12 Şubat 2012 Pazar

Bilinçli Tesadüf

Takımlardan birisi hafta içi 120 dakikalık bir savaşın içerisinden çıkmış, diğeri ise terlemeden bitirdiği bir Premier Lig maçının ardından 7 gün dinlenmiş olunca, Arsenal'in tempoyu arttırıp, Sunderland'i yorarak kazanacağı bir maç bekliyor insan. Bu koşullar altında bile tempo yapmayan bir Arsenal'i görünce de, ister istemez, "acaba bu bilinçli bir tercih mi" diye soruyor kendi kendine. 

Arsenal, bu sezonun büyük bölümünde hep düşük tempoyla oynadı ve ben yavaş yavaş Wenger'in eski "bir o kalede bir bu kalede" günlere dönmeyi istemediğini düşünür oldum. Takım hücuma kalktığında ileri çıkış hızı ve hücuma katılan oyuncu sayısı ciddi şekilde düşmüş durumda. Dün, Martin O'Neill, Arsenal'in üzerlerine gideceğini düşünüyordu ve takımının yorgun olmasını da göz önüne alarak, oyunu kendi sahasında kabul etti. Sunderland'in geriye yaslanmasına rağmen, Arsenal'in ileri gitmekteki çekingenliği ise tamamen ölü bir ilk yarı izlememize neden oldu. Arsenal ilk 75 dakikada kaleyi bulan sadece tek bir şut atabildi. Takımın iyi top yapamayışının sebeplerinden birisi de zeminin bozukluğuydu. Geçen hafta bütün İngiltere kar altındaydı ama dün maç oynanan stadlardan sadece Stadium of Light bu kadar kötü durumdaydı. Hafta sonu Arsenal'in geleceği göz önüne alınarak, saha bilinçli olarak mı bakımsız bırakılmıştı bilmiyorum ama Premier Lig'e yakışmadığı kesindi. 

Hiç bir şey olmayan ilk yarının ardından, O'Neill, "Madem onlar gelmiyor; biz gidelim" demiş olacaktı ki, Sunderland'in yavaş yavaş tempoyu arttırdığını gördük. Colback'in iki şutundan sonra "Kaza geliyor" diye twitlemiştim ki, Arsenal harbiden kaza gibi bir gol yedi. İlk yarıda da yere sağlam basamadığı için az daha bir penaltıya sebep veren Mertesacker, zeminin azizliğine uğradı ve sakatlandığı pozisyonda Mclean'a bir gol hediye etmiş oldu. Zeminin halini gördükten sonra Alman oyuncuyu suçlamak sanırım biraz zor. 

Golden sonra, yeni oyuna giren Ramsey'in de istekli oyunuyla Arsenal hücum etmeyi aklına getirmeyi başardı.   Bu noktada inatla her maç Ox'u kenarı alan Wenger'e de laf söylemeden edemeyeceğim. 8 top kaybı ve 5'te 1 başarılı dribling oranıyla oynayan Walcott'un hangi akla hizmet oyunda kaldığını anlayan varsa bana da anlatsın. Dün Walcott yine berbat bir oyun oynadı ve geçen haftaki oyununun bir tesadüf olduğunu kanıtlamış oldu. 

Wenger'in Ramsey'i yedeğe çekmesinin sebebi, genç oyuncunun dikine oynayamayışı ve hücuma katkı yapamayışıydı. Ramsey, Rosicky'den çok daha fazla mücadele ediyor da olsa, Arsenal'e gerekli hücum katkısını yapamadığı için sürekli eleştiri alıyordu. Dün oyuna girmesiyle beraber, hep pozitif hareket etmeye çalışması benim için umut verici bir gelişmeydi. Ramsey belli ki eleştirilere kulak vermiş. Dün hücum etmemek için elinden geleni yapan Arsenal takımını ileri taşıyan isim kendisiydi ve bunu yaparken hakettiği de bir gol bulması sevindiriciydi. 

Açıkçası, hem Henry, hem de Arshavin değişiklerinden hiç emin değildim. Sunderland, Henry'nin etkili olabilmesi için fazlasıyla sert ve diri bir takımdı ve Arshavin, bu sezon, iyi oynamayı bırak, daha olumlu tek bir hareket bile yapmamıştı. Ancak, genelde bu tip maçlarda yaptığı hatalar ağır cezalandırılan Arsenal'in, bu sefer biraz şansı vardı. Arshavin, oyunda kaldığı süre içerisinde hiç pas yapmadı. Topla 2 kere buluştu ve, 2 orta yaptı. Yaptığı 2. orta Henry'e asist oldu. Henry'nin golü koklama yeteneğinin Arsenal'e kazandırdığı kaçıncı maçtır bilmiyorum ama kendisinin bu yeteneğinden yararlandığımız bu son maçtı. Henry'e attığı 2 gol ve kazandırdığı 2 maç için teşekkür etmekten başka elden bir şey gelmiyor.

Sonuç olarak, Arsene Wenger'in, düşük tempoda, savunma güvenliğini elden bırakmadan oynayıp, ileri üçlüsünün geçen haftaki performanstan örnekler sergileyerek bulacağı bir golle kazanma yoluna gittiği bir maç izledik. Ancak, Sunderland'in oyunu kendi sahasında kabul edişi ve yaptığı dirençli savunma, Ramsey oyuna girene kadar Arsenal'e adım bile attırmadı. Wenger'in aradığı goller, Ox, RVP ve Walcott'tan değil, oyuna sonradan giren 3 oyuncunun katkılarıyla geldi. Plan biliçliydi; ama sonuç tesadüf oldu. 

4.'lük yarışındaki rakiplerin tamamının kaybettiği haftada alınan bu 3 puan, Arsenal açısından hayati bir önem taşıyabilir. Önümüzdeki 6 haftada, takımın, ligi nerede bitireceğinin büyük ölçüde belirlenecek. Arsenal'in ligde oynayacağı maçların tamamı kendisine yakın takımlar ile. Kupa ve Şampiyonlar Ligi'nde de kritik eşleşmeler yine önümüzdeki 3 hafta içerisinde sonuç bulacak. Geçen sene, benzer bir periyotta, Arsenal'in 6 hafta içerisinde 4 kulvardan birden elendiğine şahit olmuştuk. Umuyorum bu sefer daha olumlu bir tablo ortaya çıkar. 

3 yorum:

  1. neden henry'nin son maçı, kiralama 2 aylık değil miydi?

    YanıtlaSil
  2. premier ligdeki son maçı demek istemiş yazar

    YanıtlaSil
  3. ny redbull geri cagirdi henry'i.. sunderland maci son maciydi..

    YanıtlaSil