22 Aralık 2012 Cumartesi

Gelecek Bir Gün Gelecek Mi?

Jenkinson, Ramsey, Wilshere, Gibbs ve Ox.. Arsene Wenger'in birincisi hayal kırıklığıyla sonuçlanan gençlik projesinin ikinci versiyonun temel taşları olmaya aday 5 oyuncu, hafta içi Arsenal ile olan kontratlarını uzattılar. Başka bir takımın taraftarı, şu yukarıdaki tabloyu görse gayet mutlu olur. 4 yetenekli genç ve Ramsey nikah tazelemiş, kulübün geleceğine yatırım yapılmış, kağıt üzerinde gayet olumlu bir gelişme. Ancak konu Arsenal ve geleceğe yaptığı yatırım olunca, benim nedense mutlu olasım gelmiyor. Bir önceki projeden öğrendik ki, Wenger'in amacı bu oyuncuları gençken alıp yetiştirip başarıya gitmek değilmiş. Arsenal'in amacı, sivrilen bütün oyuncuları Avrupa'nın güzide kulüplerine satıp kar etmekmiş. Yani, biz bu kadar genç yetenekle Arsenal, Barcelona gibi olacak diye beklerken, kulübün asıl amacı Porto, Ajax olmakmış. Eh, şimdi ben Wilshere'in uzattığı kontrata nasıl sevineyim ki? Önümüzdeki yaz City, kapıyı £40m ile çaldığında Arsenal "Hayır" diyip Wilshere'in maaşını £150k'ye çekecek mi? Yarın Ox patlama yaparsa aynı şeyi onun için de yapacak mı? Arsenal'in çürümüş ücret sistemi değişmedikten sonra gençlere yatırım yapmanın ne anlamı var ki? Neyse...

Yukarıdaki tabloyu Wenger açısından buruk yapan, aynı masada Walcott'un olmayışıydı. Walcott'un yeni projenin bir parçası mı, yoksa eski projenin kalıntısı mı olacağı yakında ortaya çıkacak. Arsenal ile Walcott'un menejeri son 6 aydır "75 mi, 100 mü?" pazarlığı yapıyor. Sanırım bu yılan hikayesinin sonucunu genç oyuncuya £100k verecek kulüp olup olmadığı belirleyecek. Bana göre Walcott, £100k'lik oyuncu değil ancak Arsenal o kadar çok kan kaybetti ki, kendisi yavaştan bir Abdurrahman Çelebi olma noktasına doğru gidiyor. Arsenal'in hücum hattındaki alternatifsizliği yüzünden Wenger, Walcott'u sürekli oynatmak zorunda ve bu dönemde kendisin attığı her gol ve yaptığı her asist Arsenal'in elini zayıflatıyor. Taraftarın büyük çoğunluğunun Walcott'un kalmasından yana olduğu bariz ancak Walcott'u kulübün en çok kazanan 2. oyuncusu yapmak gerçekten akıl karı mı? Buyrun içinden çıkılmaz bir soru daha. Eğer Arsenal, son 3 senede bir araba dolusu yıldız oyuncusunu kaybetmeseydi, Walcott'a kapıyı rahatlıkla gösterebilirdi. Şimdi bunu yapmak demek, ileri üçlünün alternatiflerini tamamen tüketmek anlamına geliyor. 

Yukarıdaki 5'li ve Walcott'un yerine düşünülen Wilfred Zaha örneklerine bakarsanız, Wenger'in bu sefer tamamen yerli üretime yatırım yaptığını görebilirsiniz. Fransız, kendi hemşerileri ve İspanyol gençlerin sadakatinden pek memnun olmamış olsa gerek. Belki de, Premier Lig kazanmak için İngiliz omurganın şart olduğu görüşüne doğru kaymış olabilir. Ben Premier Lig kazanmak için İngiliz ağırlıklı bir kadronun gerektiğine pek inanmıyorum ancak İngiliz stoperlerin son 10 yılda şampiyon olan takımların ortak özelliklerinden birisi olduğu aşikar. Bunu en iyi bilenlerden birisi Wenger ki, kendisi Arsenal'deki en başarılı dönemini İngiliz defans oyuncularıyla yaşamış birisi. Bence, eğer İngiliz iskelet kurulacaksa buna stoper mevkiinden başlanmalı. Ama dediğim gibi, oyuncuların İngiliz olması bana göre çok da bir anlam ifade etmiyor. Belki Wenger, Arsenal'i gerçekten seven (Jenkinson ve Wilshere doğma büyüme Arsenalli) oyuncular bulmaya çalışıyor ki, bu adamlar paraya gördükleri anda kulübü terk etmesinler. Öyle ya da böyle, Arsenal'in genç yetenek avlama stratejisinde bir değişiklik var ve ne yazık ki, Wenger bu projenin sonuçlarını görecek kadar bu kulübün başında kalamayacak. 

Gelecekten bahsetmişken, Arsenal'in yönetim kademelerinde kazanın iyiden iyiye kaynamaya başladığına da dikkati çekmek istiyorum. Usmanov'un sesini bu aralar daha sık duyar olduk. Tabi bunun, takımın kötü gitmesiyle bağlantılı olan fırsatçı bir yanı da var ancak Özbek milyarder, Arsenal'in kontrolünü alma hırsından vazgeçmiş değil. Geçen hafta verdiği röportajda, Arsenal yönetimini Wenger'e yeterli destek vermemekle suçladı ve Robin Van Persie'yi satmanın çok büyük bir hata olduğunu söyledi. Usmanov, açıklamalarında Wenger'i eleştirmemeye özellikle dikkat ediyor çünkü Fransızın hala önemli bir taraftar desteğine sahip olduğunun farkında. Ancak olası bir satın almada Wenger ile kaç gün geçinebilirler orası ayrı bir tartışma konusu. Buna ek olarak, Arsenal'in eski hissedarlarından Nina Bracewell-Smith, Twitter hesabından, Stan Kroenke'yi, Arsenal'i için tutkulu olmamakla suçladı ve "Eğer amacı para kazanmaktıysa futbol kulübünden daha karlı yatırım araçları bulabilirdi." diye twitledi. Gerçi bu eleştiriyi yapan kişinin, Arsenal'den ayrılırken hisselerini Kroenke'ye satmış olması da ayrıca traji-komik. Sanırım önceleri doğru gibi gözüken Kroenke tercihinden birçokları şimdi pişman durumda. Senede 1 ya da 2 Arsenal maçı izlemeye tenezzül eden bir patrondan kulübe pek bir hayır gelmeyeceğini herkes yavaştan anlamaya başladı. Bu arada Kroenke'nin 1-2 maçına karşılık, Usmanov ve ortağı Moshiri'nin ikişer tane loca sahibi olduğunu ve içerideki maçların çoğunda Emirates'de hazır bulunduklarını da hatırlatayım. 

Aslında ben, Usmanov'un kulübü satın alması için yanıp tutuşmuyorum. Tek istediğim, şu anki takım sahibi ve yönetimin statükosunun yıkılması ve maalesef şu anda ortada Usmanov'dan başka bir alternatif gözükmüyor. Eğer, onun takımı satın alması Arsenal'i Chelsea yapacaksa, buna da katlanmaya razıyım. 

1 yorum:

  1. Usmanov'dan başka çare de yok gibi zaten. En azından Wenger'i karşısına alıp "Sen ne yapıyorsun be adam?" diyerek sarsabilecek potansiyelde görünüyor.

    YanıtlaSil