7 Ekim 2012 Pazar

Pazar Notları


West Ham 1 - 3 Arsenal
İlk bakışta Arsenal için rutin bir galibiyet gibi gözükse de, maç başlamadan önce West Ham'ın Arsenal'den daha fazla puanı olduğunu da hatırlamak lazım. Big Sam'in takımı, bu sene özellikle kendi sahasında çok iyi maçlar çıkardı ve özellikle Carroll'ın sahada olduğu Fulham maçında rakibi adeta dağıtmışlardı. Üstelik, Big Sam'in oynattığı futbolun, Arsenal'e ters geldiği de hepimizin bildiği bir gerçekti ve Wenger'in defansı geçen hafta Chelsea karşısında duran topları savunamadığı için kaybetmişti. Tüm bunları göz önüne aldığınızda, dün maçtan önce Arsenal için "Rahat kazanır" demek zordu ancak takım iyi bir performansın sonucunda nispeten rahat kazandı. 

Wenger'in, ceza sahasına yapılan ortalar ile gol arayan takımlara karşı uyguladığı klasik bir taktiği var ki, o da kanatları iyi kapatıp, rakibin etkili orta yapabileceği bölgelere girmesini önlemek. Arsenal, bu tip bir rakibe karşı oynadığında, bekler normalden daha az maceraperest oynuyorlar ve Arsenal açıkları da, rakibin beklerini bütün maç boyunca takip ediyorlar. Arsenal'in dünkü maçı kazanmasının anahtarı, takımın bu taktiği mükemmele yakın uygulamasında yatıyordu aslında. Arsenal takım halinde kanatları iyi kapattı ve Jarvis ve Vaz Te'nin maç boyunca yaptıkları tek bir ortayı bile hatırlamıyorum ben. Kanatların kapanması demek, West Ham'in kendi sahasından çıkan 50-60 metrelik uzun toplarla,  Carroll'u bulmak zorunda kalması demek oluyordu ki, bu tip topları savunmak çok daha kolaydı. Her ne kadar, bu uzun toplar West Ham'a bir kaç net pozisyon vermiş olsa da, Arsenal savunması maç boyunca iyi bir görüntü çizdi. Bana göre, Vermaelen'in sezonu hala rayına oturmuş değil ve o oyununu beklenilen standarta çektiğinde savunma daha da iyiye gidecektir. Zaten, çekemezse formayı da Koscielny'e kaptırabilir. Dün, Mertesacker'in varlığı yine savunmaya sakinlik ve disiplin veren en önemli faktördü ancak kendisinin kademeye girmekte geç kalması, Arsenal'in yediği golün sebeplerinden birisiydi. Gol poziyonunda, Ramsey, Diame'yi ceza sahasına kadar takip ederek aslında kendine düşen savunma görevini yaptı. Arsenal stoperlerinin, Diame ceza sahasına girdiği anda kademeye girmek için hazır olması gerekiyordu ki, Mertesacker, onu kapatacak mesafeydi. Ancak, Alman, Diame'yi kapatmak yerine, yerinde durmayı tercih etti ve West Ham'lı oyuncuya şutunu ölçüp biçmek için çok fazla zaman verdi. 

Arsenal, yediği gole kadar geçen sürede daha iyi oynayan taraftı ve zaten gol de West Ham'in ilk pozisyonu ve kaleyi bulan ilk şutundan geldi. Golden hemen sonra, takım hafiften bir bocalama periyodu geçirdiyse de, ilk yarının sonuna doğru tekrar kontrolü eline aldı. Arsenal'de, Arteta, Cazorla, Podolski ve Girroud üst düzey bir maç çıkardılar ve yaratılan her pozisyonda bu oyuncuların imzası vardı. Arteta, 106'sı isabetli 111 pasla oynadı ki, bu pasların sadece 19'u geriye doğru yapılmıştı. Onun sürekli olarak sağladı pas arzından en çok faydalanan adam, tabi ki Cazorla. İspanyol dün yine Arsenal hücumlarının merkezi ve orkestra şefiydi. Özellikle, Podolski ve Giroud ile olan uyumu ilerisi açısından umut vericiydi. Wenger'in dün yaptığı en doğru iş, Giroud'yu ilk 11'de başlatıp, Arsenal'e gerçek bir forvet ile oynama şansı vermesiydi. Her ne kadar Cazorla ve Arteta da çok iyi oynadılarsa da, Giroud benim için maçın adamıydı çünkü maç boyunca neredeyse yanlış bir adım atmadı. İlk golü başlatan ve bitiren kendisiydi, 2. golün asistini yaptı ve oynadığı pivot oyunuyla Podolski ve Cazorla'ya bol bol boşluk yarattı. İleri geri sağa sol kafası kopmuş tavuk gibi koşan bir Gervinho yerine, ne zaman nereye koşacağını bilen safkan bir forvetin varlığı bana göre Arsenal hücumunu bir üst seviyeye taşıdı. Bana göre, Wenger'in bu noktadan sonra Giroud'da ısrar etmesi ve Fransız oyuncuya takıma alışma ve momentum kazanma şansını çok geçmeden vermesi gerekiyor. Gervinho, dün çok etkisizdi ve onun için daha da kötü haber, Walcott'un oyuna girer girmez yaptığı etkiydi. Her ne kadar attığı gol, bizim iyi yaptığını bildiğimiz kontra golü olsa da, Walcott'un oyuna dahil olmasından sonra, Arsenal hücumunun her iki kanadı da çalışmaya başladı ve bu genişlik West Ham savunmasının çökmesi için de yeterli oldu. Gervinho'nun, Arsenal takımının oyuncusu olmadığını daha önce bir kaç kez yazdım. Bir çokları, attığı bir kaç gole bakarak, onun formda olduğundan bahsediyor ancak bana göre, bunu söyleyenler maçların özetlerini izleyip yorum yapan adamlar. Gervinho'nun her maç kaç topu ezdiğini ancak 90 dakikayı izleyenler görebiliyor. Top ezme ve saçma sapan çalımlar deneme konusunda, Gerv'in Wenger'den uyarı aldığı ortada çünkü son 2-3 maçta daha basit oynamaya çalıştığını gördük. Ancak, bana göre oyun görüşü ve teknik kapasitesi Arsenal hücumuna entegre olacak bir oyuncunun standartlarının çok altında ve Giroud, Walcott, Ox form tutarsa, kendisi aynı geçen sene olduğu gibi kulübeye hapsolacak.

Bu maçla ilgili olarak bir de Phil Dowd'tan bahsetmek istiyorum. Kendisinin kötü bir hakem olduğu hepimizin malumu ancak dün verdiği ve vermediği kararlar Arsenal'in canını yakabilirdi. Diame'nin Arteta'yı biçmesine kart bile göstermeyip, bu oyuncunun 30. dakikada kırmızı görmesinin önüne geçti ancak, Gervinho'ya rakibe dokunmadığı bir pozisyonda sarı kartı yapıştırdı. Ramsey'e, ceza sahası çizgisi üzerinde yapılan aşırı bariz pozisyonu es geçmesi inanılacak gibi değildi ve Ricardo Vaz Te'nin Mannone'nin suratına attığı tekmeyi de yakalayamadı. İşin daha komiği, Dowd tarafından cezalandırılmayan Vaz Te'nin ilahi güçler tarafından anında cezalandırılmasıydı. Nitekim, Vaz Te, Mannone'nin suratına gelsin diye çekmediği ayağı yüzünden bileğinin üzerine düştü ve kolunu kırdı. "Instant karma" diye bir kavram varsa, böyle bir şeydir heralde. 

Daha önce dediğim gibi, bir çokları bu galibiyeti normal karşılayabilir ancak rakibin formu ve felsefesi ile Arsenal'in zayıf noktaları ele alındığında bana göre önemli bir 3 puandı. Arsenal'in gerçek bir forvet ile oynadığını görmek güzeldi ve her ne kadar eskisi kadar itici olmasa da Big Sam'e karşı alınan galibiyet de ayrıca tatlıydı. 

Chelsea 4 - 1 Norwich
Ligin en iyi hücumlarından birisi ligin en kötü savunmalarından birine karşı oynayınca ortaya çok uzun uzun anlatmaya gerek olmayan bir maç çıkıyor. Chelsea hakkındaki kesin kararımı hala veremememin sebebi, Di Matteo'nun oynattığı dar futbolun, Chelsea'nin beklerini hücuma sokamadığı her maçta zorlanacağını düşünmem. Chelsea, sezon başından beri 4 büyük maçta City, Juve, Atletico ve Arsenal'e karşı oynadı ve bu maçların dördünde de daha iyi oynayan taraf rakipti. Di Matteo'nun şu anki dizilişinde Torres ileride tek başına ve onun arkasındaki 20 metre çapındaki dairede 3 oyun kurucu oynuyor. Hazard'ı Lille formasıyla sol çizgiye daha yakın oynarken izliyorduk ancak Chelsea'ye geldiğinden beri forvet arkasında serbest oynuyor. Daha ilginç olan, Oscar ve Mata'nın da hemen hemen benzer görevlerle sahada olması. Bu üçlünün çok yetenekli olduğu aşikar ancak bu kadar serbestlik ve dar alanda oynanan futbol Chelsea'nin disiplinli orta sahalar karşısında zorlanmasına neden olacağı ortada. Dün, Norwich'in tek hücum opsiyonu, göbekteki Holt'u bulmaktı ve Chelsea'nin iki beki de gayet rahat bir şekilde hücuma çıkıp, takıma genişlik kazandırabildiler. Oscar, Hazard ve Mata üçlüsünden kanatlara veri geriye gelip top alan tek isim Mata idi ve Chelsea resmen 3 forvet ve arkalarında Mata'nın olduğu bir taktik ile sahadaydı. Bu tip bir diziliş, orta sahada hiç bir dişi olmayan Norwich karşısında sonuç veriyor ancak bu anlayışın uzun vadede sürdürebilir olup olmadığından emin değilim. Chelsea ligin tepesinde olabilir ancak ilk 7 maçlarının 3'ünün ligin son 5'inde olan takımlara karşı olduğunu da hatırlatmak istiyorum. O yüzden Chelsea'nin futbolunun ne seviyede olduğu hakkındaki kararımı bir süreliğine daha ertelemek istiyorum. Dünkü maçtan Norwich adına çıkabilecek tek olumlu sonuç, bu sezon ilk defa Grant Holt'u kullanmayı hatırlamış olmaları sanırım. 

Wigan 2 - 2 Everton
Wigan taraftarını bilmiyorum ancak Martinez'in 3-4-3'ü tarafsız izleyici açısından seyri ilginç maçlar ortaya çıkarıyor. Wigan'ın, 3'lü forveti dün ilk yarım saat içerisinde Moyes ve Everton'u bayağı bir şaşırtmış olsa gerek ki, Everton futbol oynamaya başlayana kadar skor 2-1 olmuştu bile. İlk yarıda, Wigan, ileri üçlüsüne iyi servis yapmayı başardı ve Kone'nin ekstra oyunu sayesinde 2 de gol buldular. Her ne kadar, ilk golleri bariz ofsayt olsa da, Wigan bu bölümde daha iyi olan taraftı. Sezon başından beri, Fellaini'nin oynadığı oyun övüldü ancak bana göre Everton takımındaki en kritik adam Leighton Baines. Zaten, Everton'ın dün maça geç başlamasının sebebi, Kone'nin Baines'in bölgesine yaptığı koşularla bu oyuncuyu ilk yarım saat boyunca hapsetmesiydi. Wigan, 2-1 öne geçtikten sonra yavaşladı ve özellikle ikinci yarı geriye yaslanıp kontra aramaya başlayınca, Baines'in üstlerine dalga dalga gelmeye başlamasına neden oldu. Dün ikinci yarıda, Moyes'in planı, sol taraftaki Baines ve Pienaar işbirliğini kullanıp pozisyon üretmekti ki, Baines'in insan üstü oyunu sayesinde başarılı da oldular. İlginç olan, sezon başından beri forvet arkası oynayan Fellaini'nin orta sahaya daha yakın oynamasıydı. Bunun sebebi, muhtemelen, Wigan'ın sahada 3 forvetle yer almasıdan dolayı, Moyes'in defansına destek vermesiydi ancak bu değişiklik, aynı zamanda Everton'ın A Planı olan "Baines'in Fellaini'ye yaptığı orta" nın devre dışı kalması anlamına geliyordu. Buna rağmen, ikinci yarıda Everton maçı koparacak pozisyonları buldu ve Jelaviç'in net penaltısı verilseydi, galibiyete de gidebilirlerdi. Martinez, Cuma günkü basın toplantısında, hakemlerin aleyhlerine yaptığı hatalardan bahsetmişti, dün attıkları ofsayt gol ve rakibe verilmeyen penaltıdan sonra biraz rahatlamıştır sanırım. 

Man City 3 - 0 Sunderland
Hafta içi Dortmund tarafından sahadan silinen Man City'nin rakibi dişli savunmasıyla çetin ceviz bir takım olan  ve geçen sene Etihad'tan puan çıkaran tek takım Sunderland olunca, bayık bir maç bekliyordum ben açıkçası. Cuellar, Tevez'e yaptığı aptalca faulle City'nin yolunu açınca, maç biraz daha izlenebilir hale geldi. Man City, bu sezon ilk defa bir maçı gol yemeden tamamladı ve bunun kaptan Kompany'nin oynamadığı ilk maçta gelmesi de ayrıca ilginçti. Resmi açıklama, Kompany'nin hafta içi sakatlandığı yönündeydi ama Mancini'nin kendisini formsuz olduğu için dinlendirmek istediği dedikoduları dün bol bol yapıldı. Sunderland'e karşı skor üretmek her takım için zor, ancak dün Balotelli'nin berbat futbolu City'nin işini ekstra zorlaştırdı. Hatta, Balotelli freni sahadan çıkıp Aguero girdikten sonra City'nin bu sezonun en iyi futbolunu oynadığını bile söyleyebilirim. Gerçi, Sunderland'in gol aramak için açılması da bunda etkili oldu ancak City nihayet geçen sene öldürücü olan hücumunundan kesitleri sahaya yansıtmaya başladı. Sunderland'in kontraları maç boyu tehlikeliydi, ancak Lescott'un ekstra performansla oynadığı City savunmasını çok fazla üzebildiklerini söyleyemem. Bu seneki Sunderland, O'Neill'in 2006/07'de, 17 beraberlik alan Aston Villa'sını hatırlatıyor bana. Bütün sezonu böyle oynayarak geçirirlerse, sezon sonunda Sunderland taraftarından çatlak sesler gelmeye başlar mı merak ediyorum. Sunderland, kötü oynamıyor ancak bazen defansif disiplin araçtan çok amaç halini alıyor gibi geliyor bana. Şu an ligde, sahada en belirgin görev tanımlarıyla ve dolayısıyla en az özgürlükle oynayan oyuncu grubu Sunderland'li oyuncular ve bu disiplin Sess ve Johnson gibi yaratıcı oyuncuları sezon sonuna kadar biraz sıkabilir. Yine de, O'Neill'in Villa'nın başındaki en iyi sezonunu, 17 beraberlik aldığı sezonun ertesinde, 07/08'de geçirdiğini düşünürseniz, Sunderland'in daha iyiye gideceğini öngörebilirsiniz. 

7 yorum:

  1. Gervinho biktirdi artik, herkes diyor gol atiyo falan ama onun yerine baskasi oynasa zaten daha cok gol atariz, wengerin gorup bizim goremedigimiiz bisey mi var?

    YanıtlaSil
  2. Wenger kazanir miyim diye israr ediyor ancak olmayacak bence. Gecen sene de aynisi oldu. Gervinho sezon basi biraz oynadi, sonra Rosiscky'nin hatta Benayoun'un arkasina kadar dustu. Bu sene de, bir sure oynar ilk 11'de, sonra Walcott, Ox, Rosicky'nin yedegi olur. Hatta Cazorla kanada ta$inirsa, hepten formayi unutur.

    YanıtlaSil
  3. rocisky demişken,ne oldu o arkadaşa? çaktırmadan sezonu mu kapattı yoksa

    YanıtlaSil
  4. euro12'den sakat dondu.. 3 haftasi var takimla antremanlara donmek icin..

    YanıtlaSil
  5. hmm,cazorla varken şu an 11 de ihtiyaç yok gibi gözüküyor ama klubüde bulunması iyidir. bu maç benim açımdan bir kriterdi.bize en ters gelem takımlardan birini deplasmanda yenmek bence kayda değer.norwich ve qpr maçlarını kayıpsız geçersek old trafford da kaybetme lüksümüz olabilir.o maçı da merak ediyorum. united ı orda yeneceğimiz sene bu sene olabilir..

    YanıtlaSil
  6. bu hakemlerle orda onları yenmek dünyanın en zor şeyi.Suarez unitedlı olsa,maç sıfır sıfır gitse, arsenal'e karşı o penaltı çalınırdı.Daha önce oldu,şu an oluyor ve olacak.

    YanıtlaSil
  7. Cazorla+Arteta>Cesc+Nasri+Song çok net ve açık. Ve eminim bu ikili çok daha büyük işler başaracak ilerleyen zamanlarda

    YanıtlaSil