6 Haziran 2012 Çarşamba

Euro 12'ye Doğru: İngiltere


İngiliz Milli Takımı, yine hayal kırıklığı olarak geçecek bir turnuvaya doğru gidiyor. Her zaman olduğu gibi, saha içerisinde “fena olmayan” takım, saha dışı problemler tarafından baltalanmış durumda. Capello’nun kovulmasının ardından 2 ay Redknapp ile flört eden İngiliz federasyonu, görevi Roy Hodgson’a vermeyi tercih ederek bir süprizin altına imza attı. Hodgson, tecrübeli ve kalburüstü bir teknik adam olabilir ancak devraldığı pozisyonun ağırlığı kaldıracak özgüvene ve taraftar desteğine sahip olup olmadığı tartışılır. Benzer koşullar altında gittiği Liverpool’un başında yaşadığı bunalım hepimizin hafızasında taze. Üstelik, bu sefer, sadece Liverpool taraftarının değil bütün ülke kamuoyunun hedef tahtasında olacak. 

Hodgson, İngiltere Milli Takımı ile birlikte 3 büyük problemi de devraldı. Bunlardan ilki ve en önemlisi takımdaki sakatlıkların sayısı. Öyle ki, şu an sakat olan potansiyel milli takım oyuncularından iddialı bir 11 oluşturmak bile mümkün. (Ruddy, Cahill, Walker, Dawson, Smalling, Huddlestone, Lampard, Barry, Rodwell, Wilshere, Bent). Avrupa’nın fiziksel olarak en ağır ligi olan Premier Lig’de oynayan futbolculara, sezon içerisinde oynadıkları 50+ maçtan sonra bir de yaz turnuvası oynatmaya kalkınca sonucun pek de farklı olması beklenemez zaten. İngiltere’nin fiziksel olarak sakat olmayan futbolcularının büyük bölümü de kafada yorgun zaten. 

İnglizlerin kafasını yoran ve Hodgson’un devraldığı problemlerin bir başkası da, aylardır devam eden Terry-Ferdinand draması. John Terry, Anton Ferdinand’a ırkçı hakerette bulunduğu iddiasıyla mahkemelik olup milli takım kaptanlığını kaybetti ancak bu olay nedeniyle Euro 2012 kadrosundaki yerini kaybeden Anton’un biladeri Rio oldu. Federasyon ve Hodgson’ın, Ferdinand’ı kadroya almamaktaki amacı, kadro ahenginin korunmasıydı ancak Gary Cahill çenesini kırıp kadro dışı kaldığında zurnanın zırt dediği yere gelindi. Hodgson, Cahill’in doğal yedeği Ferdinand yerine, Martin Kelly’i kadroya davet etti ve bu tercihi “futbol nedenleri ile” yaptığını açıkladı. Bu iddia doğru bile olsa, bütün İngiltere, Ferdinand’ın 2. kere reddedilişini tartışmaya başladı ve Rio’nun menajeri de kararı “rezalet” olarak tanımlayarak yangını körükleyiverdi. Gerçi Hodgson, Ferdinand’ı davet etseydi, büyük ihtimal takımın ahengini bozmakla suçlanacaktı. İki ucu çoklu değnek anlayacağınız. 

İngiltere’nin üçüncü problemi de Rooney’in 2 maç cezalı oluşu. Bent’in de yokluğunda Hodgson, Carroll-Welbeck ikilisinden birini tercih etmek zorunda kalacak ki, hazırlık maçları performansı Wellbeck’in bir adım öne çıkarmış durumda. 4-4-1-1 düzeniyle sahaya çıkması beklenen İngilizlerde, Ashley Young, Wellbeck’in hemen arkasında pozisyon alacak. Defansta Johnson, Terry, Lescott ve Cole’un oynayacağı kesin gibi iken, orta saha dörtlüsünde Gerrard, Parker, Milner ve Walcott oynayacak gibi duruyor. Hodgson’un,  Jones’u Parker’ın yanına koyup, Milner’in yerine Young’ı sola yollayıp daha defansif bir 4-5-1 ile sahaya çıkma ihtimali de var. Walcott ve Young, kontra atak futbolunu daha çok sevdiğinden, bu tip bir diziliş fena olmayabilir. 4-5-1’in diğer bir avantajı da, arkasına 2 DM’i alan Gerrard’ın etkili olduğu hücum bölgelerine daha rahat çıkabilecek olması olur. 

İngiltere, isim isim bakıldığında kötü bir kadroya sahip değil. Ancak biliyoruz ki, takım olabilme konusunda Almanlar ve İspanyollar'ın iki gömlek aşağısındalar. Bana göre, bu turnuva da farklı olmayacak. Saha dışındaki problemler şimdiden takımı vurmuş durumda ve yıldız oyuncuları Rooney’in Fransa ve İsveç karşısında oynamayacak olması da ellerini zayıflatıyor. İlk maçta Fransa karşısında yaşanacak bir hüsran, İngiltere’yi eve erken yollayabilir.  Bu noktada tek avantajları, kamuoyu beklentisinin hiç olmadığı kadar düşük olması gibi duruyor. 

1 yorum:

  1. bana göre ingiliz oyuncuların hemen hemen hepsi bir pazarlamanın ürünü.premier lig'in en iyi lig olmasını sağlayanda ingiliz oyuncular değil.hücum anlamında gerçekten diğer milli takımlar seviyesinde üç oyuncu var(wilshere,rooney,alex chamberlain).young ise gayet sıradan bir oyuncu.geçen belçika maçında 10 numara pozisyonunda oynarken bunu bir kez daha pekiştirdim.
    defans hattı ise fit durumda iken dünyanın en iyisi.kaleci sorununu çözdüler.
    gerrard'a gelince 10 maç üst üste oynadığını görmedim son birkaç yılda.artık ondan fazlasını beklemek hayalcilik.
    lampard bu takımı ofansif anlamda taşıyamadı,taşıyamazda.
    scott parker gayet sıradan bir ön libero.ofansif yönü çok çok zayıf.üst düzey bir takımın bir parçası olmaya yetmez.
    walcott,belki 3 sene sonra anca bir yerlere gelebilir.
    milner da idare eden bir oyuncu daha fazlası değil.
    özet olarak;ilk 2 maçta AOC yaratıcı güç olarak sahada olmalı young'un yerine.o zaman young sola geçebilir.
    ilk 11=hart;johnson,jagielka,terry,cole;jones,gerrard;walcott,ox,young;welbeck

    YanıtlaSil