31 Mayıs 2012 Perşembe

Yeni Bir Sayfa


Premier Lig’e yeni yükselen takımların işi hiç kolay değil. İyi oynasalar bir dert, oynamasalar başka dert. Bu sezon Swansea ve Norwich, hem aldıkları skorlarla hem de oynadıkları oyun ile herkesin beğenisini kazandı. Ancak bu performanslarının karşılığı, büyük takımların hocalarına göz dikmesi oldu. Gün itibariyle Brendan Rodgers, Liverpool ile anlaştı. Paul Lambert de önümüzdeki birkaç gün içerisinde Aston Villa’ya imza atacak gibi görünüyor. 

Bundan 2 hafta önce Liverpool yeni teknik adam için arayışlara başladığında, Rodgers, alışveriş listesinin tepesindeki isimlerden biriydi. Ancak Liverpool’un patronları birkaç hocayla görüşeceklerini açıkladığında Rodgers, “güzellik yarışmasının” bir parçası olmak istemediğini belirterek görüşmelerin parçası olmak istemediğini açıkladı. İlk etap görüşmelerde, Frank De Boer ve Jurgen Klopp’tan red cevabı alan Liverpool yönetimi, en ciddi adımını Wigan’ın hocası Roberto Martinez’i John Henry ile görüşmesi için Amerika’ya davet ederek attı. Bu sırada Liverpool’un boş olan Sportif Direktör pozisyonu için de Louis Van Gaal’in kapısı çalındı. Van Gaal kimin fikriydi bilmiyorum ancak kendisini gibi “kontrol delisi” bir adamın adının geçmesi bile diğer tüm hoca adaylarını korkuttuğu için bu proje kısa sürede rafa kaldırıldı. Rodgers’ın ilk aşamada verdiği olumsuz yanıt, bir süre de olsa Roberto Martinez’i, Kenny’den boşalan koltuk için favori aday yaptı. Ancak bana göre, Liverpool’un ilk tercihi her zaman Rodgers idi. 

Liverpool’un Rodgers’ı tercih etmesinde, Kuzey İrlandalı hocanın CV’sinden daha çok vizyonu büyük rol oynuyor. 2004’te Chelsea genç takımının başına geçmesi için Mourinho tarafından Chelsea’ye transfer edilen Rodgers, Portekizlinin yanında Reserv takım hocalığına kadar yükselmişti. Daha sonra bir sene Watford’u çalıştıran Rodgers’ı hepimizle tanışmayı sağlayan başarısı 2009’da kovulduğu Reading’i playoff'da yenerek, Swansea City’i Premier Lig’e çıkarması oldu. Ancak hepimiz biliyoruz ki, Rodgers'ı Liverpool için cazip yapan, geçmiş başarılarından daha çok, takıma getireceğine inanılan futbol anlayışı ve vizyon. Swansea, geçen sene Premier Lig'in Arsenal'den sonra en iyi top yapan takımıydı ve lige yeni çıkan bir takımın daha zengin ve tecrübeli kulüpler ile "futbol" oynayarak baş etmesi İngiliz futbolunun gidişatı açısından çok hayırlı bir gelişmeydi ve son dönemde Pulis, McCarthy, Big Sam, Mcleish gibi hocalar sayesinde moda haline gelen "kazma futbol" akımı da güzel bir darbe almış oldu. 

Liverpool yönetimi Rodgers'a yeni bir Wenger gözüyle bakıyor. Kulübün futbol anlayışını temelden değiştirmesini ve bunu yaparken de aynı Wenger gibi trilyonlara ihtiyaç duymamasını umuyor. Rodgers Swansea'de, Britanya'nın dört bir yanından topladığı isimsiz futbolcularla bunu yapabileceğini gösterdi. Liverpool'un elindeki kaynaklarla da yapamaması için hiçbir neden yok. Kendisinin tek ihtiyacı olan şey biraz sabır. Benitez döneminin ikinci yarısından beri hücum etmeyi unutmuş bir takıma total futbol aşılamak sabahtan akşama yapılacak bir şey değil. Rodgers'ın başarılı olmasını gerçekten gönülden istiyorum. Umuyorum, Liverpool camiasının 20 yıldır karşılanamayan beklentilerinin kurbanı olmaz.  

2 yorum:

  1. iyi güzel hoşta ama orta sahada jonjo, henderson, adam, maxi gibi kazmalar varken total futbol biraz zor :)

    YanıtlaSil
  2. o bi tane uzun boylu uzun saçlı genç var, carroll... aslında tam total futbol santraforu, valla bak...

    liverpoolluyum, sevinmek için sevmedik de düşülen durum içler acısı. umudum da yok. bu dangalak yönetim rodgers'a da tahammül edemez.

    YanıtlaSil