4 Mart 2012 Pazar

Sahanın İki Ucu

Kim derdi ki, gün gelecek, Arsenal kalecisi sayesinde maç kazanacak? Dünkü maçın benzerlerini geçmişte çok izledik. United kötü oynadı Van Der Sar devleşti, City kötü oynadı Hart devleşti, Liverpool kötü oynadı Reina devleşti. Bunun Arsenal versiyonunu görmeyeli bir 8 sene kadar oldu. Wenger sağolsun, bizi yıllarca Almunia, Fabianski gibi adamlara mahkum etti. Gerçi bugün Szczesny'e bir şey olsa, kaleye yine bu iki dallamadan biri geçecek. Neyse, şom ağzımı kapatayım şimdilik. 

Her iki takım da maça benzer dizilişlerle çıktı. Wenger, geçen haftaki takımı aynen koruyup, Benayoun'u, Gervinho ve Ox'un önünde tercih etti ve İsrailli oyuncuyu, aynı geçen hafta olduğu gibi, sol açıktan daha ziyade ortaya daha yakın oynattı. Bu da Arsenal'in oyunu açmak için tek şansının yine Walcott olduğu anlamına geliyordu. Aynı Wenger gibi Dalglish de tercihini asimetrik bir dizilişten yana kullandı. Kuyt, sağda değil forvet arkasındaydı ve Liverpool'un tek açık oyuncusu soldaki Downing idi. 

Wenger'in, göbeği kalabalık tutma planı, geçen hafta Tottenham karşısında tıkır tıkır işledi çünkü Sp*rs, bu bölgeyi sadece Parker ile savunuyordu. Oysa dün akşam Liverpool, 3 pres yapan orta saha oyuncusuyla göbeği tuttu ve hatta Kuyt'un yardımlarıyla bu sayı zaman zaman 4'e yükseldi. Spearing, Henderson ve Adam'ın yoğun presi, Benayoun ve Rosicky ikilisini sahadan tamamen sildi. Özellikle Benayoun'un tek bir olumlu hareketini hatırlamıyorum. Wenger'in Tottenham maçında tutan taktiğinin, dün akşam tutmayacağını farkedip, oyuna müdahele etmesi gerekiyordu. Ancak o her zamanki gibi izlemeyi tercih etti. 

Dalglish'in Liverpool'u, bu sezon orta sahayı kalabalık tuttuğu bütün maçlarda hücum kısırlığı çekti. Ancak Arsenal'in bir türlü yerleşmeyen takım savunması sağ olsun, dün akşam Liverpool hücümu, özellikle ilk yarıda Barcelona gibi işledi. Kuyt, Suarez ve Downing'in yaptığı verkaçlar, Arsenal'i geride bayağı terletti ve bunların birinde kaleciyle karşı karşıya kalan Suarez, aynı geçen hafta Bale'in yaptığı gibi, kendisini yere bıraktı ve aynı geçen hafta Dean'in yaptığı gibi, Dowd da penaltı noktasını gösterdi. Bana göre dün de Szczesny'nin kart görmesi gerekiyordu ancak geçen hafta olduğu gibi, verdiği karardan emin olmayan hakem, bu cesareti gösteremedi. Eğer hakemler her hafta böyle rezil penaltılar çalacaksa, bari her maç Arsenal 1-0 geriden başlasın da, takımı ona göre hazırlayalım. Bu arada penaltı pozisyonu hariç, Suarez'in en az 5 kere daha kendini yere attığını ve bunların her birinde hiç üşenmeden sakatlanmış gibi yerlerde süründüğünü de söylemeden edemeyeceğim. Yaptığı hareketlerle, kısa sürede bütün İngiltere'nin nefretini kazanmayı başaran bu adama, Dalglish'in bir dur demesi gerekiyor. Çünkü yakışmıyor. 120 yıllık Liverpool'a bu rezillik hiç yakışmıyor. 

İlk yarı maçın 5-0'e gitmesini Szczesny tek başına engelledi. Özellikle penaltı ve sonrasındaki şutu durduruşu insanüstüydü. Koscielny, Henderson'un ortasını Arsenal ağlarına gönderdiğinde, onun bütün bu emeklerinin boşa gideceğini düşünmedim değil. Koscielny, maçın başında kaçırdığı bir topla Suarez'e hediye edemediği golü, 10 dakika sonra kendisi atma yoluna gitti. Hani, yakın mesafeden sert yapılan ortaların sekerek gol olmasını anlarım da, 20 metreden yapılan kavisli ortayı kornere atamamayı pek anlayamıyorum. Bu tip defans hataları, Arsenal'in zaten zor olan işini, daha da zorlaştırmaktan başka hiçbir şeye yaramıyor. Liverpool'un zaten çok üstün oynadığı ilk yarıda, böyle bir hediyeyi de aldıktan sonra maçı koparması gerekiyordu. Ancak onlar Szczesny'i aşamazken, Arsenal de, daha ilk pozisyonunda golü buluyordu. Hatta ortada pozisyon bile yoktu; Arsenal, Sagna'nın taç çizgisine yakın bir yerden doldurduğu topla golü buluverdi. Her ne kadar orta isabetli olsa da, Van Persie'yi tamamen kaybeden Liverpool stoperlerinin golde katkısı büyüktü. 

İkinci yarı, her iki hoca da radikal taktiksel değişikliklere gitmedi. Arsenal, hala daha kötü oynayan taraf olsa da, biraz daha derli topluydu ve orta sahada daha iyi top yapıyordu. Bu pas trafiği, Arsenal adına çok fazla bir şey üretmedi ancak en azından Liverpool'un hücum momentumunu kesmiş oldu. Bu noktada kayda değer gelişme, Diaby'nin uzun bir süre sonra tekrar sahaya çıkıp, sadece yarım saat oynabilmesiydi. Wenger'in 60'da oyuna aldığı Diaby'i 90'da çıkarmasının sebebinin, yine bir sakatlık olduğunu tahmin ediyorum. Her sezon yarım saat ile 45 dakika arası forma giyen Diaby'e bu sezon yaptığı katkılardan dolayı teşekkürü de borç biliyorum. Kendisine senede 3,5 milyon pound para sayan Wenger'e de tekrar sevgilerimi yolluyorum.

Liverpool, dün akşam Arsenal'e karşı bütün istatistiklerde üstündü. Daha fazla topla oynayan, daha fazla pas yapan taraf hep Liverpool'du ki, kornerlerde 12-0 gibi bir üstünlükleri vardı. Ancak kaleyi bulan şutlara Arsenal'in 7-4 üstünlüğü vardı ve maçı da Arsenal, süper forveti RvP'nin yardımıyla kazanmış oldu. Bana göre, dün akşam, ilk yarıda sezonun en iyi hücum eden Liverpool'unu izledik ama sonuç yine hüsran oldu. Suarez, penatlı yaptırmış ve gole de birkaç kere yaklaşmış olsa da, 8 top kaybıyla oynadı ve ikinci yarıda orta sahayla olan bağlantısı tamamen koptu. Arsenal ise, RvP'ye iki isabetli top yolladı ve iki gol buldu. Bu noktada Song'un attığı paslardan bahsetmezsem olmaz sanırım. Kamerunlu şu anda, derinlemesine atılan top sayısında ligin en tepesinde bulunuyor ve bu sezon istikrarlı olarak öldürücü paslar atmaya devam ediyor. Dünkü 2. gol, RvP'nin Everton'a attığı golün karbon kopyasıydı. Song'un bu paslarının Arsenal için çok önemli olduğunu biliyorum. Ancak kendisinin bu kadar maceracı oyun oynamasının defansif sonuçları zaman zaman ağır olabiliyor. Dün yine Arsenal stoperleri, zaman zaman önlerinde hiçbir koruma olmadan oynayıp zorlandılar. Aynı şekilde Arsenal'in bekleri de ileri çıktıklarında, geride DM tarafından doldurulması gereken boşluklar bırakıyorlar. Song'un ofansif yeteneklerine bir diyeceğim yok ancak bu takımın DM'i hala kendisi. Wenger'in son 1,5 senedir devam eden bu ikileme bir an önce bir çare bulması gerekiyor. Çünkü Song her maç biraz daha fazla Songinho gibi oynuyor. 

Dün Arsenal, Şampiyonlar Ligi yolunda çok büyük bir adım atmış oldu. Takım, her ne kadar toparlanmış gibi gözükse de, dün kazanılan maçta bile defansif problemler apaçık ortadaydı. Eğer, maçın sonucu farklı olsaydı, bugün daha ağır bir yazı yazabilirdim. Ancak 3 puanın bir şekilde alındığı bir maçtan sonra, olumsuzluklara fazla girmek istemiyorum. Biz United'ı yıllar yılı bu tip galibiyetleri alırken izledik ve Arsenal'in iyi oynamadığı maçtan kaleci ve forvetinin performansıyla galip gelmiş olması bana farklı bir mutluluk verdi. Umuyorum Wenger, RvP gibi "world class" oyuncuların tek başlarına fark yaratabildiklerini anlamıştır da bu yaz transferde hedeflerini buna göre belirler. 

8 yorum:

  1. Öncelikle analizlerin doğru ancak bir önceki eleştirimde de bahsttğm gbi yazılarını yazarken bazı konuları araştırmadn yazıyorsun. İngilterede saat 12:45 de başlayan bir maç nasıl oluyor da gece maçı oluyor ki sen bu maçtan bahsederken "dün akşam" diye bahsedeblyrsn? Spurs'un orta sahası sadece Parker tarafından tutuluyordu demişin, Modric'e ne oldu kocaya mı kaçtı? Diaby 60 da girdi 90 da çıktı demişin, Diaby 50 de girdi 80 de çıktı. "Diaby'i 90'da çıkarmasının sebebinin, yine bir sakatlık olduğunu tahmin ediyorum" demişin, maçtan sonra biraz bu durum hakkında araştırma yapsan kulübün resmi sitesinden "diaby nin hafif bir sakatlığı oluştu, tedbir amaçlı oyundan alındı, milan maçını kaçıracak gibi ama önemli bir durumu yok" diye açıklama yapıldığını görürdün. Bunu araştırmak zor değil çünkü kulübün resmi sitesinden açıklandı bu.
    Daha önce de dediğim gibi blogun piyasada olan blogların çok üstünde ve çok kaliteli bir blog ama ben de böyle kaliteli bir blogun bu kadar basit konuları atlamasını veya yanlış bilgi vermesini istemediğim için seni bu konuda daha iyiye yönelmen için teşvik etmek istiyorum. Bu eleştiriler seni küçük düşürmek amaçlı değil, hatalarının farkına varıp daha iyi bir blog ortaya çıkarman amaçlı. Sonuçta blog yazmak sadece "Taktik analiz yapıp, oyuncu eleştirip, hoca eleştirip, bu böyle olmalıydı şu şöyle olmalıydı" demek değildir. Aynı zamanda okuyuculara sakatlıklar(bkz Diaby konusu) transferler vb durumlar hakkında da elinden geldiğince hızlı bilgilendirme yapmaktır.

    YanıtlaSil
  2. Diğer sorulara Bigboned yanıt verebilir ama saat konusuna ben açıklık getireyim. Bigboned Avustralya'da ikamet ettiği için kendi izlediği saate bağlı olarak o şekilde belirtmiştir.

    Bu yazıdan bağımsız olarak da bir konuya değinmek istiyorum. Burada yazılan yazılar, yoğun bir yaşam temposu içinde kısıtlı vakitler ayırılarak ve tamamen bağımsız bir kafada hazırlanıyor. Bu yüzden bazı hatalar, doğaçlamalar, mübalalar vb. gibi şeyler olacak. Ek olarak da genel kanının aksine blogger'lar birer gazeteci değildir. Lütfen bunları da dikkate alarak yorumlarımızı yapalım.

    Değerli bilgilendirmeler için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. arkadaslar yaptiginiz elestirinin ciddiye alinmasi gibi bir beklentiniz varsa, kendinize ve bana biraz saygi gosterip altina bir isim/nick ekleyin..

    YanıtlaSil
  4. haklısın nick yazmam gerekirdi. bndan snra yazdğm her yorumun sonuna "balsamico" yazacağım. nick bu olsun. yukarıdaki yorumu ve geçen gün maaşlar knsundaki yorumu da ben yaptıydım. kusura bkma nick yazmadğm için.

    YanıtlaSil
  5. bir de ricam olacak..

    elestiri yaparken yazinin ozune bakmayi dene bence.. diaby'nin 50'de ya da 60'da girmesinin 8 paragraf yaziya herhangi bir etkisi yok. ufak bir ayrinti. illa duzeltmemi istiyorsan, iki kelimelik bir not yeter.. ayni sekilde, diaby'nin sakatligi meselesi de, ben yaziyi bitirdikten 3-4 saat sonra resmi sitede cikti. kaldi ki tahminim de dogruymu$.

    taktiksel analizde, ele$tirilerin yoneldigi yerlerde yapilan hatalar varsa, onlari sabaha kadar tarti$maktan mutluluk duyarim.. ama ufak tefek ayrinti icin boyle gaza gelmek neden onu anlamiyorum..

    YanıtlaSil
  6. bazıları vardır yazarın 1 kelimedeki hatasını arar buluncada başı göğe erer , bazılarıda o 10 paragrafdaki temanın güzelliğine ve akıcılığına hayran kalır.Allah aşkına saati yanlış yazmış sanane banane ?50 yerine 60 ,80yerine 90 yazmış sanane banane? anlatmak istediğini anladınmı anlamadınmı?böyle her taşın altında bir b*k arıyan adamlardansan Allah yakınındakilere sabır versin kardeşim.Bu blogdan daha kaliteli Arsenal hakkında Değerlendirmede bulunan başka blog yok yada daha iyisini sen yapabiliyorsan sen bir blog aç yada Arsenal'den başka saçma sapan konuları buraya taşıma.b.metin7

    YanıtlaSil
  7. "dinime küfreden müslüman olsa" diye bir söz vardır, tam sizin yorumlarınıza uygun oldu. "balsamico" arkadaşımız zaten blog un kaliteli olduğunu, bir başka örneğinin olmadığını ama böyle kaliteli bir blogun daha da kaliteli olması için bu eleştirileri yazdığını, amacının yazarı veya blogu kötülemek olmadığını aksine yazarı ve blogu daha iyiye yöneltmek olduğunu "Daha önce de dediğim gibi blogun piyasada olan blogların çok üstünde ve çok kaliteli bir blog ama ben de böyle kaliteli bir blogun bu kadar basit konuları atlamasını veya yanlış bilgi vermesini istemediğim için seni bu konuda daha iyiye yönelmen için teşvik etmek istiyorum. Bu eleştiriler seni küçük düşürmek amaçlı değil, hatalarının farkına varıp daha iyi bir blog ortaya çıkarman amaçlı." cümleleriyle açıkça belirtmiş. sonuçta bazıları çıkıp, bazı eleştiriler yapacaktır ki blog daha iyiye ulaşsın. yazarın da bu eleştirileri "eleştirin küçük hataların eleştirisi" deme hakkı yoktur. sonuçta hata hatadır. bizim burda amacımız kusursuza ulaşmak, "balsamico" arkadaşımız da bu bağlamda iyi niyetli eleştiride bulunmak istemiş ama "onursuz kıl adam" dışındaki herkes nedense "1 hata bulduğu için başı göğe ermiş hahaha ezik" mantığında yaklaşmış. eğer yukarıdaki cümleleri yazıp, amacını belirtmiş olmasa evet sadece eleştirmek amaçlı eleştirmiş diyebilirdik ama açıkça öyle olmadığı görülüyor. dediğim gibi yazarın gelen eleştirileri "bu önemsiz bir hatanın eleştirisi" diye gözardı etme hakkı yoktur, bir konuda eleştiri yapılmışsa bu eleştiri göz önünde bulundurulmalı ve bir daha yapmamak için uğraşılmalıdır. (Mode Kral)

    YanıtlaSil
  8. Kimse kusura bakmasın ama "Maç Ingiltere'de öğlen oynandı ayık olun ne akşamı araştırın biraz" gibisinden bir yorum,böyle bir maç sonu incelemesinin altına yakışmamış.Ben de maçın oynandığı saatte Dominik Cumhuriyeti'nde gece yarısı olduğunu ve iki arkadaşın da yanıldığını söylerim o zaman yani böyle saçmalık olur mu? Balsamico adlı arkadaşı bundan sonraki yorumlarında yapıcı eleştiri yapmaya davet ediyorum.

    YanıtlaSil