6 Eylül 2011 Salı

You Don't Know the Power of the Dark Side

Stan Kroenke, 2010 yılında Arsenal'deki hisselerini arttırıp kulübün sahibi olma planları yapmaya başladığında, kendisine çizilen portre gayet pembeydi. Wenger'in takımı, kendi kendine yeten ekonomisiyle şampiyonluğa oynayabilecek kapasiteye sahipti ve Fransız hocanın, elindeki bulmacanın parçalarını birleştirip, takımı başarıya ulaştırması an meselesiydi. Nisan'da, Silent Stan hisselerinin oranını %67'ye çıkarıp, Arsenal'in tek patronu olduğunda bu vizyon hala hayattaydı. 

Gel gelelim, Kroenke'nin kulübü satın aldığı günden bu yana, o köprünün altından barajlar dolusu su geçti. Arsenal, bütün kulvarlardan tek tek elendi; taraftarın homurtuları yükseldi, transfer döneminde Arsenal'in yıldız oyuncularının içinde bulundukları projeye olan inançlarını kaybettikleri kabak gibi ortaya çıktı, Şubat ayında kimsenin tartışmaya bile yaklaşmadığı Wenger, Ağustos'ta bir hazırlık maçında kendini yuhlanırken buldu. Kulüp bir takım hedeflerin uzağında kalırken, rakiplerden Manchester City, Chelsea ve Liverpool para musluklarını açıp Arsenal'i ilk dördün dışına itme planları yapmaya başladı; Manchester United ise, Ferguson görevinin başında olduğu sürece hep Arsenal'in bir adım önünde olacağını 20. kere kanıtladı. Kulübü satın aldığında lakabının "Sessiz" olmasından memnun olan herkes, Ağustos ayı gelip de transferler gelmeyince, "Bu kadar da sessizlik olmaz, Kroenke nerde?" diye sormaya başladı. Yani kısacası, Amerikalının, "Ben şu Arsenal'i alayım, fazla yönetimine karışmayayım, kulüp kendi yağıyla kavrulup şampiyon olsun bana da güzel bir kar bıraksın" planı, 6 ay içinde suya düşmüş; Şubat'ta "Geleceğin ekibi" diye nitelenen Arsenal, Ağustos'ta 8-2'lik buzdağına çarpıp "Batan Gemi" oluvermişti. 

Arsenal hisselerinin %97'sine sahip olan iki güç odağının, bugüne kadar hep "Dark Side" olarak nitelendirilen ve %29.9'luk hissesi olmasına rağmen, kendisine Arsenal yönetiminde bir sandalye verilmeyen tarafı Özbek milyarder Alisher Usmanov idi. Kendisi resmi rakamlar konuşulduğunda İngiltere'nin en zengin ve Forbes listesine göre de, dünyanın 35. en zengin adamı (Abramovic 53.) Doğal kaynak yatırımları ile zengin olup elini medya ve spora da atan Usmanov'un, Rusya'dan çıkan her milyarder gibi sütten çıkmış ak kaşık olmadığı iddia ediliyor, biliniyor, konuşuluyor. Zaten, Arsenal'de köşe başlarına yerleşmiş, haddinden fazla gelenekçi dinazorların onu yönetimde istemeyişlerinin nedeni de bu "karanlık" taraf. 

Usmanov'un ne kadar karanlık olup olmadığını tartışabiliriz ancak ortada ilginç bir gerçek var ki o da kendisinin bir Arsenal taraftarı olduğu. "Benim için ilk önce Dinamo Moskova gelir" dese de, Özbek iş adamının, Arsenal yönetiminin kendisine sürekli olarak burun kıvırmasına aldırmadan, senelerdir sabırla hisselerini arttırıp, kulübe yatırım yaptığı bir gerçek. Kroenke, kontrolü ele geçirdiğinde, Arsenal hisselerini satıp satmayacağı sorulan Usmanov'un cevabı şuydu: "Satmak gibi bir şey aklımdan bile geçmiyor. Arsenal bensiz yapamaz." 

Usmanov'un Arsenal'in tamamını satın almasını engelleyen tek şey, şu anki Arsenal yönetiminin "Yönetim kurulundakilerin hisselerini satacağı kişinin, bütün yönetim kurulunun onayından geçmesi gerekir" gibi saçma bir karar almış olması. Kroenke kulübü satın alırken, Bracewell-Smith ailesinin ve rahmentli Danny Fizsman'ın hisselerini aldı ve bunu da bütün yönetim onayladı. Bu noktada ilginç olan, Lady Bracewell-Smith'in, hisselerini sattıktan sonraki ilk röportajında Arsenal yönetiminin acilen kovulması gerektiğini söylemesiydi. Belli ki, satın alma işlemi dışardan gözüktüğü kadar da "Pürüzsüz" gerçekleşmemişti. Ayrıca bir başka ilginç notu da bilmeyenler için hatırlatayım, Alisher Usmanov'a kulübün elindeki hisselerin yarısını satan, "İnvincibles"ın yaratıcısı olan eski Arsenal yöneticisi David Dein. Dein'in, Wenger'in projesinin başarılı olmayacağını bildiği için 2007'de kulüpten ayrıldığı hep dolaşan bir dedikodudur ama onun ayrıldığı günden beri Arsenal'in sürekli geri gittiği ise buz gibi bir gerçek. Bu günlerde yönetim değişikliği konusu açıldığında "Dein geri gelsin!" diyen Arsenallilerin sayısı da oldukça fazla. 

Tüm bu anlattıklarımın ışığında değerlendirirseniz, Arsenal'in ilginç bir yol ayrımına yaklaştığını görürsünüz. Bu sezon, daha ilk 3 maçı geride kalmasına rağmen, kulübün üzerine bir karamsarlık bulutu çöktü bile. Camianın en Polyanna kişilikli üyeleri dahi Arsenal'den şampiyonluk beklemiyor artık. Aklı başında olanlar zaten Wenger'in bunu başaramayacağının bir süredir farkındaydılar. United bu ligin kitabını yazmışken, City trilyonları saçıyorken, Chelsea ve Liverpool da keselerinin ağzını açmışken, Wenger'in yanlış politikalarının Arsenal'i hiç bir yere götürmeyeceği artık kabak gibi ortaya çıktı. Bu durumun Kroenke de, Arsenal yönetimi de, Usmanov da farkında ki, bahsettiğim yol ayrımı da işte tam burada ortaya çıkıyor zaten.

Bütün Amerikalı iş adamları gibi, Kroenke de, İngiltere'ye kar etmek için geldi. Kendisi, Usmanov, Abramoviç yada Şeyh Mansur gibi bir para babası değil ve Arsenal onun için bir başka bir şirketten öte bir kurum değil. Şu anda kimse Arsenal'in geleceği için, 6 ay önceki kadar toz pembe bir tablo çizemediği için, Kroenke'nin yaptığı yatırımın karşılığını ne kadar alacağı kocaman bir soru işareti haline geldi. Hele ki, kulüp bu sezonu başladığı gibi bitirirse, işler iyice karışacak. Taraftar önce Wenger'in kellesini isteyecek, sonra da Kroenke'den kesenin ağzını açmasını. Gillette, Hicks ve Glazer örneklerinden görüldüğü üzere, Amerikalıların ağzını açacak çuvalları filan yok. Dediğim gibi, bu adamların hiç birisi para babası değil. 

Kroenke'nin çıkmazı, şu anda yanı başında aynı Darth Sidius gibi kulağına fısıldayan bir Alisher Usmanov olması. "Sat bana, kar et ve ülkene dön!" diyor Özbek sith lordu. Kroenke bugün bu teklifi kabul etmez de Arsenal yarın bir krizin içine sürüklenirse, Usmanov kendisine önereceği fiyat bugünkü kadar cömert olmayacak. Amerikalı da zamanında hisselerini elden çıkarıp "Kısa günü karını" cebine indirmediğine pişman olacak. Kroenke bu tekliflere kulak asmaz da, Arsenal yatırımına devam ederse, kulübün sportif başarısı kendisinin bu işten kazanacağı paranın belirleyicisi olacak. Peki ya Amerikalı, "Tamam ulan!" deyiverir de, hisselerini Usmanov'a satarsa ne olacak?

Sorunun cevabı basit: "Arsenal, Chelsea olacak."

Chelsea olmak kötü bir şey midir; bu tartışılır. Ama asıl tartışılması gereken, Arsenal'in Chelsea olmaktan başka bir çaresi olup olmadığı bence. 

Bundan 6 sene önce, Arsenal gençlik projesine başlarken, ortada Manchester City diye bir kulüp yoktu. Ama sadece Abramovich'in piyasaya girmesi bile, Arsenal'i "Premier Lig'in ikinci şampiyonluk adayı" hüviyetinden etmeye yetti ve son 7 senede, United ve Chelsea, şampiyonlukları tekelleri altına aldılar. Belki, tek rakip Abramovich olsaydı, Arsenal'in "kendi kendine yetip şampiyonluğa oynama" projesi gerçekçi olabilirdi. Ama bugün geldiğimiz noktada, ortada ekonomilerini düzeltmeye başlayan Liverpool ve Man Utd ile sınırsızca para harcayan Manchester City diye bir takım var. Arsenal ve Wenger'in obsesif politikaları, bu ekonomik devlerle baş etmek için ne kadar gerçekçi?

Bana göre karanlık tarafa geçiş kaçınılmaz. Arsenal için bu ihtimali ortadan kaldıracak tek adam Arsene Wenger idi, ama maalesef o da bu sıralar, emekliliğinde çıkarmayı planladığı "Epic Fail" adlı kitabı yazmakla meşgul. Temelini attığı gençlik projesi ile, Wenger, futbolun endüstriyelleşmesinin karşısına cesurca dikildi ancak geldiğimiz ekstrem ekonomik koşullar, onu Don Kişot gibi yel değirmenleriyle savaşır halde bıraktı. Wenger'in genç ordusunun neferlerinin kimisi "para" dedi davayı terketti; kimisi "kupa" dedi çekti gitti. Zamanında, bu projenin en çok heyecanlandırdığı insanlardan birisi olarak bunu söylemek beni üzüyor ama bence Arsenal için karanlık tarafa geçmekten başka çıkar yol gözükmüyor. 

Arsenal, olur da yarın karanlık tarafa geçerse, kulübün kapısından çıkacak ilk isim Master Jedi Arsene Wenger olacak. Nitekim kendisi geçen sene Usmanov ile çalışmayacağını açıklamış idi. Onu takiben, Arsenal'de sütçüsünden, çaycısına kadar büyük bir değişim olacak, yönetim kurulu sembolik bir kurum halini alacak ve aynı Chelsea'de olduğu gibi bir tek adam iktidarı başlayacak. Bu noktada, olumlu olan, Usmanov'un en azından Arsenal'i gerçekten seven bir adam olması. Kendisi, Abramoviç gibi Tottenham'ı almak için Londra'ya gelip Chelsea'yi satın alacak kadar şaşırmış bir kardeşimiz değil. Üstelik Abramovich'e kıyasla çok daha başarılı bir iş adamı. Elini attığı tüm şirketlere seviye atlatmış, şu anda Gazprom gibi devasa bir endüstri liderini yönetmekte olan ve Arsenal'in berbat durumdaki ticari kanadını ayağa kaldırabilecek kapasitede bir adam. Hani,  "Ben paramla menejercilik oynayacağım" diyecek kadar sığ birisi değil. 

Daha önce söylediğim gibi, Arsenal'in "Kendi kendine yetip, gençlerle başarıya koşan bir takım" olduğunu görmeyi çok isterdim. Ama bugün geldiğimiz noktada bunun bir hayalden öte geçmeyeceğini anlamış bulunmaktayım. Senelerce emek verip yıldız yaptığınız oyunculara sizin 3 katınız para verecek takımlarla rekabet etmek istiyorsanız, ya bir Alex Ferguson bulacaksınız, ya da siz de karanlık tarafa doğru yola çıkacaksınız. Bugün yazdıklarımın büyük çoğunluğu, bir takım ihtimaller üzerine kurulu olsa da, Alisher Usmanov'un bir gün bu kulübün kontrolünü ele geçireceğinden eminim. Onu durdurabilecek tek şey, kendisinden daha zengin bir Arap şeyhi filan olur herhalde. 

6 yorum:

  1. Peki bunun bir orta yolu falan yok mu? Usmanov gelirse ve yerine yine bu mantığı devam ettirecek bir teknik direktör -tabi transferde yapan- bulunmaz mı? Arsene Wenger gidince bütün bu şeyler son bulacak yani? Arsenal'ı bu projeyle tanıyan birisi olarak bu bana ütopik geliyor. Çünkü ben Arsenal'ı bununla tanıdım ve bu sayede sempati duymaya başladım. Her şeyin biteceği manasına mı geliyor bu yazın?

    YanıtlaSil
  2. genclik projesinin son bulacagi kesin ve bana utopik gelen de ba$arili olamayacagi 6-7 kere kanitlanmi$ bir projeye devam etmek zaten..

    $u an chelsea ve city'e bakarsan, genc oyunculara kadrolarinda hic yer olmadigini gorursun.. usmanov'un patronlugundaki bir arsenal de farkli olmayacaktir.. cunku, usmanov'un derdi kupa kazanmak olacaktir, denilson ile diaby'nin kariyerlerini kurtarmak degil..

    wenger'in ayrilma sebebi de bu zaten.. biliyor ki "ben denilson'a 5 senelik kontrat verecem" dediginde, usmanov onu daha cumlesini bitirmeden kovar.. tepesinde ba$ari bekleyen bir patron ile cali$mak wenger'i bozuyor anlayacagin..

    YanıtlaSil
  3. Hayır Wenger'i ben de çok severim ve bu takıma onun sayesinde sempati duydum ama Wenger sapkınları yüzünden düşman kesildim adama. Yaptıkları evet bu takımı Arsenal yaptı ama bu yaptığı yanlışlara göz yumacağımız anlamına gelmiyor. Özellikle Türkiye'de çok yapılıyor bu. İngiltere'deki durumu bilmiyorum ama yuhalamalar başladığına göre orada daişler biraz değişi sanırım.

    YanıtlaSil
  4. "Sat bana, kar et ve ülkene dön!" diyor Özbek sith lordu. hehhehheh :)

    YanıtlaSil
  5. arsenal arshavin transferini yaptığı günlerde iyiye gidiyordu.
    gençlerin yanına birkaç yıldız eklenebilirdi.
    ama sonrasıda PARA HARCAMAMA dönemine girildi.
    yetmezmiş gibi oyuncu SATMA derdine düşüldü.
    adebayor,toure gibi 2 kaliteli isim kaybedildi.
    bu zaten fabregas,nasri gibi yıldızları etkiledi.projeye inanç yok oldu.
    halbuki en azından satıp 40m euro kar ederken bu parayla gidip ajaxtan luis suarez'i almak yada satılığa çıkan robben,sneijder 2lisinden en azından birisini almak gibi hamleler yapılabilirdi.
    oyuncu satıp borçları kapamak yerine oyuncu satarak gelen parayla oyuncu alınmalı borçlar artırılmadan yola devam edilmeliydi.
    şampiyonlar liginde,premier ligde gelecek şampiyonluklar robben gibi belki bir yıldız bulunarak tribüne çekilecek taraftar,uzakdoğudaki profilin artırılmasıyla forma satışı geliri artırımı gibi BAŞARI ELDE EDİNCE GELEN BÜYÜK GELİRLER ile borç kapatılmalıydı.
    hatta belkide borç falan kapatılmamalıydı.
    rakiplerin manu,liverpool borç içerisinde para harcamaya devam ederken o seviyede borçla idare edilebilirdi belki de ...

    YanıtlaSil
  6. oyuncu satayım 10-20m euro kar edeyim
    chamack'ı bedavaya alayım daha iyisini alcağıma diyerek 10m euro kar elde etme yoluna gitti wenger.
    ama bu pahalıya patladı...
    fabregas-nasri ikilisi bu yüzden ayrılmak istedi klüpten.
    bu 2 genç oyuncunun toplamda 100m euro değeri vardı belkide bugünkü piyasada ama 50-60'a gittiler ...

    YanıtlaSil