21 Aralık 2011 Çarşamba

Kurabiye Adaleti

Memleketteki şike olayı patladığından beri Fenerbahçelilerin ağzından düşmeyen bir savunma var. "Herkes yaptı, sadece biz ceza alacağız". Sanki başkalarının yapıyor olması, işlenen suçu hafifleten bir şey. İngilizlerin "Eli kurabiye kavanozunda yakalanmak" diye bir deyimi vardır. Evet, abin, kız kardeşin bütün gün kurabiyeleri araklamış olabilir ama annen mutfağa girdiğinde, eli kurabiye kavanozunda, uzunları yakmış kamyona bakan geyik gibi kalan sen olduysan, güdümlü anne terliğini de sen yersin. Olay bu kadar basittir. Galatasaray, 50 sezonun 50'sinde de şike yapmış olabilir, ama şike operasyonun düğmesine Fenerbahçe'nin şikeye teşebbüs ettiği 51. sezon basıldı ve eldeki delilleri tamamı bu sezona aitse hadi geçmiş olsun. Abinin bütün gün yediği kurabiyelerin, senin mahkemedeki savunmana pek de bir katkısı olmaz bu saatten sonra.

İngiltere Futbol Federasyonu, bugün, Luis Suarez'e, Man Utd maçında Evra'ya ırkçı hakerette bulunduğu gerekçesiyle 8 maç ve £40.000 para cezası verdi. Kimin ifadesiyle, hangi delille, hangi rapora dayanarak bu karara ulaşıldığını tam bilmiyorum ama federasyonun sezon başından beri tekrar tekrar gündeme gelen bu konuya dur demek istediği ortada. Liverpool'luların John Terry gibi hayatını ırkçılık yaparak kazanan bir adam varken, Suarez'in ceza almış olmasını sindirememeleri belki normal ama burda da dönüp dolaşıp kurabiye savunmasına geliyoruz. Premier Lig'de oynadığı son 10 sene rakiplerine etmediği hakaret kalmayan Terry'nin, beş para etmez bir adam olması Suarez'in savunmasına yardımcı olacak bir şey değil. Hatta, yarın Terry'nin arka bahçesinde gaz odası bulsalar, Suarez yine suçlu olarak kalacak. Yapmayacaksın arkadaş. Yapıyorsan, yakalanınca ağlamayacaksın.

Bu ırkçılık meselesinde kendi kendimle hemfikir olamıyorum aslında. Yanlış anlaşılmasın, federasyonun, bu tip söylemlere tahammülü olmamasını destekliyorum ve kanıtlandığı takdire en ağır cezaların uygulanmasının arkadasındayım. Ancak şöyle de bir durum varki, sahada ben senin anana, babana, sülalelene, gelmişine, geçmişine, doğmuşuna, doğmamışınıa, mezardaki ninene, kahvedeki dedene, askerdeki amcana, berberdeki kayınçona düz gitsem, sarı kart bile görmüyorum. Ama ağzımdan bir "N-word" çıkarsa 8 maç ceza alıyorum. Eh benim siyahi olmayan akrabalarımın günahı ne o zaman? Onlara küfretmek serbest mi? Irkçılıkla mücadele etmek güzel ama şu anki uygulama biraz tutarsız ve eksik gibi. Bu konudaki kurallar adam akıllı yazılana kadar dünyanın her yerindeki futbolcu kardeşlerime tek bir tavsiyem var: "Irkına değil, anasına küfredin.".


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder