5 Ocak 2012 Perşembe

Bugün Cepte Kalan 15, Yarın 45'e Mal Olmasın

Transfer sezonu genelde bloggerlar açısından zevklidir. Çünkü "Onu al, bunu sat, şunu kirala" diye ahkam kesmek hem kolay hem de eğlenceli bir iş. Benim de yapasım var bu muhabbeti bu aralar ama desteklediğiniz takım Arsene Wenger tarafından çalıştırılınca, "Niye çenemi yorayım ki?" diye düşünüyorsunuz. Wenger belli ki, yine hedefini ilk 4 olarak belirlemiş ve camiaya çoktan veremi gösterdiğinden, takım 4. bitirirse herkes sıtmaya razı olacak. Transfer konusundaki tek umudum, bundan 3 sene önce, Martin O'Neill'in Aston Villa'sı Arsenal'i ilk 4'ün dışına ittiğinde, Wenger'in buna, kulüp transfer rekorunu kırarak tepki vermiş olması. Arsenal yine ilk 4'ün dışına itildi ve bu potaya geri girebilmek için fark yaratacak bir transfere ihtiyacı var. 

İlginç olan, şu sıralar adı geçen adamın, aynı 3 sene olduğu gibi 15 milyon poundluk bir sol açık olması. Köln ile olan kontratını uzatmayacak gibi gözüken Podolski, şu an için birkaç büyük kulübün iştahını kabartmış durumda. Köln, bedavaya kaçırmak istemiyorsa kendisini satmak zorunda ve biraz dişe dokunur bir teklif yapılması halinde Podolski'nin bitirilebileceği ortada. Üstelik, Arsenal için "Şimdi aldın, aldın; yaza bırakırsan biraz zor." duırumu var, çünkü Alman Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonasında boy gösterecek bir Podolski'ye yazın astronomik teklifler yağacak. Bir süperstar olmasa da, genç Almanın, Arsenal'e farklı bir şeyler getireceğinden eminim. Aynı Arsenal'in, 2009'da yaptığı gibi, bu sezon da Podolski'nin atacağı 5-6 gol,  Arsenal'i ilk 4'ün içerisinde tutacaksa, değmez mi bu parayı harcamaya? Üstelik, Arsenal bu sezon 4.'lük için Aston Villa ile değil, Tottenham, Chelsea ve Liverpool ile yarışıyor. Umuyorum Wenger işin ciddiyetinin farkındadır ve 15 milyon harcamamak için 45 milyonu çöpe atmaz.

Podolski şu an için Arsenal'in radarındaki en yüksek profilli futbolcu çünkü Hazard ve Götze gibi adamlar Wenger'in kıyabileceği paraları çoktan aşıp gittiler. Hoş Wenger elindeki beş para etmez adamların tamamını satsa Götze'yi cebinden hiçbir şey çıkmadan getirir. Bentdner, Vela, Denilson, Almunia, Squillaci hala bu kulübün adamları mesela.  Wenger bunlara yıllar yılı şans verdi, şimdi bırak oynatmayı, satmaya çalışsan yanına yaklaşan olmuyor. Arshavin'e Rusya'dan, Chamakh'a Fransa'dan, Rosisky'e Almanya'dan teklif varmış; satın gitsin yahu. Beklemeyin elinizde kalana ya da bedavaya gidene kadar. Arshavin'in yerini Ox rahatlıkla doldurur. Chamakh'ın yerini bizim halı sahadan Hilmi Abi gelse doldurur zaten. Eh Wilshere dönünce, Rosicky'e de kadroda yer kalmayacak ki onun aynısından Benayoun diye bir adam da var. Neyi bekliyoruz o zaman? Bu arada Stephen Hawking, String teorisi üzerinde çalışmayı bırakmış, Wenger'in, Park denilen adamı neden satın aldığını çözmeye uğraşıyormuş. Ligde henüz 1 dakikası olmayan bu kardeşimiz, tek kelimeyle facia bir form grafiği olan Chamakh'ı kesip kulübeye bile oturamıyorsa, kendisinden Arsenal kulübünde ne beklenmektedir? Hani genç filan da değil. Stephen hocam çözersen bir çaldır, ben seni ararım.

Takımın en problemli bölgesi, her zamanki gibi yine defans. Geçtiğimiz senelerde stoperlerden dert yanardık, bu sene bekler piyasada yok. Sagna, ayağındaki çivilerin çıkarılacağı ameliyatı yaza erteledi ve bu da 1 ay içerisinde geri dönme ihtimali var demek. Onun yıllarca sağ tarafta oynadığı istikrarlı oyunu öyle özledim ki, sahaya geri döndüğü ilk gün gidip dibine bir çelenk koyacam. Sol tarafta durum biraz daha vahim gibi. Gibbs ve Santos en az 2 ay daha yok. Wenger, gidip bir sol bek almayacak çünkü buradaki krizin geçici olduğunu düşünüyor. Gibbs denilen arkadaşın henüz daha 3 maç üstüste oynamayı başaramadığını ve son 5 senede sadece 23 lig maçına çıkabildiğini unutuyor. Üstelik, Wenger'in kafasındaki planda Gibbs, bu takımın as sol beki ve Santos onun yedeği. Bana göre her ikisi de Arsenal'in yükünü kaldırmaktan uzak adamlar. Ama tabi Wenger'in aksine ben Arsenal'i, şampiyonluk adayı bir kulüp olarak görüyorum. Wenger gibi bir adam bir sol bek almak yerine, büyük ihtimal, Henry gibi kısa dönem kiralık bir takviye yapacak. Ancak Arsenal'in böyle yamalı bohça politikasıyla nereye kadar gideceği de kocaman bir soru işareti. 

Dış transfer kadar ilginç olan bir konu da iç transfer aslında. Walcott ve Van Persie'nin kontrat yenileme zamanı geldi, aksi takdirde her ikisi de sezon sonunda Nasri olacaklar. Özellikle RVP'nin durumunu ilginç çünkü Wenger, kendisini elde tutmak istiyorsa, "Haftalık maksimum £90000, beş guruş üzeri de olmaz gari" politikasını rafa kaldırmak zorunda. RVP pazarlık masasına son iki sezonda attığı 58 golle oturuyor ve kendisine haftalık £200.000 önerecek kulüpler varken, Arsenal'e 90'a imza atmayacak. Diaby denilen oksijen israfı adamın 60 kağıt aldığı bir ortamda RVP'ye 90 önermek zaten biraz ayıp olur. RVP'nin elini kuvvetlendiren diğer bir faktör de, Wenger'in kendisini de elinden kaçırması durumunda gerçekten zor durumda kalacak olması. Takımdaki ücret politikasının çok saçma olduğundan daha önce bahsetmiştim ve umuyorum RVP'nin bu poltikaya açacağı deliğin gerisi çorap söküğü gibi gelir. 

Walcott'un durumu biraz daha farklı çünkü ben kendisinin bırakın %50'yi, %5 bile zam hakettiğine inanmıyorum. Premier Lig'de, son 20 senede sürekli hayal kırıklığı yaratmasına rağmen, kendisi kadar şans verilmiş bir adam var mı acaba? Walcott 5 sene önce de boşluklarda hızlı bir adamdan ibaretti, bugün de. Ne orta yapmayı öğrenebildi, ne şut çekmeyi. Eğer kendisine istediği rakam olan £85K verilirse, RVP'ye de kapıyı £185K'dan açmamız gerekir o zaman. İlginç olan, Wenger'in büyük ihtimal, Walcott'un istediği miktarı kabul edecek olması. Sebep? Çünkü 85<90. Evet, Arsenal böyle saçma sapan bir ücret politikasıyla yönetiliyor arkadaşlar. Diaby'e 60K verirken hiç düşünmüyor Wenger. Ama Cesc, Nasri, RVP 90'ın üzerine çıkmak istediğinde, bu adamlar bu ücret düzeyini haketmesine rağmen cevap olumsuz oluyor. Wenger'in bu takıma kattıklarının son derece farkında olan birisi olarak, kendisinin bu kulüpte zamanının dolduğuna inanıyorsam, bunun sebebi ligdeki pozisyon, form durumu filan değil. Takımın, bu tip ölü doğmuş politikalarla hiçbir yere gidemeyeceğini bilmem. Hiçbir yıldızını elinde tutamayan bir takımdan "büyük" olarak bahsetmek ya da bu takımdan şampiyonluk beklemek ne kadar gerçekçidir? 

Yine içinizi karartım galiba ama son 6 sezondur her Ocak ayı, kendimizi Wenger'e yalvarırken buluyoruz. Bu takımın oynadığı futbol ile City arasında dağlar kadar fark yok. United'ın, Chelsea'nin hali ortada. Arsenal'in 100 milyonlarca pound harcamasına gerek de yok. Bu cümleyi kaçıncı kez kuruyorum bilmiyorum ama akıllıca harcanacak 20-30 milyon pound ile bu takım şaha kalkabilir. Wenger harcamayacak; sezon sonunda da bu kararın ne kadar isabetli olduğunu hep beraber tartışacağız. Benim ağzımdan köpükler çıkıyor olacak muhtemelen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder