11 Eylül 2011 Pazar

Kuğu Gö*ü

Tablo oldukça tanıdık. Arsenal'in, rakip kim olursa olsun, kendi sahasındaki maçları domine ettiği günler çoktan geride kalmış, Premier Lig'e yeni çıkmış ve ilk 3 maçında gol atamamış bir Swansea bile, Emirates'e gelip ev sahibine kafa tutabiliyor. Yapılan transferlerle taraftarın gözü boyanmaya çalışılsa da, Arsenal'in Premier Lig'de iddialı olacak güçte olmadığı çok açık.

Bir istatistik vererek başlayayım yazmaya. Swansea'nin hediye ettiği topu Arshavin'in boş kaleye yuvarlamasını saymazsanız, Arsenal'in kaleyi bulan ilk şutunu görmek için, 83. dakikada Chamakh'ın kafasını beklemeniz gerekiyordu. 93'te Gibbs'in şutunu buna eklerseniz 2'ye, yani Arsenal'in, Premier Lig'e yeni çıkmış Swansea'ye karşı, kendi sahasında kaleyi bulan şut sayısına ulaşıyorsunuz. Bu performansın tek kelimelik bir tanımı var ki o da 'Skandal'.
Arsenal hücumunun gol umudu olan RVP'nin pas ve şut grafikleri yukarıda. Bu tablolara baktığımda, ilk dikkatimi çeken şey, Van Persie'nin ceza sahasında hiç bir şey yapmadığı. Takımın en ucundaki adam, rakip ceza sahasında hiç bir şey üretemezse, Arsenal gol atmak için rakip kalecinin hediye edeceği topa muhtaç kalır tabi ki. Eğer United maçını izlediyseniz, Hernandez'in arkasında ikinci forvet olarak oynayan Rooney'in de ceza sahası dışarısında bir çok pas yaptığını, ancak takım pozisyona girdiğinde hep doğru yerde bitiverdiğini görürsünüz. Arsenal hücum ederken, RVP ya hep yanlış yerde yakalanıyor yada o doğru yerde olduğu zaman iki kanat oyuncusu Walcott ve Arshavin doğru pası atamıyor.

Yanlış anlaşılmasın, Arsenal hücumunun verimsizliğini tamamen RVP'ye bağlamak gibi bir niteyim yok. Aksine, ileri üçlünün bana göre en iyi adamı RVP idi. Yanındaki iki kanat oyuncusu hiç bir şey üretemiyorken, Van Persie'nin tek başına yapabilecekleri tabi ki kısıtlı olacak. Dünkü maçta, Walcott özellikle berbattı. Sezon başından beri, kendisinde anlayamadığım bir sinir, bir çirkeflik hali var. Maç boyunca hakemle dalaşmaktan, sağa sola sataşmaktan futbol oynayacak vakti kalmıyor. Dün 90 dakika boyunca yaptığı 30 pasın 11 tanesini rakibe verdi, 12 tanesi de geriye doğru oynadı. Yani Arsenal'i ileri taşıyacak adamların başında gelen Walcott'un ileri doğru yaptığı başarılı pas sayısı 7 idi. Genelde böyle berbat pas yüzdeleri tutturan adam Arshavin daha derli toplu gözükse de, bal yapmaktan yine uzaktı. Onun da, ceza sahası içerisine yaptığı isabetli pas/orta sayısı sadece 1 idi.

Hücum hattının etkisizliğinin, Arsenal'in skor üretemeyişindeki etkisi büyük de olsa, orta sahanın da üzerine düşeni tam olarak yaptığını söyleyemem. Mikel Arteta, daha ilk maçını oynadı ve performansı genel olarak olumluydu. İspanyol, daha ilk dakikada Ramsey'e güzel bir pozisyon hazırladı ancak Ramsey topu yörüngeye oturtarak bu şansı harcadı. Oradan sonra da Arteta, rakip defansı yaracak adam gibi gözüktüyse de, takım arkadaşları kendisine ayak uyduramayınca çok da etkili olamadı. Bu verimsizliğin asıl sorumlusu, Arteta'nın yanında oynayan Ramsey'di bana göre. Sezon başlayıp ilk 11'e yerleştiğinden beri, Galli oyuncunun Arsenal kalibresinde olup olmadığına dair ciddi soru işaretleri ortaya çıkmış durumda. Her ne kadar Wilshere'ın iyileşmesiyle kendisi kulübeye dönecek olsa da, bana göre şu anki formuyla Ramsey, Arsenal orta sahasının yükünü kaldırmaktan çok uzak. Yukarıdaki grafiklerden Arteta ve kendisinin maç boyunca attığı paslara bakarsanız, Ramsey'in sürekli olarak yana oynadığını ve ceza sahası çevresinde neredeyse hiç bir olumlu pası olmadığı görürsünüz. Genç oyuncunun bu eksikliğinin bir süredir farkındayız, ancak ben, takıma yerleşip kendine güveni arttıkça bunun ortadan kalkacağını da düşünüyordum. Nitekim, Ramsey'i Galler Milli Takımı formasıyla izlerseniz, bu tip pasları çatır çatır attığını görürsünüz. Eğer, benzer bir formu Arsenal formasıyla da yakalayamazsa, kısa sürede kendisini hem Wilshere'in hem de Benayoun'un arkasında yedek beklerken bulabilir. 

2 hafta önce 8 köşe olmuş Arsenal için, dünkü maçı gol yemeden bitirmek önemliydi. Per Mertesacker'in katılımıyla toparlanacak diye beklediğimiz defans, Vermaelen'in sakatlığıyla yine eksik hale düşmüş oldu ancak dünkü performansları fena değildi. Mertesacker'in tek bariz hatası, 7. dakikada sağdan gelen ortaya, Danny Graham'ın ayağını sokmasını engelleyemeyişi oldu ki, Sczcesny mükemmel bir kurtarışa imza atarak kendisini kurtardı. Aynı Szcz, 92'deki Swansea kornerinde boşa çıkarak neredeyse rakibe 1 puan hediye ediyordu. Bana göre, Mert'in katılımıyla biraz ağırlaşmış durumdaki Arsenal savunmasının sahada alacağı pozisyon biraz daha derin olmalı. Wenger'in yıllardır orta sahaya yakın kurduğu defans hattı, şu anki personeli ile, rakip arakasına top attığında geri koşmakta çok zorlanacak. Özellikle, sol bek oynayan Gibbs'in, sürekli olarak pozisyon hatası yapıp, bölgesini maymun g*tü gibi açıkta bıraktığını hesaba katarsanız; stoperler ağır kaldığı zaman kademeye girecek tek adam Sagna kalıyor. Wenger'in, Gibbs'i bir an önce kenarı oturtup Andre Santos'u bu bölgeye monte etmesi gerek. Bu arada her iki Arsenal bekinin de, Man Utd maç kasetleri izleyerek orta yapmayı öğrenmesi gerek ki, dün, Gibbs ve Sagna'nın toplam 11 orta denemesinin 9'u rakibe gitti. Gerçi bu istatistiğin kötü olmasında, Arsenal'in rakip ceza sahasında adamının olmayışının da payı büyük. 

Biliyorum, bir çok Arsenalli, yeni transferlerle beraber yeni bir sayfa açmak istiyor. Takımın, üstüste alacağı galibiyetlerle lige tekrar ortak olmasını bekliyor. Bana göre, kimse boşuna ümitlenmesin. Arsenal, geçen sene Cesc ve Nasri'li kadrosuyla ligi 4. bitirdi; Arteta ve Gervinho, bu ikilinin yerini doldursa bile takımın seviye atladığını söylememiz zor olur. Kadro krizi, Arsenal'in problemlerinden sadece birisiydi ve 5 transfer bunu çözmüş olsa bile (ki bence çözmedi) daha yapılacak çok şey var. Wenger, son 3 senedir aynı diziliş ve taktiklerle oynuyor ve bu sürede takımın hücumdaki etkinliği her geçen gün geri gitti. Rakip ceza sahası önünde verkaçlarla, duvar pasları ve öldürücü arapaslarla şov yapan Arsenal'den artık eser yok. Dün akşam da, Swansea bir gol hediye etmeseydi, büyük ihtimal maç başladığı gibi bitecekti. Wenger'in bir an önce takımda bazı köklü taktiksel değişiklere gitmesi gerekiyor. Aynı takım, aynı diziliş, aynı taktik ve hatta aynı oyuncu değişikleriyle nereye kadar diyeceğim ama biz son 6 senede aynı hataları yapmaktan bıkıp usanmamış bir adamdan bahsediyoruz. Bana göre, Wenger'in elinde Arsenal'i başarıya götürecek bir reçete yok ve kulübün içerisinde ona bu konuda yardımcı olacak hiç kimse kalmadı. Şampiyonlar Ligi'nin başlaması ve İngiliz kışının üzerimize çökmesiyle, çok daha zorlu geçecek bir periyod Arsenal'i bekliyor ve Wenger'in son 6 senedeki tek başarısı olan "Şampiyonlar Ligi'ne kalmak" da o kadar kesin gözükmüyor. Takımın, Aralık ayının ilk haftasına kadar oynayacağı maçlara bakarsanız, iki Londra derbisi haricinde nispeten daha 'kolay' bir fikstürü olduğunu görürsünüz. Umarım Arsenal, bu periyodu minumum kayıpla geçerek, fikstürün daha zorlaşacağı Aralık sonrasına kendini toparlamış bir şekilde girer. Aksi takdirde, 2012, Wenger için berbat bir yıl olabilir. 

*t

1 yorum:

  1. Bence arsenalin yapması gereken ilk şey 4 3 3 ü bırakmak ya olmuyo abi wenger bu taktikten anlamıyo ben ne zaman maç içinde falan 4 4 2 oynadığını göreyim takır takır oynuyolar bizim ortasadaki 3. adam ne yapacağını bilmiyo hatta 2008 de eduardonun ayağı kırılana kadar 4 4 2 oynayıp coşuyoduk bi 4 3 3e geçtik takım ümit vaadetmeyi bıraktı iğrenç bişey oldu akıcı pas trafiğini o zamandan beri göremiyom birinin wengere yeter artık barçaya chelseaye özenme özüne dön 4 4 2 ye dön demesi lazım :D

    YanıtlaSil