18 Şubat 2012 Cumartesi

Villas Boas ile Yerin Merkezine Seyahat

Arsenal, oynadığı maçların 3'te 1'ini kaybettiği bir sezonda, hala Şampiyonlar Ligi'ne gitmekten bahsedebiliyorsa, bunu Andre Villas Boas - Kenny Dalglish ikilisine borçlu. Belki Chelsea ve Liverpool'un gidişatlarından sadece hocalarını sorumlu tutmam biraz ağır olacak. Her iki takımın da problemlerinin hocanın yaptığı hatalardan ibaret olmadığını biliyoruz. Özellikle AVB'nin omuzlarında, genç bir hocanın kaldırabileceğinden çok daha fazla bir yük olduğu ortada. İngiliz spor medyası, Villas Boas'ın bu yükü daha ne kadar taşıyabileceği sorusunun cevabını merakla beklerken, bir yanda da yüzlerce senaryo yazmaktan geri kalmıyor. Biz de trende uyalım ve fazla spekülasyona girmeden durumu değerlendirelim o zaman.

Son 2 haftada, Abramoviç sürekli olarak Chelsea'nin antremanlarında boy gösterdi. Kimilerine göre bunun sebebi hocaya ultimatomdu, kimilerine göre oyunculara gözdağı vermek istemesiydi. Kesin olarak bildiğimiz bir şey varsa, o da Abramoviç'in Everton yenilgisinden sonraki Cobham ziyareti ateşli olduğuydu. Chelsea'nin hiçbir varlık gösteremediği maçtan sonra Rus iş adamının hoca ve oyuncularla yaptığı toplantıda karşılıklı suçlamalar patlak vermiş, bir grup oyuncu ile AVB arasındaki gerginlik kabak gibi ortaya çıkmıştı. O gün yaşananların sadece bir dedikodudan ibaret olmadığı, Villas Boas'ın geçen gün yaptığı basın toplantısında verdiği cevaplardan sonra ortaya çıktı. Bu konudaki sorulardan birine, "Oyuncular benim projeme arka çıkmak zorunda değil. Benim projeme takımın patronu inanıyor. Bir grup oyuncunun inanmaması önemli değil", diye cevap verdi. Bana göre bu açıklama, Chelsea'nin hali hazırdaki kadrosunun neden berbat futbol oynadığı sorusunun cevabıydı. Takımın değişime ihtiyacı olduğu aşikardı, ancak acaba AVB, şimdiki oyuncularıyla köprüleri biraz erken mi yakmıştı? 

Chelsea kadrosu bana bir cezaevi koğuşunu andırıyor. Zamanının hapishane müdürü Mourinho, takımdaki disiplini gardiyanlara haddiden fazla güç vererek sağladı ve onun ayrılmasından sonra bu gücü kimse bu adamlardan geri alamadı. Terry, Lampard, Drogba, Cole ve Malouda bu takımın sahadaki patronları ve Mourinho'dan sonra gelen bütün hocaların kaderlerinin belirlenmesinde bu adamların az ya da çok etkisi oldu. Artık bu ağaların en genci 31 yaşına geldi ve Chelsea'nin deri değiştirme vakti geldi de geçiyor bile. 

Tolkien'in, kendisini "kaçış edebiyatı" yapmakla suçlayan çağdaşlarına ettiği meşhur bir lafı vardır: "Kaçış ihtimali en çok gardiyanları endişelendirir", der üstad. Chelsea'deki mesele de bu kadar basit aslında. Yukarda bahsettiğim 5 oyuncu haftada 1 milyon pounda yakın bir ücreti aralarında paylaşıyorlar ve AVB ve onun temsil ettiği değişime tabii ki direnecekler. Villas Boas'tan çok daha tecrübeli teknik adamların bile kontrol etmekte zorlandığı bu grubun, kolay kolay pes etmeyeceği aşikar. Bu iktidar mücadelesini Chelsea açısından daha zor yapan bir faktör ise AVB'nin tecrübesizliği. Chelsea taraftarı değişime hazır, ancak bunu yapacak adamın Villas Boas olup olmadığı konusunda emin olduklarını zannetmiyorum. 

Bana göre Chelsea'nin değişimini yönetecek adam olarak Villas Boas'ın seçilmiş olması, her iki taraf açısından da büyük bir hata. Böyle bir projenin sorumluluğunu alacak adamın, Avrupa futboluna kendini kanıtlamış bir hoca olması gerektiği aşikar. Zaten AVB'nin son açıklamaları da aslında kendisinin ne kadar acemi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. "Bana takımın sahibi güvense yeter" gibi bir yaklaşım, acemice olduğu kadar safça da. Bu lafı ederek AVB, kendisini sevmeyen gruba mesaj yolladığını zannediyor, ancak takımdaki genç oyuncular da bunu bir kenara not ediyordur. Operasyon yapılıp gardiyanlar ayıklandıktan sonra da Chelsea ayağa kalkamazsa, bu sefer Villas Boas'ın medyanın önüne atacağı adamlar bugünün genç oyuncuları olacak. Çok büyük bir titizlikle yönetilmesi gereken bu geçiş döneminde takım, Villas Boas'ın dangalaklıklarını kaldıramayacak kadar kırılgan temeller üzerinde duruyor. Bana göre Chelsea'nin bol yıldızlı generallerinin üzerini çizecek adamın CV'sinde "Porto ile UEFA Kupası aldım" dan çok daha fazlası yazması gerekiyor. 

Villas Boas'ın işi zaten zordu, ancak Mourinho'nun İngiltere'ye dönmek için bavul hazırlama başlamasıyla bu zorluk bir üst seviyeye taşındı. Chelsea taraftarı ve oyuncuları, Mourinho ihtimalini duyar duymaz AVB'nin kim olduğunu bile unuttu. Geçen hafa Porto başkanı Pinto da Costa, "Chelsea'li oyuncular Mourinho ile mesajlaşıyor ve Abramovich de bunu biliyor" diye bir açıklama yaptı ki, bu bana pek süpriz gelmiyor. Mourinho'nun, kendisinden sonra Inter'in başına geçen Benitez'in altını oymak için benzer mesajları Inter'deki fedailerine de yolladığını biliyoruz. Villas Boas, oturduğu tahtta kalabilmek için binbir türlü Bizans entrikasıyla baş etmek zorunda ve ben bunu nasıl yapması gerektiği konusunda en ufak bir fikri olduğunu zannetmiyorum. 

Chelsea, her hocanın kabusu olacak bir yapıya sahip bir kulüp. Tepede kontrol manyağı bir para babası, sahada şımarık gardiyanlar, tribünde sabırsız taraftar, dışarıda vahşi Londra medyası... Hani dünya futbolunda daha zor bir meslek var mıdır bilmiyorum. Villas Boas'ın bu kadar yükün altında ezildiği her söyleminden, her hareketinden ve hatta yüz ifadesinden bile anlaşılıyor. Takımdaki çakallar bu korkunun kokusunu alıyorlar ve bir hocayı daha yemenin planlarını yapıyorlar. AVB de acemice davranıp, kendisini onlara yem ediyor. Bu duruma bir çözüm bulabilecek tek adam olan Abramoviç, Mourinho dahil olmak üzere işe aldığı bütün hocalar ile ters düşmüş bir arkadaşımız. Gerçekten de AVB'nin arkasında durup radikal bir operasyona gider mi, bunu kimse kestiremiyor. Taraftar, AVB'yi kabul etmiş değil, takımın kötü gidişatı da bu süreci baltalıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Mourinho'nun dedikodusu bile AVB'nin otoritesini sarsmaya yetiyor. Böylesine karışık bir ortamda temeli atılmış bir proje sonuca ulaşır mı, bana göre biraz zor. Gardiyanlar kurban istiyor ve AVB bu akşam bile kovulabilir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder