22 Ocak 2012 Pazar

Farklı Arsenal ya da Fark Yemiş Arsenal

Bu sezon, Arsenal'in gidişatından bahsederken en az 3-4 kere "Artık bu son şans" tabirini kullanmışızdır. Ancak bu seferki gerçekten son bir son şans gibi duruyor. Berbat oynayan bir Chelsea'den 5 puan fark yenildiği bir tabloda Arsenal, bugün de kaybederse, Şampiyonlar Ligi treninin kaçışını izlemek zorunda kalabilir. 40 milyon euro civarı bir gelirin ve Wenger'in son 7 senedir "başarı" diye gözümüze soktuğu ilk dördün elden kaçmaması açısından bu akşamki maçın ne kadar kritik olduğundan daha fazla bahsetmeme gerek yok sanırım. 

Her iki takımın da yaşadığı sakalık krizlerinden bahsetmeden bu akşamki maç hakkında konuşmamız zor. Arsenal'de Arteta, Wilshere, Sagna, Jenkinson, Santos, Gibbs, Coquelin ve Diaby sakat; Henry ve Vermaelen şüpheli ve Gervinho - Chamakh ikilisi Afrika Kupası'nda. United'ta ise Vidic ve Fletcher sezonu kapattı; Anderson, Cleverley, Young ve Owen sakat, Wellbeck'in durumu da bugün belli olacak. Arsenal oyuncularının bu sezon sakat geçirdikleri hafta sayısı 153 ve Arsenal bu konuda, her sezon olduğu gibi ligin en tepesinde bulunuyor. Rakip United'ın da onlardan aşağı kalır bir yanı yok gerçi. Onların kaçırdığı hafta sayısı 150 ve sakatlık liginin 2. sırasındalar. Bu istatistiklerde ligin dibinde yer alan takımın 28 haftayla City olduğunu da hatırlatayım. 

Arsenal'in sakatlıklardan paçasını kurtaramayışının 2 bariz sebebi var. Birincisi Gibbs, Diaby gibi sürekli sakat elemanların takımdan ayıklanmayışı. İkincisi ise alternatifsiz oyuncuncuların aşırı yükleme sonucunda motor yakması. Vermaelen, Wilshere, Arteta, Sagna gibi adamlar haftalar boyunca 1 dakika dinlenmeden oynadıkları periyodların sonunda yolda kaldılar. Alternatifsizlik belası Arsenal'in yıllardır başında ve Wenger gidene kadar da takımın demirbaşı olacak. Bu sene Man Utd'ın da benzer bir sorundan dertli olması tesadüf değil çünkü onlar da Fergie döneminde hiç görmedikleri kadar dar bir kadroyla yollarına devam ediyorlar. Öte yandan, ligin en geniş kadrosu City'nin sakatlıklardan hiç etkilenmeyişi de alternatifsizlik faktörünün etkisini kanıtlar gibi. 

Sakatlıklar bu akşamki maçın analizi açısından önemli çünkü Arsenal, son beki Santos'u kaybettiğinden beri ligde oynadığı 6 maçın 3'ünü kaybetti. Sol beki bir şekilde kapatan Vermaelen'i kaybettikten sonra ise oynadığı 2 maçta ise 2 mağlubiyet aldı.  Eğer bu akşam Vermaelen oynamazsa, maçtan çıkacak sonuç hezimete dönüşebilir. Arsenal'in futbolunda beklerin ne kadar önemli olduğundan bahsettik. Beklerin yokluğunda Arsenal,  açıkları tamamen izole bir görüntü çiziyorlar ve hücumdaki etkinlik tamamen bu adamların kişisel becerilerine bağlanmış oluyor. Gervinho, şu ana kadar Arsenal kadrosunda bu beklentiye cevap verebilen tek adam. Wenger'in bu akşam sahaya süreceği Arshavin-Walcott ikilisinin, kapalı savunmalara karşı hiçbir şey üretemedikleri son 2 senede belki 150 kere kanıtlanmıştır ancak Wenger, bu akşam "Yahu şu Ox'u sahaya süreyim" diyecek mi? Hiç zannetmiyorum. 

Kanatlarda yaşanan probleminin Arsenal hücumunu olumsuz etkilediği ortada, ancak bu akşamki asıl tehlike savunmada yaşanacak. Arsenal'in Sagna ve Clichy gibi iki süratlı bekle sahaya çıktığı maçlarda bile Fergie, Nani ve Valencia'ya, Rooney, Giggs ve Scholes tarafından çıkarılan çapraz toplarla Arsenal savunmasını maymuna çevirmeyi başarıyordu. Geçen sene Arsenal'in Emirates'te kazandığı maçı düşünürseniz, Song'un insanüstü gayretiyle, göbekte son derece etkili pres yapan bir orta sahanın bu topları daha atılmadan keserek United'ı durdurmayı başardığını hatırlarsanız. Bugün Arsenal'in yapması gereken en önemli şey, orta sahanın göbeğini sürekli kalabalık tutup Nani ve Valencia ikilisine hiçbir topun ulaşmadığından emin olmak. Çünkü Nani ve Valencia topu her aldıklarında, karşılarında bölgelerini yadırgayan iki stoper bulacaklarlar ve buradan gelecek topların Arsenal'in başını çok ağrıtacağını tahmin etmek zor değil. Orta sahanın hakimiyeti konusunda, göbekte Arteta'nın yokluğu oldukça kritik. Ben, Wenger'in yerinde olsam, klasik 4-3-3'ü bir kenara koyar ve sahaya "Christmas Tree" dizilişine yakın bir taktikle çıkarım. Arshavin ve Walcott'un kanatlara açılıp orta saha savunmasına hiç bir katkı yapmayışı Arsenal açısından çok tehlikeli sonuçlara gebe olabilir. Onların Song-Ramsey-Rosicky üçlüsünün önünde oynadığı ve takımın rakibi göbekten yarmaya çalıştığı bir formasyon, Arsenal'in hücumda United'ın yumuşak karnı olan DM bölgesinden yararlanmasını sağlayabilir. Peki Wenger, son 2 yılda kaç maça farkı bir formasyon deneyerek çıktı? SIFIR! Bu akşam bunu yapması mümkün mü? Hiç zannetmiyorum. 

Bana göre, bu akşamki maçın kaderini Wenger'in sahaya sürdüğü takım belirleyecek. Hafta içi yaptığı basın toplantısında, takımından uyanmasını isteyen Fransız, acaba kendi içinde bulunduğu gaflet uykusundan uyanabilecek mi? Ferguson'un, Arsenal'i yıkmak için kullandığı taktik son 3-4 senede değişmemiş, United, Arsenal'e karşı oynadığı son 9 maçın 7'sini kazanmışken Wenger yine sahaya rakiplerin ezberlediği Arsenal i mi sürecek? Swansea tarafından sahadan silinen takımı hiç ellemeden sahaya sürüp Arsenal'in bir kez daha fark yemesine seyirci mi kalacak? Yoksa, formasyon değişikliği  yapıp Ox gibi bir ismi sahaya sürerek, rakibi şaşırtmaya ve kendisine, takımına ve bu camiaya bir savaşma şansı mı verecek? Yoksa ben yine hayal mi kuruyorum? Ne demişler "Hayal, Gooner'ın kara gün dostudur". 

Not: Bu sene Arsenal o kadar kötü oynadı ki, her zamanki gibi rezil performanslara imza atan Premier Lig hakemlerinden hiç dert yanamadık. Arsenal, bu akşamki maçın hakemi Mike Dean'in yönetiminde çıktığı son 10 maçında 5 yenilgi ve 5 beraberlik aldı ve bu istatistik beni korkutmuyor değil. United cephesinin de Dean'i sevmediğini ve İngiliz Futbol Federasyonu'nun, takımlara sevmedikleri hakemleri vermeye bayıldığını biliyorum. Umarım yarın burada hakem hakkında konuşmak zorunda kalmayız. Bu arada sokağa atacak paranız varsa, Djourou'nun kırmızı kart görmesi üzerine bahis oynayın derim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder