23 Kasım 2012 Cuma

5 Yıl Daha Uç Emirates

Arsenal'in bir süredir açıklanması beklenen yeni ticari anlaşmalarından ilki, bugün, Gazidis tarafından açıklandı. Yeni kontrata göre, forma sponsorluğunun 2019'a kadar 5 sene daha uzatılması karşılığında Emirates, Arsenal'e 5 sene £150m ödeyecek. Anlaşmanın detayları daha tam olarak açıklanmadı ancak Emirates'in bu kontratla stat isim haklarını da 7 sene daha uzattığı bazı kaynaklarda yer aldı. 

An itibariyle, Emirates'in Arsenal'e ödediği paranın yılda £5,5m olduğunu düşünürseniz, senelik £30m'ye denk gelen yeni anlaşmanın gayet doyurucu olduğunu söyleyebilirsiniz. Zaten bu miktar, Chevrolet ile yılda £45m'a anlaşan Man Utd'ın ardından bir formaya verilmiş en yüksek miktar. Şu an yürürlükte olan anlaşmalara göre, forma reklamından Barcelona £25m, Bayern Münih £24m, City ve Liverpool £20m, Real Madrid ise sadece £17m kazanmakta. Yani Arsenal, nihayet ticari gelirlerinden birini rakiplerinin seviyesine çekmeyi başardı. Gerçi bu rakama stat isim hakkının uzatılması da dahilse o zaman formanın gerçek değeri biraz düşüyor ancak yine de şu anki cüzi kontrattan kurtulunması sevindirici. 

Arsenal'in yakında forma üreticisini de değiştirmesi ve buradan elde ettiği geliri de ikiye katlaması bekleniyor. Burada daha önce Adidas'a geçileceğini açıklamıştık ancak hala kesin bir anlaşma haberi gelmedi. Bugün, yarın duyarız akibetini. 

Arsenal'in gelirlerini arttırması tabii ki güzel de, yaratılan ekstra nakit akışının futbol takımına harcanmayacak ve yine bankada yatacaksa, yeni sponsorluk anlaşması Arsenal taraftarına değil, Londra'daki banka müdürlerine yaradı. Baksanıza Wenger gidip bir forvet alacağına, yine Henry'i kiralamayı planlıyor. Ne diyim ki ben daha. Hayırlı olsun Arsenal'in çalıştığı bankalara. 

4 Kasım 2012 Pazar

Pazar Notları

Man Utd 2 - 1 Arsenal
Geçen sene Arsenal, Old Trafford'a gidip 8 yediğinde iki takım arasındaki devasa farkı açıklamak için bir sürü bahanemiz vardı. Sakatlar, cezalılar, kaybedilen oyuncular, geç yapılan transferler vs.. O maçta 8 yenmişti belki ancak herkes Arsenal'in sakat, cezalı ve yeni transferlerinin katılımından sonra daha iyiye gideceğinin farkındaydı.

Peki, dünkü Arsenal için hangi özrü kullanacağız? Sadece 2 sakat ile çıkılan Old Trafford'ta hiçbir varlık gösteremeyen, rakibe yine 10 tane pozisyon veren ve ilk şutunu 92'de atabilen Arsenal'i ve bu takımın mimarı Wenger'i nasıl savunacağız?

Eğer Arsenal'i az biraz takip ettiyseniz bilirsiniz. Fergie, bütün Arsenal maçlarında hemen hemen aynı anlayışla sahaya çıkar. United, Arsenal'e karşı hep oyunu kendi sahasında kabul eder ve hücumunu da Arsenal'in beklerinden birini çökertmek üzerine kurar. Arsenal'in yıllardır savunma yapabilen bir sol beki ve ona yardım eden sol açığı ya da DM'i olmadığı için, hemen hemen son 20 maçta, Fergie hep Arsenal'in sol bekini hedef alarak oynadı. United'ın sağ açığının adı Ronaldo, Nani, Valencia oldu ama sonuç hiç değişmedi. Arsenal'in sol kanat savunması çöktü ve United buradan bol bol gol buldu.

Bunu az çok futboldan anlayan herkes gördü de, Wenger bir türlü görmek istemiyor. Schalke maçında Farfan tarafından maymun edilen Santos'un, Valencia tarafından da madara edileceği çok barizdi ancak Wenger bu konuya önlem almak gibi bir şeyi aklından bile geçirmedi. Abartmadan söylüyorum, bence Andre Santos şu an Premier Lig'in en kötü savunma oyuncusu. Dünkü performansı sadece kötü değil, acınacak derecede bir rezillikti. Wenger'in, Sagna'yı ya da Coquelin'i sola beke koyarak, buna en azından bir önlem alması gerekiyordu ancak o her zamanki gibi yanlış yaptı; her zamanki gibi Arsenal'in ipini daha sahaya çıkmadan çekti.

Dünkü United, o kadar rahattı ki, golü erken bulduktan sonra resmen rolantide oyun oynadılar. Arsenal topla oynadı ancak 4. maç üstüste hiçbir şey üretemedi. Buna karşılık United, kaptığı bütün topları Carrick ve Ronney'in diagonal toplarıyla Valencia'ya ulaştırdı ve buradan bir araba dolusu pozisyon üretti. Mannone'nin 2 insanüstü kurtarışı, kaçan penaltı ve Valencia'nın ceza sahası içerisinden kaçırdığı pozisyonlar gol olsa, yine tarihi fark yemiş bir Arsenal konuşuyor olacaktık burada.

Buna karşılık Wenger, dün yine sahaya Ramsey ile çıktı ve Arsenal yine Cazorla, Podolski, Giroud üçgenine kilitlendi kaldı ve hiçbir şey üretemedi. Ramsey'in mücadelesine diyecek bir şeyim yok ancak kendisini sağ açıkta oynatmak Arsenal hücumunu 20 metrekarelik bir alana mahkum etmek anlamına geliyor. Podolski, bu kadar dar alanda etkili olamıyor. Cazorla, genelde 2 kişi ile boğuşuyor ve rakip Giroud ile orta saha arasındaki bağlantıyı çok rahat kesiyor. Wilshere'in buraya eklenmesi problemleri çözmüyor çünkü oynadığı pozisyondaki defansif görevleri, onun istediği gibi hücuma katkı yapmasını engelliyor. Bu dizilişin işe yaramadığı Norwich, QPR ve Schalke karşısında açıkça görüldü ancak Wenger efendi aynı şeyi United'a karşı da denedi. Sonuç: yine hüsran. Wenger o kadar kötü bir taktisyen ki, Cazorla'yı sağa, Wilshere'ı ortaya ve Ramsey/Coquelin'i Arteta'nın yanına gönermek gibi bariz bir değişikliği denemeyi bile hala akıl edebilmiş değil.

Skor sadece 2-1'de kalmış olabilir ancak dünkü maç, Arsenal'in tepedeki üçlüyle arasındaki farkın ne kadar açıldığının çok çarpıcı bir göstergesiydi. Bu açıdan geçen seneki hezimetten daha da üzücüydü. Arsenal'in tepe ile arasındaki fark her geçen gün açılıyor ve geçen sene Chelsea ve Tottenham'ın "self-destruction" düğmesine basarak Arsenal'e hediye ettiği Şampiyonlar Ligi pozisyonu, bu sene daha da zor olabilir. Burada 1 milyon kere söylediğimi tekrar etmek istiyorum. Kroenke-Gazidis-Wenger üçlüsü, Arsenal'i yıldız oyuncularını satan, başarı hedeflemeyen ve ortalamayı kanıksamış bir feeder club'a dönüştürüyorlar ve bu üçgenin kulübün başında olduğu her gün Arsenal daha da geri gidecek. Gerçek Arsenal taraftarı bunun farkında ve Arsenal'i değil Wenger'i destekleyen azınlık da er geç uyanacak. Geçen hafta yapılan genel kurul, son 20 yılın en ateşli genel kuruluydu ve Gazidis, Kroenke ve Hill-Wood salondaki huzursuzluğu ancak Wenger'in camiayı birliğe davet eden konuşmasıyla yatıştırabilirdi. Arsenal, şampiyonluk yarışından yine Kasım ayında koptu, Şampiyonlar Ligi'nde de işler pek iç açıcı değil. Ben burada aynı şeyleri 4 senedir yazmaktan inanın bıktım, bazıları aynı temcit pilavını tekrar tekrar yemekten bıkmadı.