7 Eylül 2012 Cuma

Kimin Oğlusun Evladım Sen?


Bu oğlanın adını, sanını, oynadığı futbolu öyle bir unuttum ki, kapının önünde top oynarken görsem, "Git kendi mahallende oyna len" diye kovalarım. Wilshere, Arsenal orta sahasının ve Wenger'in hevesini kursağında bırakarak sakatlananı tam 13 ay oldu. 2 ameliyat ve çok uzun bir rehabilitasyon sürecinden sonra, geldiğimiz bu günde, artık tünelin sonundaki ışığı görüyoruz. Jack, bu ay çıkmadan takımla antremanlara başlayacak ve Ekim ayında kendisini sahalarda tekrar görme şerefine erişeceğiz. 

Wilshere'in sakatlanmasının sebebi, Arsenal'in 10/11 sezonunda yaşadığı alternatifsizlik idi. Cesc, Diaby ve Rosicky sakat olunca, Wilshere o sezon 50 küsür maça ilk 11 çıktı ve sezon sonunda resmen bitti. Wenger, yapmadığı transferin bedelini gözü gibi baktığı Jack'i kaybederek ödedi. Belki Arteta o zaman transfer edilseydi, Wilshere 3-5 maç kenarda oturtulabilir ve bacağının kopması engellenebilirdi. O dönem bu konuyu bol bol konuştuğumuz için, şimdi eski defterleri tekrar açmayacağım.  Jack, 402 gündür kenar oturuyor ve yakında bambaşka bir Arsenal takımına dahil olacak. Peki Wenger onu nasıl kullanacak?

İlk bakışta Wilshere, Diaby'nin yerine yerleşip onu kulübeye iktirecekmiş gibi gözükse de, bana göre Jack'in ilk 11'deki yerini çalacağı isim Ox olacak. Wenger'in, kanatlarda 1 direkt, 1 de oyun kurucu tipi oyuncu oynatmayı sevdiğini biliyoruz. Fransız, bir kanatta içeri devrilen ve oradan orta saha ve forvet ile üçgen kurarak pozisyon üreten birisini, diğer kanatta da bek ile birlikte rakibin üzerine direk koşu yapan bir safkan kanat adamı bulundurmayı tercih eden bir hoca. Nasri'nin, Arsenal'de hep solda oynamasının sebebi de buydu zaten. Rosicky, Benayoun, Arshavin gibi, futbol hayatlarına AM olarak başlamış adamların, Arsenal'de hep solda oynamalarının sebebi de, Wenger'in bu tercihi idi. 

Arsenal'in bu seneki kanat alternatiflerine bakarsak, Ox, Gervinho, Walcott ve Podolski gibi rakibin üzerine direkt gitmeyi ve çizgiye yakın oynamayı seven oyuncuların çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bunların arasında sadece Podolski, içeri doğru yönelmeyi ve çizgiden bindirmeye tercih ediyor ancak onun içeri dönmeyi sevmesinin sebebi, direkt kaleye gitmeye bayılması. Yani Podolski, ne safkan bir kanat oyuncusu, ne de bir oyun kurucu. Daha çok 2. forvet özelliklerine sahip ve bu açıdan Wenger ve Arsenal için yepyeni bir tecrübe. Arsene, Sunderland maçında Podolski'yi ileri uca koydu ve bu hareketin, Lukas'ın bindirmelerini kullanmasını engelleyerek onu boğduğu açıkça görüldü. Yani Girroud sağlıklı olduğu sürece, Arsenal'in forveti kalmaya devam edecek ve sol tarafında da hep Podolski olacak. 

Arsenal'in soluna bir direkt oyuncu koyduğumuza göre, sağ kanada da bir oyun kurucu bulmamız gerekiyor. Daha önce söylediğim gibi, Wenger'in elinde Gervinho, Walcott ve Ox gibi alternatifler olmasına rağmen bu oyuncuların hiçbirisi oyun kurucu tanımına uymuyor. Gervinho, rakibin içinden geçmeye çalışırken yaptığı hareketlerle oyunu kurmayı bıraktım, bütün organizasyonu allak bullak eden bir adam. Walcott, topu açıp koşturabileceği 25 metre boşluk olmadan hiçbir işe yaramayan bir arkadaşımız. Ox ise, oyun kurucu olmak için biraz fazla çiğ. Kendisi şu an için Podolski'ye iyi bir alternatif olur gibi duruyor ancak Wilshere döndükten sonra, Wenger'in sağ kanattaki ilk tercihinin kendisi olacağını zannetmiyorum. Bunun yerine, bana göre, Wilshere Cazorla'nın orta sahadaki yerini alıp İspanyol oyuncuyu sağ açığa yollayacak. Wilshere 'yeni Cesc' olacak, Cazorla da 'yeni Nasri'. 

Liverpool maçı gösterdi ki, Wenger, Cazorla'yı Podolski ve Girroud'ya mümkün olduğu kadar yakın tutmak istiyor. O maçta Ox sağ açık oynamasına rağmen, Cazorla'ya göre çok daha yoğun bir savunma görevlendirilmesiyle sahadaydı. Bu açıdan baktığınızda Santi'nin sağa geçmesi, forvetlerle arasındaki mesafeyi de kısaltacak ve Arsenal'e Wilshere ve Cazorla gibi iki oyun kurucudan dönüşümlü olarak yararlanma fırsatı verecek. Wilshere/Cazorla ikilisinin avantajı, arkalarında formda bir Diaby ve Arteta olacak olması. Arsenal, iki oyuncusuna top taşıma işini geçmişe göre çok daha etkili yapabilecek kapasiteye sahip. Liverpool maçı, Arsenal'in bu işi iyi yaptığında ne kadar öldürücü bir hal aldığının kanıtı gibiydi zaten. 

Cazorla'nın sağ tarafa geçmesi, Wenger'in takımına taktiksel bir çeşitlilik de kazandıracak. Eğer, Arsenal rakibi göbekten yarmayı denemek istiyorsa, bütün yapması gereken Cazorla'yı içeri doğru yönlendirmek ve Podolski'yi de Girroud'ya yanaştırmak olacak. Podolski'nin forvet yetenekleri ve Cazorla'nın orta sahada oynayabiliyor olması, Arsenal'in ideal dizilişi olan asimetrik 4-2-3-1'den 4-4-2 ya da 4-3-2-1 gibi formasyonlara kolaylıkla dönebilmesini sağlayacak. Tabii ki, bu plana göre, Gervinho ve Walcott da sadece kontra atağa ihtiyaç olduğunda sahaya sürülen adamlar halini alacak ki, Ox ve hatta Rosicky'nin formayı onların önünde alacağını tahmin etmek de pek zor değil. 

Arsene Wenger'in uzun süreli sakatlıktan dönen gerekli gereksiz bütün oyuncular için kullanıp, Arsenal yazarlarını bıktırdığı "yeni bir transfer gibi" kalıbını bilirsiniz. Arsenal o kadar çok ağır sakatlık atlattı ve Wenger de bu lafı öyle çok kullandı ki, herkese bu kalıptan biraz gına gelmiş durumda. Ancak izin verirseniz ben bu klişe tabiri Wilshere için kullanmak istiyorum. Arsenal'i biraz seviyorsanız, kendisinin takıma dönüşünden heyecan duymamanız mümkün değil. Wilshere, Wenger'e uzun süre sonra, 2 oyun kurucu ile oynama lüksünü vererek ve Arsenal'i son yıllardaki kronik rahatsızlığı olan 'öngörülebilir olma'nın pençesinden kurtarmada önemli rol oynayacak. Takıma getirdiği taktiksel çeşitliliğin yanı sıra, Arteta, Diaby, Cazorla gibi oyuncuların direk yerini alabilmesiyle, Arsenal yapbozunun her yere uyan önemli bir parçası olacak. Bu noktada kendisi hakkındaki tek endişem Eduardo ve Ramsey gibi uzun süreli sakatlığın çok şey götürdüğü oyuncular kervanına katılması. Umuyorum sahaya adım attığı günden itibaren kaldığı yerden devam eder ve Arsenal'in yeni 10 numarası olarak büyük başarılara imza atar. Belki bir gün, "en sevdiğim Jack'ler" listesinde 1 numaraya* bile yerleşir. Kim bilir?

* Jack Daniel's

3 yorum:

  1. 10-11 sezonu ve jack wilshere... tadı damağımızda kaldı resmen.önceki kariyerinde yılda 15-20 maçtan fazlasına çıkmamış adamın o sene yaptığı 50 küsür maç adamın ayağını s..i attı afedersin.klasik arsenalli kötümserliğiyle konuşup jack in tekrar eski jack gibi olacağına çokta inanmadığımı belirtmek istiyorum(aksi bi durum beni feci memnun eder tabi)13 ay futbolcu için çook uzun bir süre.burda sakatlığın tipi kadar wilshere kendine yeterince iyi bakıp bakmadığıda önemli.umarım işler iyi gider

    arsenal güya yıllardır epl nin en iyi top oynayan takımıdır ama ben bu takımı izlerken sıkılıyorum yahu.tamam kabul, sisteminin olması ve sisteme bağlı olmak güzel birşey ama sahada sürekli aynı şeyleri görmek,güzel yapılan işlerin bile aynı şekilde güzel yapılması insanda futbol değilde fifa 11 maçı izliyomuş hissi doğruyor.jack in bu konuda takıma yardımcı olacağına bende inanıyorum

    YanıtlaSil
  2. Hocam Merhaba.
    Belli ki Epl'yi yakından takip eden ve İngiltere'de yaşayan birisiniz.Bu ligi çok merak ettiğim den iki tane soru sormak istiyorum .

    1)İlk sorum derbilerle alakalı.Mesela orada basın gözüyle,taraftar gözüyle Arsenal-Manchester City veya Manchester United-Chelsea maçları bizde ki gibi Fenerbahçe-Galatasaray derbisi gibi mi görülüyor yoksa sadece büyük maç denilip geçiliyor mu?
    2)Şu konuda eminim ki Türk taraftarlar gerçekten çok ateşli ve bir çok önder ülke futbol taraftarından daha iyi 12.adam

    Ancak dünya'nın en iyi ligine bakınca taraftarlar da hiçbir tezahürat yok sadece 90 dakikak sessizce oturup maç izliyorlar ben burdan böyle görüyorum sizce niçin ateşlü taraftarlara sahip değiller?Siz de benim gördüğümü görüyormusunuz ayrıca?

    YanıtlaSil
  3. Arsenal ile Manchester şehrinin takımları derby maçı oynayamaz, derby kavramı aynı şehrin iki takımı için geçerli.

    Ezeli rekabet kavramı ise daha farklı mesela Arsenal'in ezeli rakibi tottenham'dır, Liverpool'un everton, Manu nun City.

    Aynı dönemlerde zirveye oynamaları bazı takımları ezeli rekabete yaklaştırır. Mesela 90öncesi Arsenal ve Manu ezeli rekbet içinde sayılmazlardı ama 90 lardan sonra ezeli rekabet kavramına girdiler.

    Liverpool (bu günlerde yıl dönümü) faciasından sonra tribünlere taşkınlık yapacak seyirci yerine para verecek seyirci yerleşti bu da ateşli taraftarların maça gelmesini zorlaştırıyor.
    Taraftar ne kadar ateşliyse zararı daha çok oluyor klube. Hatta ateşli ingiliz taraftarları kendi evlerinde maça alınmadıkları için avrupa kupası deplasmanlarına giderler.

    YanıtlaSil