22 Aralık 2011 Perşembe

Piyango

Pazar günü Arsenal, City deplasmanından puan almayı ne kadar hakettiyse, dünkü Villa da Arsenal'den puan koparmayı öyle haketti. Olayın aslında futbolun adaletiyle filan alakası yok, her iki maçta da daha fazla hata yapan takım, bunun bedelini ödedi. Villa, dün sezonun en iyi futbolunu oynadı ama kornerleri savunamayışları, aynı Liverpool maçında olduğu gibi bu maçtada pahalıya maloldu. Arsenal de bir değişilik yaparak, bu sefer duran top zaafı yüzünden maçı kaybeden taraf olmamayı başardı.

Alex Mcleish, Aston Villa'nın başına geçtiğinde, Birmingham'ın bordo yakasından bayağı bir homurtu yükselmişti. Dile kolay, ezeli rakibi küme düşüren hocayı, sıcağı sıcağına işe almak pek de görülmüş bir şey değildi. Üstelik Mcleish, Birmingham'a oynattığı negatif futbol yüzünden bolca eleştiri de aldı. Bu sezon başından beri de, Villa taraftarı, kendi takımlarının da geçen seneki Birmingham gibi doldur boşalt oynamaya başlayacağı korkusuyla Mcleish'e hep temkinli yaklaştı. Villa'nın 5-6 maçını izlemiş biri olarak, benim de izlenimim olumlu değildi aslında. Dün, Arsenal karşısında takır takır top oynayan takımı görünce bayağı bir şaşırdım. Geçen sene Arsenal'in sezonunu dinamitleyen adam olan Mcleish'e de "Gücün bir tek Arsenal'e mi yetiyor" diye kızdım.

Aslında Villa mı oynadı; yoksa Arsenal mi onlara izin verdi kararsızım. Arsenal toparlanmış ve iyi futbol oynamaya başlamış olsa da, bugün benim diyen takımın 4 bekini elinden alsanız, zorlanmaması mümkün değil. Üstelik buna bir de stoper ve DM'in eksikliğini de eklerseniz, Arsenal'in dün neden zorlandığını anlarsınız. Coquelin iyi niyetli ve yetenekli bir genç de olsa, hayatında ilk defa oynadığı sağ bek pozisyonunda zorlanması normaldi. Arsenal'in sağdan başlayan krizi, Frimpong'un da gününde olmayışıyla orta sahaya sıçradı ve takımın bütün oyunu bundan etkilendi. Sol bekte rolüne alışık olan Vermaelen bile bu defansif krizden nasiibini aldı. Zaten Arsenal'in yediği gol de koro halinde yapılan bir defansif hatadan geldi. Koscielny kafayı alamadı, Vermaelen gereksiz bir pas denedi, Mertesacker da o topa kafasını sokmadı. 

Arsenal golü yiyip hücumu hatırlamak zorunda kalınca, Wenger Frimpong-Rosicky değişikliğini yaptı ki, takımın maç boyu oynadığı en iyi futbol da bu noktadan sonra geldi. Arsenal biraz top yapmaya başlayınca 70 dakika haldır haldır akın edecek cesareti kendiden bulan Villa frene basmak zorunda kaldı. Wenger'in bu sezon hiç yararlanamadığı Benayoun sahneye çıkıp gitti gibi gözüken 3 puanı Arsenal'e kazandırdı. 

Bu tip 3 puanlar aslında iyi oynanarak alınanlardan daha değerli. Man Utd bunları en iyi değerlendiren kulüptür mesela. Her sene şampiyonluğa oynamaları da bu yüzdendir. 4 maçı hiç bir şey oynamadan 1-0 kazandıkları bir periyodu daha yeni geride bıraktık mesela. Oynamadan maç kazanmak bambaşka bir sanat ve Arsenal'in de gerektiğinde bunu yapmayı öğrenmesi gerekiyor. 

Yazıyı bitirmeden son 1 not eklemek istiyorum:

Sevgili Arsene, 

Arshavin denilen 5 para etmez adamı tam 1 sene boyunca her maça ilk 11 çıkardın; ne cacık oldu, ne lahana turşusu.

Sonra biraz akıllanıp kendisini kulübeye yolladın ama son 1 senedir her maçta ısrarla Arshavin'i sonradan oyuna sokuyorsun ve bu elemanın daha hiç bir maçın kaderini değiştirdiğini görmedik.

Acaba 10 milyon kağıt saydığın Ox'un sırası gelmedi mi? 

Yanında geleceğin yıldızlarından biri otururken, 30 yaşına gelmiş ve son 2 senede bu takıma hiç bir şey katmamış bir elemanda ısrar etmek senin gibi bir hocaya yakışıyor mu? 

Sevgiler,
Bigboned.

Not: İstifa!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder