20 Şubat 2012 Pazartesi

Sahip Değil, Lider Lazım

Bu sayfalarda sabah akşam Arsene Wenger'e vuruyorum. Belli bir yerden sonra belki hepinize gına getirdim.  Şu an gelinen noktadan Wenger'i sorumlu tutmak pek de yanlış değil. Çünkü, Dein, Arsenal'i terkettiğinden beri takım ile ilgili kararların tamamından sorumlu olan kişi kendisi. Eğer bugün Wenger'in kovulmasını istiyorsam, bunun sebebi kulübün içerisinde bulunduğu genel durumdan sadece onun sorumlu oluşu da değil. Wenger, takımın kurulması ve oynatılmasıyla ilgili o kadar çok yanlış yaptı ki, saha dışındaki olayları tamamen göz ardı etsek bile kendisini kurtarmamız zor. Ama Arsenal'in problemleri sadece Wenger'in yanlışlarından ibaret değil. Camia, bu zor günlerinde bir liderin yokluğunu fazlasıyla hissediyor.

Peki, Arsenal'in lideri kim?

Arsenal'in bir lideri yok ama bir sahibi var. Kendisi, 10,000km uzaktaki sarayında, kırmızı şarabını yudumlayıp amerikan futbolu izleyen bir arkadaş.

Stan Kroenke, daha önemli bir işi yoksa, ayda 1 kere Londra'ya gelip kulübün hesaplarına bakıp geri dönüyor. Kulübün ticari kanadını kuklası Gazidis'e, futbolla ilgili bütün herşeyi de Wenger'in sırtına yüklemiş durumda. Arsenal ile ilgili harcadığı mesai, hisse senedi başına düşen kar oranlarını hesaplayıp, cüzdanını sıvazlamaktan ibaret. "Ulan burada bir Emirates diye bir yer varmış" diye merak edip stada uğradığı günlerin sayısı bu sezon 2 maçtan ibaret.

Stan Kroenke, bir Arsenal taraftarı değil. Onun için Arsenal, zengin portfolyosundaki bir başka şirket. Kulüp, utanç verici sonuçlara imza attığında, senin benim gibi üzülmüyor. Onun için lig şampiyonluğunun anlamı "40 milyon pound", Şampiyonlar Ligi'nin ki "50 milyon".

Kroenke, Arsenal'in hisselerini ilk almaya başladığında, aslında kulübün büyük ortağı olmak gibi bir planı yoktu. Hatta 2007'deki bir röportajında, United ve Liverpool'un Amerikalılardan çektiklerini gören Peter Hill-Wood, "Kroenke gibilere burada yer yok." diyecek kadar ileri gitmişti. Kroenke'yi 3 sene içerisinde kulübün büyük ortağı haline getiren, Arsenal'in "seyirci çeken" bir kulüp olmasıydı. İlginç bir şekilde, Arsenal kupa kazanamamasına rağmen, Premier Lig'in en pahalı biletlerini satıyordu ve kombineler daha halka arz edilmeden kulübün üyeleri tarafından tüketiliyordu. Emirates açıldığından beri, Arsenal yoldan geçen vatandaşa kombine satmak zorunda kalmamıştı.  Arsenal yönetimi, bilet konusunda o kadar rahattı ki, tamamen hayal kırıklığı içerisinde geçen 2010-11 sezonunun sonunda, bilet fiyatlarına %6,5 zam yapacak cüreti bile gösterebiliyordu. Hatta daha da ileri gidip, zamlı biletleri alan taraftarla dalga geçercesine 2 süper yıldızını elinden kaçırıyordu.

Bu sezon, Arsenal'in, taraftarına Premier Lig'in en pahalı biletini satıp Swansea City kadar bile futbol izletemiyor olması Kroenke için şimdilik bir sorun oluşturmuyor. Onun tek derdi bütün biletlerin satılmış olması. Bütün biletler satıldığı halde her maç Emirates'te 10000 boş koltuk olması da problem değil. İnsanlar, parasını ödedikleri halde stadyuma uğramaz hale geldi ama bu durum, Arsenal'in mali tablolarına yansımıyor. Ne zaman, kombinelerin tamamı satılamayacağı noktaya geleceğiz, Stan efendi o zaman durumun farkına varacak. Ne zaman, kulüp, Emirates'teki her maçtan 2,5 milyon pound kaldırmayı bırakacak, Kroenke o zaman bir sorun olduğunu anlayacak.

Kroenke, bir futbol yöneticisi değil. Sahada yapılan yanlışları görebilecek kapasitesi yok. Taktiksel analizi bıraktım, bu takımın geri dörtlüsünü say desek sayamaz. Kroenke'nin, Wenger olmadan bu kulübün nasıl yönetileceğine dair hiç bir fikri yok. Bugün Wenger istifa etse, acaba Kroenke'nin kafasında ne yapılacağına dair bir plan var mı? Hangi tip bir hocayla devam edilecek, operasyon bütçesi ne olacak, kriz halinin aşılması için ne yapılacak ve bu durumun tekrar etmemesi için hangi önlemler alınacak?  Yavaş yavaş depresyona sürüklenen kulüp, yarın gerçekten böylesine bir krizin içerisine yuvarlanırsa, Kroenke Arsenal'i yerden kaldırmak için elini cebine atar mı dersiniz? Hiç zannetmiyorum.

Peki Kroenke'nin, bu kulübün iç işleriyle hiç alakasının olmadığı bir ortamda, Arsenal'i yöneten adam kim? Kulübün CEO'su Ivan Gazidis; yani futboldan zerre anlamayan bir başka adam. Futbol yöneticisinden daha çok, bir politikacıyı andıran, Wenger, Milan ve Sunderland'in elinde can çekişirken, Meksika'ya bir arkadaşının düğününe gidecek kadar Arsenal ile alakasız bir arkadaşımız. Gazidis'in kariyerinde futbolla biraz alakalı tek başarısı, MLS'in patronu iken, ligin ticari kanadının gelişmesine katkıda bulunması. Zaten kendisinin Arsenal'in başına getirilmesinin nedeni, kulübün sahada belli bir başarıyı yakalamış olması ve ticari gelirlerin aynı oranda gelişmiyor olmasıydı. Ancak, bugün, Arsenal'in sahadaki istikrarı mazide kalmış bir masal halini almışken, Gazidis'in bu iş için doğru adam olmaktan çıktığı çok açık. David Dein gibi, nefes aldığı her dakika Arsenal'i düşünen ve Arsene Wenger'e her attığı adımda yardımcı olan bir adamın boşalttığı koltuğa, bir pazarlamacıyı oturtursanız, bu kulüp tabi ki yolunu kaybeder.

Genelde kulüp satın alan iş adamları, taraftarda bir güven oluşturmak için, işe ellerini ceplerine atarak başlarlar. Abramoviç'i, Mansour'u geçtim, benzer bir şirket tarafından satın alınan Liverpool'a bakın. Yeni sahipler, kapıdan girmelerini takip eden 2 yılda tam 136 milyon poundu dış transfere harcadılar. Belki Torres ve Macherano'dan iyi para gelmiş olabilir ancak yine de gelen paranın tamamını ve fazlasını tekrar takıma harcamaları, taraftara "biz başarı istiyoruz" mesajı vermiş durumda. Üstelik, bunu yapabilen Liverpool, 2 sene önce kayyum kontrolüne girmekten kılpayı kurtulmuş bir kulüp. Arsenal gibi, Premier Lig'in en karlı takımı değil. Peki Kroenke Arsenal'i aldıktan sonra ne yaptı? "Kulübün kendi kendine yeten modelini koruyacağız" diye açıklama yapmakla yetindi. Para harcamayı geçtim, Kroenke bu takımın sahibi olduğunu bile bize hissettirmekten aciz. Arsenal, 2 senedir kriz üstüne kriz atlatırken, Kroenke, Wenger'i tamamen yalnız bıraktı. Oturduğu sarayından, bir tarafını kaldırıp gelip bir basın toplantısı yapsa, "Arsenal taraftarı merak etmesin. Bir takım sorunların farkındayız ve bunların çözümü için gerekli adımları atacağız" dese ya mesela. Kroenke, bunu yapamıyor çünkü bunu yapmak demek, yarın elini cebine atması gerekeceği anlamına geliyor. Bunun yerine, kuklası Gazidis'in politik açıklamaları ile bizi oyalıyor. 

Kısacası, Kroenke, Wenger'in bir şekilde yakaladığı istikrarın ve taraftarın bu takıma olan sadakatinin nimetlerinden yararlanmak için bu kulübü satın aldı ve Gazidis de, istikrar ve sadakatın hiç bitmeyeceği öngörülerek bu takımın başına getirildi. Arsenal, bugünlerde son 15 yılın en büyük krizini yaşıyor ve bu iki kafadarın alışkın olduğu istikrar ortamı çoktan sona ermiş durumda. Gazidis ve Kroenke hala panik butonuna basmadı çünkü Arsenal'in finansal tabloları hala sağlıklı. Fabregas ve Nasri'nin satışları sağolsun, bu sene kulüp yine £50m kar açıklayacak. Ancak, sezon bitip de takım ilk 4'ün dışında kalırsa, asıl tehlike o zaman baş gösterecek. Kulüp kar etmemeye başladığı anda Kroenke amcam paniğe kapılacak. Üstelik, bütün sorumlulukları sırtlamış olan Wenger'in de kontartının sonuna gelinecek. 2013 sonrası, Kroenke ve Gazidis için tam anlamıyla keşfedilmemiş sular halini alacak. 

Kroenke, geçen sene, kulübün hisselerinin %65'ini satın alıp "büyük ortak" halini aldığında, o zaman %27'lik hissesi olan Usmanov'a da teklif yaptı. Usmanov'un buna cevabı, "Satmayı düşünmüyorum çünkü Arsenal'in bana ihtiyacı var" oldu. İlginç bir şekilde, o günden bu güne Kroenke'nin hisseleri aynı seviyede kalırken, Usmanov geçen hafta aldığı hisselerle birlikte, kulübün %30'una sahip duruma geldi. Premier Lig kurallarına göre, %30 hisse sahibi olan ortak, kulübün bütün finansal verilerine erişme hakkını elde ediyor. Yani artık Usmanov, kulübün bütçesini, nereye ne kadar para harcandığını biliyor. Bu noktada, tek eksiği, yönetim kurulunda bir sandalye. 

Kulübün 3'te 1'ine sahip adama sandalye vermemek, Peter Hill-Wood ve yönetim kurulunun skandal bir kararı. Hill-Wood, tam 30 yıldır bu kulübün yönetiminde ve tam anlamıyla "dinazor" kafalı bir adam. Kendisinin, Usmanov'a geçit vermeme çabalarının sebebi, Özbek iş adamının Arsenal'i satın aldığı anda kendisini kovacağını bilmesi. Hill-Wood'un tek düşündüğü, kendi ve kendisi gibi dinazor bir grup yöneticinin çıkarları ve Arsenal'deki dinazor statükosunun korunması. Kroenke'ye de ilk zamanlarda "Burada onun gibilerine yer yok!" diye çıkışmış olması da aynı sebeptendi. Kroenke, onu ellemedi; Hill-Wood da şimdi onun baş destekçisi oldu. Kroenke ve onun kuklaları Gazidis ve Hill-Wood ne kadar direnirse dirensin, kaçınılmaz sona doğru ilerliyoruz. 

Bana göre, Kroenke'nin Arsenal'i kurtarmak gibi bir planı yok. Amerikalı, sular akarken küpünü doldurabildiği kadar dolduracak ve deniz bittiği yerde kulübü Usmanov'a satacak. Usmanov'un son teklifi hisse başına £14000 civarındaydı ki, Kroenke'nin kulübü $11750'den aldığını düşünürsek, yarın bu satış gerçekleşse, Amerikalı %20'ye yakın kar etmiş olacak. Kroenke'nin bu kafa yapısının farkında olan camiada, Usmanov'u kurtarıcı olarak görenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Eğer, yarın Usmanov, yönetim kurulunda bir sandalye alırsa, büyük ihtimal oraya David Dein'i oturtacak ve o noktadan sonra, domino taşları devrilmeye başlayacak. Hill-Wood, Gazidis ve Kroenke... Burada Usmanov şakşakçılığı yapmak istemiyorum, ancak kendisinin kaynaklarıyla desteklenmiş ve Dein'in yönetimi altındaki bir Arsenal'in, Premier Lig'i tekrar avucuna alacağına olan inancım tam. 

Tüm bunları yazarken, Wenger'in bugün gelinen noktadaki sorumluluğunu unuttuğumu zannetmeyin. Kroenke, bu kulübün 1 senedir sahibi, Wenger ise bu takımın 15 yıllık hocası. Arsene Wenger, son 3 yılda saha içerisinde ve transferde o kadar büyük hatalar yaptı ki, taraftarın onu tamamen affetmesi bu saatten sonra pek mümkün değil. Öte yandan, onun bu hataları yapmasına göz yuman da, basiretsiz Arsenal yönetimi. Kroenke ve Gazidis ikilisi Wenger'e yardım etmek istemiyor, zaten isteselerde bunu nasıl yapacaklarına dair hiç bir fikirleri yok. Kulüp bir kısır döngünün içerisine girmiş durumda ve futbol sahasındaki sonuçlar kötü gitmeye devam ederse zurna bir yerde zırt diyecek. O güne kadar, ben her gün Wenger'i istifaya davet etmeye devam edeceğim izninizle. 

Usmanov ve kulübün yakın geçmişi hakkında daha detaylı yazılar için aşağıdan buyurun;
Dark Side
Yakın Tarih

5 yorum:

  1. http://www.arsenal.com/the-club/corporate-info/the-arsenal-board


    buradaki dağılımda göre %3'lük hisse kimin yazılmamış.

    peki usmanov %30'u tamamladığında neler yapabilir?

    wenger usmanov varsa ben yokum diyordu yıllar önce.bu ikili yan yana gelebilir mi?

    david dein arsenal'e gelmesi için usmanov'un patron olması yeterli mi?

    david dein'le wenger arasında problem olduğundan dolayı mı ayrıldı?

    hocam sana zahmet şu soruları cevaplarsan,ilerisi için yorum yapabiliriz.

    YanıtlaSil
  2. ozy bu siteyi devamlı takip eden biri olarak ben cevaplayayım bir sorunu yüzde 3 lük hisse yanılmıyorsam glasgow rangers a ait. Evet ciddiyim herhangi bir şaka yapmıyorum şu verdiğim linke bir bak: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_English_football_club_owners

    bunun sebebini ben de merak ediyorum rangers hangi ara bizim hisselerimizi aldı bilmiyorum.

    Benim sormak istediğim başka bir şey var: Usmanovun hissesi yüzde 29.95 miydi neydi yapılan son iki hisse satışı ona mı ait, yani gerçekten usmanov mu aldı o hisseleri? Basında hisseleri alanın ismi gizli diyordu o yüzden sordum. Usmanov'un gerçekten bu takımın sahibi olmasını istiyorum şu an.

    YanıtlaSil
  3. rangers'in elinde tuttuğu hisse oranı yüzde üç değil, binde üç..

    onları da yakında kaybedecekler nitekim kayyum altına gitti koca kulüp..

    YanıtlaSil
  4. Rangers hisselerini kaybetti -ya da sattı- diye okudum The Sun'da geçenlerde. O değil de, Arsene kovulsa kim geçecek Arsenal'in başına? Yılda 10-15 milyon pound transfer bütçesiyle hangi deha! takımı ilk dörtte tutacak? ''The Chosen One'' mı, Benitez mi, Ancelotti mi? Efsane denen Alex Ferguson'un her yıl harcayacak en az 50 milyon poundu ve Howard Webb gibi dangalaklar olmasaydı ne olurdu merak ediyorum. Djourou, Bendtner, Diaby gibi adamlarla ne başarırdı...

    Acaba takımdaki yıldızları Arsene mi sattı yoksa kendileri mi defolup gitmek istediler? Arsenal'in en çok kazanan oyuncusu RVP'nin haftalık maaşı 70-80.000 pound civarında. Nasri gibi overrated bir oyuncu City'de 140.000 civarında kazanıyor. Sonra Arsene yıldızları satmış oluyor. Bırakın bunları.

    Bir de Fabregas'tan önceki Barcelona ile Fabregas'tan sonraki Barcelona'yı bi karşılaştırın bakalım. Hangi takım daha iyiydi? Maymun iştahlılıklarının cezasını çekiyor olmasınlar şu sıralar; zira Real Madrid hatırladığım kadarıyla 10 puan önlerinde.

    Arsenal kovulsa ne olur acaba? Ben söyleyeyim: Barcelona, Real Madrid, PSG ve hatta Manchester City sıraya girerler.

    O değil de, şu linke bir bak bakalım önce, sonra kov Arsene'i.

    http://soccerdelirium.com/2010/04/28/net-spend-of-each-premier-league-club/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Arsenal kovulsa ne olur acaba?'' Arsenal değil Arsene olacak.

      Sil