12 Şubat 2012 Pazar

Zincirleme Dalglish Kazası


Suarez ile Evra arasında ne yaşandığını biliyorum diyen varsa yalan söylüyor. İki oyuncunun arasında, maç içerisindeki bir laf alışverişinde ne söylendiği, ne kastedildiği, ırkçılık yapılıp yapılmadığını bu iki adamdan başka hiç kimse bilmiyor. Bilinen tek şey, Suarez'in kullandığı kelimenin Batı medeniyetinde "tabu" olduğu. Federasyon buna dayanarak Suarez'e ceza verdi ve buna rağmen, olayın tarafları ve medya bir türlü bu konuyu kapatamadı.

Suarez, belli ki tedaviye ihtiyacı olan bir arkadaşımız. Kulak ısırmalar, laf dalaşları, 8 maç ceza alıp sahalara dönmesini takip eden 4. dakikada Parker'a attığı tekme.. İyi futbolcu olabilir ancak her tarafından problem akıyor kendisinin. Dalglish ve Liverpool yönetimi, Suarez'i kulağını çekmek yerine, onu her ortamda savunmaya kalkarak bu krizi tek kelimeyle utanç verici bir acemilikle yönetti. Dün gelinen noktada, Liverpool'un Suarez'i kontrol altına alamayışının katkısı büyüktü. Fergie, bundan bir kaç ay önce, nasıl Rooney'i 3-4 maç kenarda oturtup olası bir krizi önlediyse, Dalglish de dün Suarez'i kulübede başlatarak, oyuncusunu koruyabilirdi. Hafta içinde, Kenny, Suarez'e Evra'nın elini sıkmasını söylediğini açıklamıştı. Dün, kulübün bu talimatına aykırı hareket eden Suarez'e geç kalmış cezayı Liverpool yönetimi kesecek mi merak ediyorum. Dalglish maçtan sonra hala "Görmedim" diyordu ama umarım bir an önce silkinip kendine gelir.

Olayın diğer tarafındaki Evra ise ayrı bir karaktersiz. Kendisinin ciğeri beş para etmez bir adam olduğunu milli takımında çevirdiği entrikalardan biliyoruz. İlk yarı sonunda Suarez'e hallenmesiyle ve maç sonunda yaptığı gereksiz provakasyonla kendisi bunu bir kez daha bize kanıtladı. Evra'nın pis bir adam olması ona ırkçı saldırı yapılmasının özürü tabi ki olamaz. Ancak, onun da bu krizin büyümesinde katkısı olduğu kesin. Tüm bu olaylar yaşanmadan önce, çıkıp "Suarez hata yaptı ve cezasını çekti. Konu kapanmıştır" türünden bir açıklama yapsa, olay bu kadar büyümeyecekti. Dün efendi gibi davransa, büyüklük onda kalmış olacaktı. Ama dediğim gibi, Evra, küçük bir adam.



Bu arada, federasyonun, dün, Chelsea-QPR maçında yaptığı gibi el sıkışmayı iptal etmesi bütün bu dramanın önüne geçebilirdi. Onlar da, gerekli önlemi almaktan aciz kalarak dünkü olaylara davetiye çıkardılar. Bana göre, el sıkışma seromonisi tamamen gereksiz bir olay. Zoraki centilmenlikten kime ne hayır gelmiş anlayan beri gelsin. Kaldırsınlar bu saçmalığı, maç sonunda, isteyen istediğinin elini sıksın.

Saha dışındaki olaylar gibi, saha içerisinde oynanan futbola da, Dalglish ve Liverpool'un yaptığı hatalar zinciri damgasını vurdu. Kenny, sahaya Henderson, Downing, Kuyt ve Spearing gibi 4 tane hiç bir şey üretmeyen adamla çıkınca, ilk 60 dakika boyunca Liverpool'u kendi sahasına esir etmiş oldu. Liverpool için son haftalarda olumlu işlere imza atan Bellamy-Carroll ikilisi ve Premier Lig'in en iyi kontra atak başlatan adamlarından birisi olan Charlie Adam'ın kenarda olması, ortaya inanılmaz negatif bir Liverpool çıkardı. Belki Dalglish'in planı, daha mücadeleci adamları orta sahaya doldurarak rakibi bozmaktı. Ancak Spearing, Henderson gibi Championship kalitesindeki adamların, United orta sahasını bozmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmedi. Bu negatif anlayışın geriye yasladığı Liverpool'un tek hücum planı, Glen Johnson'un ileri çıkışları idi ve ilk 70 dakikadaki tek pozisyonları da buradan geldi.

United cephesine baktığımız zaman, normalde oyunu kanatlara yaymayı seven Ferguson'un, orta sahanın ortasını kontrol etmeye dayalı asimetrik bir dizilişle sahaya çıktığını gördük. Carrick, Giggs, Scholes ve Rooney birbirlerine çok yakın oynayarak pas yüzdelerini yüksek tuttular ve bunun sonucunda United oyunu istediği gibi kontrol etti. Manu, sağda Valencia üzerinden ve Rooney'in peşinden giden Spearing'in boşalttığı alanlardan gol aradı ve ilk yarıda golü bulmalarını engelleyen Liverpool'un iki stoperinin iyi oyunu oldu. İstikrarlı United oyunu, ikinci yarının başlamasıyla beraber karşılığını aldı. Henderson ve Spearing'in yaptığı hataların sonucu Rooney 2 kolay gol buldu ve 3.'ye de çok yaklaştı.

İlk yarıda adeta dökülen Spearing, Henderson ve Downing üçlüsünden bir tanesini bile değiştirmeden ikinci yarıya başlayan Dalglish, Liverpool'un çöküşüne davetiye çıkarmış oldu. 60'dan sonra gelen değişikliklerle, Liverpool biraz canlanır gibi oldu ancak United son 5 dakikaya kadar sakin oyununu korudu.

Bazen, Ferguson'u biraz fazla övdüğümü söyleyenler oluyor ancak yaş ortalaması 35,5 olan orta saha üçlüsüyle, Dalglish, Wenger ve AVB'nin takımlarını sırasıyla sahada silişini izledikten sonra daha ne diyeyim bilemiyorum. Fergie, rakibi olan 3 hocayı da resmen ateşe attı bu sezon. Dalglish ise transferde yaptığı büyük hatalara, sezon başından beri disiplin ve taktiksel cephelerde yaptığı hataları eklemeye devam ediyor. Aynı Wenger gibi, onun da kredisinin ne zaman dolacağını merakla bekliyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder