21 Aralık 2011 Çarşamba

Vallahi de Ölmedim

En kıl olduğum şeylerden biridir. Bir blogu düzenli takip etmeye başlarsınız; 2 ay sonra blog sahibi kepenk kapatır. Kimi maymun iştahlı olduğundan; kimi de harbiden iş güçten fırsat bulamadığından elini ayağını çeker bu blog aleminden. Benimki de ikincisinden oldu aslında, her ne kadar eli ayağı çekmek gibi bir niyetim olmadıysa da, hayatımın en yoğun bir kaç ayında bloga yoğunlaşacak zamanı bir türlü bulamadım. Yoğunlaşmadan yazılan baştan savma yazıları da buraya doldurmak da istemedim. Bu arada, blogu takip edenlere bir açıklama yazmadığım için de denizaşırı fırça yedim. Yazdığımızı düzenli okuyan 4 kişi vardı; onlara da ayıp mı ettik ne?


Yes Man'de Zooey Deschanel'in grubunun sahneye çıktığı sahneyi hatırlayın. Allison, kendilerini izlemeye gelen 5 hayranının da isimlerini biliyordu. Bizimkisi de o hesap işte. 4 okuyucu; tekrar hoşgeldiniz.

Nerde kalmıştık? Arsenal diye bir takımdan bahsediyorduk sanırım. Bloga yazmayışımın bilinçaltında yatan sebeplerinden birisi, bu sezon çenemi kapattığımdan beri Arsenal'in galibiyet serisi yakalamış olması. Hani içinizden "Bu adam da sadece eleştirmek için blog açmış; takım toparlayınca sustu" diye düşündüyseniz, sizi pek suçlayamam. Ben işle güçle haşır neşirken, Arsenal de takım olarak 3 level atladı. Abartmış gibi olmayayım ama Eylül'de düşme hattına yakın duran takım, 2 ay içerisinde ligin en iyi futbolunu oynayan takımı halini aldı.

Arsenal için bu yeni bir şey değil gerçi, bu takım son 10 senedir ligin en iyi futbolunu oynuyor. Eğer bugün Man City'nin Arsenal'den iyi futbol oynadığını düşünüyorsanız; Pazar günkü maçı bir daha izleyin derim. 2 senede transfere 1 milyar pound harcamış City, 4 bekinden yoksun ve 18 yaşındaki stoperi sol bek olarak oynatan Arsenal karşısında, kendi sahasında zorla sonuca gidiyorsa, Arsenal son 2 ayda iyi yol katetmiş demektir. 3 ay önce şehrin öteki yakasında bir dolmuş dolusu gol yiyen sanki Arjantinli Arsenal takımıydı.

Geçen Pazar, hayatımda ilk defa tuttuğum takım yenilirken suratımda bir gülümseme vardı. Eksiklere rağmen, Arsenal'in City'nin üzerine cesurca gidişi, sezon başındaki korku filmlerinden sonra ilaç gibi geldi. Hakem, Micah Richards'ın bariz elle oynadığı pozisyonda eyyam yapmaya karar vermese, Arsenal hakettiği puanı da alacaktı da, bakmayın artık. Çok da önemli değil zaten. Wenger'in de kabul ettiği gibi, Arsenal'in ligi kazanma gibi bir durumu kalmadı artık. Çatırdayan Chelsea'ye, orta sahasız oynayan Man Utd'a ve şu anki formunu nereye kadar sürdüreceği belli olmayan Tottenham'a bakarsak, Manchester City'nin ligi çok rahat şampiyon bitireceğini söyleyebiliriz. Hele ki Şampiyonlar Ligi'nden elendikten sonra, artık 150 kişilik dev kadrolarını tamamen lige konsantre etmeleri mümkün. Eğer Ferguson, şu an hiç bir futbol oynamadan 3 puanları toplayan takımını ligin başındaki formuna döndürebilirse, United komşularını yakından takip edebilir. Benim tahminim, Londra kulüplerinin, uzaya çıkan mekikten kopan yakıt tankları gibi birer birer şampiyonluk yarışından kopacakları yönünde. Umarım yanılırım tabi ki.

Pembe bir tabloyla geri dönüş yapmış gibi gözüksem de, Arsenal'in iyi futbol oynamaya başlamış olmasının son 5 senedir yapılan tüm hataları unutturduğunu sanmayın. Bu sene takım daha ilk 8 haftada lige havlu attı ki, benim açımdan bu büyük bir hayal kırıklığı. Barça ve Real gibi hayvanlar varken, Şampiyonlar Ligi için umutlanmak da ne kadar gerçekçi olur bilmiyorum. Takımın iyi oynadığı bir gerçek ancak ama Arsenal hücumu hala büyük ölçüde RVP'nin omuzlarına yüklenmiş durumda. Gervinho, tam bir süpriz paket, boş kaleye kaçırıyor, olmadık pozisyonlarda asist yapıyor. Walcott hala 90 dakikanın 75'inde kaybolarak oynuyor. Arshavin tek kelimeyle bitmiş durumda. Chamakh onu burun farkıyla takip ediyor. Her ikisinin de satılacağı kesin gibi. Wenger'in peygamber sabrı olmasa zaten Şubat'a çıkmazlardı. Bu arada Arsenal, bir sezonu daha Gibbs ve Diaby'den yararlanamadan geçirmekte. Santos'u da kaybeden Wenger, Ocak'ta kiralık sol bek getirecek. Wayne Bridge diyorlar ama götü göbeği salmış adamın yanına Wenger yanaşmaz gibi geliyor. Orta saha üçlüsünden bahsetmek istemiyorum nitekim nazar değecek adamlara. Arteta sen neymişsin be arkadaş? Eğer Arsenal Eylül'den beri 3 level atladıysa bunun yarısı Arteta yüzünden. Senelerce Cesc'in ağlamaklı suratına niye katlanmışız ki biz? Arteta'nın ofansif varlığı Ramsey'e, defansif varlığı da Song'a kademe atlattı resmen. Dönüşü Şubat'a kalmış olsa da, Wilshere'ın da buraya katılmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Defansta Vermaelen'in varlığını da özlemişiz. Beklerin tamamı sakat olsa da, Arsenal geçtiğimiz senelere göre çok daha iyi defans yapmaya başladı. Eklemeden geçemeyeceğim bir şey de takımın yıllar sonra adam gibi bir kaleciye kavuşmuş olması. Lig Kupası'ndaki Fabianski/Mannone rezaletini gördükten sonra Szczesny'e kurşun döktürmüştür bence Wenger.

Gördüğünüz gibi, gözü kapalı sürekli eleştiren bir Wenger düşmanı değilim. Sezon başında kellesini isterken, bugün ligin en iyi futbolunu oynattığını söyler hale geldim. Ha, Arsenal'in Wenger'in yönetimi altında ciddi bir kupa kaldıramayacağına olan inancım da herhangi bir değişiklik olmadı. Ancak, şu an sahadaki takımı izlemekten de zevk alıyorum. Yani son 5-6 senenin ikilemine geri dönüş durumdayım. Göze hoş gelen futbol mu? Kupa mı? Göze hoş gelen kupa mı yoksa? Bilemedim."Wenger istifa!"

10 yorum:

  1. gözümüz yollarda kaldı valla. hele son haftalardaki güzel oyundan sonra bi hevesle okumak için girelim keyifle okuyalım diyoduk ama yeni yazı olmayınca keyfimiz kaçıyodu.

    o değilde arteta sen allahın bi lütfusun lan. fabregas sen ise ...

    YanıtlaSil
  2. hoşgeldin :)
    arteta evet takımın level atlamasında önemli pay sahibi ama sırf cesc e kıl oluyoruz diye cesc le de aynı kefeye konulmamalı.cesc in her maç en az 2-3 tane attığı öldürücü pasları arteta dan pek göremiyoruz.arteta türk basınının tabiriyle 'işini yapıyor' .kendisi beklediğime oranla baya defansif bir rol alıyor hatta bazı maçlarda song tan bile daha geride görünüyor.aslında ofansif özellikleri ve son vuruş yeteneğini olan bir oyuncu,wilshere dönünce etkinliği artabilir

    song demişken nazar değmesin,2 senedir müthiş bir yükselişte,ara sıra kazmalıkları olsa da taraftarın sevdiği bir isim

    takımın 2 etkili yedek hücumcuya ihtiyacı var.arshavin kovulmayı bekliyor resmen.chamakh a pek şans verilmiyor ama o da oynadığında pek etkili gözükmüyor.yedek olarak kalabilir bence. park chu young ve benayoun dan da nerdeyse hiç faydalanmadık,hadi park ın arsenal seviyesinde olmadığı belli ama israilli den biraz daha yararlanabiliriz

    dediğin gibi takım 2-3 ayda müthiş toparlandı ama bu takım bu noktadan sonra hatasız oynasa bile ancak 3.olur.Wenger'in eldeki kadrodan maksimum verim elde etme yeteneğine hayranım,hatta kendisi bu konuda dünyanın en iyi 2-3 antrenöründen biri olabilir ama akıllara durgunluk veren transfer tercihleri(adeta takım şampiyonluk yarışına girsin ama şampiyon olamasın diye yapıyor!) bir çuval inciri berbat ediyor.biz güzel futbol+gerekli yerlere harcama+kupa istiyoruz oyüzden Wenger İstifa!

    YanıtlaSil
  3. bir de takipçi sayısını yorum sayısı ile ölçmek müthiş bir hata,100 kişi okur 1 kişi yorum bırakır :)

    YanıtlaSil
  4. mesela bende takip ediyorum

    YanıtlaSil
  5. teessüf ederim eger o 4 kişiden biri diilsem.. tee yeni zelanda dan okuyorum..

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. te$ekkur ederim arkada$lar.. kac ki$inin okudugunun pek onemi yok.. az ama oz bir okuyucu kitlemizin oldugunu biliyorum.. zaten oyle de kalsin.. coklugun oldugu yerde ne oldugunu hatirlatmama gerek yok sanirim..

    YanıtlaSil
  8. Son yazından bu yana 2-3 günde bir girip bakıyordum yeni yazı var mı diye. Baktım yazmıyorsun, ben de girip bakmayı bıraktım. Ben bıraktıktan sonra 3-4 yazı döşemişsin, bu da benim şansım sanırım. :)
    hoşgeldin tekrardan. yorum yapmayıp okuyanları da düşünmelisin, takipteyiz her zaman.

    YanıtlaSil
  9. uzun zamandır ara ara blogu kontrol ediyordum,tekrar yazmaya başlaman çok iyi olmuş.

    YanıtlaSil