7 Şubat 2012 Salı

Zirvede Denge

Son yıllarda büyük maçlarına defans hatalarının bu kadar damga vurduğu bir sezon daha izlemedik. 8-2, 6-1, 3-5 derken, 5'ten aşağı gol izlediğimiz büyük maçı beğenmez hale geldik. Taraftasız adam açısından tadından yenmeyen bu maçlar, taraflıların ömürlerini kısaltmaktan başka bir işe yaramıyor. 

"Man Utd 3-0 yenik duruma düştü ama maç 3-3 bitti. Bil bakalım rakip kimdi?" diye bir soru sorsanız, hiç düşünmeden "Arsenal!" diye yapıştırırım cevabı. AVB sağolsun, defansif özürlülükte Arsenal'i aratmayan bir takım ortaya çıkardı bu sene. Chelsea defans problemlerini çözmek için habire stoper ve DM transfer edip duruyor ancak asıl sorun takımın hücum hattından başlıyor. Sturridge, Torres, Mata ve Malouda dörtlüsünden hiç birisi savunma görevlerinin yanına bile yaklaşmayınca, rakipler orta sahayı çok kolay geçip, Chelsea'nin stoperlerine maç boyu nefes aldırmıyorlar. United'ın da, ikinci yarının ilk 10 dakikası hariç yaptığı buydu.  

Maçın ilk yarısında, Man Utd topu kontrol eden, oyunu istediği gibi oynayan ve pozisyon üreten taraftı ancak gole ulaşan taraf Chelsea oldu. United ileride pozisyonları değerlendiremezken, geride kabus gibi bir maç çıkardı. Sol bek uyudu 1. golü yediler, sağ bek uyudu 2. golü yediler, stoperler uyudu 3. gol geldi. Chelsea'li oyuncular, Arsenalli meslektaşlarından kaptıkları bir başka alışkanlığı sergileyerek ilk golü yedikten sonra panik düğmesine bastılar ve maç altlarından kayıp gitti. 

Bu maçtan bahsederken Howard Webb'den bahsetmeden geçmek olmaz. Webb'in berbat form durumu o kadar gözüme battı ki, hakemlerden hiç bahsetmediğim bir sezonda "Ah Howard Ah!" diye bir yazı yazma gereği duydum. İngiltere'de, federasyon Webb'e hala tapıyor ama artık bir yerde dur demeleri lazım. Adam bu sene oynadığı bütün maçların skorunun altına imzasını attı. Bu maçtan sonra da hem AVB, hem de Fergie kendisinden memnun değildi. Fergie, Cahill'in atılması gerekiyordu diye vurdu, Boas, United'in 2. penaltısından yakındı. Bana göre, federasyon, tüm bu bağırış çağırışa kulağını yine tıkayacak. Birileri, hakemlerin yaptıkları hataların sonuçlarına objektif bir şekilde katlandıkları bir sistem ortaya çıkarana kadar Webb gibi adamlar büyük maçların içine etmeye devam edecek. 

Son olarak, Villas Boas'a da bir paragraf ayırmak istiyorum. İngiltere'ye ilk geldiğinde, kendisinin başarılı olmasını umanlardan biriydim. Ancak, kötü gidişin ve yönetim baskısının altında AVB son derece antipatik bir adama dönüştü. Maçtan sonra kendisine son goldeki hatayı soran muhabire "Ferguson'a da soracak mısınız gollerdeki hataları?" diye çıkıştı. İngiltere'deki muhabirlerin karşısında tir tir titredikleri Ferguson'a soru sormaktan ödlerinin patladığı ortada ama AVB'nin Fergie'nin adını azına alırken bir kaç kere düşünmesi gerekiyor. Man Utd maçından önce, Abramoviç, Chelsea antremanındaydı; maçtan sonra da soyunma odasına inmiş. Belli ki, AVB'nin kuyusu yavaştan kazılmaya başlanmış. Kendisi tek kurtaracak şey Şampiyonlar Ligi kupası; aksi takdirde, Mourinho'nun İngiltere'ye dönmek istediği bir ortamda yazın işsiz kalacağını öngörmek zor değil. 


Chelsea - United maçının aksine, dün akşam oldukça kısır bir mücadele vardı Anfield'ta. Dalglish, son maçlarda oturmaya başlayan takımı bozmak istemedi ve cezası biten Suarez'i kenarda tutarak 4-2-3-1 ile sahaya çıktı. Tottenham'ın Van Der Vaart, Lennon, Defoe gibi hücum oyuncularının eksikliğinde geriye yaslanmak zorunda kalacağı bir ortamda, bu tercihin Liverpool'a maliyeti 65 dakikanın boşa harcanması oldu. 

Carroll, maç boyu oldukça istekli ve hareketli olsa da, Scott Parker'ın bitmek bilmeyen yardımlarıyla beslenen Tottenham'ın iki bekinin Bellamy ve Kuyt'u tamamen sahadan silmesi yüzünden Liverpool pozisyon üretmekte çok zorlandı. Gerrard'ın orta sahada serbest oynaması, zaman zaman Parker'ın onun peşine takılıp stoperleri açıkta bırakmasına neden oldu ancak Suarez'in yokluğu burada da kendini gösterdi ve Liverpool bu boşluklardan yararlanamadı. Suarez'in girdiği dakikadan itibaren, Parker'da stoperlerin önüne demir atıp hiç maceraya girmedi. 

Tottenham, hücumu pek düşünmediği maçta, gol umudunu Bale ile bulunacak kontralara bağlamıştı ki, bu atakların birinde Bale %100 bir pozisyonu harcadı. 

Her iki takımın da birbirini iyi kitlediği maçın hakkı beraberlikti ve Dalglish'in bu kilidi açabilecek tek adamı 65 dakika kulübede unutması Tottenham'ın işini kolaylaştırdı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder