1 Eylül 2011 Perşembe

Yetmez Ama Evet

Ne yalan söyleyeyim, transferin bitimine 3 saat kala Arsenal, Benayoun ile anlaştığını açıklayınca bir ümitsizlik almıştı beni. Sonra, Moyes "Arteta, transferini istedi" diye açıklama yaptı; yarım saat sonra da anlaşma resmilik kazandı. Gerçi, akşam 6 gibi Arteta'yı Arsenal tesislerinde gören görgü tanıklarına göre, bu iş çoktan bitmişti ancak resmi site olayı açıklayana kadar kimse emin olamadı. Son 4 güne 5 transfer sığdıran Arsenal'in transfer döneminin özeti de şöyle oldu.
Gidenler
Bu yaz takımdan ayrılanların değerlendirirken, Cesc ve Nasri'yi bir yana, diğerlerini bir yana koymak gerek. Arsenal'in, bir operasyona ihtiyacı olduğunu uzun süredir söylüyorduk ve takımdan ayrılan 12 oyuncunun 10 tanesine hiç bir itirazım yok. Eboue, Denilson, Vela, JET ve Traore gibi adamlar zaten yıllardır "Biz Arsenal kalitesinde değiliz" diye bağırıyorlardı. Denilson ve Vela'nın satılmış olmasını tercih ederdim ama Arsenal'in ödediği ücretlerin yüksekliği bu transferlere mani oldu. Clichy'nin gidişi bende biraz endişe yaratmıştı ancak Santos transferiyle onun eksiği fazlasıyla kapatılmış oldu. Bartley ve Lansbury'nin kiralık gidişleri bana sürpriz oldu diyebilirim. Bu sene her ikisinin de A takım için mücadele etmelerini bekliyordum. Joel Campbell, çalışma izni çıkamayınca Fransa'ya yollanmak zorunda kaldı. Bendtner ise, son dakikada Sunderland'e kiralık gitmeyi başardı. 6 aydır takım bakan Danimarkalı'nın Newcastle, Stoke ve Sunderland'ten başka hiç bir ciddi teklif almamış olması sanırım kendisine biraz ders olmuştur. Biraz burnu sürtülse hala adam olma potansiyeli var Bendtner'de. Umarım, Birmingham'da da beraber çalıştığı Steve Bruce bunu yapmayı başarır. 
Gidenlerin ikinci kısmı olan Cesc ve Nasri ikilisi ile ilgili daha önce uzun uzun yazdım. Nasri, Arsenal'den ayrılmayı 2 senedir planlıyordu ve bu amacına ulaşmak için kendisine önerilen kontratların tamamını reddetti. Geçen seneki süper formunun sebebi de "kontrat sezonunda" olmasıydı. City, gibi yağı bol bulmuş bir kulübün ona önereceği astronomik rakamlara Arsenal'in yaklaşması mümkün değildi ve Nasri de muradına ererek takımdan ayrıldı. Fransızın ayrılışı tamamen 'duygusal' iken, Fabregas'ın ki harbiden duygusaldı. Kaptanın ayrılışı, Wenger'in 2005'te düğmesine bastığı gençlik projesinin de sonu oldu ki, o dönemde takıma kazandırılan adamlardan geriye sadece Walcott ve Diaby kaldı. 

Özetle, Arsenal'in, Cesc hariç giden oyuncuların hiçbirisi arayacağını sanmıyorum. Nasri'yi belki yetenek olarak arayabilirler ancak kişilik olarak yeri en kolay dolacak adam da o. 

Gelenler
Bundan 1 hafta önce bana, "Wenger transfer kapanmadan, tamamı 26 yaşın üzerinde 5 adam alacak" deseydiniz; büyük ihtimal zılgıtı yerdiniz. Arsenal'in en az 5 transfere olduğunun hepimiz farkındaydık ama Wenger'in de para harcama konusundaki kararsızlığı dünyaca ünlüydü. Fransız ne yaptı etti yine cüzdanına elini fazla atmadan transferi kapattı. 27 milyona malolan son 5 transfer sonrasında, Arsenal'in bu sezonki bonservis rekoru, 12 milyonluk ücretle 17'lik Chamberlain'e geçti ve takım sezonu -£20m gibi bir harcamayla kapattı. 

Yapılan transferlerden mutlu olsam da yazının başlığını "Yetmez" diye atmamın sebebi de burada yatıyor aslında. Son derece sağlıklı bir ekonomisi olan ve 12 oyuncuyu yollayarak bir araba dolusu kontrat yükünden kurtulan Arsenal, neden transferden kar etmeye çalışıyor? Yani, o kalan £20m'in üzerine biraz daha konulsa M'Vila transferi bitecekti. Ya da AOC hiç alınmayıp eldeki £32m ile Hazard transfer edilebilir; hem taraftar coşturulur; hem transfer 0 zararla kapatılırdı. 

Bu kadar transferden sonra hala şikayet ediyormuşum gibi görünüyor ancak eğer olur da bu takım tutarsa, yarın yine bazı başarıların ucundan dönülmesinden korkuyorum. Arsenal ligde ayağa kalkarsa, Hazard gibi bir yıldızı olmadığı için United ve City'nin kılpayı arkasında kalmasını görmek istemiyorum. Çok önemli bir Şampiyonlar Ligi eşleşmesi öncesi sakatlanan Song'un yedeği olmadığı için, takımı Avrupa'ya veda ederken izlemek istemiyorum. Arsenal bu yaptığı transferle belki gediklerini kapattı; ancak rakipleriyle kıyaslandığında hala bir adım geride kaldı. M'Vila, Hazard, Götze gibi bir oyuncu belki bu son adım olabilirdi ancak Wenger ve Arsenal yönetimi, başladıkları işi yine yarım bırakarak, bu son adımı atmadılar.  
Santos ve Mertesacker'in transferlerinden daha önce bahsettiğim için uzun uzadıya yazmayacağım. Her ikisi de dünyadaki en iyi defans oyuncuları değiller ancak Arsenal'in defans dörtlüsünün ihtiyacı olan adamlar oldukları kesin. Uzun yıllar sonra ilk defa çok dengeli bir geri dörtlü izleyeceğiz bu sene. Umuyorum, şu an takımın en ve belkide tek formda oyuncusu olan Vermaelen'in liderliğinde, Mert'in fiziksel dominasyonu, Sagna'nın istikrarı ve Santos'un ofansif katkısıyla, sağlıklı kaldığı sürece sorunsuz olacak bir defans ortaya çıkacak. Bu açıdan defansa yapılan katkılardan memnun olduğumu söyleyebilirim. 

Benayoun ve Arteta transflerinden sonra Arsenal orta sahası biraz kapalı bir kutu halini aldı gibi. Arteta, Cesc'in boşluğunu tam olarak dolduramayabilir ancak dünya üzerinde bunu yapacak kaç oyuncu var o da tartışılır. Arteta'nın, Cesc'e göre en büyük avantajı, yıllarca Everton gibi sert bir takımda forma giyerek oyununun fiziksel yanını da geliştirmiş olması. Fabregas'ın son 2 senenin yarısını sakat geçirerek iyiden iyiye ürkek bir oyuncu hale geldiğini hatırlarsak, orta sahadaki bu fiziksel varlığın takıma yararlı olacağını söyleyebiliriz. Arteta'nın diğer bir avantajı, kıtadan gelecek herhangi bir oyuncuya göre Premier Lig'e daha hazır olması. 

Cesc'in yerinin dolmayacağını söyledim ancak aslında bu çok da imkansız bir şey değil. Şöyle ki, Fabregas, genç yaşta kendini Arsenal'in kaptanı, yıldızı ve lideri olarak buldu ve teknik olarak çok üst düzey bir oyuncuya dönüşmüş olsa da, liderlik vasıfları konusunda hep sınıfta kaldı. Bu zayıflığın sebebi, Cesc'in bu sorumluğu çok erken almasına da bağlanabilir, kendisinin kişiliğinin böyle bir role uygun olmadığına da. Sebep ne olursa olsun, Fabregas'ın lideri olduğu takımı, kriz anlarında hiç bir zaman ayağa kaldıramadığı ve Arsenal'in saha içindeki lidersizlikten çok çektiği bir gerçek. Arteta, Cesc'in yeteneklerini birebir dolduramayabilir ancak eğer takıma ihtiyacı olan liderliği getirebilirse, yaratacağı sinerji ile Fabregas'ın yıllarca yapamadığı etkiyi yapabilir. Everton'da izlediğim Arteta, çok üst düzey liderlik vasıflarına sahip bir adam değildi ancak Arsenal'e transferi, futbolunu en üst düzeye çıkarması için eline geçecek son fırsat. Umuyorum bunu iyi değerlendirir ve yanındaki iki genç Wilshere ve Ramsey ile birlikte büyük başarılara imza atar. 

Eğer Arsenal, Arteta'yı almasaydı; Benayoun'dan "kötü transfer" diye bahsedecektim. Arteta imza attı; Benayoun bir anda "iyi transfer" oldu. Bu dönüşümün sebebi tabi ki basit. Eğer Benayoun, Cesc'in yerini dolduracak adam olarak alınsaydı, bu beklentinin altında ezilip hiç verimli olamayacaktı. Arteta, bu sorumluğu üzerine alınca, Benayoun "takım oyuncusu" hüviyetiyle Arsenal'e katılmış oldu ki, bence bu anlamda gayet iyi bir transfer. Sakatlıklar, Liverpool'daki sorunlar ve Chelsea'nin kadro yapısı, İsrailli'nin son bir kaç yıldır kendini göstermesini engelledi, ancak aynı Arteta gibi, o da futbolunu en üst düzeyde kanıtlamak için iyi bir fırsat yakalamış durumda. Orta üçlünün Arteta, Wilshere ve Song'dan oluşacağı kesin gibi olduğundan, kendisini Walcott ile forma savaşı vermesini bekleyebiliriz. Benayoun, Walcott kadar hızlı olmayabilir ancak oyun vizyonu ve bitirici pas yeteneğiyle, formayı genç rakibinin elinden alacağını tahmin ediyorum. 

Transfer, Arsenal için zorlu bir dönem olmuş gibi gözükse de, asıl çalışma şimdi başlıyor. Kadroya geç katılan oyuncuların 4 tanesi direk ilk 11'e girecek ve bu köklü değişimin sonuçlarının alınması biraz zaman alacak. Üstelik, ortada lige felaket başlayarak güven olarak dibe vurmuş bir takım da var. Son 3-4 aydır; bütün yazıları 'kadro krizi' domine etti ama Swansea maçından başlamak üzere tekrar futbol konuşmaya geri dönebiliriz sanırım. Tabi ki, her kötü sonuçtan sonra "Ah M'Vila'yı, Hazard'ı, Götze'yi alsaydın!" diye Wenger'e sallama hakkımı da saklı tutuyorum. 

1 yorum:

  1. Bence tranferin en büyük bombası bendtner gitti daha ne olsun :D
    Bu tranferler için Man Utd'ye teşekkürlerimi sunuyorum eğer her farkta 4 5 kişi alacaksak bence arada böyle farklar yememiz lazım :D

    YanıtlaSil