28 Ekim 2012 Pazar

Pazar Notları


Arsenal 1 - 0 QPR
Kötü oyunla alınan iki mağlubiyetin ardından dünkü QPR maçında Arsenal'in için tek önemli şey vardı, o da üç puan. Normal şartlarda, Arsenal'in Emirates'te lig sonuncusu ve son 11 deplasman maçından sadece 1 puan almış rakibini rahat yenmesi beklenebilirdi. Ancak, hem formsuzluk, hem de galip gelmek zorunda olmanın baskısı, dünkü maçın zorluk derecesini arttırmıştı. Neyse ki, korkulan olmadı da, Arsenal zor da olsa 3 puanı almayı başardı.

Maçla ilgili ilk konuşulacak şey, tabi ki Wilshere. 14 aylık ayrılığında ardından, kendisini takımda görmek gerçekten sevindiriciydi. Kendisinin, direk ilk 11'de dönmesi, Wenger'in ne kadar baskı altında olduğunun da göstergesiydi. Eğer, dün ilk yarım saatte Wilshere'a bir şey olsaydı; bugün Wenger'i Taksim Meydanı'nda sallandırmıştık. Her ne kadar kendisinin dönüşüne çok sevinsem de, Wenger'in ilk 11 tercihi riskliydi. Wilshere, beklenildiği üzere maça tedirgin başladı ve dakikalar geçtikçe daha iyi oynamaya başladı. Son haftalarda tamamen Cazorla'nın üzerine yıkılmış olan orta saha organizasyonunun paylaşılması açısından Jack'in form tutması çok önemli. Dün, daha ilk maçı olmasına rağmen Wilshere, %94 pas isabetiyle oynadı ve     bu pasların büyük çoğunluğu rakip sahada yapılan pozitif paslardı. Old Trafford ve Veltins Arena ziyaretleri öncesi, Jack'in dönüş zamanlaması daha iyi olamazdı herhalde. Umuyorum, Wilshere, Arsenal'e önümüzdeki 2 engeli aşmak için gerekli itiş gücünü verir.

Dün gece, uzun sakatlıktan sonra geri dönen diğer bir isim de Sagna'ydı ve aynı Jack gibi o da kaldığı yerden devam etti ve iyi bir maç çıkardı. Elimde somut bir dayanak olmasa da, sezon öncesi yapılan röportajlardan ve Sagna'nın vücut dilinden, Arsenal'in kendisine yeni kontrat imzalatmak için terleyeceği sonucunu çıkarıyorum. Sagna, önümüzdeki yaz kontratının son yılına girecek ve Arsenal'in kendisine imza attırmak için sezon sonuna kadar süresi var. Aksi halde, RvP ve Nasri gibi, Sagna da satılmak zorunda kalacak ve Arsenal dünyanın en iyi sağ beklerinden birini kaybedip, yerine Jenkinson'u koyacak ve yedeğe de muhtemelen, Sochaux'nun altyapısındaki 14 yaşındaki Mali asıllı Fransız genç gibisinden bir şey alacak.

Jack'in dönüşü olumlu bir etki yaratmış olsa da, Arsenal'in son maçlardaki kısır futbolu aslında dün pek değişmedi. Dün ilk 70 dakika, yine ağır tempoda, hiç bir penetrasyon olmadan al gülüm ver gülüm pas yapan ve ilk yarıda zaman zaman oyunun kontrolünü rakibe kaptıran bir Arsenal izledik. Wenger, bu oyuna "sabırlı oyun" diyor ancak futboldan biraz anlayan her vatandaş aslında bunun sabırlı değil, kısır bir futbol olduğunu anlayabilir. Norwich ve QPR ligin en çok gol yiyen üç takımından ikisi ancak Arsenal karşısında her iki takım da, süper savunma yapıyormuş gibi gözüktüler. Bu iki takımın, savunmaları 2 hafta içerisinde sihirli bir şekilde değişmedi, karşılarındaki Arsenal hücumu fazlasıyla yavaş, tek yönlü ve öngörülebilirdi. Bir kere, son 3 maçtır Arsenal sağ kanadı tamamen iptal olmuş durumda. Wenger, saç baş yolduracak bir şekilde, Aaron Ramsey'i o bölgede deneyip duruyor ancak hem Ramsey'e, hem de taraftara yazık ediyor. Dün, Arsenal'in pozisyonlarınının %90'ının Walcott'un oyuna girdiği 70'den sonra gelmesi, tek kanatla oynamanın takımı ne kadar zorladığının göstergesiydi. Wenger, forvette bir Gervinho'yu, bir Giroud'yu deniyor ancak Arsenal'in pozisyon üretememesinin asıl sebebi, oyunun Cazorla, Podolski, forvet üçgeninde sıkışıp kalmasından kaynaklanıyor. Gibbs'in bitmek bilmeyen koşuları sıkışan Podolski'yi zaman zaman rahatlatıyordu ancak Andre Santos'un hücumda aynı etkiyi yaptığını söylemek zor. Gibbs kadar koşsa zaten Santos, 30. dakikada kalp krizi geçirir. Ben hala Wenger'in bu bölgede radikal bir değişikliğe gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Wilshere da geri döndüğüne göre, bana göre Cazorla'yı sağ açıkta denemenin vakti geldi. Hatta, bir önceki yazıda da söylediğim üzere, Arteta'nın bile pozisyonu değiştirilip, onun ofansif yeteneklerinden de yararlanılabilir. Eğer, Wenger, Song'un yerine adam gibi bir DM alsaydı, bugün Arteta ve Wilshere orta sahası ve ileride Cazorla ile 3 oyun kurucuyu aynı anda oynatabilme şansı olacaktı. Ama Wenger bu, bir işi tam yaparsa, yanlışlıkla bir şey kazanır diye korkuyor kendisi. Her sezona bir yerimiz eksik başlayalım ki, heyecan olsun. 

Sağ kanat probleminin yanında, Arsenal'in en ciddi problemlerinden birisi tempo meselesi. Takımın kısır oyununun başlıca sebebi, tempo yapmaması ve ya yapamamasında yatıyor. İlginç olan, bunun Wenger'in tercihi olma ihtimali de var. Çünkü, Arsenal tempoyu arttırdığı zaman, defansif olarak çok kırılgan bir takım haline geliyor. Dün, 70'den sonra gol bulmak için tempo arttırılmak zorunda kaldı ve Walcott ve Arshavin'in takıma dahil oluşuyla ilerideki üretkenlik arttı ancak aynı anda 10 kişilik QPR, son 10 dakikada 2 kere Mannone ile karşı karşıya kaldı. Eğer, Granero ve Mackie biraz dikkatli olsa, bugün kriz içerisindeki bir Arsenal'den bahsediyor olacaktık. Arsenal, şu an ligin en az gol yiyen takımı ve bu defansif performansı hücum temposundan ödün vererek göstermekte. Wenger'in yıllardır bu konuda bir denge bulamadığı ortada ve sanıyorum bu yılki stratejisi daha temkinli olmak yönünde olacak. Ligin dibindeki takımları kendi sahasında zorla yenen bir Arsenal takımı ile nereye kadar gidilir bunu zaman gösterecek. Bu arada, Arsenal'in 'ligin en az gol yiyen takımı' ünvanı haftaya Old Trafford'a gömülür herhalde. Cenaze namazını da RvP kıldırırsa hiç çekilmez yemin ediyorum. 

United ve Schalke maçları, Arsenal'in lig ve Avrupa'daki kaderinin nasıl olacağı açısından oldukça kritik maçlar ve maalesef takım sezon başındaki formunu çabuk kaybetti. Wenger'in son 7 senedeki takımları, bu tip kritik virajlarda hep şarampole yuvarlandı ve bu sezon farklı bir şey olmasını gerektirecek bir sebep göremiyorum. Aslında, bu deplasmanlar, tehlike oluşturdukları kadar, fırsat da olabilirler. Bu iki maçtan 6 puan alan bir Arsenal, 2 Londra derbisi öncesi vites büyültebilir. Manu ve Schalke maçları, Norwich ve QPR'ın aksine, Arsenal'in savunmasının test edileceği 90 dakikalar olacak ve eğer Arsenal iyi savunma yaparsa, kontradaki etkinliğini kullanıp bu maçlardan sonuç alabilir (bkz Liverpool maçı). Ancak, Andre Santos'un Valencia ve Farfan'a karşı oynayacağı iki maçta Arsenal'in iyi savunma yapabilme şansı var mı, onu da sizin yorumunuza bırakıyorum. 

3 yorum:

  1. wilshere zm dm om hangisinde oynadı acaba

    YanıtlaSil
  2. Hocam reading macini sabirsizlikla bekliyorum hadii lutfen...

    YanıtlaSil
  3. ramsey podolski walcott santos gibi bir yığın adamın bütün maç yapamadığını yapan arshavin i tebrik etmek lazım .adam güzelce 0 a indi,topu kurtardı ve içeriye yaptığı düzgün ortayla golü attırdı.arshavinle chamakh rotasyona biraz daha fazla girmeli bence.onun dışında boring boring arsenal işte...

    YanıtlaSil