23 Eylül 2012 Pazar

Pazar Notları


Southampton 4 - 1 Aston Villa
Premier Lig'e yeni çıkmış bir kulübün ilk dört maçının üçünü City, United ve Arsenal ile oynaması büyük şanssızlık. Geçen hafta alınan ağır Arsenal mağlubiyeti sonrası, Nigel Adkins de, 'Bizim için lig Villa maçıyla başlayacak' diyerek bu durumun altını çizmişti. Southampton'ın, 2 yeni transferinin katılımından sonra oynadığı dişine göre ilk rakip Aston Villa idi ve bu maçta ne yapacakları, ligin geri kalanındaki performanslarının ne olacağı konusunda bize ipucu verecekti. Rakip, Aston Villa'yı, geçen hafta her maçta biraz daha üstüne koyan bir ekip olarak tanımladım ve Paul Lambert'ın doğru yolda olduğundan bahsettim. Dünkü maça da fena başlamadı aslında Villa. İlk yarı daha derli toplu gözüken ve oyunu kontrol eden taraf Lambert'ın takımıydı. Ancak 2. yarının başlamasıyla beraber, sahadaki diğer Lambert devreye girdi ve oyun bir anda değişiverdi. Ricky Lambert, League One ve Championship'teki formunu aynen Premier Lig'e de taşıdı ve ilk 5 maçta 4 gol atmayı başardı. En az goller kadar önemli olan ise, kendisinin Southampton'ın bütün ataklarının hazırlayıcısı olmasıydı. Özellikle penaltı pozisyonunda attığı ara pası, benim diyen orta saha oyuncusunu kıskandıracak güzellikteydi. Aston Villa ilk yarı kötü oynamamasına rağmen, ikinci yarı tamamen sahadan silindi ve bu görüntü başta Lambert olmak üzere, tüm Villa taraftarlarını endişelendirmiş olsa gerek. Geçen sene gibi düşme korkusuyla geçen bir sezonu hiç kimse istemiyor ve rahat bir sezon geçirmek için daha çok çalışmaları gerekiyor.

Swansea 0 - 3 Everton
Swansea'yi ortadan ikiye bölüp incelediğinizde, takımın ileri 5'lisinin Premier Lig'de her takıma 2-3 gol atabilecek kapasitede, geri 5'lisinin ise her takımdan 2-3 gol yiyebilecek kapasitede olduğunu görüyorsunuz. David Moyes de bunun farkında olacak ki, dün ilk dakikadan itibaren rakip yarı sahada pres yaparak başlattı takımını. Amaç, Swansea'nin orta sahayı geçmesini engelleyip, hücum oyuncularının devreye girmesini önlemekti. Bu plan, ilk yarım saatte tıkır tıkır işledi ve Everton, 3-4 tane pozisyonu üst üste yakaladı. Swansea, kendi sahasından çıkarken çok top kaybetti ve Everton'un Fellaini'ye doğru oynadığı her top Swansea savunmasını paniğe sürükledi. Zaten ilk gol de böyle bir pozisyondan geldi ve Swansea stoperleri Fellaini'nin topu ceza sahasının ortasına göğsüyle almasına izin vererek kendi iplerini çektiler. Fellaini, asisti koluyla yapmış olsa da, bu golde Swansea savunmasının hatasını görmezden gelmek mümkün değildi. İkinci yarının sonuna doğru, Swansea nihayet sahasından çıkmayı başardı ve Everton kalesinde 1-2 tane tehlikeli pozisyon buldu ancak savunmadaki problemleri ilk yarı bitmeden 2 farklı geriye düşmelerine neden oldu. Mirallas'ın 50 metrelik koşusunu Swansea takım olarak seyretti ve Belçikalı ceza sahasının içinde elini kolunu sallaya sallaya topla buluştu. Laudrup'un takımının hücumdaki yeteneklerini burada da bir kaç kere övdük ancak Swansea böyle komik goller yemeye devam ederse, ligin sonunda korkulu rüya görebilir. Dün, Dyer atıldıktan sonra Everton biraz dikkatli olsa maç 6'ya, 7'ye taşınabilirdi. Moyes'in takımı, geleneksel olarak lige kötü başlangıç yapıyordu ancak bu seneye tam gaz girdiler. Eğer Everton, potansiyelini istikrara dönüştürürse, ligin tepesini zorlamaması için hiç bir sebep yok. Gerçi, takımın performansının alternatifi olmayan 3-4 oyuncuya çok sıkı şekilde bağlı olduğunu düşünürseniz, başarılı olmaları için ilk 11'lerinin bütün sezon sağlıklı kalması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Yine de, ideal 11'iyle sahaya çıktığında Everton'ın ligde yenemeyeceği takım yok ve bu sene en kötü ihtimal yine Liverpool'un önünde ligi bitirecekler gibi.


Chelsea 1 – 0 Stoke
Bu sezon, aynı Arsenal gibi, Chelsea de yeni kurulmuş bir hücum hattının oturmasını bekliyor. İlk 2 maçta sanki hemen oturacakmış izlenimi veren Chelsea hücumu, rakiplerin biraz dişlenmesiyle doğal olarak zorlanmaya başladı. Dünkü maç Chelsea hücumunun iki özelliğinin belirgin olarak ortaya çıkması açısından önemliydi. Bunlardan birincisi, Fernando Torres’in arkasındaki 3 yetenekli orta saha oyuncusunun varlığında çoşması gerekirken, sürekli yanlış pozisyon alan ve takım arkadaşlarının ayağına dolaşan bir acemi golcü görüntüsü çizmesiydi. Sanki, Di Matteo’nun elindeki kadro, Wenger’in geçen hafta oynadığı gibi bir 4-6-0’a daha yatkın oyunculardan oluşuyor gibi. Dün, Chelsea’nin ürettiği pozisyonlardan sadece 1 tanesinin sonunda Torres vardı ve Oscar ve Hazard genelde pas verecek birini aramaktansa kendileri kaleye gitmeyi denediler. Chelsea’nin hücumunun bir diğer özelliği, Hazard, Mata ve Oscar’ın birbirine olan benzerliği. Bana göre, bu 3 oyuncu da forvet arkasında oynamayı seven klasik 10 numara görüntüsündeler ve kanatta pozisyon almış olsalar da, içgüdüsel olarak içeri devrilerek oynuyorlar ve Chelsea’nin dar alana sıkışmasına neden oluyorlar. Bu durum, özellikle Stoke gibi ceza sahası önünü iyi kapatan takımlar karşısında Di Matteo’ye problem yaratacak gibi. Aynı sistemle oynayan Arsenal’e baktığınızda oyun kurucu Cazorla, rakibin arkasına koşu yapmayı seven Gervinho ve rakibin üzerine direk giden bir Podolski görüyorsunuz ve bu çeşitlilik uzun vadede Wenger’in işini kolaylaştıracak. Eğer Di Matteo, dediğim gibi Torres’i kenara alıp Hazard’ı 4-6-0’ın ucuna koyarsa, kadroya Moses gibi dip çizgiye yakın oynamayı seven ve adam eksiltebilen bir adamı monte etme olanağı olacak. Dün Moses oyuna girdikten sonra, bunu görevi üstlenebileceğinin sinyallerini verdi. Matteo, şu ana kadar Torres’de ısrar etti ancak bana göre kısa bir süre içerisinde farklı alternatifler denemeye başlayacak. Son olarak, hakemin, Chelsea'li 2 oyuncunun balıklama dalışlarını es geçmekteki cesaretini, David Luiz'in kariyer bitirici müdahelesine kırmızı çıkararak göster

Wigan 1 – 2 Fulham
Her hafta Pazar Notları’nı yazıyorum ve bir şeyler yazmak için en zorlandığım maç genelde Wigan maçı oluyor. Premier Lig standartlarının çok altındaki kadro kalitesi ve Martinez’in uygulamaya çalıştığı etkiliyi taktiklerin bir araya geldiği garip bir takım Wigan. Ligin, düzenli olarak 3-5-2 oynayan tek takımı Martinez'inki ve 3 stoperin varlığından dolayı defansın göbeğinde daha dirençli olmaları beklenebilir ancak Wigan bekleri rakibe o kadar çok alan bırakıyor ki, stoperler genelde rakip açık oyuncularının ölçüp biçerek yaptığı ortaları karşılamak zorunda kalıyor. Dünkü maçtaki ilk gole bakarsanız, Berbatov, sağ tarafa doğru açıldığında o bölgede hiç bir Wiganlı oyuncu olmadığını görürsünüz. Son 3 senedir Wigan hep son haftalarda ligde kalmayı başardı ve açık söylemek gerekirse bu sene artık düşseler diye bakıyorum. Her sene kafadan düşmeye oynayacak Wigan yerine, aşağıdan Norwich, Swansea, Southampton, Blackpool gibi heyecan verici takımlara yer açılması Premier Lig açısından daha hayırlı olacak. Fulham tarafında, önemli isimlerin kaybına rağmen işler yolunda gidiyor. Berbatov, geçen hafta olduğu gibi bu hafta da takımın beyniydi ve hatta bu hafta orta sahaya daha yakın, adeta bir 10 numara gibi, oynadı. Martin Jol'un takımının Berbatov'lu hücum setleri gerçekten izlemeye değer. Bu arada hakem Lee Probert'ın Caldwell tarafından yere düşürüldükten sonra, yerde tedavi görürken kırmızı kartını çıkarıp Caldwell'e göstererek yaptığı hareket, normalde espri anlayışı sıfıra yakın olan hakemler adına görülmesi gereken bir tabloydu. Görmediyseniz, mutlaka bulup izleyin. 


West Brom 1 - 0 Reading
West Brom ligin en iyi yönetilen ve mantıklı adımlarla, Premier Lig'e geri geldiği günden beri her sene bir öncekinin üzerine koyarak devam eden bir kulüp. Zannedersem, geçen bir kaç senedeki doğru adımlarının semeresini bu sene toplayacaklar çünkü sezonu çok farklı bir takım olarak açtılar. Geçen sene, West Brom hala düşmemek için oynayan ve büyük ölçüde kontraya dayanan bir futbolu tercih eden bir takımdı. Ancak bu sene, özellikle kendi sahalarındaki maçlarda rakibi domine edecek kendine güveni bulmuşa benziyorlar. Dün de, 90 dakika boyunca sahanın tek hakimiydiler ve sadece tek gol bulmalarının sebebi biraz kapalı savunmaları açmaktaki tecrübesizlikleri, biraz da rakip kalecinin gününde olmasıydı. Steve Clarke, doğru bir iş yaparak Shane Long'un yerine Lukaku ile maça başladı ve devasa Belçikalı'nın ceza sahasındaki varlığı Reading savunmasını oldukça tedirgin etti. 3-4 pozisyonda, Readingli stoperler Lukaku'yu kontrol etmek için çok derinde pozisyon aldılar ve onların ceza sahası yayı üzerinde yarattığı boşluk özellikle Morrison'a bol bol pas ve şut imkanı verdi. İlginç olan, Reading'in maç boyu ekstra önlem aldığı Lukaku'yu 3 kişi ile savunduğu bir pozisyonda gol yemesiydi. Belki 3 defans oyuncusu görüşünü kapatmıyor olsa, kaleci McCarthy, Lukaku'nun zayıf şutunu kurtaracaktı. Reading, geçen sene Championship'i kazanmış olsa da, lige yeni gelen takımlar içerisinde en çok "Championship takımı" gibi görüneni. Bu sezon onlar için bitmek bilmeyecek gibi. 


West Ham 1 - 1 Sunderland
Bahis kuponlarının favori takımı Sunderland, yine bizleri üzmedi ve son 12 lig maçındaki 9. beraberliğini aldı. Martin O'Neil, Villa'nın başında olduğu 06/07 sezonunda tam 17 beraberlik alarak 38 maçlık ligin rekorunu kırmıştı. Sanırım bu sezon da o rekora oynuyor. Sunderland'in sürekli berabere kalmasının sebebi her rakibe gol atabilecek kadar kaliteli bir hücuma sahip olmaları ancak her gol attıklarında ayaklarını gazdan biraz fazla çekmeleri. Martin O'Neill benim için ligin en değerli hocalarından birisi ancak, kendisi, her maçı 1-0'a bağlamaya çalışmaktan daha fazlasını yapabilecek bir takım sahip olduğunu hatırlamalı. Fletcher, bu sezon kaleyi bulan 4 şut çekti ve bunların tamamı gol oldu. Böyle formda bir golcüye sahipken, Sunderland'in oyunu biraz daha ileride kabul edip daha fazla pozisyon üretmeye çalışmaması çok ilginç. Reading ve Wigan ile içeride oynayacakları maçlarda biraz daha pozitif bir Sunderland görmemiz olası. Ben, Big Sam'i bitim kadar sevmem ancak bu seneki West Ham'in mücadelesini takdir etmemek mümkün değil. Allerdyce, çok sevdiği uzun toplardan biraz daha feragat edip, Jarvis ve Benayoun gibi oyuncuların yeteneklerini biraz takımına enjekte etmeye çalışırsa bana göre ortaya daha iyi bir West Ham çıkacak. Dün, onlar için sahanın en iyisi Kevin Nolan idi. Nolan, dün ceza sahası içerisinde 3 tane çok şık yarım vole vurdu ve ilk ikisinde çok yaklaştığı golü, 3. denemede ve 90 dakikada buldu. West Ham'in en az 1 puanı haketmediğini söylemek haksızlık olur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder