20 Ocak 2012 Cuma

Derin Devlet

Futbol dünyasında farklı dönemler ve getirdikleri oyun anlayışları, farklı pozisyonların yükselişine neden oluyor. Mesela 90’larda her takımın bir “Oyun kurucu 10 numarası” vardı. Teknik olarak mükemmele yakın ancak fiziksel olarak zayıf bir çok 10 numara, oyunu istedikleri gibi yönlendirebiliyordu çünkü orta sahalar o dönemde sertleşme furyasına girmemişti. 90’ların sonuna gelinip 2000’lere doğru girerken, Makalele diye bir adam, 10 numaraların neslini resmen tüketti. Defansif orta saha (DM) pozisyonu, futbol dünyasında çok çabuk kabul gördü ve neredeyse bütün kulüpler, oyun anlayışları ne olursa olsun, bir “Makalele” arayışına girdi. DM akımının zayıf noktası, fiziksel olarak üst seviye olan bu bölgenin adamlarının, topu oyuna sokmaktaki beceriksizlikleri idi. Top kaptırma ya da pas hatası yapma bakımından, sahanın en tehlikeli yerinde pozisyonlandırılmış DM’ler, rakip orta sahaların ani presleri tarafından zor durumda bırakılabiliyor; orta sahasını DM ve AM şeklinde bölme gafletinde bulunan takımlar, ağır bir şekilde cezalandırılıyordu.  Zaten 1 DM ve 1 AM ve iki kanat adamından oluşan dörtlü orta sahaların çöküşü de büyük ölçüde aynı sebeptendi. ‘4-3-3’ ve onun kuzeni ‘4-2-3-1’ gibi dizilişlerin futbol dünyasının son 5-6 senesine damgalarını vuruşu ve futbolun büyük ölçüde orta saha dominasyonu çekişmesine dönmesi futbolda yeni bir pozisyonun yükselişine neden oldu: Derinden oyun kurucu ya da FM tabiriyle "Deep Lying Playmaker" (DLP). 

Aslında DLP yeni bir kavram değil. Mesela Pirlo, tam 10 senedir DLP oynuyor. Ancak bence, onun buraya monte edilmesindeki neden oyun felsefesiyle ilgili olmaktan çok, Pirlo’nun ceza sahası önünden 50 metre diagonal pasla takımı hücuma kaldırmak konusundaki yeteneği. Hani aslında Pirlo bir AM ama bu görevini yapmak için forvetlere yakın olmasına gerek olmadığı için daha derinden oynuyor. Modern DLP bundan biraz daha farklı bir adam. Konuya girmeden modern DLP’nin o klişe “oyunun her iki yönünü de oynayan” orta saha oyuncusu olmadığını da hatırlatmak gerekir. Bu konuyla ilgili yüzeysel yorumların vazgeçilmez örnekleri Gerrard, Lampard, Schneider gibi adamların tamamı defansa yardım eden hücuma yönelik orta saha oyuncularıdır. Onların DLP olduğunu söylemek pek de isabetli olmaz. 

Modern futbol dizilişlerinde, açık oyuncuları iyiden iyiye hücumun parçası olmaya başlayınca ortaya bir bloklar arası bağlantı sorunu çıkmaya başladı. 4-3-3’ün ofansif nimetlerinden faydalanmak isteyen takımlar, kanat oyuncularını geriye çekmek yerine daha yetenekli ve çok yönlü göbek oyuncuları bularak orta sahayı daha hızlı geçme yolunu seçtiler ve bu arayış da bizi DLP’lerin çok revaçta olduğu bir döneme getirdi. Bu pozisyonda oynayacak oyuncuda aranan özelliklerin başında tabi ki pas yeteneği geliyor. Ancak bu yeteneğin mutlaka oyun zekası ile birleşmesi de gerekiyor. Çünkü DLP’den beklenen sürekli olarak 30 metrelik muhteşem paslar dağıtması değil, ki bu zaten mümkün de değil, derinden oyun kuran adamın istikrarlı bir şekilde yapması gereken takım hücuma kalkarken “doğru” pası bulabilmesi. Yani elinizde teknik seviyesi üst düzeyde ve isabetli paslar atabilen bir oyuncu olabilir, ancak “doğru” pasları bulabilecek oyun zekasına sahip değilse DLP pozisyonuna adaptasyonu zor olacaktır. Bu açıdan Xabi Alonso, Mikel Arteta, Gareth Barry gibi “muhteşem” pastan ziyade “doğru” pası seven oyuncuların bu bölgede başarılı olması da tesadüf değil. Şu an için uygulamada  bir DM ile birlikte oynatılan DLP'ler yakın gelecekte, DM'lerin neslinin tükenmesine neden olacaklar. Nitekim, göbekteki üçlünün görev tanımının her geçen gün biraz daha kalabalıklaşmasından dolayı burada oynayacak oyunculardan beklenen özelliklerin listesi de bayağı bir kabarıklaşmış durumda. 

DLP'nin DM'in yerini alması olayından bahsederken, bu pozisyondan beklenen defansif özelliklerden bahsetmezsek olmaz. Bir DLP'yi, geriden top çıkaran orta saha oyuncusundan ayıran en önemli özellik takım savunmasına yaptığı katkıdır bana göre. Yukarıda bahsettiğim "oyun zekası" ile bağlantılı olarak, modern bir derin oyun kurucudan bu zekayı takım defans yaparken pozisyon alışında da göstermesi beklenebilir. İyi bir DLP, sahada ayak basılmadık yer bırakmadan pres yapmak yerine, rakibin hücuma kalktığı anda yaptığı kritik müdahele ve presle, takım savunmasının yerleşmesine zaman kazandıran oyuncudur. Bir nevi, DLP'nin savunmadaki görevi karşı takımın DLP'sinin işleyişini aksatmaktır. DLP'nin bu görevi yüklenmesi, teknik direktörlere de DM'lerini beklere destek vermek için kullanma lüksünü vermektedir. Futboldaki genel gidişhat, bölgesel uzmanlaşmadan daha çok, her oyuncunun her işi yapabilidiği sistemlere doğru olduğuna göre, DLP dediğimiz adam, şu an için günümüz futbolundaki "komple orta saha oyuncusu"nun karşılığıdır. Avrupa'daki futbol akademileri bu ihtiyacı karşılamaya başlayana kadar da DLP pozisyonunu doldurabilecek adamların tamamı Şam'da kayısıdır. 

Şu an için Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin neredeyse tamamının bir DLP'si var; olmayanlar da bir tane satın almak ya da yetiştirmek için elini çabuk tutmaya çalşıyor. Bana göre, dünya üzerindeki en iyi DLP, şu an için Bastian Schweinsteiger. "Aman hocam Xavi" dediğiniz duyar gibi oluyorum ancak eğer DLP'yi "komple bir orta saha oyuncusu" olarak tanımlıyorsak, defansif ve ofansif özelliklere eşit önem vermemiz gerekiyor. Schweiny, kendi deyimiyle "defansif kafalı" bir oyuncu ve bu mantalitenin yanında sahanın her yerinde oynayabilecek teknik kapasiteyi bünyesinde bulundurmakta. Bayern ve milli takımda sol kanat ve AM pozisyonlarında başlayan kariyerine, kaçınılmaz olarak DLP pozisyonunda devam eden Schweinsteiger'in Bayern'in futboluna seviye atlatan adam olduğu tartışılmaz. Kendisinin defansif özelliklerinden bahsederken, Bayern'in bu sezon Schweinsteiger ile oynadığı maçlarda 0.35 gol yerken, onsuz çıktığı maçlarda 1 golün üzerinde ortalama yakaladığını da hatırlatayım. Xavi belki teknik olarak dünyanın en iyisi olabilir, ancak defansif özellikler ve fiziksel varlığını da hesaba kattığınızda Schweinsteiger bir adım öne çıkmakta. 

Aslında Schweinsteiger örneğini burada tek tek isimleri ele alarak polemik yaratmak için vermedim. Ancak Scweiny'nin oyunu bana göre bu pozisyonda bir benchmark olarak kullanılabilir. Kendisine benzer görevlerle sahaya çıkan diğer önde gelen oyunculara bakarsak Alonso, Barry, Arteta ve Van Der Vaart'ın gelişinden sonra DLP'ye geçişini hiç yadırgamayan Modric'i sayabiliriz. Gareth Barry benim hiç sevemediğim bir arkadaş ama kendisini City ve milli takımda vazgeçilmez yapan son derece gösterişsiz oyunu. Aynı türden bir oyunu bu sene Arsenal formasıyla Arteta'dan da izliyoruz. Cesc'in bu bölgede oynamayı sevmeyişinden dolayı, Arsenal yıllardır bir derin oyun kurucu sıkıntısı çekmekteydi ve hatta Wenger, kariyerine AM olarak başlayan Wilshere'ı, 1 sene içerisinde İngiltere'nin en iyi DLP'sine çevirdi. Arteta'nın varlığında Wilshere'ın tekrar AM pozisyonuna dönmesi muhtemel de olsa, takımın bu sene bu bölgede daha rahat ettiği ortada. Bu konuda sıkıntılı takımların başında Chelsea gelmekte ki, geçen yaz Modric için 40 milyon pounda kadar çıkmalarının sebebi de buydu. Elinde Mikel, Essien, Ramires, Romeu gibi safkan DM enflasyonu bulunan takımın DLP mevkiinde şu an için Meireles doldurmaya çalışıyor ancak çok daha başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Yıllar yılı DLP'ye benzer görevlerle oynayan Paul Scholes'u kaybeden Fergie, sezon başında Cleverley'i bu bölgede oynatarak veliaht prensi bulduğu izlenimini vermişti, ancak genç oyuncunun sakatlığından sonra, bu bölgede Scholes'u geri getirtecek kadar sıkıntı yaşadı. Liverpool, Alonso'nun açtığı gediği hala doldurabilmiş değil ve Adam ve Henderson ikilisinden birinin İspanyol'un kalibresinde bir adama dönüşeceğini zannediyorsa, Dalglish'e kolay gelsin diyorum. 

Barcelona'nın öncülüğünü ettiği ve şu an için futbolun gideceği yön gibi gözüken, topa ve orta sahaya hükmetmeye dayalı futbolun, tamamı komple oyunculardan oluşan takımların ortaya çıkarması olası. Barça'nın 10 senede başardığı işi diğer takımların akşamdan sabaha ortaya çıkarması tabi ki zor ancak bu yoldaki ilk adım DLP pozisyonunun doldurulması olabilir. Gitgide yükselen savunma çizgilerinin ve artan pres dozajlarının altında, bugün, savunmadan hücuma geçmek geçtiğimiz 10 yıla göre çok daha zor. Bir çok takım, savunmada yararlı bir varlık iken hücumda maliyete dönüşen safkan DM'leri artık bir yük olarak görmeye başladı. Günümüzde artık kazma stopere bile yer yokken, modern taktiklerin orta sahalarında bir "çapa" bulundurma trendinin çok uzun süre yaşaması da beklenemezdi. Bugünün DLP'sinden beklenen özellikler, yakın gelecekte tüm orta saha oyuncuları için standart halini alacak. Biz de DLP'yi unutup, bambaşka bir icatı konuşmaya başlayacağız. 

3 yorum:

  1. Makalele örneğinde ironik olan önünde ki dünyanın en iyi 10 numarasını rahat oynatmak için R.Madrid'e alınması olmalı :D

    YanıtlaSil
  2. Selcuk Inan hakkında ne dusunuyorsun hocam yorumunu beklıyorum :)

    YanıtlaSil
  3. çok bilgilendirici bir yazı olmuş.eline sağlık.

    YanıtlaSil