23 Ocak 2012 Pazartesi

Sinirden Başlık Bulamamak


Bu seneki iki Manchester United maçı, Arsene Wenger’in Arsenal kariyerinin dibe vurduğu iki noktayı simgeliyor. Bu maçlardan ilki kulüp tarihinin en ağır yenilgilerinden birisiydi. İkincisi de kulüp tarihinin en ağır taraftar tepkilerinden birine sahne oldu. Tepki meselesine gelmeden önce maçın başından başlayalım isterseniz.

Aslında maç benim beklediğimden çok daha iyi başlamıştı. Dünkü yazıda “Farklı Arsenal” istediğimi söylemiştim; Wenger de beni şaşırtarak Ox’u ilk 11’de sahaya sürdü. Taktiksel olarak, ben radikal bir formasyon değişikliği bekliyordum, ancak Wenger sadece 2 açık oyuncusunu orta sahaya yakın oynatmak gibi bir değişikliğe gitti. Tatmin edici olmasa da, en azından kanatlardaki probleme bir önlem alınmıştı. Bu önlemin dezavantajı, kanatlar ile arasındaki mesafe açılan RVP’nin tamamen yalnız kalması oldu. Üstüne üstlük, hem Ox hem de Walcott topla çok derinde buluşup hızlarını kullanacakları pozisyonlara girmekte zorlandılar. Geride yaşanan tereddütten dolayı bir türlü rakibin üstüne gidecek cesareti kendinde bulamayan Arsenal, oyunun United’ın kontrolüne geçmesini izlemek zorunda kaldı. Bu, bana göre, Ferguson’un da beklemediği bir şeydi ki, normalde üzerine gelen Arsenal’i kontralarla vurmaya alışkın olan United, zaman zaman tehlikeli akınlar geliştirse de, ilk yarının büyük bölümünde çok da etkili gözükmedi. Beklenildiği üzere Giggs ve Carrick’in kanatlara dağıtacağı toplarla gol arayan United’ın sürprizi, zaman zaman Giggs’i de sol açığa yollayarak, Djourou’yu iki kişiyle yalnız yakalamaktı. Zaten United’ın attığı golün akını da, Giggs’in sol tarafa yaptığı bindirmelerin birinin Carrick tarafından bulunmasıyla başladı. Arsenal’in önce sağ beki hata yaptı ve Giggs’i durdurabildi. Giggs, sağ bekin yaptığı hatadan faydalanıp ortayı yaptı; Valencia, sol bekin yaptığı hatadan faydalanıp golü attı. United’ın böyle bir gol atacağını herkes biliyordu ama kimse buna mani olamadı. Dün de söylediğim gibi, asıl yapılması gereken Carrick, Giggs ve Rooney’e yapılacak agresif presle bu akınları daha başlamadan kesmekti.

İkinci yarı Arsenal için, Smalling’in yaptığı hatanın yol açtığı mutlak bir gol pozisyonuyla başladı. RVP’nin kaçırdığı bu pozisyon maçın kırılma noktalarından biriydi. İlk yarının başında bulunacak bir gol, Arsenal’i maça tekrar ortak edebilirdi. RVP kaçırdı, hemen ardından Ramsey kaçırdı. Arsenal, artık beklere önlem almak yerine rakibinin üzerine gitmeye karar vermişti ve oyunun kontrolünü yavaştan eline aldı. İkinci yarıdaki pozitif futbolun karşılığı 70’de geldi ve Arsenal, 3 pasla 90 metreyi geçtiği bir pozisyonun sonunda golü buldu.  Pozitif oyun, güzel gol, takımın tekrar güven bulması... Dakika 71 itibariyle, Arsenal’in şansı dönmüş gibiydi ve son 20 dakikada maçın kazanılmaması için hiçbir neden yoktu. Bu pembe tablo sadece  3 dakika sürdü ve 74’te Arsenal’in önündeki en büyük engel olan Wenger, akıllara durgunluk veren bir değişiklik yaparak maçın en iyi adamı Ox’u çıkararak, Arsenal’in son 2 senedir düzenli olarak en kötü adamı olan futbolcu müsveddesi Arshavin’i sahaya sürdü.



Değişikliğe inanamayan taraftar adeta çileden çıktı ve 60000 ağızdan çıkan yuh seslerini, “You don’t know what you’re doing” tezahüratları izledi. Oyuncular bile şaşkın şaşkın kenarı bakıyor. Arsenal'in yeni kontrata ikna etmeye çalıştığı RVP'nin tepkisi "No, F*ck you" şeklindeydi. Kendisini sürekli gaflet uykusunda olmakla suçlayan bendeniz bile, Wenger’in böyle bir skandala imza atmasına şaşırmış, ağzı açık televizyona bakıyordum.

Bu talihsiz olayın sorumlusu Wenger’e vurmaya başlamadan önce kendisinin savunmasını buraya yazayım: “Ox hafta için hastaydı ve iyice yorulmaya başlamıştı”. Nereden başlasam bilemiyorum gerçekten.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Eğer Ox yorgunsa, bu kendisini bütün sezon kulübede çürüten Wenger'in suçudur. Arshavin ve Walcott'un berbat oynadığı 5 ayda, 15 milyon pound saydığın bu adamı kullanmayı aklına getirmez de, başın sıkıştığı zaman kurtarıcı olarak ortaya sürersen, eleman tabi yorulur.

Maçın bitmesine 15 dakika kalmış ve Ox herhangi bir sakatlık belirtisi göstermiyor. Bırak oynasın adam. Sadece gol sonrası andrenalin bile maçı bitirmesine yeter. 3-0 önde gittiğin Wigan maçı olsa anlayacağım belki ama ligin en kritik maçını oynuyorsun. İlk 4'e giremezsen 40 milyon euro'yu sokağa atacaksın ve bu maç ligin son düzlüğü öncesi momentum kazanmak için son derece önemli. Bırak bacağı kopana kadar oynasın Ox. Cesc'i, Wilshere'ı, Vermaelen'i, Arteta'yı sakatlanana kadar oynatmakta sakınca görmeyen Wenger efendi, bir anda yorgunluktan dolayı oyuncu değişikliği yapar olmuş haberimiz yok.

Hepsini anladım diyelim. Maçın en iyi adamını çıkarıyorsan bari sahaya Benayoun'u filan sür. Taraftarla dalga geçer gibi son 2 sezonun en kötü oyuncusunu, bu kulüpten 1,5 sene önce şutlanması gereken ve sadece senin ısrarın yüzünden Arsenal'den kamyon yüküyle para kazanan Arshavin'i sokarsan, 60000 kişi birden seni yuhlar. Bu taraftar iyi niyetli, sabırlı olabilir ama angut değil ki. Arshavin oyuna girdi ne oldu peki? 2. golde Valencia'nın yanından yürüyerek geçmesini izlemekle yetindi. Topu topu 15 dakika oyunda kalacaksın, koş de mi be adam? Taraftar tarihinin en büyük yuhunu çekmiş sana, biraz utan, mücadele et yahu. Ama o da haklı, sahada ne yaparsa yapsın kendisinden memnun olduğunu söyleyen ve onu ısrarla kadroya alan hoca var başında. Arshavin neden oynasın, neden ter döksün?

Wenger'i bu kulüpte sorgulayan tek bir adam olmadığını çok yazdım buraya. Kendisi bu tip hataları yaparken hep bu geliyor aklıma. Wenger, isterse Arshavin'i oyuna kaleci olarak sürsün, ona "Hocam ne yapıyorsun?" diyen yok. Amerikalılar para harcamamaktan ve banka hesabının pozitif olmasından memnun. Yönetim kurulu, tamamı Arsenal sayesinde köşeyi dönmüş bir grup dinazordan oluşuyor ve CEO, sürekli patronların borusunu öttüren bir kukla. Kulüpte futboldan anlayan ve 2 adet testis sahibi olan bir allahın kulu yok.  Kulübün eskileri "Tony Adams'ı getir, Steve Bould'u yardımcın yap" diye tavsiyelerde bulunuyorlar, beyimiz "ben nasıl takım yönetileceğini biliyorum" deyip çıkıyor işin içinden. 1 milyar poundluk camia, tek bir adamın uşağı olmuş, sorgusuz sualsiz onun peşinden gidiyor. Şampiyonluktu, kupaydı, yıldız oyuncuydu, Şampiyonlar Ligi'ydi, elde hiçbir şey kalmadı, hala "50 milyon poundu cebine koyduğun son 7 senede bu takıma ne verdin?" sorusunu bu adama soran yok. Ben inanıyorum ki, taraftar patlama noktasına geldi ve dün akşamki tepki de bunun göstergesiydi. Daha önce de ufak tefek tepkiler gördük ama bütün stadın hep bir ağızdan yuhladığınu hiç görmemiştik. Bu görüntülere kendimizi alıştırsak iyi olur.

Ben gerçekten tiksindim artık. Benim olumsuzluğumdan belki bıktınız ama, bu adam bavulunu toplayıp gidene kadar onun hakkında söyleyecek tek bir olumlu lafım kalmadı. Eğer Wenger hakkında olumlu yazı yazabilecek kapasitede olanınız varsa, haber versin, tek taraflı olmamak adına burada yayınlamaya hazırım. Rica edeceğim 10 sene önceki başarılardan bahsetmeyi aklınıza bile getirmeyin. 

1 yorum:

  1. Real Madrid'in Mourinho'dan sonraki TD adaylarından biri ve engüçlüsü olarak görünmesi de ilginç değil mi?

    YanıtlaSil