27 Haziran 2012 Çarşamba

Yarı Finale Bakış

Euro 2012, taktiksel ve kadro istikrarın sahip ülkelerin çok rahat yarı finale kadar geldiği bir turnuvaya sahne oldu. İngiltere, Hollanda, Fransa ve Rusya'nın beklenen performansı veremeyişleri yüzünden, şu ana kadar çok dişli maçlar izlediğimizi söyleyemem. Ancak, sanırım bugün itibariyle bu trend değişecek, nitekim her iki eşleşme de farklı futbol anlayışlarının kıyasıya çekişmesine dönüşeceğe benziyor.


Portekiz - İspanya
Maçın kaderini belirleyecek tek bir soru var: "Fabregas mı; Torres mi?". Del Bosque ne cevap verecek bilmiyorum ama bana sorsan "Llorente!" diye cevap veririm. Turnuva başından beri İspanya'nın 4-6-0'ını eleştirdim; turnuvayı kazansalar da bu görüşüm değişmeyecek. Del Bosque'nin, 6 oyun kurucu ile sahaya çıkmakdaki ısrarı bana göre yanlış, ama maçlar kazanıldığı sürece ben ne desem boş tabi ki. Bugün, İspanya-İtalya maçına benzer bir karşılaşma ortaya çıkmasını bekliyorum. İspanya, büyük ihtimal yine Fabregas'ın "false 9" oynadığı bir 4-6-0 ile sahada olacak. Portekiz ise, oyunu sahasında kabul edip, süper yıldızı Ronaldo'nun kontralarına bel bağlayacak. 

İtalya, İspanya ile oynadığı maça 3-5-2 ile çıkıp göbeği tamamen kitleme yoluna gitmiş ve büyük ölçüde başarılı olmuştu. Maç boyunca verdikleri tek pozisyondan gol yemeseler, o maçta büyük bir süprize imza atabilirlerdi. Portekiz'in de, bu akşam benzer bir anlayışla sahada olacağını tahmin etmek güç değil. Takımın, stoper ikilisi ve orta üçlüsünden oluşan göbek beşlisinin tamamı mücadeleci oyunculardan oluşuyor ve İspanyollar bu bölgede boşluk bulmakta yine çok zorlanacaklar. Fransa'nın kilidini soldan açmışlardı ve bu akşam da İniesta-Alba ikilisi İspanya hücumunun bütün yükünü omuzlamak zorunda kalacak. Sağ tarafta, bek yardımı alamayacak olan Silva'nın, Coentrao karşısında tek başına bir şey üretmesi zor gibi gözüküyor. Defansta, Nani'yi kontrol etmek zorunda kalacak olan Alba'nın, Fransa karşısında olduğu kadar rahat hücuma çıkamayacağını da belirtmek gerekiyor. Bu noktada, gerçek bir açık oyuncusu olan Navas'ın ya da defansın arkasına öldürücü koşular yapabilen Pedro'nun, David Silva'nın yerine düşünülmesi mantıklı olabilir ancak daha önce de dediğim gibi Del Bosque ezberini kesinlikle bozmak istemiyor. O yüzden, yine pozisyon üretmekte zorlanan bir İspanya izleyeceğimizi söyleyebilirim. Ellerine geçen az ve öz fırsatları şu ana kadar iyi değerlendirdiler ve bugün de aynısını yapmamaları için bir sebep yok. Takım haddinden fazla yeteneği bünyesinde bulunduruyor ve tek bir pozisyon bulsalar bile bunu gole çevirecek ayaklara sahipler. Zaten bugün ilk golü atmaları halinde, Portekiz'e top göstermeden 90 dakikayı tamamlamaları da oldukça olası bir senaryo. 

Her ne kadar maçın kaderini İspanya'nın hücum anlayışı belirleyecek olsa da, 90 dakikanın en heyecan verici eşleşmesi, sahanın öbür ucundaki iki Real Madrid'linin kapışmasıyla ortaya çıkacak. Ronaldo-Arbeola ikilisinin mücadelesinden çıkacak sonuç, Portekiz açısından kritik bir önem taşıyor. Formda bir forvetin olmadığı takımda, golü umutları tamamen Ronaldo'ya bağlanmış durumda. Aslında, bana sorsanız, Ronaldo'yu sağda oynatmanın daha akıllıca olduğunu söylerim. Ronaldo'nun o bölgedeki varlığı, İspanya hücumu açısından kritik önem taşıyan Alba'yı tamamen geriye kitlemek açısından önemli bir rol oynayabilir. Ancak, tabi Ronaldo'nun hiç yapmadığı savunma ters tepip İspanya'nın zaten güçlü olduğu bölgede çoşmasına da neden olabilir. Ne tarafta oynarsa oynasın, Ronaldo'nun en kısa sürede skor üretmesi gerekiyor çünkü daha önce de belirttiğim gibi, İspanya öne geçtiği zaman kolay kolay maçı bırakmıyor. 


Almanya - İtalya
Yarı finalin ikinci maçı da aslında ilkine benzer nitelikler taşıyor. Oyunu savunmada kabul eden bir İtalya ve bana göre, turnuvanın en organize hücum eden takımı olan Almanya.

Son 2 senede hücum presi konusunda çok yol kat eden Almanlar, büyük ihtimal yarın dipleri düşene kadar koşacaklar. Zaten, Yunanistan karşısında hücum üçlülerini dinlendirmelerinin sebebi de bence buydu. İngiltere maçında gördük ki, İtalya'ya erken pres yapıp Pirlo'yu bozmazsanız, bu bölgeden çıkan toplar ananızı ağlatıyor. Roy Hodgson'ın aksine, Löw bu tehlikenin farkında ve yarınki maçta Almanya defansı kurabildiği kadar öne kurup, İtalya'nın uzun toplarını daha kaynağında kesmek için elinden geleni yapacak. Bu noktada, Löw'ün forvet seçimi ilginç bir hal alıyor çünkü Götze, böyle bir taktiğin gerektireceği presin yanından bile geçmiyor. Klose, daha mücadeleci ve oyuna daha çok katılan bir forvet olsa da, ceza sahası içerisinde Gomez'in varlığının yarattığı tedirginliği yaratmaktan uzak. Yarın, Löw, enerjilerinden yararlanmak için Reus ve Schurrle ikilisinden birini sahaya sürerse çok da süpriz olmaz.

Almanya açısından kritik konu, Mesut'un İtalya'nın kapalı savunması arasında ne üretebileceği olacak. Mesut, Hollanda karşısında kanatlara devrilerek, rakip DM'leri üzerine çekmiş ve geriden gelen Schweiny'e boşluk yaratmıştı. Benzer bir taktiğin yarın da deneceği kesin olsa da, defans uzmanı İtalyanların göbekte Hollanda kadar açık vermesini beklemek hayalcilik olur. O nedenle, Almanya'nın sonuca kanatlardan gitmek istemesi muhtemel gibi gözüküyor. Özellikle, beklerden gelecek ekstra katkı, aynı İspanya için olduğu gibi, Almanya için de kapalı savunmanın açılması açısından kritik bir hal alacak. Bu noktada Almanya'nın avantajı, belki de dünyada bu işi en iyi yapan beklerden birine sahip olmaları. Yunanistan kilidini açan Lahm, yarın İtalyanların da kapısını kırabilir. Eğer Löw, hücumu tamamen kanatlara yıkmayı planlıyorsa, yarınki forvet tercihi de Gomez olacaktır. 

İtalya, yarın, İngiltere karşısında bulduğu kadar pozisyon bulamayacak çünkü Alman orta sahası, Gerrard ve Parker gibi geriye yaslanıp kendilerini beklemeyecek.  Öne kurulacak olan Alman savunmasının arkasına kaçacak forvet adamları İtalya'nın elinde var ama daha önce söylediğim gibi Pirlo ve De Rossi gibi pas kaynağı oyuncular büyük bir pres altında oynayacaklar. İtalyan beklerinin de, çok ileri çıkma lükslerinin olmadığını düşünürsek, golün nereden geleceğini kestirmemiz zorlaşıyor. Eğer Almanlar, yarın oyun planlarını uygulamakta başarılı olur da Pirlo ve De Rossi'yi kuruturlarsa, büyük ihtimal İtalya yine penaltılara oynamak zorunda kalır. İtalya'nın normal sürede maçı kazanması için tek şansı, çeyrek finalde 36 şut atıp gol bulamayan forvetlerinin, hedefi çok daha az denemede bulmasından geçiyor.  

2 yorum:

  1. götze derken gomez'i kastediyorsunuz herhalde..

    YanıtlaSil
  2. evet neden gotze yazıp durmusum bilmiyorum.. düzelttim, tesekkurler..

    YanıtlaSil