5 Ekim 2012 Cuma

Bana Gül Bahçesi Vadetme


Gazidis’in geçen hafta yaptığı açıklamaların ardından, Arsenal’in finansal durumu hakkında kısa bir özet geçmiştim. Bu konuyla ilgili daha geniş bir analiz ve daha detaylı rakamları, bu işlerin uzmanı olan Swiss Ramble yayınladı. Onun yazısını kaynak alarak, Arsenal’in mali durumuna biraz daha derinlemesine bakabiliriz. Çok uzun ve detaylı bir analiz okumak istiyorsanız, Swiss Ramble’ın yazısını tavsiye ediyorum. Ben, sizi fazla sıkmamak adına daha önemli gördüğüm detaylardan bahsedeceğim.


Tablo 1’den Arsenal’in son 6 yılına genel bir bakışı görebiliriz. Her ne kadar Gazidis, “Şu kadar kar ettik, böyle iyi durumdayız” diye atıp tutsa da, bu tabloda beni endişelendiren ayrıntı “Profit from Player Sales” satırı, yani oyuncu satışlarından elde edilen kâr. Eğer Arsenal’in bu seneki “Operating profit” yani faaliyet kârına bakarsanız, orada £18,5m’lik bir zarar olduğunu görüyorsunuz. Yani Arsenal’in futbol operasyonu, aslında zarar etmiş durumda ve Gazidis’in övündüğü kâra ancak Nasri ve Fabregas’ın satışlarından gelen parayla ulaşılabilmiş. Kulübün en değerli varlıklarını satarak, sürekli kâr açıklama felsefesi aslında Arsenal’in son 6 yılına damga vurmuş durumda ve bu yıl da bu trend RvP ve Song’un satışlarıyla devam etti. Son birkaç yılda Arsenal’in açıkladığı kârlara olumlu katkı yapan bir başka faktör de Highbury Square’e yapılan konutların satışından gelen paraydı. Tablo 2’de bu iki faktörü toplam kârdan düştüğümüzde, tablonun pespembe olmaktan uzaklaştığını görüyoruz.

Tablo 2 (Kaynak: The Swiss Ramble) 

Son açıklanan £36,6m’luk kârı ele alalım mesela. Eğer bu rakamdan, geçen sene futbolcu satışından ve emlak işinden gelen parayı (£67,7) düşerseniz, Arsenal Futbol operasyonu £31,3m zarar etmiş oluyor. Daha da çarpıcı bir rakam eğer aynı işlemi son 6 seneye uygularsanız ortaya çıkıyor. Son 6 senede Arsenal’in açıkladığı toplam kâr £195,2m ve oyuncu satışı/emlak karlarını bu rakamdan düşerseniz, aynı dönemin sonucu £17,6m zarar oluyor. Maalesef Arsenal, son 6 senede açıkladığı £195m kârın £178m’lık kısmını oyuncu satışlarından elde etmiş durumda ve bu tehlikeli strateji yavaş yavaş kulübün bir “feeder club” olmasına neden oluyor.

Aslına bakarsanız bu, Arsenal tepe yönetiminin kulüp vizyonuyla örtüşen bir tablo. Kroenke’nin Arsenal’i satın almaktaki amacı, kulübü mali ve sportif başarı olarak United, Real, Barça gibileri seviyesine yükseltmek değildi. Arsenal yönetimi, şu an için kulübe sağılacak bir inek muamelesi yapıyor. Son 7 senede Arsenal, her transfer döneminde en değerli oyuncularını elden çıkardı ve ne tesadüftür ki, aynı dönemde müzesine hiçbir yeni gümüş ekleyemedi. Peki bu Kroenke’nin umrunda mı? Hayır. Eğer bu tablo onun umrunda olsaydı, geçen sene sene kulüp hiçbir şey kazanmamasına rağmen Gazidis’e %25 zam verip, kendisini Premier Lig’in en çok kazanan 2. CEO’su yapmazdı. Gazidis’in geçen sene aldığı £2,13m’luk ücretin, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Chelsea’nin CEO’su Gourlay’inkinin 2 katı olduğunu hatırlatmam gerekir. Arsenal yönetimi, konu oyuncu ücretleri olduğunda “Bizim City ile aynı seviyede ücret vermemiz mümkün değil” diyor ancak Arsenal’in CEO’su ve hocasının ücretlerinin Man City’li mestaklaşlarıyla aynı seviyede olmasını konu eden yok. Hadi Wenger’in bu parayı hak ettiğini söyleyebiliriz de, Gazidis bu kulübe ne vermiş ki hamuduyla götürmesine izin veriliyor? Bu dengesizliğin sebebi, daha önce de söylediğim gibi Kroenke’nin, Arsenal’in bir “feeder club” olmasından gayet memnun olması. Kroenke ve kuklası Gazidis biliyor ki, Wenger’i elde tuttukları sürece, Arsenal bir şekilde ilk 4’e girecek ve Şampiyonlar Ligi’ne gidilip birkaç da oyuncu satıldığında kulüp hep kâr edecek. Arsenal yönetimi ve hocası, Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarını hedefler defterinden çoktan sildiler ve şu an için o defterde tek bir kelime var: “Kâr”.

Belki Gazidis’in futbol takımının performansında bir suçu olmadığını ve onun ticari başarılarla ile değerlendirilmesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. O zaman size aşağıdaki Tablo-3’e bakmaya davet ediyorum. 
Tablo 3 (Kaynak: The Swiss Ramble) 

Tablo 3, Avrupa’daki takımların ticari gelirlerine göre bir sıralamasını içeriyor. Görüyoruz ki Arsenal, bu alanda bırakın United'ı, Real'i, Bayern’i, Hamburg'u, Schalke'yi Dortmund’un bile gerisinde. Bu tablonun sorumlularından birisinin, Arsenal’i Emirates’a taşınırken yaptığı uzun sureli Emirates ve Nike kontratları olduğunu biliyoruz. Ancak, %25 gibi astronomik bir ücret artışını hak etmek için Gazidis, görevde olduğu son 3 senede ne yapmıştır? Aşağıdaki tablo son 3 senedeki ticari gelir gelişimini gösteriyor.
Tablo 4 (Kaynak: The Swiss Ramble) 

Gazidis, görevde olduğu son 3 yılda, Arsenal’in ticari gelirlerini £4m arttırmış (ki bu sadece enflasyondan dolayı yaşanan artış yani kendisi hiçbir şey yapmış değil). Aynı dönemde Gazidis’in cebine indirdiği para nedir? £5,5m! Yani Gazidis, 4 milyonluk artış için 5 buçuk milyonluk maaş ile ödüllendirilmiş. Hani ticari gelişimin yavaşlığının suçlusunun global kriz olduğunu filan söyleyeceğim ancak aynı dönemde Man Utd, Arsenal’i 12 katı, Liverpool 4 katı, City 10 katı ve Tottenham 1,75 katı ticari gelir artışı sağlamış. (Ki bu rakamlara Liverpool’un Warrior ve City’nin Etihad kontratları dahil değil). Anlayacağınız, Arsenal yönetimi oturmuş 2014’ü bekliyor ki, Nike ve Emirates ile yeniden kontrat yapma zamanı gelsin. Peki Arsenal o zamana kadar hiçbir kupa kazanamazsa, bu şirketler son 10 senede hiçbir şey kazanmamış kulübe neden daha fazla para ödemek istesin? Man Utd’ın antrenman formasına sponsor olan DHL’in, Arsenal’in ana forma sponsoru Emirates’ten yılda £4m fazla ödediğini düşünürseniz, global firmaların bilançoda değil sahada başarılı olan takımlara reklam vermek istediğini anlarsınız. Arsenal, forma reklamı için Emirates’ten yılda £6m alırken, United’ın yeni forma sponsoru Chevrolet 2014 yılından itibaren Manu’ya yılda £45m ödeyecek. Hatta o zamana kadar forma sponsoru AON kalacak olmasına rağmen, Chevrolet, 2014’e kadar United’a yılda £11m ödemeyi de kabul etmiş durumda. Aynı United’ın, £700m borcu var ancak gördüğünüz gibi bu sponsorların pek de umurunda değil. Onların tek ilgilendiği şey, sahadaki başarı. Eğer Arsenal her sene yıldız oyuncularını kaybetmeye devam eder ve kupa orucunu sürdürürse, isterse her sene £500m kâr açıklasın, yine ticari gelir konusunda rakiplerinin gerisinde kalmaya mahkum olacak. (Arsenal’in Emirates’ten aldığı paranın Sunderland, Tottenham, Aston Villa ve Newcastle United’ın forma gelirlerinden düşük olduğunu ve Nike’ın, United’a yılda £25m öderken, Arsenal’e £8m ödediğini de buraya not düşeyim)

Ticari gelirler, Arsenal gibi takım için pek de iç açıcı seviyelerde değil. Toplam gelirlere baktığımızda da benzer bir tabloyu görüyoruz aslında. Arsenal’in toplam geliri, Emirates’e taşınılan günden beri hızla yükselip şu an için Avrupa’nın en yüksek 5. gelir seviyesine gelmiş olsa da, son 4 senedeki durağanlık sıkıntı verici.
Tablo 5 (Kaynak: The Swiss Ramble) 

Tablo 5’e bakarsanız, Arsenal’in toplam gelirinin son 4 senede yerinde saydığını görüyorsunuz. “Match Day” yani gişe ve diğer stadyum gelirleri geçen sene %6’lık bir fiyat arttırımı yapılmasına rağmen gerilemiş durumda ki, bunda kupa ve Avrupa’daki maç sayısının azalmasının katkısı büyük. Yayın gelirleri, gelmeyen başarılar sayesinde yerinde saymakta ve yukarda bahsettiğimiz ticari gelirler son 6 senede sadece £10m artmış. Yani, Gazidis yönetiminin son 3 senedeki katkısı toplam £10,3m. Gazidis’in bu sürede aldığı maaş neydi? £5,5m!! Oh ne ala memleket.

Bu artışın ne kadar düşük olduğu konusunda bir fikir vermesi açısından, Arsenal’in gelirlerini Avrupa’nın en yüksek gelire sahip diğer 6 kulübüyle olan kıyaslamasına bakalım.
Tablo 6 (Kaynak: The Swiss Ramble) 

Gördüğünüz üzere, son 3 senede bütün rakipleri Arsenal’den fazla gelir artışı sağlamış ve bunların en düşüğü olan Chelsea, Arsenal’in 2 katını başarmış. Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi’nden götürdüğü £60m’un bu rakamlara dahil olmadığını ve seneye Chelsea’nin gelir olarak Arsenal’in üzerine çıkacağını da hatırtlatmam gerekir sanırım. Hani Arsenal yönetimi sürekli olarak UEFA'nın FFP'si devreye girdiğinde, Arsenal'in avantajlı konuma geçeceğini söylüyor ya işte o tam bir hikaye. FFP'nin vuracağı tek takım Man City gibi gözüküyor çünkü Arsenal'in diğer rakiplerinin tamamı gelirlerini hızla arttırıyor. Eğer şu anki trend devam ederse, Real ve Barça, 2014'te Arsenal'in 2 katı gelir elde ediyor olacak. United ise £100m kadar bir fark yapacak. FFP devreye girse bile, gelirleri Arsenal'den çok daha yüksek olan bu kulüpler yine yıldız oyuncuları kendilerine çekecekler, Arsenal yine feeder kalmaya devam edecek. 

Daha önceki yazıda söylediğim gibi, Kroenke göreve geldiğinden beri kulübün ettiği kâra elini sürmedi. Kendisinin şu anda kulüpten aldığı tek para, senelik £1,3m'luk maaşından ibaret. Tabii Kroenke kar payı almıyor olabilir ancak Arsenal her kâr açıkladığında, %67'sini elinde tuttuğu hisselerin değerleri yükseliyor. Yani, dolaylı olarak 3 senede £100m'un çok üzerinde kâr etmiş durumda. Yani "Aman Kroenke ne iyi adam" diyecekseniz, bir daha düşünün. "Peki Kroenke ellemiyor, Arsenal transfer yapmıyor, peki abi ne oluyor bu paraya?" diyenleriniz için gelsin aşağıdaki tablo. 
Tablo 7 (Kaynak: The Swiss Ramble)

%1. Arsenal'in son 5 senedeki nakit akışının transfere harcanan kısmı sadece %1'den ibaret. %36'nın borç ve faiz ödemesine gitmesi güzel tabi de, %1 nedir be abi? %32'lik kısım resmen bankada yatıyor ki, tablo 8'den Arsenal'in bankada yatan parasının £154m'a ulaştığını görüyoruz. Arsenal'in yatırıma yani transfere dönüştürecek tonla parası var ancak bunu yaparsa sezon sonunda kâr açıklayamayacak. İşte Arsenal böyle bir kafa ile yönetiliyor. "Kupa mı, kâr mı?" sorusuna, Kroenke, Gazidis ve Wenger hep bir ağızdan "Kar!" diye cevap veriyorlar. Bu noktada, Arsenal'in elinde bulunan parayla neden daha fazla borç ödemesi yapmadığı sorusu da akla gelebilir ancak kulübün borcunun büyük bölümü Emirates için çekilen uzun vadeli (27 ve 29 sene daha devam edecek olan 2 kredi) kredilerden ibaret. Eğer basit bir NPV analizi yaparsanız, Arsenal'in bu borcu erken ödemesinin bir faydası olmadığını görüyorsunuz. Daha basit söylemek gerekirse, 17 seneye kadar paranın kaybedeceği değer, Arsenal'in aynı sürede ödeyeceği faizden daha yüksek. O yüzden kulüp, senelik ödemelere devam edecek ve zaten yarattığı gelirin karşısında Emirates'e yapılan yıllık £34m'lık ödemeler kuş gibi kalacak. Tablo 8'de görüldüğü üzere, eldeki nakiti hesaba katarsanız, Arsenal'in borcu £99m seviyesine inmiş durumda. 
Tablo 8 (Kaynak: The Swiss Ramble)

Arsenal'in elindeki bütün nakiti transfere harcamasını beklemek tabi ki gerçek dışı olur. Ancak kulübün şu anda yatırıma dönüştürmeyip elinde tuttuğu nakit haddinden fazla. Mesela, Arsenal'in neredeyse 3 katı brüt borcu olan Man Utd'ın elde tuttuğu nakit sadece £71m seviyesinde. Arsenal'in onların seviyesine inmesi demek, £83m'luk bir transfer bütçesine tekabül eder ki, bu parayla 4 tane daha Cazorla alınır. Hadi, Arsenal'in daha garantici davranıp £100m'a indiğini düşünün, elde yine 2 tane daha Cazorla alacak para var. Zaten Gazidis'in her basın toplantısında "Para, Wenger'in emrinde" demesinin sebebi de bu. Ben, Wenger'in harcamak istemesi halinde yönetimin hayır diyeceğini zannetmiyorum ve geçen günkü yazıda da dediğim gibi bu harcama korkusunun birkaç sebebi var. 

Öncelikle Wenger, artık bir filozofa bağlamış durumda. Kendisini arap şeyhinin, rus oligarkının parasının damga vurduğu günümüz futbolunun karşısında bir Don Kişot gibi hissediyor ve başarının sistem ve eğitim ile geleceğine inanıyor. Bu tabii ki güzel bir kafa yapısı ancak günümüz koşullarında ne kadar başarı getirdiği de ortada. Üstelik Wenger'den City ve Chelsea kadar para harcamasını da bekleyen yok. Arsenal senelerdir her sezona hep bir şeyleri eksik başlıyor ve bu eksiklikler yüzünden hep yarı yolda kalıyor. Ancak Wenger, transfere biraz fazla para harcayıp da başarılı olursa, başarısının "Para harcayıp başarılı oldu!" denilerek gölgeleneceğinden korkuyor. 

Wenger'in para harcamasını engelleyen diğer takıntısı, bir takım oyunculara olan saplantılı bağlılığı. Burada hangi örneği vereceğimi sanırım biliyorsunuz ve evet doğru tahmin ettiniz. Diaby kariyer yapacak diye bu kulüp, Xabi Alonso dahil olmak üzere bir dolu adama kapıyı kapattı, biz hala Diaby'e eşek bağlıyarak sezona başlıyoruz. Diaby yine sakat, Arteta'ya bir şey olursa Arsenal orta sahası yine çökecek. Almunia, Denilson, Eboue, Silvestre, Arshavin, Bendtner gibi adamlar bu kulüpte gereğinden fazla şans buldular ve onların oynadığı dönemde Arsenal hep geri gitti. Wenger, yanlış transfer yaptığını kesinlikle kabul etmeyen bir adam ve bunun tersini kanıtlamak için söz konusu oyuncuyu ısrarla kadroya almaktan kaçınmayan birisi. Mesela, kendisine bugün sorsak "Hocam Park yanlış transfer miydi?" Eminim ki "Hayır" demiyecek, lafı bambaşka bir yere götürecektir. 


Wenger'in para harcamamasının kişisel sebepleri bunlar ancak bir de işin mali tarafı var ki, o da kulübün maaş ödemelerinin iyice şişmesiyle alakalı. Son 4 yılda, Arsenal'in gelirleri %5 oranında artarken, oyuncu maaşlarının toplamı %38 oranında arttı. Arsenal, 2009'da toplam gelirinin %46'sını oyuncu ücretlerine harcıyordu, bu oran bugün %61'e çıkmış durumda ve bu rakamın içinde bu sene yaşanacak artış yok. Bu oranı eğer Man City'nin %114'ü ile kıyaslarsanız belki iyi olduğunu söyleyebilirsiniz ancak Man Utd'a baktığınızda bu oranın %50 civarında olduğunu görüyorsunuz. City'nin kaynakları sınırsız olduğundan, onlarla yapılacak bir kıyaslama saçma olur. O yüzden Arsenal, kendisini United ile kıyaslamak zorunda ve maalesef bu konuda da rakibinin gerisinde kalmış durumda. 

Tablo 9'a bakarak Arsenal'i, Liverpool ile kıyaslarsanız belki durumun fena olmadığını söyleyebilirsiniz ancak Chelsea, United ve Tottenham'ın verdiği maaştan daha fazlasını alan takımlar olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. Chelsea, deli gibi para harcayan bir kulüp olmasına rağmen Arsenal'den sadece £25m daha fazla maaş ödüyor ve bu parayla müzelerine bir Şampiyonlar Ligi götürmeyi başardılar. Man Utd, £19m daha fazla harcadı ancak ligi de Arsenal'in £19m önünde bitirdi. Tottenham ise £33m daha az bütçeyle ligi Arsenal'in sadece 1 puan gerisinde bitirdi. Arsenal, ligin en çok maaş ödeyen 4. takımı ve bu haliyle ligi 3. bitirmesine başarı diyenleriniz olacaktır ancak maalesef "3.'lük" ve "başarı" kelimelerini ben asla aynı cümle içinde kullanmayacağım. 

Maaş ödemelerinin yoldan çıkmasının nedenini hepimiz biliyoruz. Arsenal'in yanlış transfer ve bütçe politikası, hak etmeyen oyunculara verilen garanti-para kontratlar ve sadece genç oldukları için bir takım oyunculara sayılan milyonlar kulübün maaş ödemelerini resmen balona çevirdi. Arsenal, Chamakh, Arshavin, Squillaci gibi çok pahalı yedekleri hala besliyor ve Bendtner, Park ve Denilson gibi adamları hala elinden çıkaramıyor. Tüm bu oyuncuların hala Arsenal'in malı olmasının tek sebebi, diğer kulüplerin Arsenal'in verdiği kontratın yanına yaklaşamıyor olması. Arsenal, Bendtner ve Arshavin dışındaki adamların tamamını bedelsiz elden çıkarmaya razı ancak oyuncular kendilerine sunulan teklifleri kabul etmeye yanaşmıyorlar. Geçenlerde, Almunia'nın verdiği röportajı okursanız, kendisinin bu durumu "Belki Arsenal'den 1 sene daha önce ayrılmam gerekiyordu ancak Arsenal ile olan kontratım kenara itmek için fazla cazipti" diye özetliyor. Aynı durum, tüm bu adamlar için aynen geçerli ve hepsi Arsenal'i kontratlarının son gününe kadar Arsenal'i sağmaktan başka hiçbir şey düşünmüyorlar. Yani anlayacağınız Arsenal, şu an Wenger'in son 3-4 senede uyguladığı "Ucuz etin yahnisi" adlı transfer politikasının bedellerini ödüyor ve elde nakiti olmasına rağmen maaş ödemeleri boyunduruğundan korkup transfer yapamıyor. 

Bu değerlendirmeyi biraz fazla karamsar bulanlarınız olabilir ancak inanın ki, son 7 senedir "Şöyle kâr ettik; gelecek bizim!" safsatasından bana gına geldi. Gördüğünüz üzere, Arsenal'in gelirleri artmıyor çünkü kulübün elle tutulur hiçbir başarısı yok ve son 6 senedeki rakamların hep pozitif olmasının tek sebebi de kulübün en değerli yıldızlarını birer birer elinden çıkarmış olması. Kroenke, Gazidis ve Wenger, her sene Şampiyonlar Ligi'ne giden ve kâr eden bir "feeder club" olmaktan gayet memnunlar ve bir mucize olmadığı sürece kısa vadede Arsenal'in önemli bir kupa kazanması zor gibi gözüküyor. Gazidis, sürekli "FFP gelecek, bizi kurtaracak" türküsü söylüyor ancak Arsenal'in gelirleri rakiplerinin seviyesine gelmediği sürece hep geride kalacağı ortada. FFP, "Para harcayamazsınız" demiyor; sadece "Geliriniz kadar harcayın" diyor ve Real Madrid, Arsenal'in 2 katı gelir ettiği sürece, Arsenal'in kadrosundan istediği oyuncuyu seçip alır ve bugünkü durum hiçbir şekilde değişmez. Kulüp, futbol takımına yatırım yapmak yerine, bankada para tutup kâr açıklamak gibi angutça bir amaçla yönetiliyor. Arsenal bir futbol kulübü değil, kar amaçlı bir şirket olsa bile bu strateji saçma olurdu. Bankada yatan paranın kime ne gibi bir faydası olabilir ki? Normal bir şirket, bunu ya yatırıma dönüştürür ya da hissedarlarına kâr payı dağıtırdı. Kroenke, kâr payı alarak kulübün parasını ellediği anda aynı Glazerlar gibi tefe konacağını bildiği için bunu yapamıyor ancak Arsenal bu parayı yatırıma da dönüştürmüyor. Kulübün, taraftarın sırtından kazandığı para 2-3 bankayı zengin ediyor. Arsenal, hala sahaya Vito Mannone ile çıkıyor. "Transfer!" dendiğinde cevap "Biz City ile eşik atamayız" oluyor ama kulübün geliri 1 sene %4 artmasına rağmen, kulübün patronu %25 zam alarak City'nin patronuyla aynı maaşı alıyor. Ne diyeyim ki ben daha; sabır diliyorum bütün Arsenal taraftarına. 

4 yorum:

  1. gazidisin alıcağı parayı eleştirecek konumda birisi olduğunu düşünmüyorum. haddi biraz bilmek lazım.

    gazidis ilk geldiği zaman verdiği röportajlardan birinde. 25 yıl sonra da biz bu kulübü tepede görmek istiyoruz. bu yaptıklarımız bundan dolayıdır demişti.

    eğer 25 sene sonra ben tuttuğum takımı halen tepeye oynar hala challenger olarak göreceksem. gazidisin yaptıklarına hiçbirşey diyemezsin.

    arsenalden başka hiç kimse 25 sene sonrasının garantisini veremez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba theotheo, bir kaç haftadır yorumlarını takip ediyorum. bigboned o kadar ayrıntılı ve sistematik bir şekilde olayları açıklıyor, sen bir kaç cümle ile kesip atıyorsun. Eğer senin de sağlam argümanların varsa bigboned'un emeklerine de yazık etmemiş olursun.

      Sil
  2. gazidis'in alacağı parayı eleştirecek konumdayım çünkü kendisinin aldığı para benim de cebimden çıkıyor. kulübe şöyle ya da böyle maddi katkı yapmış her taraftarın, yönetimi eleştirmeye hakkı vardır.

    gerçi ben arsenal taraftarı olmasaydım da Gazidis'i eleştirebilirdim çünkü herkesin görüşlerini özgürce belirtebilmesi en temel insan hakları maddelerinden birisi. sen de bana haddimi bildirmeye çalışacağına, buyur kendisinin olumlu icraatlarını yaz, biz de öğrenelim.

    ama belli ki yazıyı okumamışsın, yine bağcıyı dövmek için buradasın. 25 sene sonrasına verilen izafi sözlerden bahsedip hayal kuruyorsun. arsenal'in geliri olduğu yerde sayıyor, giderler artıyor, en değerli futbolcular birer birer satılıyor ve rakipler sürekli olarak gelirlerini arttırıyor. bu böyle giderse 25 sene sonra da değişen hiç bir şey olmayacak. Gazidis hangi uzun vadeli yatırımı yapmış da, bunun karşılığını ilerde alacağını söylüyor? bana bir somut örnek ver, ben bütün bu yazıyı sileceğim.

    YanıtlaSil
  3. işte yazı budur.mükemmel analiz bigboned yazı için teşekkürler. avrupa futboluyla orta seviyede ilgilenipte arsenal hakkında bilmeden atıp tutanlara ve 'neden wenger gitsin diyorsunuz' diyenlere okutmak lazım bu yazıyı.
    umutsuzca tayyip in bırakıp gitmesini bekler gibi wenger efendinin bırakıp gitmesini bekliyoruz elden başka ne gelir :)

    YanıtlaSil