21 Ocak 2013 Pazartesi

Batı Londra'da Yeni Bir Şey Yok


"Maça çok ürkek başladık. Maç üzerinde otorite kuramadık ve onların maçı dikte etmesine izin verdik. Bu tip maçlarda oyun kişiliğinizi sahaya yansıtmanız gerekiyor. Biz, özellikle defansif olarak, bunu yapamadık ve bunun faturasını da maçı kaybederek ödedik."
Yukarıdaki sözler Arsene Wenger'e ait ancak dünkü maçtan sonra söylenmiş değiller. Wenger bunları, 13 Ocak'ta 2-0 kaybedilen City maçı sonrası söyledi. Arsenal, o gün maça isteksiz, enerjisiz ve kötü başladı ve maçın başında rakibinden gördüğü baskı altında döküldü. Basın toplantısında, bu sorunu teşhis eden bir hocanın, 10 gün sonra oynanacak benzeri bir maçta aynısının yaşanmaması için önlem almasını beklersiniz değil mi? Hocanın adı Arsene Wenger olunca, önlem, tedbir, motivasyon gibi kelimelerin pek anlamı olmuyor tabi ki.

Arsenal, dün bir kez daha maça çok kötü başlamasının faturasını ödedi. Maça geriye yaslanıp Chelsea'nin yaratıcı üçlüsüne topla rahatlıkla buluşma imkanı bırakarak başladı ve Chelsea de bu fırsatı değerlendirerek 2 gol buldu. Arteta'nın yokluğunda, topla orta sahayı geçip Wilshere ve Cazorla'yı bulma işi Diaby ve Coquelin'e verilmişti ve ilk 45 dakika Arsenal bu bölgede çok aksadı. Zaten Chelsea'nin gollerinin ilki Coquelin'in, ikincisi de Diaby'nin kaybettiği topların başlattığı Chelsea akınlarından geldi. Benitez, genelde Fergie'nin uyguladığı, Arsenal'i kanatlardan çökertme planını iyi gözlemlemiş olacak ki, Chelsea kaptığı bütün topları Arsenal'in iki beki ile stoperleri arasına oynamaya çalıştı. Sagna'nın kötü oyunu da bu planın işlemesinin önünü açtı. Arsenal'in yediği iki golde de, orta sahada top kaptırıldıktan sonra Sagna görev bölgesine dönmekte çok geç kaldı ve Chelsea'nin golü ve penaltısı, onun boşalttığı bölgeye bindiren Ramires ve Mata'nın ayağından geldi. Eski Sagna, bu tip pozisyonlarda 20 metre geriden başlasa dahi kademeye girebilen bir arkadaşımızdı ancak sanırım kontrat meseleleri, onun bu seneki performasını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu arada, Arsenal'in ilk golünde Coquelin'e yapılan açık faulü es geçen Martin Atkinson'un, ikinci golü yaratan penaltıyı da ayağı kayan Ramires'e hediye eddiğini söyleyebilirim. Eğer 2. golde penaltı varsa, Szczesny'nin de atılması gerekiyordu ancak Atkinson, ona sarı kart göstererek eyyamın kralını yapmış oldu. Bu arada hakem demişken, Coquelin'in bileğine basan, Giroud'nun böbreğine diz geçiren ve Wilshere'ın suratını tokatlayan ve bunun gibi en az 2-3 tane daha çok sert faul yapan Ramires'in maçı kartsız bitirdiği için çok şanslı olduğunu belirtmem gerekiyor. İlk yarıda tamamen kendi sahasına hapsolan ve Arsenal'in hücumdaki tek çıkış noktası Walcott idi. İlk 45 dakikadaki tek net Arsenal pozisyonu, Chelsea'nin ilk golünden 45 saniye önce, onun derinlemesine attığı pasla kaleciyle karşı karşıya kalan Giroud'nun ayağından geldi. Arsenal, forvette RvP gibi bir avcının olmayışını bu tip maçlarda iliklerine kadar hissediyor. Eğer, 4. dakikadaki o pozisyonu gol olsaydı, Arsenal maçın gidişatını değiştirebilirdi.

Arsenal, geçen sene Chelsea'yi beşlediğinde, attığı gollerin tamamı orta sahada presle kazanılan toplardan gelmişti. Geçen sezon işe yarayan o taktik, Wenger'in aklına ancak 2 gol yedikten sonra geldi ve Arsenal, ikinci yarıya rakip sahada pres yaparak başladı. Gerek rakibin üzerine gelmesiyle, gerekse skoru koruma iç güdüsüyle geriye yaslanan Chelsea, Arsenal'e topu Wilshere, Cazorla ve Walcott'a ulaştırma şansı verdi ve oyunun kontrolü 2. yarıda Arsenal'in eline geçti. Öyle ki, ilk yarıda topla oynama oranı %64-36 Chelsea lehineyken, ikinci yarı bu oranlar %35-65 ile tersine döndü. Cazorla ve Wilshere'in oyuna dahil olmasıyla tehlikeli gözükmeye başlayan Arsenal, üst düzey hücum oyuncularına sahip olmayışının sıkıntısını çekmeye başladı. Walcott rakip defansın arasına 5 kere bindirdi, ilk üçünde ofsayta yakalandı, 4.'yü kaçırdı ve 5.'i de golle buluştu. Hafta içi haftada 100bin sterlinlik kontrata imza atarak Podolski ile birlikte takımın en çok kazanan ismi olan Walcott'un bu noktadan sonra nasıl bir gelişim göstereceğini herkesin merakla beklediği bir konu. Şu an için Arsenal'in rakibe penetre edebilen tek adamı Walcott ve dün de bu açıkça ortadaydı. Giroud'yu fazla etkili olamadığı için suçlayamıyorum çünkü Wenger, Gervinho ve Walcott'tan forvet yaratma pahasına bu sene resmen kuruttu. Arsenal'in, RvP'nin yerini dolduramadığı apaçık ortada ve 4.'lüğü tehlikeye atmak istemiyorlarsa paraya kıyıp Suarez, Falcao, Cavani düzeyinde bir forveti takıma kazandırmaları şart. Hadi bu isimler fazla pahalı geldiyse, Demba Ba ve ya Llorente düzeyinde bir transfer de takıma bir şeyler katabilirdi. Bu arada, geçen haftalarda bahsettiğimiz, Walcott'un sadece takımın iyi oynadığı maçlarda çoştuğunu destekler istatistik te Opta'dan geldi. Buna göre, bu sene Walcott'un attığı golleri çıkardığımızda, getirisi değişen tek Arsenal maçı 2-2'lik Everton beraberliğimiş. Geri kalan 8 golün yokluğu, Arsenal'in o maçtan aldığı puanı etkilemiyormuş. Bana son derece ilginç geldi ama buradan kesin bir yargıya varılır mı emin değilim.

Bireysel performanslar üzerinde durmak ne kadar anlamlı bilmiyorum. Arsenal'in, oyuncu kalitesi ve futbol seviyesi olarak her geçen gün geriye gittiğini görmemek için kör ya da Wenger olmak gerekiyor. Takım, 4. sıradaki Tottenham'ın 7 puan gerisine düştü ve bu pozisyonun gerçekçi bir hedef olduğu 2 takım daha var. Dün, işler kötü gittiğinde kenarıdan gelip bir şeyleri değiştirebilecek tek bir adam bile yoktu Arsenal kulübesinde. Wenger, kurtarıcı olarak, 1 sene önce gözden çıkardığı ve kariyeri uzatmaları oynayan Arshavin'i oyuna sokacak kadar çaresizdi. Wilshere'e bir şey olursa, takım tamamen çökecek ve Wenger hala takımın çok kaliteli olduğu ve transfere ihtiyacı olmadığı türküsünü okumaya devam ediyor. Ne yalan söyleyeyim, kendisinin kulübün parasını çarçur etmesini istediğimi söyleyemem. Eğer Wenger'den kurtulmak için ödenmesi gereken diyet, 4.'lük ise, buyurun getirin giyotini. Hastalıklı zihniyetin vasatlığa alıştırdığı Arsenal'i izlemektense, kulübün dibe vurduğunu görmeye ben razıyım. 



1 yorum:

  1. ''Hastalıklı zihniyetin vasatlığa alıştırdığı Arsenal'i izlemektense, kulübün dibe vurduğunu görmeye ben razıyım'' altına imzamı atarım

    YanıtlaSil