19 Ekim 2012 Cuma

Yetişin Bizi Destabilize Ediyorlar!

Son bir kaç yılda burada Barça hakkında çok attık tuttuk ve söylediğimiz lafların çoğunluğu oynadıkları futbolla ilgili değildi. Cesc'i Arsenal'in elinden alış şekilleri, oyuncularının yaptığı haddini aşan açıklamaları ve yukarıdakine benzer gibi angutça hareketleri ile başkanları Sandro Rosell'in dallamalıkları yüzünden, bir çok Arsenal taraftarı Barcelona isminden tiksinmiş durumda. Aslında ben de tekrar Barça konusu açmak istemiyordum ancak Rosell'in ağzından yapmadığı açıklamalarından birine denk gelince dayanamadım. Bakın ne diyor Sandro efendi:

"Manchester City oyuncularımızı alıp bizi destabilize etmek istiyor,
Arsenal de, gelip genç oyuncularımıza büyük paralar teklif ediyor. 
Biz bir düşman haline geldik. Bizim başarılı olmamızı istemeyen bir çok insan var"

Hani konuşarak mal beyanı yapmak diye bir şey varsa işte böyle olsa gerek. Rosell'e şu isimleri hatırlatmak gerekir. 

Overmars, Petit, Van Bronckhost, Henry, Hleb, Fabregas, Song... 

Barça'nın, öyle yada böyle Arsenal kadrosunda çaldığı adamlar bunlar. Peki, Rossell'in bahsettiği genç oyuncular kimler? 

Fabregas, Merida, Toral, Bellerin..

Bu 4 adamdan Fabregas'ı, Arsenal daha iyi bir futbolcu yaparak geri yolladı zaten. Merida'dan da bir baltaya sap olmadı. Toral ve Bellerin'den olacak mı? Kim bilir? 

Dallama Rossell, kendi kulübünün çaldığı 7 ilk 11 oyuncusunu ne çabuk da unutmuş değil mi? City, Busquets ile ilgilendi diye birden ağlamaya başladı. 

Eh bunlar alışmış anacım. Bir kamyon parayla Arsenal'in, Sevilla'nın (Alves, Keita, Adriano), Valencia'nın (Alba, Villa) kapısına yanaşıp, bu kulüplerin oyuncularını ayartırken güzel, ama kendi oyuncularından birisiyle City ilgilenince "Bizi destabilize ediyorlar". Kim kimi daha çok destabilize etmiş acaba? 

Sandro Rossell gibi bir kımıl zararlısı için daha fazla kendimi yorasım yok. Anlaşılan o ki, City'nin parası kendisinin gözünü korkutmuş. Eh, Arsenal'e de kızgın olması normal çünkü daha 3 ay önce kendisine dünyanın en pahalı kulübe ısıtıcısını kakaladılar. Eskiden İspanya futbolunu severdim de artık harbiden yanına yaklaşılmaz bir lig haline geldi. İki şımarık büyük kulübün dominasyonu altına girmiş saçma sapan bir organizasyon oldu. Bir tarafta Mourinho'nun Real'i, diğer tarafta Sandro'nun Barça'sı. "Whoever wins, we lose" hesabı, bunlardan hangisi kazanırsa kazansın, kaybeden "centilmenlik, mütevazilik, sportmenlik" gibi kavramlar oluyor. 

3 yorum:

  1. Fotoğrafın hikayesi nedir?

    YanıtlaSil
  2. ispanya'nın dünya kupası kutlamaları sırasında, puyol ve pique denilen lüzumsuz adamların, o sıralar halen Arsenal oyuncusu olan Fabregas'ın kafasına Barcelona forması geçirmesi.

    YanıtlaSil
  3. Emre

    Dallama Rossell güzel tanımlama olmuş. Nasıl derler; "cuk" oturmuş.

    YanıtlaSil