3 Şubat 2013 Pazar

Pazar Notları



Arsenal 1 - 0 Stoke 
Maçtan önce Opta'dan gelen ilginç bir istatiktik vardı. Eğer, bu sezon, Premier Lig'deki maçların, sadece ikinci 45 dakikaları sayılsaydı; Arsenal, şu an 46 puanla, 48 puanlı Man Utd'ın ardından 2. sırada olurdu diye. Son 3-4 maç yazısında belirttiğimiz, "maça yavaş başlama" hastalığının çarpıcı bir göstergesi aslında bu. Geçmişin maça fırtına gibi başlayıp goller bulan, ama, elde ettiği skorları korumakta zorlanan Arsenal artık yok. Son yıllarda yaşanan kan kaybı, Arsenal'in bu yetisini tamamen kaybetmesine neden oldu.

Wenger, dün Stoke karşısına Cazorla ve Podolski'yi dinlendirerek çıktı. Arteta, sakatlık dönüşü formasını geri aldı ve yeni transfer Monreal de ayağının tozuyla ilk 11'deydi. Orta saha Arteta, Diaby, Wilshere; hücum ise Ox, Giroud, Walcott üçlülerinden oluşuyordu. Stoke ise, Crouch'un ilerde tek başına olduğu, oldukça defansif bir 4-5-1 ile sahadaydı.  Pulis, Arsenal'in gol bulmakta zorlandığının farkındaydı ve kalesini gole kapatıp duran toplardan bir gol bularak 3 puan almayı planlamıştı.

İlk yarı, herkesin tahmin ettiği şekilde başladı. Arsenal topa tamemen hakimdi ancak rakibe penetre etmek adına çok bir şey yapamıyordu. Stoke ise, kazandığı topları Crouch'a şişirip onun sağdan bindiren Walters ve soldan bindiren Etherington'u bulmasını umuyordu. Arsenal'in ilk yarıdaki en iyi ismi, rakibin sol beki Wilskinson'a çok zor anlar yaşatan Walcott idi. Wilskinson sadece ilk yarıda 3 sarı kartlık faul yaptı ancak hakem Chris Foy, kendisine sarı kart göstermek için 5. faule kadar bekledi. Walcott, yaptığı bindirmeler ile çok etkili gözükse de, son topları istenileni veremediği için bütün bu çabasını elle tutulur bir pozisyona dönüştüremedi. Ters kanattaki, Ox ise, maçın ilk yarım saatini, göbeğe yakın oynayarak geçirdi ve Stoke'un kalabalık savunması arasında kayboldu. İlginç olan, kanada yakın oynamayı akıl etmesini takiben maçın en net pozisyonunu bulmasıydı.

Stoke City, maç boyunca 10 kişiyle topun arkasına geçti ve özellikle ceza sahası önünü çok iyi kapattı. Bu disiplinli savunma, Giroud'nun hareket edecek çok fazla alan bulamaması ve kaleye yüzünü dönmesinin zor olduğu anlamına geliyordu. Arsenal'in bu noktada yapması gereken, orta sahaki oyuncularıyla buraya destek vermekti. Ancak, buna engel olan Diaby'nin tembelliğiydi. Wenger'in manevi oğlu, bütün bir maçı 20 metrelik bir alanda oynadı. Ne hücuma adam gibi yardım etti, ne de defansa. Arsenal'in hemen hemen bütün hücumlarında, DM pozisyonunda oynayan Arteta'nın, rakip ceza sahasına Diaby'den daha yakın pozisyon aldığını görmeniz mümkün. Orta sahadan gelmeyen destek, Wilshere ve Grioud'yu, 5 Stoke City'li arasında yalnız bıraktı ve Arsenal, Cazorla, Diaby'nin yerine oyuna girene kadar göbekten hiç bir şey üretemedi. 

Diaby'nin tembelliğinden daha da olumsuz olan, Arsenal'in, bu sezonki bir çok maçta olduğu gibi, rakip defansı nasıl aşacağına dair bir planı olmayışıydı. Wenger, çok iyi pas yapan 11 oyuncuyu sahaya sürerse, otomatikman Barcelona ayarında bir paslaşma göreceğini zannediyor ancak çok fena yanılıyor. Arteta, Wilshere, Cazorla, Diaby, Walcott, Ox, Rosicky, Podolski.. Bu adamların hepsi, iyi pas yapabiliyor ancak Arsenal, Carrick ve Cleverley'in ürettiği penetrasyonun yarısını bile üretemiyor. Bunun nedeni, takımın iyi organize olmamış olması ve pas yapmayı bir amaç belleyerek sahaya çıkması. Bugün, hangi Arsenal maçını izlerseniz izleyin, orta sahadan gelen topun, kalabalık savunmayı görünce kanatlara taşındığını ve orada sıkışınca da son çare olarak, geriden bindiren bek tarafından ceza sahasına ortaya dönüştüğünü göreceksiniz. Arsenal, ayağa pas yaparak oynadığını iddia ediyor ancak hücumda en çok gördüğümüz şey beklerin şişirdiği toplar. Premier Lig'in azman stoperlerini, top şişirerek aşmaya çalışırsanız, gol bulmakta tabi ki zorlanırsınız. Hele ki, o ortalar, Gibbs ve Sagna gibi orta yapma özürlü adamlardan geliyorsa.. Geçen hafta, Beckham'ın, Arsenal ile bir kaç antremana çıktığını görünce, içimden "Umarım bütün takıma orta yapma dersi veriyordur" diye geçirdim. Çünkü, Wenger'in bunu yapmadığı ortada. Man Utd, yıllardır kanada kimi koyduysa, roket gibi güdümlü ortalar üretmeyi başardı. Sizce bu tesadüfen mi oldu? Bütün Man Utd'lı kanat oyuncuları analarının karnından orta sihirbazı olarak mı doğdular? Yoksa, Fergie, Wenger gibi, "pas yapıyorsa tamamdır" demeyip, temel futbol yeteneklerinin gelişimine çok önem verdiği için takıma kimi alsa yontmayı başardı mı? 

Bu arada, beklerden bahsetmişken, yeni transfer Monreal'in, iyi bir 90 dakika oynadığını söylemeliyim. Daha ilk maçı olduğu için, biraz temkinli ve basit oynarken gördük kendisini. Takıma ve lige uyum sağladıkça, yeteneklerini daha cesurca sergileyecektir. Bana göre, dünkü oyununun en olumlu yanı, yaptığı ortaların tamamının çok iyi olmasıydı. O takıma alışmaya başladıkça, Arsenal hücumunun onun yaptığı ortalardan daha iyi faydalanacağını öngörebiliriz. 

Bir not da hakem için gelsin. Arsenal'in buz gibi golünü iptal etmeye kalkan yardımcısına uymadığı için Chris Foy'u tebrik etmek lazım. Gerçi, kendisinin, kart göstermemekteki ısrarı, Stoke City'nin ekmeğine yağ sürmedi değil. Daha önce dediğim gibi, Wilskinson'un 5 tane sarı kartlık hareketi var. Shawcross, kendi klasiği olan, kariyer bitirici dalışlarından birini, Koscielny'e yaptı. Onun ve Arteta'ya yumruk atan Owen'ın atılması gerekiyordu. Hakemin vermediği kartlardan daha da ilginç olanı, Tony Pulis'in maç sonrası, Arsenal'in nizami golünü verdiği için hakemi eleştirmesiydi. Ne diyeyim ki ben sana Pulis, senin ve kazma ızbandutlar ordusu takımının bu ligden gideceği günü bayram ilan edeceğiz. 

Özetle, Arsenal'in %70'e yakın topla oynayıp, sadece 3 net pozisyon üretebildiği bir maç izlediğimizi söyleyebiliriz. Bu açıdan, ligin ilk yarısındaki Stoke maçıyla tek farkı, Podolski'nin şansının yaver gitmesiydi. Arsenal, golü şans eseri bulmuş da olsa, 3 puanı hakeden taraftı. Şubat aynının ikinci yarısı ile birlikte, takımın 3 kulvarda kaderini belirleyecek Blackburn, Bayern x2, Tottenham ve Everton maçlarından oluşan bir seri başlıyor. Umuyorum Wenger, kötü başlangıç ve pozisyon kısırlığı sorunlarına bir an önce çare bulur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder