26 Şubat 2012 Pazar

Şaşırt Bizi.. ve Onları


Bu akşam Arsenal, bu sezon 354'üncü kere "Sezonu kurtarma" maçına çıkıyor. Takım United'tan 8 yediğinden beri neredeyse her maç öncesi aynı şeyler yazıldı. "Arsenal'in bu sezonu felaketle bitirmemesi için bu maçı kazanması lazım", "Arsenal'in son şansı", "Ya galibiyet ya da 4.'lük gitti". Belki bundan öncekiler biraz fazla prematüre idi ancak bugünkü Tottenham maçının tam bir final havasına büründüğü çok açık.

Yukarıdaki video 2003-2004 sezonundan. Arsenal, lig şampiyonluğunu garantilemesi için 1 puanın yeterli olduğu maçta, White Hart Lane'e konuk oluyor ve 2-2'lik sonuçtan sonra şampiyonluğunu ezeli rakibinin evinde ilan ediyor. Kadroda Henry, Pires, Bergkamp ve Viera var. Bugün sahaya çıkacak takımlardan hangisi, o günlerin Arsenal'ine daha çok benziyor bunu sizin takdirinize bırakıyorum. RvP, Gervinho, Ox, Arteta, Ramsey, Song mu; yoksa Adebayor, Modric, Bale, Lennon, Van Der Vaart ve Parker mı?

Bugün sahaya çıkacak Arsenal takımından ne beklesem pek emin değilim aslında. Tek isteğim, Wenger'in temcit pilavı gibi tekrar tekrar ısıtıp önümüze koyduğu oyun anlayılışı, taktik, diziliş ve oyuncu değişikliklerini sahaya sürüp, bu sefer her şeyin farklı olacağını umma yoluna gitmemesi.

Wenger, hiçbir zaman Mourinho, Fergie, Van Gaal gibi pragmatik bir taktisyen olmadı. Onu başarıya götüren yol, mikro taktiklerden daha çok makro düzeydeki oyun felsefesiydi. Invincibles döneminin Arsenal'i, bugünkü Barcelona gibi, rakip kim olursa olsun kendi oyununu oynayan bir takımdı. Wenger, o dönemde rakibin ne yapacağına pek kafa yormadı çünkü elindeki takım sahaya çıkıp kendi oyununu oynadığı her maçı kazanacak kaliteye sahipti.

Gel gelelim, o günden bu güne köprünün altından çok sular aktı. Arsenal'in elinde artık Invincibles kadrosu yok. Ama Wenger, hala o günlerin nostaljisiyle yaşıyor. Arsenal maç öncesi rakibi analiz etmiyor, her maça göre dizilişinde ufak oynamalara gitmiyor, karşı takımdaki tehlikeli adamlara özel önlem alınmıyor. Wenger, hala kendi oyununu oynamanın, ona galibiyet getirmeye yeteceğini sanıyor.

Bu düşünce yapısının yanlışlığı, Arsenal'i özellikle büyük maçlarda vuruyor. Eğer Milan karşısındaki Arsenal'i tekrar izlerseniz, takımın ne kadar çaresizce sahaya çıkarıldığını anlarsınız. Belli ki Wenger, ne Ibrahimoviç tehlikesine önlem almış, ne de Milan'ın beklerinin zayıflığının farkında. Hücumda ve savunmada direktifsiz, lidersiz ve ne yapacağından emin olmayan bir Arsenal takımı var.

Geçen hafta Bergkamp'ın bir röportajını okuyordum. O da Arsenal'in en büyük iki probleminin, öngörülebilirliği ve pas yapmayı bir amaç zannetmesinin olduğunu söylüyordu. Ona göre, Wenger'in takımı sonuca gitmek için değil, topu ayağında tutmak için sahaya çıkıyordu. Arsenal'in neredeyse bütün maçları daha yüksek topla oynama oranıyla oynamasının sebebi de buydu. Eğer Milan ve Sunderland maçlarına bakarsanız, her iki maçta da Arsenal'in %60'a yakın topla oynadığını görürsünüz. Bu 180 dakikanın skoru ise 6-0'lık Arsenal mağlubiyeti.

Bu akşam sahada başka bir Arsenal görmek istiyorum artık. Son iki maçında 6 gol yemiş dizilişin, Premier Lig'in en tehlikeli hücumuna karşı intihar etmek için sahaya sürülmesini istemiyorum. Wenger, iyi ya da kötü, bu maça bir takım değişiklikleri yaparak çıkmak zorunda. Mesela Chamakh diye bir adam var kenarda, son 1,5 sene resmen çürüdü. Koyalım onu RvP'nin yanına, dönelim klasik 4-4-2'ye. Ezber bozalım; rakibi biraz şaşırtalım.

Man Utd maçında Fergie, Carrick-Giggs-Rooney üçlüsüyle, Milan ise Allegri, Prince-Ibra-Van Bommel üçlüsüyle Arsenal'in DM bölgesini resmen çökertti. Wenger'in, Song'u maceradan maceraya koşturma ısrarı sağolsun, bu maçlarda Arsenal'in göbek savunmasının yerinde yeller esiyordu. Bugünkü maçta da aynı savunma, Modric-VdV ve Parker üçlüsüne karşı oynayacak. Peki Wenger, aynı şeyin tekrar yaşanmaması için bir önlem alacak mı? Coquelin ve Song'un beraber sahaya çıktığı bir 4-2-3-1 mesela?

Aslında sahaya çıkan taktiğin ne olduğu pek umrumda değil. Yeter ki Wenger, farklı bir pilav koysun önümüze. Redknapp'ın öngöremeyeceği bir takım çıksın sahaya ve onu da düzenini bozup hamle yapmaya zorlasın Arsenal. Eğer bu değişiklikler başarılı olursa, yarın "Wenger'in hamlesi kazandı" diye yazalım. Yok sonuç hüsran olursa "Denedi ama olmadı" diyebilelim. Artık takımdan galibiyet, başarı, kupa gibi beklentilerim kalmadı; tek beklentim bir takım çözümlerin denendiğini görmek. Tek isteğim, yarınki yazıya, Einstein'ın o meşhur lafıyla başlamak zorunda kalmamak.

3 yorum:

  1. hey gidi günler hey.. bugün londra derbisi motivasyonu ve walcott un son vuruşlarının tutması(senede 4-5 maçta tutuyor o şutlar:)) galibiyeti getirdi.bu sene büyük maçlarda ortaya çıkan flaş sonuçlara bir yenisini ekledik :) ilk 4 e girmemiz lehimize mi olacak aleyhemize mi olacak bilmiyoruzki...Yinede her halükarda tottenham ı yenmek güzeldir,helede bu mağlubiyet onları şampiyonluk yarışının dışına itiyorsa.Adebayor bok yesin :)

    YanıtlaSil
  2. maçın başında ox ve gervinho yu kenarda tuttuğu için wenger e baya sövmüştüm ama benayoun u beğendim bugün. şu kadroyla ilk 4 e giriyorsak hoca performans olarak başarısız değildir bence(tabi chelsea ve liverpool un ikramlarıda bunda etkili). Wenger in gitmesini gerektiren eldeki kadroyla aldığı puan miktarı oranı değil zaten.saha dışında transferde alınan saçma sapan kararlar

    YanıtlaSil
  3. rosicky nin gol atması da sevindiriciydi bugün.arsenal için son kullanma tarihi geçmiş bir oyuncu olsada bu sezon gösterdiği çaba ve 2008 e kadar olan performansı nedeniyle gol atması ayrı hoşuma gitti küçük mozart ın :)

    YanıtlaSil