Çakır'a tam not verecek ve o da böyle kartları göstermeye gelecekte de devam edecek. RvP'nin, topa düdükten 1 saniye sonra vurduğu için atıldığını görmüş bir nesil olarak, kıta hakemlerinin verdiği bu tip kararlara artık pek şaşırmaz olduk.

Hakem konusunu aradan çıkardığımıza göre, biraz da maç hakkında karalayabiliriz. Ferguson'un, Real'in üzerine gitmek yerine, ilk maça benzer bir temkimli futbolu tercih edeceği bekleniyordu. Beklenmeyen ise, Fergie'nin Rooney'i kenara alarak maça başlamasıydı. Bu değişiklik biraz radikal gözükse de, aslında mantıklıydı. Fergie, ilk maçtan sonra, Real'in en önemli pas kanalının, Alonso'dan Ronaldo'ya gittiğini tespit etmişti ve Alonso'ya, topu her alışında basması için, Welbeck'i RvP'nin arkasına monte etti. Sol taraftaki Nani tercihinin sebebi, Portekizlinin hızını rakip defansın tek ağır adamı olan Arbeola'ya karşı kullanmaktı ve Giggs de, tecrübesi ve oyun disiplini ile Rooney'in önünde formayı kaptı. Buna ek olarak Ferguson, ilk maçta, orta sahada oynayan Jones'un, Ronaldo'nun savunmasına yardım etmek isterken Di Maria ve Contreao'ya çok boş alan bıraktığını da farkındaydı ve dünkü maçta United orta sahası pozisyon disipinine daha sadık kaldı. Bunun yerine Rafael, Ronaldo'yu neredeyse adam adama savundu ve Giggs de, Contreao savunması konusunda son derece dikkatliydi. Alonso ve Ronaldo'yu durdurmayı başaran Man Utd, maçın 11'e 11 oynanan bölümünde taktiksel savaşı kazanan taraftı. Real daha fazla topla oynadı ancak daha net pozisyonları bulan taraf United oldu. Man Utd'ın golü, Rafael'in, Ronaldo'yu savunmaktan kafasını kaldırabildiği ender pozisyonlardan birisinde hücuma çıkmasıyla geldi ve bir nevi Mourinho, darbeyi hiç beklemediği bir yerden almış oldu.

Her ne kadar, alışılagelmiş oyunu ve dizilişinin pek bir şey üretemeyişi yüzünden, Alex Ferguson karşısında taktiksel savaşı kaybetmiş gibi gözükse de, Mourinho'nun United 10 kişi kaldıktan sonra yaptığı değişiklikler çok önemliydi. Rakip 10 kişi kalıp, "Çanakkale geçilmez"'e dönünce, hücum eden takımın sıkışan oyunu açmakta çok zorlandığı onlarca maç izlemişsinizdir. United'ın 10 kişi kalması, maçın bittiği anlamına gelmiyordu, aksine, Real elini çabuk tutmasaydı, son 15 dakikalık bölümde panik futbolu oynamak zorunda kalabilirdi. Man Utd, 10 kişi kaldığı dakikada Mourinho, Arbeola'nın yerine Modric'i oyuna sokarak, zaten ele geçirdiği sayısal üstünlüğün üzerine mum dikmiş oldu. United'ın 4'lü orta sahası, bir anda karşısında 5 tane oyun kurucu buldu ve bu matematiksel üstünlüğün Real'e sonuç getirmesi çok uzun sürmedi. Belki Fergie, Modriç oyuna girer girmez, RvP-Kagawa değişikliğini yapıp, orta sahadaki sayısal eşitiği kurabilir ve gol pozisyonunda Modriç'in şutunu ölçüp biçecek zamanı bulmasını engelleyebilirdi. Fergie, tamamen yarı sahasına çekilmek yerine 4-4-1 ile sahada kalmayı tercih etti ve bunun faturası da ağır oldu. United, son 20 dakikaya ofansif oyuncu değişiklikleri ve risk alarak girdi ancak bu çabaları sonucu değiştirmek için yeterli olmadı.

Bazen Ferguson'u çok övdüğüm için Arsenalli arkadaşlardan eleştiri alıyorum. Ancak Fergie'nin, Mourinho gibi bir hocayı nasıl çözdüğünü ve Rooney gibi bir adamı kenarda bırakma pahasına da olsa, oyun planını uyguladığını görüp de kendisini övmemek mümkün değil. Hele ki, Wenger gibi her maça aynı taktikle çıkıp aynı değişiklikleri yapan bir adamı her hafta izlemeye alışmış bünyeme, bu tip taktiksel savaşlar ilaç gibi geliyor. İki hocanın bu taktiksel mücadelesi sağ olsun, United - Real eşleşmesi, bana bu sene Arsenal'in oynadığı bütün maçlardan daha fazla zevk verdi. İzlediğimiz futboldan biraz haz almak için United maçı izletir oldun ya bize Wenger, artık ben ne diyeyim sana. Eskiden, Arsenal'in maçları beni adrenalin manyağı yapardı, şimdilerde sadece manyak yapıyor. Neyse, konu dağılmadan kapatayım yazıyı.

6 yorum:

  1. EMRE

    Admin maç bence de çok zevkli bir maçtı. Maç yorumuna sonuna kadar katılıyorum bu taktik savaşı oldukça güzeldi ama 10 kişi kalınca Ferguson'un Rooney ile Valencia ikilisini oyuna alması gerekliydi en azından birini. Giggs Carrick çıkabilirdi ya da başka biri ama bu iki süratli adamı oyuna hemen almalıydı Fergie. Maç yazın hoşuma gitti ama bu maç yazısını Arsenal'e bağlaman ayrı bir hoşuma gitti. Özellikle Arsenal hakkında dediklerin mantıklı. İnşallah şu arap konsorsiyumu alır da takımı bi rahata ereriz. Bence takımı arapların alması kötü bişey değil. Bugün Liverpool'un da sahibi var ManU nun da sahibi var. Bunlar büyüklüklerinden bişey kaybetmediler. Arsenal de kaybetmez.

    YanıtlaSil
  2. EMRE

    Ayrıca Cüneyt Çakır'ı zerre sevmem ama kırmızı kart bence doğruydu. O krampon adamı öldürmeye kadar gider o yükseklikte.

    YanıtlaSil
  3. Dünya kupasında, yanlış hatırlamıyorsam, Wolfgang Stark 'kasap' Nigel de Jong'un Xabi Alonsa'ya yaptığı aynı hareketi es geçmişti. Ayrıca Galatasaray maçlarını türk hakemler yönetmediği için beni bir o kadar mutlu ediyor :)

    YanıtlaSil
  4. Howard Webb'di sanırım De Jong'un hareketini es geçen

    YanıtlaSil
  5. @adsiz Howard Webb de olabilir tam hatırlamıyorum

    YanıtlaSil
  6. Emre

    Ben de Howard Webb diye hatırlıyorum.

    YanıtlaSil