16 Ekim 2012 Salı

Wonga or Wronga?


Newcastle United’ın yeni forma sponsoru Wonga.com ile yaptığı anlaşmanın detayları kulüp tarafından ilk yayınlandığında, birçok taraftarı heyecanlandırdı. NUFC, 4 yıllık bu anlaşmadan £24m gelir sağlayacaktı ve Wonga, yılda £1,5m civarı bir ekstra parayı, kulübün altyapısına ve hayır işlerine yatırmayı vaadediyordu. Üstelik, taraftarın gönlünü kazanmak adına, yeni anlaşma ile beraber stadyumun adı tekrar St. James Park olarak anılmaya başlayacaktı ve forma tasarımı yapılırken taraftarın fikrini almak için bir internet forumu oluşturulmuştu. İlk bakışta, Mike Ashley, bu kontratı kulübe kazandırmak ile çok iyi bir iş yapmış gibi görünüyordu. Ancak anlaşmanın açıklanmasının ardından, Ashley ve yönetimi, övgüden çok kendilerine doğru yönelmiş bir çok eleştiri okuyla karşı karşıya kaldı. Eleştirilerin kaynaklandığı nokta, Wonga’nın kimliği ve nasıl para kazandığıyla ilgiliydi. 

Wonga.com, yüksek faizli, kısa vadeli ve küçük ölçekli “mikro” krediler üzerinde uzmanlaşmış bir şirket. İngiltere’de bu kredilere “pay day loan (ödeme günü kredisi)” deniyor; çünkü, bunları tercih eden müşteri profili, genelde günü gelen bir borcu ödemek zorunda olan ve acil nakte ihtiyaçları olduğu için yüksek faize razı olmak zorunda olan insanlardan oluşuyor. Yani Wonga, zor durumda olan insanların çaresizliklerini faize dönüştürerek para kazanıyor. Tabii ki bunu yapan ilk firma Wonga değil. Global bankacılık sektörü bu ihtiyacın üzerine kurulmuş bir sektör ve finansal olarak zor durumda olan insanlar dünya üzerinde varoldukça onlara “yardım” etmek isteyen şirketler hep olacak. Wonga’yı tartışılır yapan, uyguladıkları faiz oranları ve borçlarını toplamakta kullandıkları yöntemler. 

Wonga’nın verdiği kredilerde kullandığı faiz oranı günde %1. Günde %1’lik faizi bileşik faiz hesabıyla yıllığa çevirirseniz %3640 gibi bir rakama ulaşıyorsunuz. Hesaba, Wonga’nın aldığı sabit ücretleri de katarsanız, ödediğiniz yıllık faiz %4214 civarına yükseliyor ki, bu Wonga’nın verdiği kredilerin ortalama değeri £176’nın ortalama kredi süresi olan %16 günde ödenmesinin maliyeti olan £34’ü denkleme yerleştirilerek ulaşılan resmi bir rakam. Zaten kulübün sponsorluk anlaşmasını tartışmalı hale getiren de bu yüksek faiz oranları.

Newcastle’lı birkaç milletvekili ve Newcastle belediye başkanı, Mike Ashley Wonga’yı sponsor olarak kabul etmeden çok önce, uygulanan astronomik faiz oranlarına dayanarak Wonga’ya karşı bir kampanya başlatmış durumdaydı. Wonga karşıtı gruba göre, şirket bir “yasal tefeci” olarak varlığını sürdürüyor ve borçlarını toplamak için müşterilerini tehdit etmekten bile çekinmiyor. (Wonga’nın, borçlularına gönderdiği ihtarnamelerde, onları hapse attırmakla tehdit ettiği bilinen bir gerçek). Wonga’nın, zor durumda olan insanları hedef alan stratejisinin, bütün Avrupa finansal krizin içerisindeyken özellikle iyi çalıştığı ortada. Şirket, geçen sene cirosunu 3 misli oranında arttırıp £184m’a çıkarmış ve bunu yaparken de 2,5 milyon mikro kredi vermiş.

Wonga ve benzeri şirketlerin, ahlaki ve insani bir takım gri bölgelerde dolaştığı kesin. Zaten içlerinde birçok taraftarın da bulunduğu Anti-Wonga grubunun eleştirilerini dayandırdığı nokta, bu tip şirketlerin mali olarak zor durumda olan insanların tepesinde akbaba gibi dolaşıp, onları geri dönüşü olmayan bir borç batağına doğru iterek para kazanıyor olması. Wonga’nın, sponsor olarak Newcastle United’ı seçmesi de tesadüf değil, çünkü İngiltere’nin en yüksek işsizlik oranı, içlerinde Newcastle’ın bulunduğu kuzey doğu şehirlerinde. Yani Wonga, Newcastle’daki en zengin adamların giydiği formaların üzerine koyduğu reklamlarla, Newcastle’daki en fakir vatandaşı soymayı hedefliyor. Tabii ki, şirketin yaptığı işin yasal olduğunu ve onlardan kredi alan insanların ne gibi bir faizle karşı karşıya olduklarını bilmesi gerektiğini de söyleyebilirsiniz. Ancak Wonga gibi firmaların hedef aldığı insan profilinin, kredi notları berbat olduğundan bankalara gidemeyen, finansal olarak tamamen dibe vurmuş ve çoğunluğu cahil kişiler olduğunu da hatırlatmak lazım. Yani bu halleriyle 80’lerde bizim esnafın, çiftçinin parasını yolan bankerlere bayağı bir benziyorlar. 

Sponsoru olan şirketin nasıl para kazandığı, bir kulübün ne kadar umrunda olmalıdır sorusu aslında tartışmaya açık. Premier Lig’de Wigan, West Ham ve Stoke’un sponsorları bahis firmaları ve Aston Villa’nınki bir kumarhane. Bu şirketler belki Wonga gibi “tefeci” değiller ancak para kazanma yöntemlerinin, müşterilerini sıklıkla mali sıkıntıya soktuğu da bir gerçek. Newcastle taraftarının bir kısmı, bu şirketlerin de Wonga’ya benzer bir tepkiyle karşılanması gerektiğini savunuyorlar ve Wonga’nın daha önce Blackpool ve Hearts’a da sponsor olmuş olmasından kimsenin bahsetmemesinden yakınıyorlar. Ancak Blackpool ve Hearts’ın ulaşacağı kitlenin, dünyanın en çok izlenen ligindeki bir takımın ulaşacağı kitleyle kıyaslanamayacağı ortada. Üstelik tepkilerin Newcastle’ın anlaşmasından sonra başlamasının asıl nedeni, bu bölgede hali hazırda Wonga karşıtı bir kampanyanın parlamento düzeyinde yürütülüyor olmasıydı. Kulübün yaptığı kontratı “rezalet” olarak tanımlayanlar bizzat o bölgenin milletvekilleriydi. Birkaç taraftar grubu da bu tepkiye katıldı ve Mike Ashley’i bir kez daha kulübün itibarını lekemekle suçladı. 

Aslında tartışma, futbol kulüplerinin ne ölçüde sosyal sorumluluk sahibi olması gerektiği konusuna gelip dayanıyor. Cahil insanın cebindeki paraya göz dikmiş binlerce bahisçi, tefeci var ve bunların birçoğu da yasal şirketler. Sen bir spor kulübü olarak, bu amaca ortak olup, bu kardan pay almayı içine sindirebiliyorsan, söylenecek pek bir şey yok. Wonga’nın, Newcastle’a ödeyeceği her kuruş, Newcastle’daki en fakir adamın cebinden çıkıp, haftada yüzbinlerce pound kazanan futbolcuların cebine girecek ve bu değirmenin dönmesini engelleyecek hiçbir yasa yok. “Dünyanın şu anki düzeni böyle kurulmuş hocam” diyorsanız, siz de haklısınız da, Wonga örneği sanki diğerlerine göre biraz daha fazla kokuşmuş. Ne diyelim; Mike Ashley, bu kulübün sahibi olduğu sürece Newcastle ve kokuşmuş kelimelerini aynı cümle içerisinde daha çok kullanacağız. 

Not: Bu arada, Wonga sponsor olduktan sonra stadın adını St. James’ Park’a geri çevirecek hikayesinin bir yalan olduğunu söyleyebilirim çünkü zaten St James’ Park’ın adı resmi olarak hiç değişmedi. Kulübün başarılı sezonunu fırsat bilen Mike Ashley, stadın tabelalarını indirip, kendi şirketinin tabelasını astı ve medyaya sanki stadın ismi değişmiş gibi yansıtıldı. Oysa ortada bir kontrat ya da bir anlaşma yoktu. Mike Ashley, St James’ Park’ı bir bilboard olarak kullandı ve şimdi Wonga’ya yönelen tepkiyi azaltmak için bunu bir koz olarak kullanmaya çalışıyor. Yerseniz tabii.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder