13 Mart 2012 Salı

Doksan Artı Arsenal

Sunderland, Tottenham, Liverpool ve Newcastle galibiyetleri, 4 maç üstüste 1-0 geri düştükten sonra galip gelen ilk Premier Lig takımı yaptı Arsenal'i. Bu maçların 3 tanesi de 90+'da kazanıldı. Bunlar, daha çok Man Utd'a aitmiş gibi duran istatistikler aslında. Bu performansı olumlu görmek isterseniz, takımın geçmişteki gibi gol yiyince dağılan hüviyetinden sıyrıldığını söyleyebilirsiniz. Yok bardağın boş tarafında bakacağım diyorsanız, Arsenal'i iyi oynadığı maçlarda bile kolay goller yemesini eleştirebilirsiniz. Aslında durumun tam açıklaması her iki söylemin birleşiminden oluşuyor. Evet, Arsenal hala kolay goller yeme alışkanlığından kurtulamadı ancak en azından bu gollerin oyun düzenini dağıtmasına izin vermemeyi beceriyor.

Newcastle maçı, Arsenal'in ilk 4'teki yeri açısından oldukça kritikti. Ligde son 4 maçta alınan 12 puanın ardından, takımda bir rehavetin ortaya çıkması olasıydı ve Arsenal bu tip maçlarda kaybettiği puanlarla ün yapmış bir takımdı. Dünkü maçın başlangıcı da bu korkuları doğrular nitelikteydi. Her ne kadar daha 2. dakikada golle burun buruna gelmiş olsa da, ilk yarıının tamamında ağır oynayan bir Arsenal vardı sahada. Arsenal, orta sahada kaptırdığı bir topun faturasını ağır ödeyerek geri düştü. Neyse ki, RvP, ayağına gelen 2. net pozisyonu affetmeyerek Newcastle'ın skor avantajını elinde tutarak Arsenal'i paniğe sürüklemesine engel oldu.  İlk yarıda üretilen pozisyonların tamamı Walcott'un ayağından geldi ve takım sol tarafı neredeyse hiç kullanmadı. Hani Ox'a kötü oynadı da diyemiyorum çünkü adama hiç top gelmedi. Wenger, aynı Milan maçında olduğu gibi rakibin sol bekini gözüne kestirip tüm hücumları oraya doğru yönlendirmiş gibiydi. Nitekim, Walcott, Santon'u çok zorladı ve Newcastle ikinci yarıya sol bek değişikliği yaparak çıkmak zorunda kaldı.

İkinci yarı, orta sahada çok daha iyi top yapan ve her iki kanadı da kullanan bir Arsenal vardı. Walcott istekli oyununa ve Arsenal'in en tehlikeli adamı olmaya bu yarıda da devam etti. Arsenal RvP ve Ox ile gole yaklaştı ancak zannedersem maçın en net pozisyonu Rosicky'nin, kale sahası içerisinden taça attığı toptu. Kendisinin eski formuna kavuşmanın sinyallerini verdiğini ve iyi performansıyla formayı Ramsey'in elinden hakederek aldığını biliyoruz ancak Rosicky'nin acilen bitiriciliği üzerine çalışması gerekiyor. Hücuma yönelik bir orta saha oyuncusu için senede 1-2 gollük performanslar pek de yeterli değil. Rosicky'nin oynadığı bölge itibariyle skora daha çok katkı yapması şart. Katkı demişken, dün oyunda kaldığı süre içerisinde yine bütün topları rakibe teslim etmeyi başaran Gervinho'nun gidişatını endişeyle takip ettiğimi söylemeliyim. 

Biraz klişe bir deyiş olabilir ancak dünkü maçta Arsenal için tek önemli olan 3 puanın alınmasıydı. Son 5 lig maçından çıkarılan 15 puan, Arsenal ile Tottenham arasındaki farkı 1 puana kadar eritmiş oldu. Hatta bu noktadan sonra, momentumu arkasına alan Arsenal'in ligi 3. bitirmek için avantajlı olduğunu bile söyleyebiliriz. Yeter ki, ligin sonuna kadar başka önemli sakatlık yaşamasın. 

1 yorum:

  1. http://stanislawski7.blogspot.com/

    yeni açtığım bir blog acemiyim vede tek başımayım ama senin kadar iyi olmasada güzel paylaşımlar yapmayı planlıyorum

    YanıtlaSil