16 Şubat 2012 Perşembe

Daha Ne Kadar Aşağılanmamız Gerekiyor?


Şampiyonlar Ligi turnusol kağıdı gibi. Kendi liginizdeki durumunuz ne olursa olsun, futbolunuzun gerçek kalitesini ölçmek istiyorsanız, Şampiyonlar Ligi’ndeki performansınıza bakacaksınız. 2000’lerin ilk on yılında “İngiliz takımı olmak”, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale isim yazdırmak için yeterliydi. Çünkü İngiliz futbolu altın dönemini yaşıyordu ve Ada’nın 4 büyük takımı birden Şampiyonlar Ligi’nin üst turlarının gediklisi haline gelmişti. Arsenal de, bu dönemde ligde zorlanmasına rağmen, Şampiyonlar Ligi’nde finale, yarı finale kadar gitti ve karşısına sürekli Barcelona çıkmasa belki kupayı bile kaldırabilirdi. Aynı gazdan yararlanıp bunu başaran takım, ligde ilk 4’e girmekte zorlanan Liverpool  oldu.  Son 1-2 senedir, Premier Lig’in tepesindeki takımların kaybettikleri kanın sonuçları ise bugün ortaya çıkmaya başladı. Manchester temsilcileri çoktan elendi; Arsenal dünkü sonuçla turnuvaya veda etmiş oldu ve Chelsea’nin de çok uzun süre dayanacağını zannetmiyorum. Biz burada, aylardır Arsenal’in nasıl geriye gittiğini, nasıl sıradan bir takım haline geldiğini ve bu gidişatın bir an önce durdurulması gerektiğini yazıyoruz. Dünkü maç, bu durumun turnusol kağıdı tarafından da onaylanışıydı. Ligdeki içler acısı hal bazılarının durumun vehametini görmesine yetmiyordu. Belki dün akşamdan sonra Arsenal’in ne kadar zayıf bir takım olduğunu anlamışlardır.

İngiliz futbolunun zayıfladığından bahsettim ama zannedilmesin ki dünkü hüsranın sebebi buydu. Biliyorum, “Her şeyden Wenger’i sorumlu tutuyorsun” diyeceksiniz, ancak dün sahaya konan rezaletin mimarı ve baş sorumlusu maalesef Arsene Wenger. Wenger’in dün yaptığı milyonlarca hatanın hangi birinden başlasam bilmiyorum ama bir deneyelim bakalım.

Öncelikle, Wenger’in Ox’un yerine Rosicky’i tercih edişiyle başlayalım. Bir hoca, takımdaki en formda 2 oyuncusundan birisini neden 90 dakika sahada tutmak istemez ben bir türlü anlayamadım. Rakip, Milan gibi ağır oyunculardan oluşan bir takımken ve İtalyanları çözmenin tek yolunun oyunu geniş alana yaymak olduğu tüm dünya tarafından bilinirken, Arsene Wenger, neden sahaya Rosicky ile çıkar anlayan beri gelsin. Kağıt üzerinde Rosicky sol açık gibi gözüküyordu, ancak maç boyunca Çek oyuncuyu sol tarafta sadece 1 ya da 2 kere gördük. Rosicky ısrarla göbeğe doğru yanaştı ve Arsenal’in oyunu açmak için opsiyonlarını yarıya indirmiş oldu. Oynadığı her 4 maçın 3’ünü hiçbir olumlu hareket yapmadan bitirmeyi alışkanlık haline getiren Walcott’un da, Arsenal’in diğer kanattaki adamı olduğunu düşünürseniz, takımın neden kanatlardan hiçbir şey üretemediğini anlarsınız. Walcott ve Ox’u Sagna ve Gibbs ile destekleyip, Milan’ın yumuşak karnı olan beklerin üzerine salmak yerine, Wenger oyunu tamamen göbeğe sıkıştırıp Milan’ı en kuvvetli olduğu yerden delmeye çalıştı. Bu içler acısı hali gören Allegri de, galibiyetin kokusunu daha maçın başında aldı ve takımını her geçen dakika daha da cesur oynattı. İkinci yarıya Walcott-Henry değişikliğiyle 4-4-2 ile başlayan Wenger, takımın tek açık adamını da kenara almış oldu ve Milan’a geride endişe edecek pek bir şey bırakmadı. Ox girene kadar hiçbir şey üretmeyen Arsenal, Ox girdikten sonra da Allegri’nin Ambrosini’yi Van Bommel’in yanına yollamasıyla yine kendini dar alanda sıkışmış buldu. Belli ki Wenger’in aksine, Allegri’nin bir savunma planı vardı. Arsenal, son 20 dakikada RvP ve Henry’nin kişisel çabalarıyla kaleye bir iki şut atmayı başardı, ancak oyunun hiçbir bölümünde rakibine üstünlük sağlayamadı.

Hücumda, aynı Sunderland maçında olduğu gibi hiçbir şey üretemeyen ve yine kaleyi bulan ilk şutunu 70. dakikada atan Arsenal, savunmada daha da içler acısı bir haldeydi. Ibrahimoviç, Arsenal’in iki stoperini maymun etti ve durumun sorumlusu yine Wenger’in tercihleriydi. Mesela dün Song’un savunmadaki görevi neydi, anlayan var mı? Milan’ın bütün hücumunun Boateng-Ibra ikilisi üzerinden olduğu çok bariz ortada. Bu organizasyonu baltalamak için Wenger, Song’u bu ikiliden birisine kilitlemeli, Ramsey ve Arteta’yı da diğerinin savunmasına dönüşümlü olarak yardım etmekle görevlendirmeliydi. Ancak Wenger dün sahaya, savunmada ne yapacaklarına dair hiçbir fikri olmayan bir takım çıkardı. Bana göre, bunun sebebi Wenger’in de nasıl savunma yapılacağına dair hiçbir fikri olmayışıydı. Milan, topu İbrahimoviç’e rahat rahat ulaştırdı ve ona ulaşan topların tamamı Arsenal kalesinde tehlikeye dönüştü. 4 golün 3’ünde Ibrahimovic’in direk katkısı vardı. Arsenal ne Zlatan'a ulaşan pas kanallarını kesmek için bir şey yaptı, ne de top ona geldikten sonra ona önlem aldı. Hani Wenger, Rosicky'i oynatarak takımın hücumunu daralttı ve hata yaptı diyelim. Aynı değişikliğin sonucu olarak, Arsenal'in savunmada da oyunu daraltması beklenebilirdi. Zaten dünkü yazıda, bayık bir oyun ortaya çıkar diye yazmamın sebebi de buydu. Ancak Arsenalli oyuncular savunma yapmaktan o kadar aciz ki, Milan'ın orta üçlüsünün ellerini kollarını sallayarak yanlarından geçmelerini hiçbir şekilde engelleyemediler. Belli ki bu takım, antremanlarda hiç savunma çalışmıyor ya da onlara savunmayı çalıştıracak kimse yok bu kulüpte. Wenger'e yıllardır bir savunma hocası getir diye yalvarılmasının sebebini umarım görmüşsünüzdür dün akşam.

Sabaha kadar anlatırım aslında. Sahada o kadar çok yanlış yapıldı ki. Tek tek ele alsam bütün oyuncular elimde kalır. Bu blogu açtıktan beri o kadar çok oyuncuya bireysel eleştiride bulundum ki, ister istemez "Ulan bunların hepsi mi kötü?" diye soruyorum kendi kendime. Wenger'in şuursuzluğu ve zayıflığı, takımdaki bütün oyuncuları bireysel olarak baltalıyor olmasın sakın. Walcott kötü, Rosicky kötü, Ramsey kötü, Arshavin kötü, Chamakh kötü, Diaby kötü, Denilson kötü, Bendtner kötü, Vela kötü.. Kim kötü değil? Wenger!! Bir maçtan sonra da Wenger'in çıkıp "Ben hata yaptım" dediğini duyayım yahu. Everton'a yenildikleri maçtan sonra Mancini çıktı "Ben rakibi yeterince çalışamamışım" dedi. Bir gün de benzer bir açıklamayı Wenger'den duyayım.

La Gazetta dello Sport'ta yazan Sacchi, "Son 10 yılın en kötü Arsenal'i" diyordu bugün. Arsenal, sürekli olarak geri gidiyor ve biz "Daha da kötüsü olmaz" dediğimiz anda bizi yine yanıltıyor. Alex Fynn'in  "Wenger çok kısa sürede, çok fazla hata yaptı" lafı geldi aklıma dün. Wenger, 90 dakikaya o kadar çok hata sığdırdı ki, kendisinden her türlü basiretsizliği bekleyen bendenizi bile şaşırtmayı başardı. Cumartesi günü Arsenal'in galibiyetine bahis oynayabilecek bir babayiğit var mı aranızda? Ondan sonraki Tottenham maçında peki? Sonra Liverpool deplasmanı? Daha ne olması gerekiyor bilmiyorum. Wenger'in kontratının sonunda değil, sezon sonunda değil, iş işten geçip ilk 4'ün dışında kalındıktan sonra değil, BUGÜN gönderilmesi gerekiyor. Yaklaşık 3 sene geç kalınmış bir kararın, artık bir şekilde alınması gerekiyor. Hala bundan şüphe duyuyorsanız, bu takımın daha da geriye gitmesinin yolunu açıyorsunuz. Wenger'i kovunca Arsenal birden şahlanmayacak, ancak kulübü yavaş yavaş kemiren bir hastalığın tedavisi yolunda kocaman bir adım atılmış olacak. Bu süreç ne kadar uzarsa, o tedavi de o kadar zorlaşacak. Bu konu da bu kadar basit.

2 yorum:

  1. Bir maçtan sonra da Wenger'in çıkıp "Ben hata yaptım" dediğini duyayım yahu.

    Wenger insisted that he had not taken the wrong approach to the game tactically.

    I can't say I did everything perfectly when we have lost 4-0 but I don't believe we made big tactical mistakes.

    Wenger'in maçtan sonraki cümleleri, "Arsenal'i günden güne bitiriyorum sorumlu benim."in çok uzağında.

    YanıtlaSil
  2. gunnerların çilesi devam ediyor,bakalım ligte ve kupada neler olacak...

    YanıtlaSil