30 Eylül 2012 Pazar

Pazar Notları


Arsenal 1 - 2 Chelsea
Tıpkı eski günlerdeki gibi. Topa hakim ol ama gol atama, frikikleri savunama, saçma sapan 2 gol ye ve maçı kaybet. Bu sene Arsenal'in defansif gelişiminden ve Steve Bould'un etkisinden çok bahsettik ancak dünkü maç bütün bu söylediklerimizi bize yedirmiş oldu. Öncelikli hatanın, takımın en formda oyuncularından biri olan Mertesacker'i oynatmamak olduğunu söylemem gerekir. Alman oyuncunun, sezon başından beri hatasız oynadığını geçen hafta Wenger kendisi söyledi ancak bu hafta gereksiz bir rotasyon yaparak defansın dengesini bozan da yine Wenger oldu. Chelsea'nin gollerinde Koscielny'nin bireysel hatalarının katkısı büyük ancak konuşulması gereken başka şeyler de var. Öncelikle, geçen seneden beri Vermaelen bir türlü yaptığı gereksiz faullerin sayısını azaltamadı ve dün iki goldeki frikik de kendisini rakibe yaptığı dalışlardan geldi. Arsenal'in bu sene ligde yediği 4 golün 3'ü Vermaelen'in faullerinden doğan frikik/penaltılardan geldi ki, bu 3 pozisyonda da, kademede başka Arsenal'li oyuncular vardı. Yani Vermaelen faul yapmak zorunda değildi. Buna ek olarak, dün Chelsea'nin topu Arsenal sahasında tutma planının bir parçası, Arsenal'li oyuncular yakınlarına geldiği anda kendilerini yere atmaktı ve Martin Atkinson uçan kuşa bile faul çalarak bu planın işlemesine katkıda bulundu. Ancak her iki goldeki asıl sorun, Arsenal'in defansif dizilişinin akıl almaz bir şekilde hatalı oluşuydu. Chelsea, serbest vuruşların her ikisinde de 4 oyuncuyla Arsenal'in sağına yüklendi ancak Arsenal savunması bu noktayı 2 adamla savunmakta ısrar etti. Aşağıdaki resimlerden kırmızı ve sarı ile işaretlenmiş bölgelerdeki adam paylaşımına bakarsanız, kırmızı bölgelerde Chelsea'nin 4'e 2 üstünlüğü varken, sarı bölgelerde Arsenal'in 2 Chelsea'li oyuncuyu 5 kişiyle savunduğunu görebilirsiniz. Takımın, duran toplarda alan savunması yapması belki modern oyunun bir gereği ancak dünya üzerindeki hiçbir modern taktik, bu kadar saçma sapan bir savunma dizilişini önermez. Arsenal, bu frikikleri iyi savunmadı ancak eğer Koscielny tamamen başka bir alemde olmasaydı iki golü de önleyebilirdi. İlk golde neden topa bakmak yerine Torres ile güreşmeyi tercih ettiğini anlayabilen beri gelsin. İkinci golde de, o topa hiçbir müdahele yapmasa belki top dışarı ya da direğe gidecekti. Anlayacağız, hem takım olarak hem de bireysel olarak Arsenal'in yediği 2 gol tam anlamıyla bir faciaydı.


Geçen haftaki City yazısında, Gervinho'nun göbekte oynadığı 4-6-0'ın, Arsenal'in çok adamla hücum edemediği maçlarda etkili olmayacağını yazmıştım ve dün de bunun bir başka örneğini izledik. Chelsea, Luiz, Terry, Ramires ve Mikel dörtlüsü ile göbeği çok iyi kapattı ve hem Gervinho'ya burada hiç alan bırakmadılar hem de Cazorla'nın o bölgeden oyun kurmasını engellediler. Cazorla, sürekli kanatlara ve özellikle de sağ kanada devrilerek oynadı ve bu da Arsenal'in bol bol orta pozisyonu bulması anlamına geldi. Ancak, bu noktada 2 problem baş gösterdi. Birincisi, Arsenalli oyuncuların hiçbirinin orta yapmayı bilmeyişiydi. İkinci sorun ise, ortaların hedefleneceği bir adamın ceza sahasında olmayışıydı. Gervinho, Podolski ve onlara destek olan Ox gibi oyuncuların; Terry, Luiz, Ivanoviç gibi oyunculardan kafa topu alamayacağının farkında olan Arsenal kanat adamları, sürekli olarak yere yakın ortalar denediler ve bunların büyük çoğunluğu ilk adama takılıp kaldı. Zaten Arsenal'in golü de, benzer bir ortanın Ashley Cole'un bacaklarının arasında geçmesiyle geldi. Gervinho, her ne kadar gol atmış olsa da, Arsenal'in ileri ucunda oynayacak bir adam değil ve kendisine depar atacak boşluk bırakmayan bir rakip karşısında Gervinho'yu forvet oynatmak pek de akıllıca değil. Arsenal'in çoğunlukla ceza sahasına yapılan ortalarla gol aradığı bir maçta, Girroud'yu kenarda bırakmak da ancak Wenger'in yapacağı bir iş. Arsenal, dün sadece 6'sı başarılı tam 36 orta yapmış ve Wenger'e sormak lazım bu ortalar kime yapılıyordu diye. Geçen hafta da söylediğim gibi, bu sezonun Arshavin'i Gervinho ve Wenger kendisinde bizi kusturana kadar ısrar edecek. Dün Arsenal, "bana forvet lazım" diye bas bas bağırıyordu ve ne Gervinho, ne de sonradan giren Girroud bu hastalığa derman olacak adamlar değiller. Gervinho bana göre futbolcudan daha çok bir sprinter ve Girroud da hala form tutmanın çok uzağında. Girroud, 6. maçta 2. kere "maçı kurtaran adam" olma fırsatını eline geçirdi ancak aynı Sunderland maçında olduğu gibi karşı karşıya pozisyonu gole çeviremedi. Devre arasında buraya transfer görürsek, şaşırmayalım. 

Aslında oyunun geneline bakarsak, Arsenal'in daha iyi olan taraf olduğunu söyleyebiliriz. Chelsea'nin 2 frikik harici çok organize bir şeyler yaptığını pek hatırlamıyorum. Her ne kadar Arsenal, Chelsea'ye gereğinden fazla topla oynama imkanı verdiyse de, 3 oyun kuruculu Chelsea orta sahasının pek de bir şey kurduğunu söyleyemeyiz. Arsenal orta sahasında iyi bir Diaby olsaydı belki maçın gidişatı daha farklı olabilirdi ancak kendisi yine, yeni, yeniden sakatlandı. Diaby'nin Arsenal'i yarı yolda bıraktığı bu kaçıncı maç ama Wenger onu bitkisel hayattaki evladını izleyen baba gibi izlemeye devam edecek ve o fişi çekmeyecek. Bu adamın profesyonel futbol oynayacak fiziksel kapasiteye sahip olmadığı gerçeğiyle Wenger ne zaman yüzleşecek bilmiyorum. Bu noktada tek tesellim, Wilshere'in takıma dönüşünün çok yakın olması. 

Hangisi daha sinir bozucu bilmiyorum. Rakip tarafından sahadan silinip mağlup olmak mı, yoksa iyi oynarken yenilen saçma sapan gollerle yenilmek mi. İkinci senaryo, Arsenal taraftarının senelerce kanıksadığı bir durumdu ve bu sezonki takımın en umut verici özelliği de, saçma sapan goller yemiyor oluşuydu. Ancak dünkü maç bir anda bütün bu olumlu atmosferi değiştirdi ve Arsenal taraftarına eski kötü anıları tekrar hatırlattı. Mertesacker'in kenarda oturduğu ilk maçta, Arsenal savunmasının bu kadar saçmalaması tabi ki tesadüf değil. Zannedersem, Wenger'in de dünkü maçtan sonra ideal stoper ikilisinin içerisinde Mertesacker'in olması gerektiği konusunda bir şüphesi kalmamıştır. Bu noktadan sonra Alman'ı sürekli ilk 11'de izlememiz olası. Büyük resme bakarsak, Arsenal'in 5'i zorlu 6 maçlık periyottan sadece 1 yenilgi ile çıkmasının hiç de fena olmadığını söyleyebiliriz. 

Man Utd 2 - 3 Tottenham
AVB, kendi elinde Premier Lig'in en hızlı hücum hatlarından birisi ve United'ın elinde de ligin en ağır orta saha/stoper kombinasyonunun olduğunu maç öncesi iyi tahlil etmiş. Maçın başlama düdüğüyle beraber, Bale ve Lennon, United'ın göbeğine doğru yardırmaya başladılar ve United'lı oyuncular, daha ne olduğunu anlamadan kendilerini 1-0 geride buldular. İlk 45 dakika, United'ın bir türlü hücumda organize olamadığı ve Tottenham'ın her kaptığı topla rakibin üzerine gittiği bir mücadeleye sahne oldu. Tottenham'ın 3 golünde de, Defoe'nin çapraz koşuları, arkadan gelen oyunculara koridor açtı. İlk golde Defoe, Ferdinand'ı, ikinci golde de Evans'ı peşinde sürükledi ve United'ın buraları dolduracak bir DM'i olmadığı için Verthogen ve Bale  kendilerini stoperlere karşı birebir buldular. Özellikle 2. golde, Sandro'nun Scholes'a çalım attığı noktadan sonra, yaklaşık 60 metrede United'ın kademeye girecek hiçbir oyuncusunun olmayışı dikkat çekiciydi. Scholes, top United'tayken hala çok yararlı bir oyuncu olsa da, bu tip durumlarda 37 yaşın ağırlığını doğal olarak hissediyor. İkinci yarıda, Rooney'in oyuna girmesi ve Tottenham'ın içgüdüsel olarak skoru korumaya çalışmasının da etkisiyle, hücum trafiğinin yönü tersine döndü. United, aradığı erken golü klasik bir Rooney/Nani organizasyonu ile buldu ancak maçın kritik noktası Tottenham'ın bu gole hemen cevap vermesiydi. Bu golde de Defoe, Ferdinand'ı peşinden taç çizgisine sürükledi ve United orta sahası inanılmaz ağır hareket ederek, yine defanstaki boşluğu dolduramadı. Bu sezon buraya birkaç kere yazdım ve dün bir kez daha gördük ki, United orta sahasının topsuz oyundaki ağırlığı ve dişsizliği Man Utd'ın bu sene önündeki en büyük engel olacak. Fergie, buraya ocakta bir transfer yaparsa şaşırmamak lazım. Tottenham 3. golü attıktan sonra tamamen geriye yaslandı ve United'ın üzerine dalga dalga gelmesini seyretti. United, 2. golü buldu ve 3.'ye de birkaç kez çok yaklaştı. Direğe takılan 2 top ve RvP'nin harcadığı 2 pozisyon United'ın maça tekrar ortak olmasını engelledi ve Tottenham 23 yıl sonra Old Trafford'ta 3 puan almış oldu. Maçtan sonra Fergie'nin 4 dakika uzatma oynatan hakemden şikayet etmesi ayrıca komediydi. United öndeyken, 4. hakeme saatini gösterdiği görüntüler klasikleşmiş olan Ferguson'un, 180 derece dönmesi kendisine pek yakışmıyor diyeceğim ama Fergie dediğin adam bu işte. Dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı hocası olabilir kendisi ama işine gelmeyince mızmız bir kız çocuğuna dönüşebiliyor. 

Norwich 2 - 5 Liverpool
Carrow Road'a çıkınca Suarez'e bir haller oluyor. Geçen sene Norwich deplasmanında hat-trick yapan Uruguaylı bu sene de maçı 3 gol 1 asist ile bitirdi. Geçen hafta Shelvey'nin gördüğü kırmızı kartın Liverpool için hayırlı olacağını yazmıştım ve bu hafta Nuri'nin takıma katılışının etkisini hep beraber gördük. İlk 5 maçta, Liverpool hücuma kalkerken, kanatlara ve geriye devrilme işini hep Suarez yaptı ve Liverpool onu bir false 9 gibi kullanmaya çalıştı. Dün Suarez, pozisyonunu korudu ve Gerrard, Nuri ve Sterling'in beslemesiyle çok daha etkili bir oyun sergiledi. Ben hala Gerrard'ın biraz fazla derin oynadığını düşünüyorum ancak sanırım Rodgers, onun Allen'ın yanında kalıp dipten dop dağıtmasında ısrar edecek. Bu arada dün Liverpool'un verilmeyen çok net penaltısının, bu sezon Suarez'e verilmeyen 3. penaltı olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Kendisinin kendini yere atma konusunda sabıkalı olduğunu biliyorum ancak hakemlerin ak ve karayı birbirinden ayırması gerekiyor. Norwich'in geçen seneki A Planı, Holt'a atılan toplar ve onun pivot oynadığı hücum hattına orta sahadan yapılan beslemelerle gol aramaktı. Bu sene, geçmişteki Holt'tan eser yok ve Houghton bilinçli ya da bilinçsiz olarak geçen sene başarılı olan bu planı yavaş yavaş kaybediyor. Norwich, ileride top tutamadığı zaman, savunmada çok kırılgan hale geliyor ki, şu anda ligin en çok gol yiyen 2. takımı durumundalar. Houghton, maç sonrası gol bulamamalarından şikayet etti ancak bana göre asıl sorun takımın topsuz oyunu oynayamayışı. Defanstaki problemleri çözemezse, Houghton'u koltuğunu kaybeden ilk teknik adamlardan biri olarak görebiliriz. 

Not: Ekim sonunda ağır bir sınavım olduğu için Pazar Notları'nda birkaç haftalığına tüm maçları yorumlayamayabilirim. Kusuruma bakmayın. 

1 yorum:

  1. Wenger kadar inatçı adam az görülmüştür herhalde. Gervinho'nun Arsenal futbolcusu olmadığını görmek için futbol uzmanı falan olmak gerekmiyor. Bence Gervinho, Diaby'den sonra Wenger'in ikinci manevi evladı. Yoksa başka bir açıklaması yok bu kazmanın inatla oynatılması ve aldığı her topu kaybederken oyundan bile alınmayışı.
    Senin de değindiğin gibi Wenger muhtemelen bu inatlarından vazgeçmeyecek ve yine olan Arsenal'a olacak. Cidden yazık.

    YanıtlaSil