7 Şubat 2012 Salı

Ben de Aziz Yıldırım'ı Özledim

Memleketçe Süper(!) Lig'imizi izliyoruz ancak ligin boşa oynanıp oynanmadığını bilmiyoruz. "Geçen sene kim şampiyon oldu?" diye sorsam, kafanızı kaşırsınız. Bu kadar saçma sapan bir durumun içerisinde olmamızın sebebi, federasyon denilen özerk kurumun başına oturttuğumuz bir grup beş para etmez adam. Sporun adaletinin adli yargıdan farkı olduğunun, diğer takımların ve genel olarak türk sporunun hakkının korunması için bazı kararların hızla alınması gerektiğinin farkında olmayan kuklaların elinde aylardır maymun olduk. Bu basiretsiz adamlar, bütün çabalarına rağmen, işlerine geldiği gibi bir sonuç alamayacaklarını anladıkları anda da istifayı basıp defolup gittiler. Türk sporunu, tarihinin en utanç verici dönemine mahkum edişleri de yanlarına kaldı.

Spor ve adli hukukun ayrımı konusuna bir güzel örnek İngiltere'den geldi. Bildiğiniz üzere, John Terry ve Anton Ferdinand, Terry'nin Ferdinand'a sarfettiği iddia edilen ırkçı sözler yüzünden mahkemelik olmuştu. İngiltere Futbol Federasyonu, milli takımının kaptanı olan Terry'i cezalandırmak için mahkemenin sonuçlanmasını beklemedi ve kendisinin kaptanlık pazubandını geçenlerde elinden aldı. Kararın hızla alınışına gerekçe olarak da, "Mahkemenin uzamasının, Avrupa Şampiyonası'na hazırlanan milli takıma zarar vereceği gösterildi." Terry, yarın mahkemeden aklanarak çıkabilir ancak federasyonun ona ceza vermesi için Terry ismi üzerinde dönen şaibe bile yetti. Şaibeli olmak, adli açıdan bir suç olmayabilir ancak futbolun adaleti size bu yüzden pekala ceza kesebilir. 

Bizim memleketteki mesele, milli takımı etkilemesinden korktuğumuz, basit bir kaptanlık meselesi de değil. Organize suç işlendiği iddiaları, tutuklanan onlarca adam, Avrupa'ya gönderilmeyen bir takım var ortada. Alınmayan kararların etkileri, Avrupa'dan men edilmeye kadar gidebilir. Ama biz oturduk mahkeme bekliyoruz. Federasyonun yönetimine aleacele getirilen bir grup piyon, aylarca Türk kamuoyu ile dalga geçti ve kuyrukları sıkışınca kaçtı gitti. Şaka gibi arkadaş..

Hani ülke futbolunun içler acısı halinin farkındaydık ama, şu an ulaşılan kepazelik bizim standartlarımızı da aştı. Keşke bu olaylar hiç kaşınmasıydı diyorum kendi kendime artık. Şikesiyle, teşviğiyle kendimizi kandırıp eğlenmeye devam ederdik. Zannedersem Kulüpler Birliği'ni oluşturan kalantör amcalar da bu dileğimi paylaşıyor. Hepsinde bir "Ne güzel takılıyorduk, içine ettiniz" havası seziyorum. 

"Şikeden para geliyordu. Teşvikten para geliyordu. Usulsüz transferlerden akıyordu. Yayıncı kuruluş, bu rezilliği halka pazarlayıp bizi ihya ediyordu. Şimdi bütün düzen bozuldu. Bu saatten sonra namusumuzla para kazanmayı mı öğreneceğiz yani? Aziz Yıldırım'ı özledik biz." 

E vallahi ben de özledim gençler. 

2 yorum:

  1. Son zamanlarda okuduğum en güzel yazı. Eline sağlık...

    YanıtlaSil
  2. beşiktaşlı olduğumu belirteyim.

    birincisi adli yargı ile idari yargı arasında fark vardır(hemfikiriz). eğer elde delil ve veya şahit varsa, idari yargı hemen cezayı keser kesmelidir. bu ülkede yüzlerce adam boş yere tutuklanıyor, elde hiçbir delil olmadan. etik kurula bir ton dosya gitti incelediler, yeterli delil bulamadılar cezayı kesmediler olay bundan ibaret. 10 larca adamın tutuklu bulunması kimsenin inanmadığı, güvenmediği eski dgm'lerin özel yetkili mahkemeye dönüşerek daha komik bir hal aldığı mahkemelerden oluştuysa, şike suçundan insanların terör örgütü yönetmekle suçlanıp haklarında 100 lerce yıl hapis isteniyorsa. kimse kusura bakmasın bunu kimseye yediremezler. ortada bu kadar bariz deliller varsa zaten hiçbir federasyonun gücü feneri orda tutmaya yetmezdi. çok atıp tuttukları delilleri ortaya çıkarsınlar, herkes ondan sonra konuşsun.

    YanıtlaSil