18 Şubat 2013 Pazartesi

Yerelde İşlem Tamam; Şimdi Sıra Avrupa'da

Sezona, en iyi oyuncunu, en büyük rakibine satarak başla...
Ligde daha ilk yarı sonunda liderin 20+ puan gerisinde kal...
Lig Kupası'nda 4. lig ekibine karşı tam kadroyla oynamana rağmen elen...
Şampiyonlar Ligi'nde Bundesliga'nın orta sıralarındaki takımın arkasında kalarak grubu ikinci bitir ve çok güçlü rakiple eşleş...
Federasyon Kupası'nda 2. lig takımına, kendi sahanda yenil ve elen...
Şampiyonlar Ligi'nden 2. turda elen (Müneccim olmaya gerek var mı?)

Hani bunlar daha ilk defa karşılaştığımız sonuçlar olsa, belki anlayışla karşılanır da, Arsenal taraftarı daha kaç kere daha bu kısır döngüyü yaşamak zorunda bırakılacak bilmiyorum. Blackburn mağlubiyetine şaşıran oldu mu? Daha Bradford trajedisinin üzerinden sadece 2 ay geçmişken, bu sonuç kimseye süpriz olmamıştır sanırım. Bana göre, durumu vahim yapan da Arsenal'in, 2. lig takımına kaybetmesi değil. Asıl endişe verici olan, bunun kimseyi şaşırtmayışı ve kimsenin bu mağlubiyetin hesabını vermeyecek olması. Arsenal'i son 10 yıldır sürekli geriye götüren teknik ve idari yönetim, nihayet, vasatı ve ortalamayı kulüpte bir kültür haline getirmeyi başardı. Wenger, takımı yarın ilk 4'e sokmayı başarırsa, yukarıya yazdığım maddelerin hepsi unutulacak. Kendisinin ligin en çok maaş ödeyen 4. takımını, 4. yapması "başarı" olarak anılmaya başlayacak. İnanır mısınz, artık Wenger'e "başarılı" diyen herkese "Kesin Arsenal düşmanı" diye bakmaya başladım. Çünkü bu adam görevde olduğu sürece Arsenal'in belini doğrultamayacağı çok açık ortada. Galatasaraylıların, Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'nin başında kalmasını istemesi gibi, Arsenal'i sevmeyen herkes, "Wenger kalsın abi" diyor bana göre. Mesela, artık Fergie bile kesti Wenger ile atışmayı. 10 sene önce, bütün sezon birbirlerine sallayan 2 hoca, artık kanka oldularsa, bunun sebebi, Ferguson'un artık Wenger'i rakip olarak görmemesidir.

Arsenal yönetiminin bu tip mağlubiyetlere olan tepkisi genelde boş vaatler oluyor. Bakarsanız, bugün Arsenal'e yakın gazetelerin manşetlerini "Yazın Wenger'e £70m'luk bütçe verilecek" yalanlarının süslediğini görürsünüz. Hayır, haber doğru bile olsa, bu parayı verdiğiniz adam harcamaya yanaşmıyorsa, harcadığında da sürekli yanlış transferler yapıyorsa, bunun kime ne yararı olacak ki? Hadi diyelim, bir şekilde para harcatmayı başardınız Wenger'e ve yıldız futbolcu aldınız (Bu arada Arsenal ilk 4'e giremezse hangi yıldız oyuncu için cazip bir kulüp olur, orası da başka bir tartışma konusu). Takımın başındaki hocanın taktikleri ve yöntemleri 15 sene öncesinden kalmaysa, elindeki oyuncuları motive etmekten acizse ve futbolcularının güveninini tamamen kaybettiyse, yıldız futbolcu ne yapsın? Arsenal'e gelen adam bakıyor, kendisini daha iyi olmaya motive eden ya da kötü oynarsa cezasını kesen bir hoca yok; kötü sonuçlardan sonra kimseye hesap sorulmuyor; taraftarın zaten kimseyi yuhladığı yok, yılların kazmaları kulübe kazık çakmışlar ve hala bu takımdan çatır çatır maaş alıyorlar; getirdiğiniz adam dünyanın en karakterli futbolcusu bile olsa  3. aydan sonra "Ben neden kendimi yırtayım ki?" diyor, kulübün kültürü olan "ortalama"ya o da katılıyor.

Arsenal, yarın Bayen Münih karşısına, bu sezon elinde kalan son kupa ihtimalini de  kaybetmek için çıkıyor. Gerçi ben yarınki maçta, Bayern'in, Arsenal'i ezip geçeceğini düşünmüyorum ve bunun 2 sebebi var. Birincisi, bu eşleşmenin Arsenalli oyuncular için artık gurur meselesine dönüşmüş olması. Eğer, bu takımda onur denilen şeyden biraz eser varsa, Arsenal'i yarı canını dişine takarak savaşırken görmemiz gerekir. Yani Wenger'in takıma vermekten aciz olduğu motivasyonun yokluğu yarın bir faktör oluşturmayacak ve takım otomatik olarak sahaya motive çıkacak. Bayern karşısında takımın biraz olsun kıpırdanmasını beklememin ikinci sebebi de, açık bir futbolun oynanacağı bir eşleşme izleyecek olmamız. Arsenal'in, yüksek tempolu hücum futbolunu sevdiği hepimizin malumu ve yarın Bayern'in, Emirates'te defansif bir oyun oynayacağını zannetmiyorum. Oyun açıldığında Arsenal'in neler yapabildiğini, daha önce Barça karşısında bile görmüştük. Yarın da, daha diri bir Arsenal görmek beni şaşırtmaz. 

Peki, bu 2 olumlu faktör Arsenal'in turu geçmesi için yeterli mi? Tabii ki değil. Avrupa'nın devlerine karşı tur geçmek, Arsenal için mazide kalmış bir kurum. Şu an Bundesliga'da Bayern'in 27 puan gerisinde olan Schalke'nin, Emirates'e gelip Arsenal'i sahadan silişinin hatırası daha çok taze. Aynı şeyi Bayern'in yapmaması için hiçbir neden yok. Üstelik, Arsenal sahaya sol beksiz çıkacak ve rakibin en tehlikeli adamları açık oyuncuları iken maç bir korku filmine dönüşebilir. Wenger, Gibbs'in müzmin sakatlığını ve Santos'un çok yetersiz oluşunu sezon başında bir güzel görmezden geldi. Sonra, bu hatayı telafi etmek için devre arasında transfer yaptı ama onu da Şampiyonlar Ligi'nde forma giyemeyecek oyuncular arasından seçti. Sonuç olarak, Arsenal'i sezon en zorlu maçına sol bekte bir stoper ile çıkmaya mahkum etti. Vermaelen belki savunma açısından sol bek görevini yapabilir ancak onun varlığının Podolski'yi ihtiyacı olan bek desteğinden mahrum edeceği kesin. Hatta, Bayern'in sağ tarafta Robben-Lahm ikilisiyle oynayacağını düşünürsek, Podolski'nin, bütün maç Vermaelen'e yardım etmek zorunda olacağını bile söyleyebiliriz. 

Her ne kadar sol bek ilk göze çarpan tehlike olsa da, Arsenal asıl sınavını orta sahada verecek. Yarın Arsenal'in, Wenger'in geçen yaz yapmadığı bir başka transferin, yani safkan bir DM'in yokluğunu hissettiğini görüyor olacağız. Gerçi geçen yaz diyorum, Viera ayrılalı kaç yaz geçti artık saymayı unuttum. Song, belki bu mevkide oynadı ama mentalite olarak hiçbir zaman safkan bir DM değildi çünkü bu pozisyonda oynayan bir adamda olması gereken ilk özellik olan disiplin kendisinde yoktu. Arteta, belki, disiplinli bir oyuncu ancak kendisi bir defans oyuncusu değil. Wenger, Arteta'dan bir DM yarattığını düşünüyor ancak İspanyolun bu bölgede başarılı olmasının en önemli sebebi, Arsenal'in 2 sezondur oynadığı düşük tempolu futbol. Bayern, yarın biraz gaza basarsa, Arteta'nın, Ribery, Robben, Kroos ve Schweinsteiger gibi adamların karşısında zorlanacağı ortada. Bunu önlemek için, Arsenal'in, yarın 11 oyuncuyla 90 dakika pres yaparak Bayern'e orta sahada 1 metre bile boşluk vermemesi gerekiyor. Bu noktada da, daha önce bahsettiğim "motivasyon" konusunun önemi ortaya çıkıyor. Eğer Arsenal, bu sezon alışkanlık haline getirdiği kötü başlangıçlardan birini yarın da yaparsa, turu ilk 30 dakikada kaybeder ve Münih'e de turistik amaçlı gider. 

Çok uzun uzadıya taktiksel analiz yapasım yok çünkü Arsenal'in bu sene oynadığı futboldan hiçbir şey anlamıyorum. Tek bildiğim, 2 sene önceki Barça maçı gibi, yüksek tempoda, bir o kalede bir bu kalede oynanan bir maç ortaya çıkması halinde, Arsenal'in bir şeyler yapma ihtimalinin olabileceği. Yoksa, Bayern yarın defansif bir oyun oynayarak Emirates'ten gol yemeden rahatlıkla ayrılır ve işi Almanya'da bitirir. Blackburn'un rahatlıkla yaptığı işi, bu sezon ligde 22 maçta 7 gol yemiş Bayern neden yapamasın ki? Bu açıdan Heynckes, yarın çok maceraperest bir oyun oynamazsa pek şaşırmam. Bayern, Arsenal'in üzerine gelmesine izin verip Ribery, Robben ve Kroos ile kontradan gol aramaya yoluna gidebilir ki, bana göre böyle bir anlayışa Wenger'in vereceği hiçbir cevap yok. (Geçen seneki Arsenal takımında vardı bu cevap ama Wenger kendisini Fergie'ye satmayı tercih etti.) "Arsenal, kapanan Bradford City'i açamıyorken, Bayern Münih'i nasıl açar?" sorusunu, açması zor olan şeyleri açma konusunda bir uzman olan Hz. Musa'ya yönelttik: 

"Gervinho tek forvet oynasın" cevabını aldık. 

Hazretinden utan be adam. 

3 yorum:

  1. Hz. Musa ? Who ? :)

    YanıtlaSil
  2. Admin bir zamanlar Gilberto Silva vardi o nasil oynuyordu, dm mevkiinde ?

    YanıtlaSil
  3. Gilberto Silva iyi bir gorev adamiydi ancak Viera gibi savunma ve hucumda orta sahayi domine eden bir adam oldugunu soylemek zor.. Ayni takimda bir de Flamini vardi "box to box" oynayan.. Wenger her ikisini de ayni sezon gonderdi ve formayi transfer yapmak yerine Song ve Denilson'a verdi.. Sonrasi malum zaten..

    Arsenal'de oynami$ son safkan DM hala Vieira'dir bana gore..

    YanıtlaSil