11 Ağustos 2011 Perşembe

Cesc Tamam, Nasri Kapıda

Futbol tarihinin en uzun transfer hikayelerinden birisi sona ermek üzere. Barcelona’nın 30+6 milyon euro'luk teklifinin üzerine, Fabregas’ın da Barca’dan kazanacağı primlerin 5 milyonunu Arsenal’a vermeyi kabul etmesi eklenince, Arsenal’in istediği rakam olan 40 milyon pound'a iyice yaklaşılmış oldu. Londra’dan gelen haberler, Fabregas’ın kulüpteki eşyalarını toplamaya başladığı ve transferin açıklanmasının an meselesi olduğu yönünde.

Bu transfere Arsenal taraftarının vereceği tepki genelde “bitti de kurtulduk” şeklinde olacak. Nitekim, bir Barcelonalı oyuncuyu daha “Cesc bizim DNA’mız” diye açıklama yaparken görmeye kimsenin tahammülü kalmadı. Cesc’in Arsenal takımındaki yerinin hepimiz farkındayız ve onun yerini doldurmanın çok zor olacağı da açık. Ancak bir oyuncu, transferinin gerçekleşmesi için kendi cebinden 5 milyon euro vermeye razıysa, artık ondan Arsenal’e katkı yapmasını beklemek haksızlık olur. Bu arada, “Biz dünyanın en iyisiyiz” diye ortalıkta gezen ve Fabregas’ı çok istediklerini 2 senedir her gün sayıklayan Barcelona’nın, Cesc’ten gelecek 5 milyon euro’ya muhtaç olması da ayrı bir komedi. Bana göre Cesc Barça’yı, Barça’nın onu istediğinden daha çok istiyor. Umuyorum yüksek tuttuğu beklentileri  hayal kırıklığıyla sonuçlanmaz.

Arsenal açısından ilginç olan, takım içerisinde Cesc’in boşluğunu doldurmaya ilk aday olan Nasri’nin de ayrılışının an meselesi olması. İngiliz medyasında City’nin teklifini £25m seviyesine çektiği haberleri yer aldı ve Arsenal’in 9 ay sonra serbest kalacak bir oyuncu için yapılan bu teklifi geri çevirmesi tek kelimeyle “delilik” olur. Zaten Nasri de artık gemileri yakmış durumda, ki geçen hafta Wenger ile kavga ettikten sonra Portekiz’e “sakat” diye götürülmemesine rağmen, dün Fransa Milli Takımı’nın ilk on birindeydi. Belli ki Wenger’in hayali sakatlar listesine bir kez girdiniz mi, geri dönüş zor oluyor. 

Cesc’in boşluğunu dışarıdan doldurmak zorunda kalacak gibi gözüken Arsenal’in, şu ana kadar basına yansıyan tek girişimi Valencia’lı Juan Mata. Wenger’in Temmuz ayı içerisinde €20m’a bitirme fırsatını teptiği Mata’nın piyasası, Tottenham’ın ve diğer birkaç kulübün da araya girmesiyle biraz yükselmiş durumda. Üstelik şimdi Valencia, Arsenal’in Fabregas’ın yerini doldurmak zorunda olduğunu, yani transfere muhtaç duruma geldiğini de biliyor. Bu transfer gerçekleşir mi bilmiyorum ancak Valencia’nın 30 Ağustos akşamına kadar pazarlığı bırakmayacağına eminim. Mata için €20m’un üzerinde verilen her kuruş, Wenger’in yapmadığı transfeler yüzünden kulübe attığı kazıklar listesine eklenecek.

Gidiyor diye kötülemek gibi olmasın, ancak Fabregas’ı fiziksel ve mental olarak %100’ünde göreli çok uzun zaman oluyor. Son 2 senedir baldırındaki sakatlık her geçen gün daha kötüye giden ve düzenli olarak önemli maçları kaçırır hale gelen Fabregas’a, belki İngiltere’ye göre çok daha yumuşak olan La Liga iyi gelir. Cesc’in aklı uzun süredir zaten Barça’daydı, bunun üzerine fiziken de zorlanışı eklenince bu ayrılık kaçınılmaz hale geldi. Normal şartlarda, “Arsenal büyük kulüp, herkesin yeri dolar” diye düşünürdüm, ancak Wenger’in son 6 senede ayrılanların yerini doldurma karnesine bakınca karamsarlığa sürüklenmeden edemiyorum. Aslında Cesc ve Nasri’nin ayrılışı, Arsenal’in ihtiyacı olan değişim operasyonunun başlangıcı olarak kullanılabilir, bu satışlardan gelecek 65 milyon pounda yakın para, takımın iskeletinin baştan aşağı yenilemek için kullanılabilirdi. Bu tren hala da kaçmış değil ama içimden bir ses Wenger’in bu değişimi yapmak için yanlış adam olduğunu söylüyor. Bana göre gidip tecrübeli birkaç oyuncu almak yerine yine bütün umudunu Wilshere, Ramsey, Chamberlain gibi gençlere yükleyecek ve biz de “potansiyeller” olgunlaşsın diye bir 5 sene daha bekleyeceğiz. 5 senenin sonunda, Barça gelip Chamberlain’i, Man Utd Ramsey’i, City’de Wilshere’i elimizden alacak. Ondan sonra bu kısır döngü yeniden başlayacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder